1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Yargıtay
  4. Yargıtay Kararları
Yargıtay Kararı

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/12960 E., 2026/4910 K.

Yargıtay 16.04.2026 Sayı: 2025/12960 E. - 2026/4910 K. 10. Hukuk Dairesi

10. Hukuk Dairesi 2025/12960 E. , 2026/4910 K.

\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI\t: 2024/1810 E., 2025/1364 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Gelibolu 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

SAYISI\t: 2020/368 E., 2023/728 K.

Taraflar arasındaki meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA\t

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ..ın, 1997 yılında, .. ... Bakım Merkez Komutanlığında, .. Üretim ve Bakım İşçisi olarak çalışmaya başladığını. Hala da aynı iş yerinde değişik departmanlarda ancak benzer işleri yapmak üzere çalışmaya devam ettiğini. Müvekkilinin yaptığı iş nedeniyle; tüm vücut üzerinde aşırı yüklenme, ağır kaldırma, kol gücü harcanarak kaldırma çevirme, çekiçle şekil vermeden kaynaklı, bilek, dirsek, kol ve omurga postürün de fiziksel sağlık sorunları yaşandığını, bunların bir kısmı ameliyat bir kısmının ise başka yöntemler ile çözülmeye çalışılmış olduğunu ancak tam anlamıyla bir iyileşme gerçekleşmediğini, taşlama ve boya püskürtme ve kurşun kimyasal maddesi ile çalışılması nedeniyle vücutta biriken bir kısım metaller nedeniyle de solunum yollarında ve yine kanda biriken ağır metaller nedeniyle sağlık sorunları yaşandığını hala da yaşanmaya devam ettiğini, 15.09.2010 tarihinde, sürekli iş göremezlik raporu verildiğini, 15.09.2010 tarihine kadar müvekkiline sağlık durumuna ilişkin kesin ve kati bir sağlık raporu verilmediğini, bu itibarla sürekli iş göremezlik raporunun verilmesi tarihinden sonra süresi içinde işbu davayı açtıklarını, müvekkilinin, değişik hastanelerde tedaviler gördüğünü ve halen de meslek hastalığı nedeniyle tedavi görmeye devam ettiğini, bu nedenlerle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, yargılamaya ilişkin keşif ve bilirkişi incelemeleri neticesinde müvekkilinin maddi zararının tam ve kesin olarak belirlenmesi ile birlikte arttırılmak üzere şimdilik 1.000 TL bedensel meslek hastalığı nedeniyle maddi tazminat, 50.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 51.000 TL’lik tazminat miktarının maluliyet tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ilişkin işbu davayı açmış olduklarını, davanın kabulü ile yargılamaya ilişkin keşif ve bilirkişi incelemeleri neticesinde müvekkilimizin maddi zararının tam ve kesin olarak belirlenmesi ile birlikte arttırılmak üzere şimdilik 1.000 TL bedensel maluliyet nedeniyle maddi tazminat, 50.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 51.000 TL’lik tazminat miktarının maluliyet tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinden sonra açılmış olduğunu, tazminat davalarında zamanaşımı zararın öğrenildiği tarihten itibaren başladığını ve 10 yıl olduğunu, meslek hastalıklarında ise bu sürenin meslek hastalığının tespit edildiği tarihten itibaren başladığını, ilk tespit tarihinin üzerinden 10 yıl geçmekle tazminat davası açma süresinin geçmiş olduğunu, davanın bu yönden reddi gerektiğini, davacının .. ... .. Merkez Komutanlığında çalışmaya başladığını, işe girişinden önce 09.07.1987-09.07.1997 tarihleri arasında .. .. .. .. Atölyesinde 10 yıl çalıştığını, daha sonra davalı kurumda işe girdiğini ve çeşitli birimlerin çeşitli kademelerinde görev yapmış olduğunu, davacının 03.01.2000- 12.07.2007 tarihleri arasında görevlendirilmiş olduğu .. depo kısmında yaptığın işin yalnızca malzeme giriş çıkışları ile ilgili evrakları düzenlemek olduğunu, fiziksel olarak herhangi bir malzemeyi taşımadığını ve burada malzemelerin forkliftlerle taşındığını, bu çalışmasından sonraki 1 yıllık süreçte rahatsızlığının ortaya çıkmış olduğunu, davacının daha sonra görevlendirildiği birimdeki çalışma koşulları incelendiğinde, işçinin ağır kaldırma işini (max 40kg) 7 metre mesafe için gün boyu iki kez yaptığını, tekrarlayıcı şekilde belden eğilme yapmadığını, titreşim olmadığını, titreşimsiz olarak yapılan kaldırma hareketlerinin mx 85 cm'ye kadar yapıldığını, tekrarlayıcı hareket yapmadığını, itme ve çekme hareketlerinin günde 40 kg'a kadar ve yine günde iki kez 5 kg.a kadar yapıldığını, boynun sabit pozisyonda tutulmadığı bir çalışma şeklinin olduğunı, ayrıca yorulma ve vücut ihtiyaçları doğrultusunda dinlenme ve ihtiyaç molaları verebildiğini, davacının bu davada tazminini istediği miktarın -ikrar anlamına gelmemek kaydıyla- hakkaniyete uygun olması gerektiğini, tüm sebeplerle, usul ve yasaya aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; meslek hastalığının meydana gelmesinde davacının %10, davalı işverenin %90 oranında kusurlu olduğu, davacının meslek hastalığı nedeniyle % 16,2 oranında sürekli iş göremezliğe girdiği kabulünden hareketle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davalı bakanlığa kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, Mahkemece verilen kararı kabul etmediklerini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; \"...dosya kapsamına, mevcut delil durumuna ve yukarıda belirtilen ölçütlere göre yapılan inceleme sonucunda, ilk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, ...\" gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 55., 74. ve 417. maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi, 4857 sayılı İş Kanun'un 77. maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 4. maddeleri.

3. Değerlendirme

Dava niteliği itibariyle sigortalının meslek hastalığından sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle ... tarafından karşılanmayan maddi zararın giderilmesi istemine ilişkindir.

Taraflar arasında farklı dönemlerde ayrı iş yerlerinde çalışan davacı sigortalıda ortaya çıkan ağır yük kaldırma sonucu ulnar sinir tuzaklanması ve lateral epikondilit meslek hastalığı meydana geldiği ile davalı işveren ile dava harici işverenlerin sorumluluklarının kusurları oranında mı yoksa müşterek ve müteselsilen mi olduğu noktasında da uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmaktadır.\t

Bu konuda, öncelikle maluliyet tespit tarihi itibariyle yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun teselsülü düzenleyen hükümlerinin incelenmesinde yarar bulunmaktadır:

Bilindiği üzere, müteselsil borçluluk, alacaklının, borcun tamamının ifasını birden çok borçludan ve dilediğinden isteyebildiği, borcun tamamı ifa edilinceye kadar borçluların hepsinin sorumlu olduğu bir borç ilişkisidir.

Müteselsil borçluluğun kaynağı TBK’nun 162. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, “Birden çok borçludan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olmayı kabul ettiğini bildirirse, müteselsil borçluluk doğar. Böyle bir bildirim yoksa, müteselsil borçluluk ancak kanunda öngörülen hâllerde doğar.” Madde hükmünden anlaşıldığı gibi müteselsil borçluluk, ya bir hukuki işlemden ya da Kanundan doğmaktadır. Maddenin 2. fıkrasında yer verilen kanuni teselsül, müteselsil borçluluğun doğrudan doğruya bir kanun hükmüne dayandığı, bizzat kanun koyucunun öngördüğü borçluluk halidir.

Haksız fiil halinde müteselsil sorumluluk hali ise aynı Kanun’un 61. maddesinde aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir: “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” Aynı Kanun’un 62. maddesinde de; “Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur. Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur.” şeklinde düzenleme getirilmiştir.

Bu durumda; birden çok kişi, gerek haksız eylem, gerek sözleşme ve gerekse kanun kuralı gibi sebeplerden ve aynı zarar için zarara uğrayana karşı sorumlu iseler, bunlar arasında, bir zarara ortaklaşa sebep olanlar hakkındaki dönmeye (rücu) ilişkin kurallar uygulanır.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davacı sigortalının denetmen raporundaki beyanına ve davalı işveren nezdinde işe giriş sırasında sigortalı tarafından ibraz edilen bonservis belgesine göre davalı işveren nezdinde çalışmaya başlamadan önce 1987-1997 tarihleri arasında 10 yıl boyunca davacı sigortalının babasına ait oto tamir atölyesinde radyatör tamirciliği işinde çalıştığı, (daha sonra işveren nezdinde davaya konu meslek hastalığına yol açabilecek radyatör tamirciliği ve bakım işinde çeşitli tarihlerde toplamda 3 yıl 11... gün çalıştığı) hükme esas alınan 17.06.2022 tarihli kusur raporunda davacı sigortalının önceki çalışmalarının değerlendirilmediği, işbu raporu düzenleyen heyette doktor bilirkişinin yer almadığı ve yine Kurum görevlilerince düzenlenen denetmen raporunda davacının babasına ait iş yerinde geçen çalışma süresi ve davalı işveren nezdinde geçen çalışma süresi değerlendirilerek davalı işveren nezdindeki çalışma koşullarının meslek hastalığına yol açmadığı kanaatine varılarak işverene kusur verilmediği hususunun da değerlendirilmesi suretiyle çelişkinin giderilmediği anlaşılmaktadır.

O halde davacının davalıya ait iş yerinde çalışmaya başladığı tarih olan 15.10.1997 tarihinden önce davalıya ait iş yeri haricinde çalışmalarının geçtiği iş yerleri de tespit edilip, buradan yapılan bildirim süreleri ve söz konusu işyerlerinde yapılan işlerin niteliği gözetilerek davaya konu mesleki rahatsızlıkları üzerinde çalışmasının etkisi olup olmadığı belirlenmelidir. Bu kapsamda yapılacak inceleme için öncelikle çalışmalarının geçtiği iş yerlerinde yapılan çalışmayla ilgili olarak gerek sigortalının gerekse de bu iş yerinde çalışan diğer sigortalılar yönünden meslek hastalığı yönünden kurum tahkikat raporlarının varlığı araştırılıp, düzenlenmiş raporların varlığı halinde dosya kapsamına dahil edildikten sonra, rücu dosyası da var ise Kurumdan sorulmak suretiyle getirtilerek davalı ve dava harici işverenlerin işyerinde gerçekleşen çalışma esnasında meslek hastalığının gerçekleşmesini önlemek için ne tür önlemler aldıkları ibraz edilecek delillerle tespit edilmeli ve (gereği halinde işyerlerinde yapılan işin niteliğinin tespiti ile çalışmanın meslek hastalıkları üzerinde etkisinin tespiti açısından iş yerlerinde keşif icra edilmesi) iş yerlerinde hizmetlerin geçtiği döneme ilişkin gösterilecek tanıkların da dinlenerek çalışma şartları ve maruziyetler yönünden bilgi edinilmesi toplanacak bütün bu delillerle beraber ikmal edilecek dosyanın A sınıf iş güvenliği uzmanı ve meslek hastalıkları uzmanı ve iş yeri hekimi bilirkişilerden oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdi edilmesi, bilirkişi heyetinden çalışmaların geçtiği dönemdeki işyeri koşullarına, o tarihte alınmış olan önlemlere göre her bir iş yeri yönünden, iş yerlerinin meslek hastalığı üzerindeki etkisi yönlerinden araştırma yaptırılarak, iş yeri çalışma koşulların meslek hastalıklarının gelişmesi üzerinde olumsuz etkilerin varlığı halinde, çalışmanın geçtiği tarihte yürürlükte bulunan iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı hükümleri ile işçinin çalışması nedeniyle maruziyet süreleri de gözetilerek her bir işveren nezdinde yapılan çalışma nedeniyle işverenlerin kusur oranlarını ayrı ayrı tespit ettirmek, yine alınacak raporun denetmen raporu ile var ise rücu dosyasında aldırılan kusur raporları arasındaki çelişkiyi giderecek mahiyette olmasını dikkate almak, öte yandan yukarıda açıklanan teselsül sorumluluk hükümleri ve davacının dava dilekçesindeki isteminin mahiyeti de gözetilerek her bir işverenin kendi kusurundan ayrı ayrı sorumlu olacağı hususu gözetilerek, davalı işverenin tespit edilecek kusuru oranında tazminat alacaklarından sorumluluğu yönünden yeniden hesap raporunun alınmasının gerekmesi halinde davacı vekilinin temyiz isteminin bulunmadığı da gözetilerek hükme esas alınan 15.09.2023 tarihli bilirkişi hesap raporundaki bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihleri değiştirilmeden hesaplama yapılması gerektiğini göz önünde bulundurmak ve bir karar vermekten ibarettir .

Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın özellikle delillerin takdirinde eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, bozma sebebine göre bu aşamada davalı vekilinin sair temyiz itirazları incelenmeksizin Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9.Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.

VI. KARAR

Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Davalı vekili temyiz edenlerin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bordro ve SGK

Bordro, prim, teşvik ve SGK bildirgeleri konusunda sorunuzu SMMM ekibimize iletin.

Mali müşavirlik hizmetimiz

Mesajınız SMMM ekibimize iletilir.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı