10. Hukuk Dairesi 2025/11378 E. , 2026/3403 K.
\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI\t: 2024/1826 E., 2025/636 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Mersin 1. İş Mahkemesi
SAYISI\t: 2021/82 E., 2024/170 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının hizmet akdi ile davalı işverene ait değişik mevki, ada ve parsellerde kayıtlı yaklaşık 300 dönüm narenciye ve tarım arazisi işyerinde 1 Nisan 2000 tarihinden itibaren bekçi-bahçıvan-kapıcı işçi olarak çalışmakta iken hiçbir geçerli sebep olmaksızın 14.01.2016 tarihinde işine son verildiğini, davacının iş akdinin feshinden sonra davalı ... Başkanlığına başvurduğunda, işyerindeki çalışmasının davalı işveren tarafından ... kurumuna bildirilmediğini ve primlerinin de ödenmediğini öğrendiğini, tüm bu hususların dilekçe ekinde bildirdikleri ve tahkikat aşamasında toplanacak deliller ile dinlenilecek tanık beyanları ile sabit olacağını belirterek, müvekkilinin, davalı ...'e ait işyerinde 01.04.2000-14.01.2016 tarihleri arasındaki çalışmasının ve hizmetinin taspitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde öne sürdüğü gibi müvekkiline ait narenciye ve tarım arazilerinde; bekçi-bahçivan-kapıcı işçi olarak değil, mevsimlik tarım işcisi olarak, diğer yevmiyeli işçilerle birlikte bahçenin yetiştirme, akım ve üretim işlerinde işin durumuna göre ara ara çalıştığının, diğer bir deyişle, davacı ile müvekkili arasıda iş kanunun kapsamında bir işçi işveren ilişkisi ya da sigortalı sayılmasını gerektiren türden ücretli ve sürekli bir çalışma ilişkisi olmadığını, bir kişinin sigortalı sayılmasının koşullarından biri olan ''iş sözleşmesinin ayırt edici ve beliryeyici özelliği; zaman ile bağımlılık unsurladır'' davacının ise davalının tarımsal işlerinde ara ara çlaşımakla birlikte, asıl olarak kendi adına, ikinci el araç alım-satımı ve oturduğu evin arazisinde bulunan ahırda, küçükbaş hayvan besleme ve satışı işlerini yaptığnı, kendi çalışma sürelerini kendisinin belirlediğini, davacının davalıya karşı sürekli bir bağımlılığı olmadığını, son birkaç yıldır ise, bahçedeki işler için kendisini arayan davalıya ya araç alım-satımı için şehir dışında olduğunu ya da başka mazeretler öne sürerek, bahçede çok az çalıştığını, davalıya ait narenciye bahçesinde bekçi-bahçıvan-kapıcı olarak çalıştığını öne süren davacının ise öne sürdüğünün aksine, yılın sadece belli aylarında, oturduğu evin 300 metre kadar yakınında bulunan 52 dönümlük mandalina bahçesi ile birlikte aralıklı olarak çalıştığını, kaldı ki, davacı tarafın açtığı ve halen Mersin 5. İş Mahkemesinin 2016/459 esas sırasında kayıtlı, alacak davası dosyasındaki dilekçesinde de, davacının narenciye bahçesinde çapalama, budama, güvreleme, sulama, ilaçlama, ürün toplama gibi işleri yaptığının belirtildiğini davalıya ait narenciye bahçelerinde yaz-kış bekçilik yapılmasını gerektirecek bir durum olmadığı gibi davacının ailesi ile birlikte oturduğu evin, bahçelerinin birine 300 metre diğerine ise 2 km kadar uzaklıkta oltduğunu, mülkiyeti 2011 yılıda davalıya geçmiş olan davacının oturduğu evin, bahçelerin içinde dahi olmadığını, ayrıca, davacını kendisinden başkasının oturmadığı eve, bekçilik-kapıcılık yapmasının da düşünülemeyeceğina davacının yaptığının öne sürdüğü bahçıvanlığın ise zaten tarımsal iş kapsamında olduğunu, davacıya 50,000,00 TL ödeme yapılarak 2011 yılında mülkiyeti davalıya geçen evin tahliyesi de dahil olmak üzere, tarafların arasındaki tarımsal çalışma ilişkisini sonlardırıldığını, davacının davalıya ait narenciye bahçelerinde yaptığı, bakım, sulama, gübreleme, budama, ilaçlama gibi süreklilik ve bağımlılık arz etmeyen tarımsal çalışmalarının, davacının 5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olmasını gerektirecek türden çalışmalar olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Fer’i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kanun gereğince, hükme bağlandığından 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan davanın sukut-u hak yönünden reddi gerektiğini, davacının davasına dayanak bu iddisını yazılı delil ile ispat etmesi gerektiğini, bu gibi hizmet tespitine yönelik davaların kamu düzenini ilgilendirdiğinden ve bu nedenle özenle yürütülmesi geretiğinden sögortasız geçen hizmetlerin tespiti amacıyla sigortalılar tarafından kurum ile işveren aleyhine çalışıldığı iddia edilen hizmet sürelirinin tespiti amacıyla açılan davalarda; yerleşik Yargıtay içtihatlarında yer alan hususlar doğrultusunda araştırma yapılarak çalışma olgusunun kuşku ve duraksamaya bırakmayacak şekilde tespiti gerektiğini belirtelerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabulüne, davacıların murisinin davalıların murisi ...'e ait bahçe işyerinde 01.04.2000-14.01.2016 tarihleri arasında kesintisiz ve sürekli olarak çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalılardan ...’in dava devam ederken ve karar verilmezden önce ölmüş olduğundan mahkemece verilen kararın yok hükmünde olduğunu, dosyaya mübrez keşif tutanakları, tanık beyanları ve bilirkişi raporları ile davacı tarafından iş ilişkisinin tarım işi olduğuna yönelik ikrar hilafına iş ilişkisinin ağırlıklı olarak işverene bağlı sürekli iş ilişkisi olarak kabul edilmesinin doğru olmadığını, davacının sürekli işverenin buyruğu ve gözetimi altında olmadığının tanık beyanlarıyla ispatlandığını, davacı müteveffanın söz konusu tarım arazisi vasıflı arazilere 2011 yılında malik olduğunun tapu kayıtlarıyla sabit olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte tapudan sorulması halinde somut durum ortaya çıkacağından müvekkilinin davacıyla irtibatı olmayan 2011 yılı öncesine ilişkin hizmet tespitine ayrıca itiraz etiğini, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi’nin 2018/4 47... /836 Karar sayılı kararı uyarınca dosyada keşif yapıldığını ve 22.10.2019 tarihli bilirkişi raporu ve 19.11.2019 tarihli bilirkişi ek raporu ile denetime açık şekilde davacı müteveffanın yanında devamlı ve bağımlı çalışması olmadığı tespiti yapıldığını, değişik mevki -ada – parsellerdeki tarım arazisi işyerinde” denilerek bu kısmın muğlak bırakıldığını, nitekim davacının müvekkillerin malik olmadığı alanlardaki başka işverenler nezdindeki çalışmasını dahi müvekkillerin üzerine yükleme ihtimali doğduğunu, davacının çalıştığını iddia ettiği alanlardaki tapu maliklerinin kimler olduğu, müvekkillerin hangi süreler için sorumlu oldukları ve davacının çalışmasını hangi tarım alanları için yapılmış olduğu hususları dikkate alınmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan etmektedir.
Fer'i müdahil ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; yeterli inceleme yapmadan karar verilmiş olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur.
Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan ... hakkının korunabilmesi için tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
3.Bu tür davalarda Mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.
4.Somut olayda davacının; davalı işverene ait değişik mevki, ada ve parsellerde kayıtlı yaklaşık 300 dönüm narenciye ve tarım arazisi işyerinde 01.04.2000 - 14.01.2016 tarihleri arasında bekçi, bahçıvan, kapıcı işçi olarak çalıştığının tespiti talep edilmiş olup Mahkemece kabul kararı verilmiş ise de; karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
5.Mahkemece, davanın kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle uyuşmazlık konusu dönemde varsa işyerine komşu parsellerde görevli, bekçi, bahçıvan, kapıcı işçi olarak çalışanların tespit edilmesi suretiyle beyanları alınmalı, davacının ailesi ile birlikte oturduğu eve hangi tarihte taşındığı hususunun tespiti için muhtarlık ikamet kayıtları, elektrik/su vs. abonelikleri ve faturaları araştırılmalı, davacının çocuklarının okul bilgileri ilgili Kurumlardan sorulmalı, davacının ve ailesinin seçmen kayıt bilgileri getirilerek hangi sandıklarda oy kullandıkları belirlenerek dava konusu dönemde evde olup olmadıkları tespit edilmeli, evde oturmaya başlamışsa kiracı mı çalışan mı olduğu ve hangi tarihten itibaren hizmetini yapmaya başladığı ortaya konulmalı, çalışan olduğunun belirlenmesi halinde yaptığı hizmetin neler olduğu, hangi işleri yaptığı belirlenmeli, günde kaç saat çalıştığı hususu tespit edilerek; davacının davalı tarafından tahsis edilen evde kalması nedeniyle çalışma hayatı ve özel hayatının iç içe geçtiği bu gibi durumlarda kısmi zamanlı çalışma hususu değerlendirilmeli varsa davacının, davalı işyerinde yaptığı faaliyetini periyodik olarak hangi sıklıkta (saat/gün/ay) yaptığı ve bunun için ne kadar zaman harcadığı araştırılmalı, günde kaç saat hizmet verildiği, haftalık ve aylık çalışma süreleri belirlenmeli; ayrıca davalının 300 dönüm tarım arazisi üzerinde narenciye bahçesi ve buğday ekim arazisinden ibaret olup bu gibi yerlerin sürekli bakımına ihtiyaç duyulmadığı yönünde bilirkişi raporu bulunduğu ve sulamanın davacı tarafından yapılmadığı açık olup davacının, davalı işyerinde yaptığı işler belirlenmelidir. Mahkemece çalışmanın başlangıç tarihi hususunda da bir araştırma yapılmamış olduğunun anlaşılması karşısında davacının hangi tarihte anılan işyerinde çalışmaya başladığı hiçbir tereddüte yer vermeksizin belirlenmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.