1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Yargıtay
  4. Yargıtay Kararları
Yargıtay Kararı

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/13079 E., 2026/5238 K.

Yargıtay 21.04.2026 Sayı: 2025/13079 E. - 2026/5238 K. 10. Hukuk Dairesi

10. Hukuk Dairesi 2025/13079 E. , 2026/5238 K.

\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI\t: 2024/672 E., 2024/685 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Kaynarca 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

SAYISI\t: 2015/331 E., 2023/446 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmek ve davacı vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 29.04.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davacı adına Av. .. .. ile davalılar adlarına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Eksiklik ikmal edilerek dosyanın yeniden Dairemize gönderilmesi üzerine, Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili özetle; müvekkilinin davalı gerçek kişi ...’e ait iş yerinde çalıştığı sırada 22.12.2012 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğradığını, kazanın davalıların kusurlu davranışlarından kaynaklandığını ileri sürerek dava dilekçesinde 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.

Davacı vekili 20.12.2022 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat istemini 1.501.000,00 TL’ye artırmış ve başvuru harcı da yatırmak suretiyle 300.000,00 TL manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Devam eden aşamada 05.09.2023 tarihli hesap raporunun alınmasından sonra davacı vekili 07.09.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat istemini 2.150.244,88 TL’ye artırmıştır.

II. CEVAP

Davalılar vekili özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davacının iş kazası nedeniyle %57,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın oluşumunda davacının %30, davalıların birlikte %70 oranında kusurlu oldukları kabulünden hareketle maddi tazminat isteminin kabulü ile davacı lehine 2.150.244,88 TL maddi tazminat, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile davacı lehine 200.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurularının ikinci talep arttırımının mümkün olmadığından bahisle kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu kapsamda davacı lehine 1.501.000,00 TL maddi tazminat ile 200.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine hükmedilmiştir.

V. TEMYİZ

A.Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 20.12.2022 tarihli dilekçe tarihi itibarıyla dosyada hesap raporu bulunmadığını, ilk hesap raporunun 05.09.2023 tarihinde alındığını, bu rapordan sonra 07.09.2023 tarihli talep artırım dilekçesinin verildiğini, maddi tazminat isteminin 2.150.244,88 TL olarak kabul edilmesi gerektiğini ve hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının kaza tarihinde ... Teknolojileri Merkezi-... şahıs şirketinde sigortalı olarak çalıştığını, sonradan şirketin tür değiştirdiğini ve ...Mühendislik Hiz. San. Tic. A.Ş.’ye, daha sonra da ...Mühendislik Hizmetleri A.Ş.’ye dönüştüğünü, bu husus dikkate alındığında İş Kanunu’nun 6. maddesi gereğince ...’ün iş kazasından sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davacı tarafça dava dilekçesinde manevi tazminat talep edilmediği hâlde sonradan ıslah yoluyla manevi tazminat istendiğini ve Mahkemece bu talep hakkında hüküm kurulduğunu, dava dilekçesinde yer almayan manevi tazminat talebinin ıslah yoluyla davaya dâhil edilmesi mümkün olmadığından kararın hatalı olduğunu, kazanın meydana gelmesindeki kusur oranlarının dosya kapsamına uygun belirlenmediğini, davalı tarafa yüklenen kusurun hatalı olduğunu ve hükme esas alınan kusur raporuna göre karar verilmesinin isabetsiz olduğunu, davacının sürekli iş göremezlik oranının hatalı belirlendiğini, davacı düz işçi olduğu hâlde betonyer makinisti gibi değerlendirildiğini, grup numarasının hatalı esas alındığını ve yönetmeliğin 23. maddesi kapsamında değerlendirme yapılmadığını, ayrıca davacının okur yazar olmasına rağmen psikometrik testlerde gerçeğe aykırı cevaplar verdiği yönündeki itirazlar karşılanmadan, davacı bizzat muayene edilip psikometrik değerlendirmeye alınmadan evrak üzerinden düzenlenen rapora itibar edilmesinin hatalı olduğunu, davacının kaza öncesinde mental retardasyonunun bulunup bulunmadığının araştırılmadığını, ... ve Sağlık Bakanlığı tedavi kayıtlarının yeterince incelenmediğini, davacıda bulunduğu kabul edilen rahatsızlığın ne kadarının iş kazasından kaynaklandığı ve ne kadarının kaza öncesinde mevcut olduğu belirlenmeden %57 sürekli iş göremezlik oranına göre hesap yapılmasının eksik incelemeye dayalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğunu, olayın oluş şekli, tarafların kusur durumu, davacının maluliyet oranına ilişkin itirazlar ve dosya kapsamı dikkate alındığında takdir edilen manevi tazminatın ölçüsüz olduğunu, hükme esas 05.09.2023 tarihli hesap raporunda davacının pasif dönem süresi 14 yıl olmasına rağmen 14... ay üzerinden pasif dönem hesabı yapıldığını, pasif dönem kazancının 11.402,00 TL x 12 ay x 14 yıl = 1.915.536,00 TL olması gerekirken 1.949.740,00 TL olarak hesaplanmasının maddi zararın fazla belirlenmesine neden olduğunu, davacıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri ...’dan sorulmadan bilirkişi tarafından farazi olarak hesaplanan İPSD’nin maddi zarardan tenzil edilmesinin hatalı olduğunu, fiili durum mevcutken ... tarafından bildirilen gerçek ilk peşin sermaye değerinin esas alınması gerektiğini, maddi tazminat hesabının karar tarihi itibarıyla güncel asgari ücret üzerinden yapıldığını ve ayrıca kaza tarihinden itibaren faize hükmedildiğini, bu şekilde yapılan hesaplamanın davacının gerçek zararını aşacak nitelikte olduğunu ve hükmedilen maddi tazminat tutarının fahiş olduğunu, yerel Mahkemece 2.150.244,00 TL maddi tazminata hükmedildiğini, Bölge Adliye Mahkemesince bu miktarın 1.501.000,00 TL’ye indirildiğini, reddedilen 649.244,00 TL maddi tazminat yönünden davalılar lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu konuda hüküm kurulmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B.Değerlendirme ve Gerekçe

1.Davacı vekili ile davalılar vekilinin manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 110. maddesinde düzenlenen dava yığılmasının, diğer bir ifadeyle objektif dava birleşmesinin söz konusu olduğu hâllerde, her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.

Dosya içeriğine göre davacı vekilince 300.000,00 TL manevi tazminat talep edildiği, Bölge Adliye Mahkemesince davacı lehine 200.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı vekili yönünden temyize konu edilen reddedilen 100.000,00 TL manevi tazminat miktarı ile davalılar vekili yönünden temyize konu edilen hüküm altına alınan 200.000,00 TL manevi tazminat miktarı, Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığından, taraf vekillerinin manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan reddine karar verilmiştir.

2. Taraf vekillerinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalılar vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Dosya kapsamından, davacı vekilinin dava dilekçesinde müvekkilinin davalı gerçek kişi ...’e ait iş yerinde çalıştığı sırada 22.12.2012 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğradığını, kazanın davalıların kusurlu davranışlarından kaynaklandığını ileri sürerek dava dilekçesinde 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsilini talep ettiği, davacı vekilinin 20.12.2022 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat istemini 1.501.000,00 TL’ye artırdığı, devam eden aşamada 05.09.2023 tarihli hesap raporunun alınmasından sonra davacı vekilinin 07.09.2023 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat istemini 2.150.244,88 TL’ye ıslah ettiği anlaşılmaktadır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesinde belirsiz alacak davası düzenlenmiştir. Anılan hükme göre, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesi kendisinden beklenemeyen veya bunun imkânsız olduğu hâllerde alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri göstermek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.

Belirsiz alacak davasının kabul edilmesindeki temel amaç; alacağın dava tarihi itibarıyla tam ve kesin olarak belirlenemediği hâllerde alacaklının hak arama özgürlüğünü etkin biçimde kullanmasını sağlamak, zamanaşımının alacağın tamamı yönünden dava tarihi itibarıyla kesilmesini temin etmek ve yargılama sırasında yapılacak inceleme, araştırma veya hesaplama sonucunda belirlenebilecek alacak için ayrıca yeni bir dava açılmasına gerek bırakmamaktır. Bu yönüyle belirsiz alacak davası, özellikle zararın kapsamının başlangıçta tam olarak belirlenemediği tazminat davalarında etkin hukuki koruma ve usul ekonomisi ilkelerine hizmet eden bir dava türüdür.

Belirsiz alacak davasında alacak miktarının yargılama sırasında belirlenebilir hâle gelmesi üzerine davacı, 6100 sayılı Kanun’un 107. maddesi uyarınca iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini artırabilir. Ancak alacağın belirli hâle gelmesinden sonra davacının talebini eksik belirlemesi hâlinde, bundan sonraki yeni artırma istemleri artık alacağın belirsizliğinden değil davacının kendi usulî tercihinden kaynaklanacağından, iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında değerlendirilir.

Öte yandan 6100 sayılı Kanun’un 33. maddesi uyarınca \"Hâkim, Türk hukukunu resen uygulamak zorundadır. Bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme ise Hâkime aittir.\" Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur. Başka bir ifade ile Hâkim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur.

Bu kapsamda iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davalarında zararın miktarı çoğu kez yargılama sırasında alınacak kusur, maluliyet ve hesap raporları sonucunda belirlenebildiğinden, davacının dava tarihi itibarıyla maddi tazminat alacağını tam ve kesin olarak belirlemesi kendisinden beklenemez. Bu nedenle, somut olayın özellikleri de gözetilerek maddi tazminat isteminin 6100 sayılı Kanun’un 107. maddesi kapsamında belirsiz alacak davası olarak değerlendirilmesi; yargılama sırasında maddi tazminat miktarının belirlenmesi üzerine sunulan artırıma ilişkin dilekçenin de kural olarak ıslah dilekçesi değil talep artırım dilekçesi niteliğinde kabul edilmesi gerekir. Dairemizin 19.04.2022 tarihli, 2021/3834 Esas ve 2022/5880 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir.

Bununla birlikte belirsiz alacak davasında talep artırım imkânının bulunması, ıslah kurumunun uygulanmasına engel değildir. 6100 sayılı Kanun’un 176. maddesi uyarınca taraflardan her biri yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. Aynı Kanun’un 177. maddesi uyarınca ıslah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. Bu nedenle belirsiz alacak davasında davacının talep artırım dilekçesi vermiş olması, şartları oluştuğu ve tahkikat sona ermediği sürece sonradan ıslah yoluna başvurmasına engel değildir. Ancak bu ıslah, karşı taraf lehine oluşan usulî kazanılmış hakları ortadan kaldıracak şekilde sonuç doğuramaz. Başka bir anlatımla, talep artırım ile ıslah kurumları birbirinden farklı usulî imkânlar olup, belirsiz alacak davasında talebin artırılmış olması, usulüne uygun ve süresinde yapılacak ıslahı kendiliğinden geçersiz kılmaz.

Somut olayda, davacı tarafça 20.12.2022 tarihli talep artırım dilekçesi verilmiş; devam eden yargılama sırasında alınan 05.09.2023 tarihli bilirkişi hesap raporunda davacının talep edebileceği maddi zarar tutarının 2.150.244,88 TL olarak hesaplanması üzerine davacı vekilince 07.09.2023 tarihli dilekçe sunulmuştur. Bu hâliyle, 07.09.2023 tarihli dilekçenin ikinci kez sunulmuş bir talep artırım dilekçesi olarak değil, 6100 sayılı Kanun’un 1 76... . maddeleri kapsamında ıslah dilekçesi olarak değerlendirilmesi gerekir. Bölge Adliye Mahkemesince, 07.09.2023 tarihli ıslah dilekçesi gözetilerek karar verilmesi gerekirken, yargılamada ikinci kez talep artırımı yapılamayacağı gerekçesiyle davacı lehine 1.501.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesi isabetsiz olmuştur.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle,

1.Taraf vekillerinin manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan REDDİNE,

2.Davalılar vekilinin manevi tazminat istemi hakkında kurulan hüküm dışındaki diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE,

3.Davacı vekilinin manevi tazminat istemi hakkında kurulan hüküm dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine; 07.09.2023 tarihli ıslah dilekçesine değer verilmesi gerektiğine yönelik temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

4.Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,

5.Aşağıda yazılı temyiz karar harcının davalılardan alınmasına,

6.Davacı avukatı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bordro ve SGK

Bordro, prim, teşvik ve SGK bildirgeleri konusunda sorunuzu SMMM ekibimize iletin.

Mali müşavirlik hizmetimiz

Mesajınız SMMM ekibimize iletilir.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı