10. Hukuk Dairesi 2025/10373 E. , 2026/3730 K.
\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t: Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI\t: 2024/2301 E., 2025/1877 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Konya 5. İş Mahkemesi
SAYISI\t: 2022/86 E., 2024/245 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; davacının ..'ın eşi, diğer davacının babası ...'ın davalı iş veren bünyesinde 12.05.2021 tarihinde metal kesim işçisi olarak çalışmaya başladığını, davacının eşinin 12.09.2021 tarihinde iş yerinde geçirmiş olduğu iş kazası sonucu hayatını kaybettiğini, aynı kazada diğer işçi olan ...'un da hayatını kaybettiğini, murisinin geçirmiş olduğu iş kazasında iş verenin ağır kusurlu olduğunu, .. .. CBS'den alınan 02.11.2021 tarihli iş güvenliği uzmanlarından oluşan üçlü bilirkişi heyeti raporunda iş kazasının oluş nedeninde iş güvenliği kurallarına uyulup uyulmadığının kontrol edilmediğini, tedbirlerin alınmadığını, iş yerinde eksik ve yanlış ekipmanla işlem yapılması, işçilere doğabilecek tehlikelere karşı yeterli ... verilmemesi, operasyonu yönetecek yetkilinin o esnada olay yerinde olmaması davacının görevli olmadığı bir işi yapmak zorunda bırakılması gibi tamamen iş verenin yasal yükümlülüklerine uymaması nedeniyle bu vahim kazanın meydana geldiğini, aynı iş yerinde iş kazasından iki ay önce de iş kazası yaşandığını ve bir işçinin vefat ettiğini, bir işçinin ağır yaralandığını, Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/138 E. sayılı dosyası ile şüpheliler hakkında taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olmak maddesiyle kamu davası açıldığını, .. .. CBS ve ... tarafından iş kazası ile ilgili olarak düzenlenen müfettiş raporunda iş kazası geçirerek ölümü ile sonuçlanan olayda davacıların murisinin iş kazasında tamamen kusursuz olduğunun tespit edildiğini beyanla davacı ... için eşinin desteğini kaybetmiş olması nedeniyle uğramış olduğu maddi zararlar, destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihi itibariyle yasal faiziyle birlikte, davacı ... için babasının desteğini kaybetmiş olması nedeniyle uğramış olduğu destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihi itibariyle yasal faizi ile davacı ... için eşinin ölümü nedeniyle manevi tazminatın kaza tarihi itibariyle yasal faizi ile birlikte, davacı ... için babasının ölümü nedeniyle yaşamış olduğu ve yaşayacağı sıkıntıları bir nebze hafifletmek için manevi tazminatın davalıdan alınmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın oğlu ve ...'in kardeşi ... ...'ın davalı işveren bünyesinde 12.05.2021 tarihinde metal kesim işçisi olarak çalışmaya başladığını, ...'ın iş yerinde geçirmiş olduğu kaza neticesinde hayatını kaybettiğini, ... ... ile birlikte aynı iş kazasında bir diğer işçi olan ...'un da hayatını kaybettiğini, iş kazasında işverenin ağır kusurlu olduğunu, olay günü işveren ve işveren temsilcilerinin, İSG uzmanının iş uzmanının iş yerinde çalışan işçileri kontrol etmediği ve iş güvenliği kurallarına uyulup uyulmadığını kontrol etmeyip gerekli tedbirleri almadıklarının saptandığını, aynı işyerinde bu iş kazasından henüz 2 ay önce de başka bir iş kazası yaşandığını ve o kazada da bir işçinin vefat ettiğini bir işçinin ise ağır yaralandığını, işverenin kısa süre önce ölümlü iş kazası meydana gelmiş olmasına rağmen gerekli ve yeterli önlemleri almayarak adeta ölüme davetiye çıkardığını, yaşanan bu iş kazası üzerine .. Aliağa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma yapıldığını, .. 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/1 38... /635 Karar sayılı dosyası ile işyerinde çalışan sorumlular .. .., .. ., .., ... ve .. ..'ın hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verildiğini, ...'dan iş kazası ile ilgili olarak düzenlenen müfettiş raporunda da müteveffanın olayda tamamen kusursuz olduğunun tespit edildiğini, yine Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda da .. .... mesul müdür, teknik müdür, genel müdür, iş güvenliği müdürü, kepçe operatörünün kusurlu bulunduklarını, müvekkilinin ise kusursuz bulunduğunu, davalı şirketin haksız eylemi nedeniyle müvekkillerinin ciddi anlamda manevi zarara uğradıklarını, müvekkili ..'ın tek oğlunu, müvekkili ..'nun ise tek kardeşini kaybettikten sonra kişisel dünyalarında büyük değişimler meydana geldiğini, oğlunun bu elim kazada vefatına dayanamayan annesi ...'ın da üzüntüsünden hastalığa yakalandığını ve onun da yakın zamanda vefat ettiğini, müvekkillerinin yaşadıkları kayıplardan sonra psikolojik olarak sarsıldıklarını, olay öncesinde psikolojik bir rahatsızlığı bulunmayan müvekkillerinin şimdilerde psikolojik destek görmeyi düşündüklerini belirterek; müvekkileri lehine ayrı ayrı 300.000,00-TL toplamda 600.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesine, iş kazasının tarihi olan 12.09.2021 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili asıl ve birleşen davaya cevap dilekçesinde; 12.09.2021 tarihli iş kazası sonucu hayatını kaybeden ... ...'ın davalı şirkette meydancı-çırak olarak çalıştığını, metal kesim işçisi olmadığını, kazanın meydana geldiği yerin ve kazanın oluşunun da kesim işi ile alakalı olmadığını, müteveffanın asgari ücretle çalıştığını, davalı iş verenin ağır kusurlu olmadığını, her ne kadar tüm tedbirler alınmış olsa da niteliği gereği çok riskli kodundaki gemi söküm sahalarında meydana gelebilecek her türlü kazanın önceden öngörülmesinin mümkün olmadığını, elem kazanın tedbirlere rağmen meydana geldiğini, davalı işletmenin gemi söküm tesisi olduğunu, ağır risk taşıyan çok sayıda görev tanımı olduğunu, kepçe ile halatın çekilmesi işinin tüm gemi söküm şantiyelerinde uygulanan bir yöntem olduğunu, öte yandan davacı ... ile ... işçi ... arasında derdest çekişmeli bir boşanma davasının bulunduğunu, tarafların uzun zamandır fiili birlikteliği ve birbirlerine desteklerinin bulunmadığını, müteveffanın .. .. olarak bilinen başka bir kadınla yaşadığını, evliliklerinin sadece kağıt üzerinde devam eden ve kaza gerçekleşmeseydi muhtemelen resmen boşanacak olan taraflar arasında desteklik ilişkinin kaldığından bahsedilemeyeceğini, müteveffanın iş kazasından 7 yıl öncesinden beri davacı eş ve çocuğuyla görüşmediğini ve maddi destekte bulunmadığını, bu sebeple davacılar yararına destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat talebinin reddinin gerektiğini, ayrıca davalının kazada kusurunun bulunmadığını beyanla, davanın tüm talepler açısından reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle;
...A-Asıl davanın kısmen kabulüne
1-Maddi tazminat talebinin kabulü ile
Müteveffanın eşi .. için maddi tazminat talebinin kabulü ile bilirkişi raporunda hesaplanan 2.274.025,05 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 12.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Müteveffanın kızı .. için maddi tazminat talebinin kabulü ile bilirkişi raporunda hesaplanan 189.143,91 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 12.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile
Müteveffanın eşi .. için manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 100.00,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 12.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Müteveffanın kızı .. için manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 75.000.00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 12.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
B-Birleşen davanın kısmen kabulüne
Müteveffanın babası .. için manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 50.00,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 12.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Müteveffanın kardeşi .. için manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 40.000.00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 12.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,...\" şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... ... ile davacı ... arasında normal bir aile yaşantısı ve karı-koca ilişkisi bulunmadığı, dolayısıyla ...'ın davacının desteği olmadığı izah edilmiş, kaza tarihi itibariyle taraflar arasında ... tarafından İzmir 10. Aile Mahkemesinin 2019/93 E. sayılı dosyası ile ...'a karşı açılmış boşanma davası bulunduğu, ...'ın yıllardır ..'de .. .. isimli bir kadınla evlilik hayatı yaşadığı, bunun ilgili mahkemece yaptırılan sosyal ve mali durum araştırmasında da tespit edildiği, ...'ın .. .. isimli kadını tüm arkadaşlarına ve çevresine karısı olarak tanıttığı, tüm sosyal mecralarda birbirlerine karı - koca olarak hitap ettikleri davacı eşin desteklik ilişkisinin bulunmadığı, davacı eş yönünden davanın reddi gerektiği, hatalı kusur raporu benimsenerek hüküm tesis edildiği, davacı çocuğun destek süresinin 25 yaşına kadar hesaplanmasının hatalı olduğu, hükme esas alınan hesap raporunda da hataların bulunduğu, manevi tazminatların fahiş takdir edildiğini beyan etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi.
3. Değerlendirme
A) Davalı vekilinin davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Dosya içeriğine göre kabulüne karar verilen tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
B) Davalı vekilinin davacı ... yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre kabulüne karar verilen tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
C) Davalı vekilinin davacı ... yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden ;
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından; Mahkemece hükme esas alınan 06.05.2024 tarihli hesap raporunda ölen sigortalının geliri toplam 7 pay kabul edilmek suretiyle 2 pay kazalıya, 2 pay eş ...'ya, 1 pay çocuk ...'e, 1'er pay ise kazalının anne ve babasına ayrılmak suretiyle destek paylarının belirlendiği, ölenin 60 yaş sonrası dönemi için pasif dönem hesabı yapıldığı, pasif dönem hesabında ise net asgari ücret yerine aktif dönemdeki gibi ölenin ücretinin asgari ücretin 1,068 katı olduğu tespiti ile bu ücret üzerinden zarar miktarının tespit olunduğu, davalı vekilince süresi içerisinde sunulan itiraz dilekçesi ile kazalının davacı eş ... ile ölümünden önce derdest boşanma davasının bulunduğu desteklik ilişkisinin sona erdiği eş yönünden tazminat hesabının hatalı olduğu ile pasif dönem zarar hesabında asgari ücretin esas alınması gerektiğini ileri sürdüğü, Mahkemece bu yönlere ilişkin itirazlar değerlendirilmeksizin hüküm kurularak 06.05.2024 tarihli raporda belirlenen ve davacı tarafça bu miktar üzerinden 31.05.2024 tarihli dilekçesi ile talep edilen davacı eş ... lehine 2.274.025,05 TL maddi tazminata karar verildiği anlaşılmaktadır.
Maddi destek kavramı hukuki bir ilişkiyi değil fiili bir durumu ifade eder. Ne hısımlığa, ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır. Medeni Kanun uyarınca evlilik bağı kurulmasa bile karı-koca olarak bir araya gelerek bu amaç ve duygu ile yaşamın sürdürülmesi karşısında, kadınlar için fiilen ve düzenli olarak onun geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak biçimde yardım eden ve olayların normal akışına göre, eğer ölüm gerçekleşmeseydi gelecekte de bu yardımı sağlayacak bakım yükümlülüğünü yerine getiren erkeğin destek sayılması gerekir. Bu nedenle, nikahsız eşin iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölümü nedeniyle destekten yoksun kalmaya dayalı olarak maddi tazminat davası açma hakkı vardır.
Öte yandan, evlilik sözleşmesi olmaksızın birlikte yaşayan nikahsız eşin, desteğin ölümü ile nikahlı eş gibi, yaşama yaşının sonuna kadar ve özellikle yaşı, sosyal durumu, yaşadığı ortam ve aile bağları gibi nedenlerle, kocasının evinde yaşamını sürdüremeyeceği, güçlü olmayan aile bağı nedeniyle müşterek haneyi terkedeceği, kendisine yeni bir yaşamı tercih edeceği üstün olasılık içinde olduğu, giderek, bakım ihtiyacının nikahlı eşte olduğu gibi desteğin, kalan ömrünün sonuna kadar devam etmeyeceği varsayımı gözönünde tutularak, belirlenecek tazminattan hak ve adalete uygun bir indirim yapılması gerekecektir.
Ayrıca gerçek zararın belirlenmesinde, zarar ve tazminata doğrudan etkili olan sigortalının net geliri, kalan ömür süresi, iş görebilirlik çağı, iş göremezlik derecesi, kusur ve destek görenlerin gelirden alacakları pay oranları, eşin evlenme olasılığı gibi tüm veriler ortaya konulmalıdır. Gerçek zarar, sigortalının meslek hastalığı tarihi itibarıyla kalan ömür süresine göre aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşmaktadır. Sigortalı veya hak sahiplerinin kalan ömür süreleri yönünden ise Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, ... Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesinin çalışmalarıyla “TRH2010” adı verilen Ulusal Mortalite Tablosu hazırlanarak Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca 2012/32 sayılı Genelgeyle ilk peşin sermaye değerlerinin hesabında uygulamaya konulmuş olup özü itibarıyla varsayımlara dayalı gerçek zarar hesabında gerçeğe en yakın verilerin kullanılması gerektiğinden ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH2010 tablosu kalan ömür sürelerinde esas alınmalıdır.
Sigortalının 60 yaşına kadar aktif dönemde günlük net geliri üzerinden, 60 yaşından sonra kalan ömrü kadar pasif dönemde asgari ücret üzerinden, her yıl için ayrı ayrı hesaplama yapılacağı Yargıtayın yerleşmiş görüşlerindendir. Günlük net gelir saptanarak rapor tarihi itibarıyla bilinen dönemdeki kazanç, var olan verilere göre iskontolama ve artırma işlemi yapılmadan hesaplanmaktadır. Bilinmeyen dönemdeki kazanç bakımından ise tazminatların peşin olarak hesaplanmasına karşın gelirlerin taksit taksit elde edilmesi sonucunda tazminata esas gelire artırım ve iskonto uygulanmaktadır. Peşin sermayeden elde edilecek yarar, reel faiz kadar olduğundan şu durumda enflasyon dışlanmak suretiyle değişen ekonomik koşullar ve reel faiz oranları da gözetilerek %10 yerine Kurum ilk peşin sermaye değeri hesaplamalarına paralel olarak %5 oranı uygulanmalıdır.
Somut olayda, Mahkemece davalı vekilince beyan edilen kazalı hayatta iken davacı eş ile arasında görülen ve vefat nedeniyle konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilip bu hali ile kesinleşen boşanma dava dosyası ile ölenin davaya konu iş kazasından önce birliktelik yaşadığı iddia edilen dava dışı ... tarafından davalı işveren aleyhine açılan ve feragat nedeniyle reddine karar verilen maddi ve manevi tazminat talepli dava dosyasının dosya içeriğine getirtilmeden ve desteklik olgusundan yararlananların tam olarak tespiti yapılmadan davacı eşin ölenin desteğinden 2 pay esas alınmak suretiyle yararlandırılması hatalı olmuştur. Yine ölenin 60 yaş sonrası için yapılan pasif dönem zarar hesabında kazalının gelirinin net asgari ücret olarak kabulü gerekirken kazalı ücretinin asgari ücretin 1,068 katı olduğu tespiti ile hesaplama yapılması da hatalıdır.
Mahkemece yapılacak iş; İzmir 10. Aile Mahkemesi 2019/93 Esas, 2022/414 Karar sayılı boşanma dava dosyası ile dava dışı ... tarafından açılan Aliağa 1. İş Mahkemesinin 2022/27 Esas, 2022/391 Karar sayılı dosyalarının getirtilerek işbu dava dosyaları ile temyize konu dava dosyası içerisindeki tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi sonucu kazalının dava dışı ... ile nikahsız birliktelik ve desteklik olgusunun bulunup bulunmadığını araştırmak, desteklik olgusunun varlığı yönünden kesin kanaat oluşması halinde ise davacı eş ...'ın ölenin payından 2 pay yerine 1 pay esas alınmak suretiyle (1 payın nikahsız eşe ayrılması gerekeceğinden ) yararlandırılması gerekeceği ve kazalı sigortalının pasif dönem zarar hesabında net asgari ücret ile gelir elde edileceği kabulü ile hesaplama yapılması hususları dikkate alınarak açıklanan işbu hususları davacının temyiz istemi bulunmadığı gözetilerek hükme esas alınan 06.05.2024 tarihli bilirkişi hesap raporundaki bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihleri değiştirilmeden adı geçen rapora uygulamak ve taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Davalı vekilinin davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Davalı vekilinin davacı ... yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Davalı vekilinin davacı ... yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.