10. Hukuk Dairesi 2025/11649 E. , 2026/3737 K.
\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI\t: 2024/468 E., 2025/661 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Aliağa 1. İş Mahkemesi
SAYISI\t: 2019/113 E., 2023/673 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; maddi - manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı işverenin kazanın meydana gelmesinde kusurlu olmadığını, davacının kendi kusuru ile kazanın meydana geldiğini ve parmaklarının koptuğunu, eldivenli eli ile makineden kendisinin kurtulmaya çalıştığını, yardım istemediğini, tanıkların dahi davacının tedbirsiz davrandığını belirttiklerini, kusur raporunda belirtilen kusur oranını kabul etmediklerini, kusur raporu netleşmeden alınan hesap raporunu da kabul etmediklerini, davacının maluliyetinin %53 olarak tespitinin yüksek olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğunu, ayrıca zamanaşımı süresinin geçtiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile \"...Dosya kapsamındaki yazı, bilgi ve belgelere, Kanun'a uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmamasına, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere göre ve özellikle; davacının davalıya ait işyerinde ... söküm işinde çalışmakta iken kablo soyma makinesine eldiveninin sıkıştığı ve davacının parmaklarını makineye kaptırdığı, Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulunun raporuna göre davacının maluliyetinin %53 olarak tespit edildiği, davalı tarafça bu orana itiraz edilmiş ise de açılmış bir maluliyet tespit davası bulunmadığı, meydana gelen kazada tarafların kusur oranlarının tespiti için yapılan keşif neticesi 3'lü makine mühendislerinden oluşan bilirkişi heyetinden alınan kusur raporunda davalı işverenin %90, davacı işçinin %10 kusurlu olduklarının tespit edildiği, Aliağa 1. İş Mahkemesinin 2020/139 E. sayılı dosyası ile ... tarafından işveren Işıksan ... Söküm Paz. Tic. Ltd. Şti. aleyhine açılan rücuan tazminat davasında da kusur oranlarının aynı olduğu, alınan kusur raporunun olayın oluş şekline ve dosya içeriğine uygun olduğu, tazminat hesabına ilişkin bilirkişi raporunun TRH 2010 tablosuna göre yapılmasının ve ücret tespitinin yerinde olduğu, kaza tarihi olan 15.12.2017 tarihinden itibaren uzamış ceza zamanaşımı da dikkate alınarak zamanaşımı süresinin dolmadığı, davacının maluliyet durumu ve tarafların kusur oranları ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olmadığı, bu itibarla İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğu anlaşılmakla...\" gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi
3. Değerlendirme
A) Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre kabulüne karar verilen tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
B) Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından; davaya konu iş kazası nedeniyle davacının uğradığı sürekli iş göremezlik oranı yönünden Kurum Sağlık Kurulu'nun 13.12.2018 tarihli kararında oranın %45,00 oranı olarak belirlendiği, davalı vekilince 18.09.2019 tarihli celsede davalı vekili itirazları üzerine dosyanın Yüksek Sağlık Kuruluna gönderildiği ilgili Kurulun 25.03.2020 tarihli kararı ile oranın değişmesine yer olmaksızın yine %45,00 oranı olarak belirlendiği, ilgili kararın taraf vekillerine tebliğ olunduğu, davacı vekilince anılan karara karşı sunulan 17.06.2020 tarihli dilekçede Kurul kararı ile oranın teyit edildiği belirtilerek dosyanın bilirkişiye gönderilmesinin talep edildiği, ilgili karara karşı davalı vekilince itiraz edildiği, Mahkemece itiraz bu aşamada değerlendirilmeksizin dosyanın hesap bilirkişisine tevdi olunduğu, 02.11.2021 tarihli kök hesap raporunda davacının sürekli iş göremezlik oranı %45,00 oranı olarak kabul edilmesi suretiyle zararın 246.810,91 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilince anılan rapora itiraz edilmeksizin rapor gibi maddi tazminat talebini 18.11.2021 tarihli dilekçesi ile arttırdığı, takip eden 13.01.2022 tarihli celsede davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiği, Mahkemece aynı tarihli celsede dosyanın sürekli iş göremezlik oranına itiraz nedeniyle ATK 3. İhtisas Dairesine gönderildiği, ATK3.İhtisas Dairesince ve devamında çelişki ve itiraz nedeniyle dosyanın gönderildiği ATK 2. Üst Kurulunca oranın bu kez sürekli iş göremezliğe girilen tarihten itibaren %53,00 oranı olarak belirlendiği, Mahkemece yeniden dosyanın hesaba gönderildiği, davacı sigortalının %53 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı kabulü ile bilinen dönemin ileriye çekilmesi suretiyle zararın 25.04.2023 tarihli hesap raporunda 939.578,60 TL olarak belirlendiği, anılan rapora taraf vekillerince itiraz edilmesi üzerine itirazların değerlendirilmesi amacıyla ek hesap raporu aldırıldığı, 23.06.2023 tarihli hesap raporunda yine sürekli iş göremezlik oranı %53 oranı olarak kabul edilerek bilinen dönemin ileriye çekilmesi hariç olmak üzere diğer hesaplama verileri değiştirilmeksizin zararın bu kez 1.253.308,15 TL olarak belirlendiği davacı vekilince anılan rapor üzerinden maddi tazminat talebini arttırır. 14.07.2023 tarihli dilekçesini sunduğu, Mahkemece anılan raporun hükme esas alınması suretiyle davacı lehine 1.253.308,15 TL maddi tazminata hükmolunduğu anlaşılmaktadır.
Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK.'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.19 59... /5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Somut olayda, Mahkemece aldırılan 02.11.2021 tarihli 1. kök hesap raporu ile Kurumca belirlenen sürekli iş göremezlik oranına davacı vekilince itiraz edilmemesi nedeniyle davalı taraf lehine usulü kazanılmış hak oluştuğu hususu göz ardı edilerek bilinen dönemin ileriye çekilmesi ve ATK'ca belirlenen daha yüksek orandaki sürekli iş göremezlik oranının esas alınması suretiyle daha fazla maddi zarar hesabı yapılan 23.06.2023 tarihli bilirkişi raporuna itibarla hüküm tesisi hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; davacının davaya konu iş kazası nedeniyle %45,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı kabulü ile hesaplama yapan ve davacı tarafça da itiraza uğramayan 02.11.2021 tarihli hesap raporuna göre davacının maddi zararını tespit ettirmek ile oluşacak sonuca göre taraflar lehine oluşan usulü kazanılmış hakları gözeten bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Davalı vekilinin davacı yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.