1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Yargıtay
  4. Yargıtay Kararları
Yargıtay Kararı

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/11138 E., 2025/14924 K.

Yargıtay 06.11.2025 Sayı: 2025/11138 E. - 2025/14924 K. 10. Hukuk Dairesi

10. Hukuk Dairesi 2025/11138 E. , 2025/14924 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI : 2023/779 E., 2024/396 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı, davalı iş yerinin ... ili, ... ilçesi, ..., ... Mahallesi, ... Kuyusu Caddesinde bulunan evlere tüp gaz ve oksijen tüpleri dağıtım bayisinde, 1994 yılında 120 gün çalıştığını ancak Kuruma tahsis başvurusundan sonra Kurumca, bu iş yerinden bildirilen hizmetlerin sistemde giriş çıkış tarihlerinin bulunmamasından dolayı yapılan inceleme ve araştırma neticesinde buradan yapılan bildirimlerin tahsise esas alınmadığını belirterek Kuruma bildirilen fakat primleri yatırılmamış olan çalışmalarının tespiti ile bu çalışmalarına ait yatırılmayan primlerin işverenden tahsiline, yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... Ticaret Siciline kayıtlı bir turizm şirketi olduğunu, ...'de ... ilçesinde turizm sektöründe faaliyet gösterdiğini, otel işletmeciliği yaptığını, faaliyetleri arasında aygaz bayiliğinin olmadığını, kuruluşundan bu yana hiç bir zaman böyle bir faaliyetinin olmadığını, hatta müvekkili şirketin ... ...'da başka bir faaliyeti de olmadığını, davanın öncelikle husumet yönünden reddini, esasa girildiği takdirde esastan reddini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; istemin öncelikle süre yönünden reddini talep ettiklerini, çünkü davanın sadece hizmet başlangıç tespiti davası olmayıp prim tespitine de yönelik olduğunu, esas yönünden Yargıtay kararlarında; bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığının yeterli olmadığının belirtildiğini, davacının iddialarının Kurum kayıtları ile bağdaşmadığını, davacının huzurdaki dava ile ileri sürdüğü iddialarının müvekkili Kurum kayıtlarına eş değerde belgelerle kanıtlanması gerektiğini, bu nedenle davacının iddialarını tanık anlatımlarına dayalı olarak kanıtlamasına muvafakatlarının olmadığını, celp ve ibraz olunacak deliller ile diğer hususlarda davanın esasına karşı beyanda bulunmak hakları saklı kalmak kaydıyla haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın usulden ve esastan reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 22.01.2019 tarihli ve 2016/877-2019/31 sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı istinaf başvurusunda bulunmuş, Bölge Adliye Mahkemesinin 21.05.2021tarihli ve 2019/1684-2021/677 sayılı kararıyla; Mahkeme hükmü yerinde görülerek istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Son Bozma Kararı

Mahkeme kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "..1.HMK'nın 150. maddesinin (4) fıkrası "Dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurusu üzerine yenilenebilir. Yenileme dilekçesi, duruşma gün, saat ve yeri ile birlikte taraflara tebliğ edilir. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenileme talebinde bulunulursa, yeniden harç alınır, bu harç yenileyen tarafça ödenir ve karşı tarafa yüklenemez. Bu şekilde harç verilerek yenilenen dava, eski davanın devamı sayılır" hükmüne amirdir.

2.Dosya kapsamı incelendiğinde, 21.03.2023 tarihli duruşmada, taraflarca takipsiz kalan dava dosyasının HMK 150/1. ve müteakip maddeleri gereğince yenileninceye kadar 1. kez işlemden kaldırılmasına karar verildikten sonra 22.06.2023 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de davacının 31.03.20 22... .06.2023 tarihlerinde yenileme talebinde bulunduğu belirgin olduğundan, yukarıda belirtilen mevzuat gereğince Mahkeme hükmünün yerinde olmadığı anlaşılmıştır. .

.." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma sonrasında davacı asile bozma ilamı ekli duruşma gün ve saatini bildirir davetiyenin tebliğ edildiği, davacı asil tarafından dosyanın 11.06.2024 tarihli celsede 2. kez takipsiz bırakıldığı anlaşılmakla, HMK'nın 320/4 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın eksik araştırma ve incelemeye dayandığını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.

Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Temyiz yoluna başvuru harcının ve aşağıda yazılı harcın ilgilisinden alınmasına,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

Üye ...'ın muhalefetine karşı; Başkan ..., üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla,

06.11.2025 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

I. TEMEL UYUŞMAZLIK

1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık, hizmet tespiti olarak açılan davada, davanın takip edilmemesi halinde aynı kanunun 150. maddesi uyarınca açılmamış sayılma kararı verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

2. İlk Derece Mahkemesince “ hizmet tespiti istenen sigortalının yargılama sırasında ölmesi ve terekesine temsilci atanması üzerine, tereke temsilcisi tarafından davanın ikinci kez takipsiz bırakıldığı gerekçesi ile ...nın 150/5 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına" dair verilen kararın davalı işveren vekili tarafından temyizi üzerine çoğunluk görüşü ile kararın onanmasına karar verilmiştir.

II. KARŞI OY GEREKÇELERİ

3. Anayasasının 12. maddesine göre; "Herkes kişiliğine bağlı, dokunulmaz devredilmez, vazgeçilmez, temel hak ve hürriyetlere sahiptir” 60. maddede ise, "Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir" hükmüne yer verilmiştir. Bu iki hüküm birlikte değerlendirilecek olursa, sosyal güvenlik hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı dokunulmaz ve feragat edilemez bir hak olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

4. Diğer taraftan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 92. maddesinde de bu ilke aynen benimsenerek, çalışanların işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olduğu, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği, sözleşmelere sosyal sigorta yardım ve yükümlerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamayacağı belirtilmiştir. Bu nedenle, sigortalılık hakkından feragat edilemez. Sigortalılık hakkı zorunlu olduğundan bu hak üzerinde kişi tasarrufta bulunamaz.

5. Kamu düzenini ilgilendiren sigortalılık hakkını içeren tespit davalarında hâkimin feragat nedeniyle davayı reddetmeyip delilleri kendiliğinden toplaması ve sonucuna göre karar vermesi gerekir. Zira hizmet ve prime esas kazanç tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır.

6. Anayasanın 60/2 maddesi uyarınca da “Devlet, sosyal güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri almak ve teşkilatı kurmak zorundadır”. O halde devlet sigortalıların sosyal güvenlik haklarını korumak için önlemler almak zorundadır.

7. Sosyal güvenliğin finansmanı genel olarak dünyada işçi, işveren ve devletten tahsil edilen prim veya katkı payları ile sağlanmaktadır. Sosyal güvenlikte prim, işçi ve işverenden tahsil edilen ve genelde hak edilen ücretin belli bir oranı üzerinde alınan bir finansman kaynağıdır. Sosyal sigorta primi, kanunun kendilerine karşı güvence sağladığı sosyal risklerden birinin gerçekleşmesi halinde yapılacak sigorta yardımları ile Kurum giderlerinin karşılığı olarak kanuna göre belirlenen oranlar üzerinden sigortalının kazancından bir meblağ üzerinden alınan parayı ifade eder. 5510 sayılı Kanun'un 79. maddesi uyarınca prim gelirleri iki alanda kullanılmalıdır. Bu düzenleme emredici bir kuraldır. Buna göre prim gelirleri;

a) Sigorta kollarının gerektirdiği yardım ve ödemeler ile

B) Kurumun yönetim giderlerinde kullanılmalıdır (Güzel/Okur/Caniklioğlu. Sosyal Güvenlik Hukuku. Yenilenmiş 17. Bası. s: 226). Bu nedenle prim alacağı kamu alacağıdır.

Sigortalı hizmet tespiti davasının açılması ile Sosyal Sigortalar Kurumu bir çalışma ilişkisinden haberdar olacak, gerektiğinde müfettiş incelemesi yaparak re'sen prim tahakkuk ettirip, tahsil edecektir. Görüldüğü gibi hizmet tespiti davaları Kurumun hak alanını da doğrudan ilgilendirmektedir.

8. Her ne kadar gerek 6552 ve gerekse 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nda “Hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, dava Kuruma re'sen ihbar edilir. İhbar üzerine davaya davalı yanında fer'î müdahil olarak katılan Kurum, yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi kanun yoluna başvurabilir. Kurum, yargılama sonucu verilecek kararı kesinleştikten sonra uygulamakla yükümlüdür (Madde 4/2)” hükmüne yer vermiş ise de aslında olması gereken hak alanını da ilgilendirip sigortalının sosyal güvenlik hakkını korumak olduğundan ve re'sen de 5510 sayılı Kanun kapsamında hizmet tespiti yapabileceğinden, burada asli müdahil sıfatı ile sigortalı yanında yer alması gerekir. Zira sonuçta hizmet tespiti ile birlikte alınacak prim alacağı kurum alacağı olacaktır.

III. SONUÇ:

9. Sonuç olarak hizmet tespiti davasında, vazgeçilmez sosyal güvenlik hakkı nedeni ile 6100 sayılı HMK.’nın 307. maddesi uyarınca davadan feragat olanaklı olmadığı gibi açılan davayı geri alma (HMK. 123) veya davanın takip edilmeyerek açılmamış sayılma (HMK. 150) olanağı da bulunmamaktadır. Zira hizmet tespit davası açıldıktan sonra bu dava üzerinde tasarruf edilemez. Kamu düzeni ve re'sen araştırma davası kapsamında olan bu tür dava artık sonuçlandırılması gereken bir davadır. Burada fer'i müdahil Kurumun takip etmesi zorunluluk olduğu gibi delileri resen toplamak zorunda olan hakim de davayı sonuçlandırmalıdır. Aksi takdirde sosyal güvenlik hakkı üzerinde tasarruf yetkisi olmayan sigortalıya, davayı geri alma veya takipsiz bırakarak açılmamış sayılma yolu ile tasarruf da bulunma olanağı verilmiş olunacaktır ki bu Sosyal Güvenlik Hakkını ortadan kaldıracaktır. Feragat olanağı olmayan bir dava geri bırakılamayacağı gibi açıldığı anda da sigortalı gelsin veya gelmesin sonuçlandırılmalıdır. Kararın bu gerekçeler ile bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, onama görüşüne katılınmamıştır.

Bordro ve SGK

Bordro, prim, teşvik ve SGK bildirgeleri konusunda sorunuzu SMMM ekibimize iletin.

Mali müşavirlik hizmetimiz

Mesajınız SMMM ekibimize iletilir.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı