10. Hukuk Dairesi 2025/11091 E. , 2026/3732 K.
\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t: Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI\t: 2025/202 E., 2025/963 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Konya 6. İş Mahkemesi
SAYISI\t: 2024/198 E., 2024/479 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA
Davacı asıl ve birleşen dava dilekçelerinden özetle; müvekkilinin askerlik öncesi davalıya ait işyerinde çalışırken askere gittiğini, askerlik dönüşünde 01.09.2015 tarihinde davalıya ait iş yerinde ekmek üretimi amacı ile parça başı ödemeli iş sözleşmesi imzaladığını, davacının davalı iş yerinde çalışırken 08.09.2015 tarihinde asansörün halatlarının kopması sebebi ile iş kazası geçirdiğini, davalı işverenin bu olayı saklamaya çalıştığını, davacıya ... tarafından toplamda 3.523,35 TL geçici iş görmezlik ödeneği ödendiğini, davacıya ödenen ödeneğin düşük olduğunu, davacının hastaneden çıktıktan sonra ...'ya iş kazasını bildirdiğini, akabinde ise davalı işveren tarafından .. ... Noterliği 23.10.2015 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile davacının iş akdini feshedildiğini, davacı tarafından haksız feshin sonucunda tazminat ve işçilik alacakları talebi için Konya 1. İş Mah. 2016/6 E. sayılı dosya ile dava açıldığını, ayrıca davalı işveren hakkında Konya Asliye Ceza Mah. 2016/227 Esas sayılı taksirle yaralamaya sebebiyet vermekten dava açıldığını, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla 500,00 TL maddi tazminatın ve 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin de davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın meydana geldiği davalı işyerinde iş güvenliğinin gerektirdiği tüm tedbirlerin alındığını, davalı iş yerinde güvenlik tedbirlerini gösterir tüm tedbirlerin asılı olduğunu, davacının kaza geçirdiği asansörün yük asansörü olduğunun işçilere ısrarla bildirildiğini, davacının keyfi bir biçimde işe gelmeyerek iş akdinin feshedilmesine kendisinin sebep olduğunu, davacının iş akdinin davalı işverene raporunu bildirmediğini ve işe gelmemesi nedeniyle feshedildiğini, davacının iş sözleşmesinin feshinden sonra kendisine ödeme yapıldığını, ancak davacının kendisine önce 100.000,00TL sonra 40.000,00TL ödenmesi halinde dava açmayacağını çalışmaya devam edebileceğini davalı işyeri yetkilisi ...'a ifade ettiğini, davalı işverenin iş kazası sonrası davacıyı hemen hastaneye götürdüğünü, ilk ve tüm masraflara ilişkin 1.400,00 TL ödeme makbuzu olduğunu davanın reddini beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının işçi olarak çalışmayıp fason ekmek üretmek üzere işverenle anlaşan alt işveren olduğunu, Mahkemece hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda davacının esas alınan ücretinin fahiş bir şekilde belirlendiğini, alt işveren işçisi olarak çalışan işçilerden elde edilecek karın davacının ücreti olarak belirlenmesinin hatalı olduğu, taraflar arasında işçi işveren ilişkisinin bulunmadığı, müvekkile verilen kusur oranına göre tazminatın tamamından sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamına, mevcut delil durumuna ve yukarıda belirtilen ölçütlere göre yapılan inceleme sonucunda, İlk derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi.
3. Değerlendirme
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, temyiz edenlerin sıfatlarına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından; davacı vekilince 09.08.2016 tarihli asıl dava dilekçesinde 500,00 TL maddi tazminat talep edildiği, davalı işveren ...'a karşı açıldığı, davalı asilin vefat etmesi nedeniyle mirasçıların davaya dahili sağlanarak yargılamaya devam olunduğu, Mahkemece Bölge Adliye Mahkemesinin 03.05.2024 tarihli kaldırma kararı öncesi yürütülen yargılama sırasında davacı kazalının maddi zararının tespiti amacıyla 26.01.2023 tarihli hesap raporu aldırıldığı, iş bu hesap raporunda davacı kazalının kusur oranı %40, davalı işveren ...'un kusur oranı ise %60 oranı olarak ( davalı ... ceza dosyasında mahkumiyet hükmü almakla şahsi kusurlu bulunduğu belirtilmekle verilen %5 oranındaki kusurun işveren kusuru içerisinde değerlendirildiği) kabul edilmek suretiyle davacının maddi zararının kurum ödemeleri mahsup edilmeksizin 1.551.666,94 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilince anılan rapora karşı sunulan 15.02.2023 tarihli dilekçesinde raporda hesaplanan tazminat tutarının müvekkilin zararını tam ve doğru olarak hesaplamakla birlikte Kurumca bağlanan gelirin rücuya tabi kısmının kendileri tarafından mahsubu suretiyle maddi tazminat talebini 1.526.561,81 TL olarak arttırdıklarının beyan edildiği, Mahkemece kurumdan bilgi sorulmak suretiyle dosyanın yeniden hesap bilirkişisine tevdi olunduğu, 22.09.2023 tarihli hesap raporunda bilinen dönemin ileriye çekilmesi suretiyle bu kez zararın daha fazla 2.029.533,46 TL hesaplandığı, davacı vekilince anılan miktar üzerinden yeniden maddi tazminat talebinin arttırıldığı, Mahkemece kaldırma kararı öncesi tesis edilen 24.11.2023 tarihli kararda davacı lehine 22.09.2023 tarihli rapor esas alınmak suretiyle hüküm tesis edildiği, anılan karara karşı yalnızca davalı ... vekilince istinaf yoluna başvurulduğu, Bölge Adliye Mahkemesince kusur yönüyle eksik araştırma yapıldığı gerekçesiyle kararın kaldırıldığı, Mahkemece kaldırma kararı sonrası aldırılan kusur raporunda aynı oranların benimsenmesi üzerine yeniden hesap raporu düzenlenmesi amacıyla bilirkişiye dosyanın tevdi olunduğu, 26.08.2024 tarihli hesap raporunda diğer hesap unsurları değişmeksizin bilinen dönemin ileriye çekilmesi suretiyle zararın bu kez daha fazla 2.963.634,17 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilince bakiye maddi tazminat miktarının bu kez 04.09.2024 tarihli 2. birleşen dava dilekçesi ile talep olunduğu, Mahkeme temyize konu kararında davacı lehine toplam 2.963.634,17 TL maddi tazminata karar verildiği anlaşılmaktadır.
Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK.'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.19 59... /5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Somut olayda, davacı vekilinin 26.01.2023 tarihli hesap raporuna itiraz etmediği hususu gözden kaçırılarak bilinen dönemin ileriye çekilmesi suretiyle zararın daha fazla hesaplandığı 26.08.2024 tarihli rapora itibarla hüküm tesisi davalı lehine usuli kazanılmış hakkın ihlal eder mahiyette olup hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; davacı vekilince itiraz edilmeyen 26.01.2023 tarihli hesap raporu esas alınmak suretiyle davacının maddi zararını belirlemek, belirlenecek maddi tazminattan Kurumca yapılan ödemelerin rücuya tabi kısmının usulünce mahsup edilmesi hususunu gözeten ve taraf vekilleri lehine oluşan usuli kazanılmış hakları gözeten bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.