10. Hukuk Dairesi 2024/9197 E. , 2024/10883 K.
\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI\t: 2022/963 E., 2024/740 K.
KARAR\t: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ\t: KDZ.Ereğli 2. İş Mahkemesi
SAYISI\t: 2020/2 E., 2022/52 K.
Taraflar arasındaki sürekli iş göremezlik oranının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davacının geçirmiş olduğu iş kazası sonucu iş göremezlik derecesinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.\t
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili,
-Davanın bir iş kazası ve maluliyet tespiti davası olduğu dikkate alınarak gerekli iddiaları hakkında yerinde keşif yapılarak bilirkişi raporu ve benzeri alınmadan Mahkemenin kendisinin dahi karar vermek için yeterli bulmadığı ATK raporunu kararına esas alınması kabul edilemeyeceğini, Mahkemenin 17.03.2021 tarihli 2 nolu celse ara kararı ile mevcut ATK raporunu karar vermek için yeterli bulmadığını, bazı konularda ek açıklama ve düzletme istemiş olmasına rağmen ek ATK raporunda Mahkemenin istemiş olduğu hususlarda hiçbir açıklamaya dahi yer verilmeyen ikinci ATK raporunun karara esas alınmasının kabul edilemeyeceğini,
-İlk ATK raporunda müvekkilinin davalı işyerine girmeden önce geçirdiği ve iyileştiği için ağır ve tehlikeli işler kapsamı işlerde çalışabilir raporu gereğince davalı bünyesinde sağlıklı bir şekilde işe girdiği gerçeğinin yok sayılarak mevcut maluliyeti ile geçmiş kaza arasında irtibat kurulmaya çalışması kabul edilemeyeceğini, bu durumun kabul edilemez olduğunu Mahkemede kabul ettiği için 17.03.2021 tarihli 2 nolu celse ara kararı ile ek rapor alınması istendiğini, bu defa ATK Mahkemece kendisine verilen görev hakkında hiçbir açıklama ve değerlendirme dahi yapmadan peşin fikirle yine aynı hatalı görüşünü tekrar ettiğini,
-ATK kendisine Mahkemece verilen görevi yerine getirmediği gibi müvekkilinin davalı işveren bünyesinde çalışırken geçirdiği iş kazası ve %34 oranında malul olduğu ve sol kolunu kullanamadığı gerçeği hakkında hiçbir değerlendirme içermeyen ATK raporunun karara esas alınamayacağını, müvekkilinin işyerinde iş kazası sonucu %34 oranında malul olduğu gerçeği hakkında hiçbir değerlendirmeye yer verilmeyen ATK raporu ve bu yok hükmündeki raporu karara esas alan Mahkeme kararının kabul edilemeyeceğini,
-Müvekkilinin 1999 yılında Kdz. Ereğli Devlet Hastanesinde sol kolundan ameliyat olmuş ve iyileştiğini, hatta müvekkilinin bu ameliyattan birkaç ay sonra davalı Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları T.A.Ş. bünyesinde ağır tehlikeli işler kapsamındaki çalışabilir raporu gereğince işe başladığını, müvekkilinin 1999 yılındaki kaza sonrası iyileştiğini, ve kaza ile maluliyet ilişkisinin kesildiğini, daha sonra müvekkilinin davalı işveren çalışırken 20.02.2005 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu sol kolunda şikayetleri başladığını, daha sonra sol kolunu kullanamaz hele geldiğini, %34 maluliyeti bu kaza sonrasında ortaya çıktığını, söz konusu davanın konusu müvekkili davalı Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları T.A.Ş. bünyesinde çalışırken 20.02.2005 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu oluşan maluliyet ile kaza arasında illiyet bağı olup olmadığı hususu olduğunu,
-Dava konusu olan iş kazası ve maluliyet gerçeği hakkında hiçbir değerlendirmeye dahi yer verilmeden afaki bir şekilde verilen ATK raporunun karara esas alınmasının kabul edilemeyeceğini,
-Müvekkilinin sağlık raporu ile sabit olduğu üzere sağlıklı olarak davalı bünyesinde işe başladığı işyerinde geçirdiği iş kazaları nedeniyle 13.08.2015 tarihinde almış olduğu Engelli Sağlık Kurulu Raporu gereğince en az %34 oranında engelli duruma düşmüş olduğu gerçeği görmezden gelinerek bu gerçeklik hakkında hiçbir değerlendirmeye dahi yer verilmeyen afaki şekilde ATK raporu ve raporu kararına esas Mahkemenin kararının kabul edilemeyeceğini,
-Mahkeme kararında SGK tarafından iş kazası tespiti yapıldığı gerçeğinin kabul edildiğini, söz konusu iş kazası gerçeği ve bu kaza nedeniyle müvekkilinin %34 oranında malul olduğu gerçeği yok sayılarak maluliyet tespitine yer yoktur şeklinde afaki ATK raporuna değer verilerek davanın reddinin kabul edilemeyeceğini,
-İtiraza uğrayan rapordaki hatanın tekrarı şeklinde ve mahkemenin ara kararına aykırı bir şekilde düzenlenen ek raporun karara esas alınmasının kabul edilemeyeceğini,
-SGK tarafından iş kazası tespiti yapıldığı gerçeği ve bu kaza nedeniyle müvekkilinin %34 oranında malul olduğu gerçeği yok sayılarak maluliyet tespitine yer yoktur şeklinde afaki ATK görüşüne kararda değer verilmesi ve bu yok hükmündeki görüş gereğince haklı talebin reddinin kabul edilemeyeceğini,
-Müvekkilinin iş kazası geçirdiği ve %34 oranındaki iş gücü kaybı söz konusu iş kazası ile maluliyet arasında illiyet bağı olup olmadığına dair hiçbir değerlendirme dahi yapılmadan afaki şekilde müvekkiline %0 maluliyet verilen ATK raporunun karara esas alınması kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin kesin olan maluliyetinin görmezden gelinerek afaki bir şekilde müvekkilinin maluliyeti ile illiyet bağı kurulamadığı şeklinde raporun kabul edilemeyeceğini,
-Davacının geçmişte aynı koldan ameliyat olup iyileştiği ve hatta davalı işyerinde ağır tehlikeli işler kapsamında işlerde çalışabilir raporu ile davalı işveren bünyesinde çalışmaya başladıktan yıllar sonra geçirdiği iş kazasının geçmişteki iş kazası ile ilişkilendirilmesi ve davacının sağlıklı bir şekilde çalışırken 2005 yılında geçirdiği iş kazası sonrası %34 oranında maluliyeti görmezden gelinerek afaki şekilde “İş kazası ile maluliyet arasında illiyet bağı yoktur.” şeklindeki afaki ATK görüşünün bu hatalı görüşün karara esas alınmasının kabul edilemeyeceğini,
-Mahkemenin kararında atk raporları arasındaki çelişkinin giderildiği gerekçesi ile hatalı ATK raporuna değer verilmiş olması kabul edilemeyeceğini, sorun ATK raporları arasında çelişki olup olmaması değil, ATK’nın müvekkilinin mevcut iş kazası ve maluliyet gerçeğini görmezden gelerek hazırladığı yok hükmündeki raporun karara esas alınması olduğunu, tabii ki ATK ilk raporda hatasını kabul etmediği için ikinci raporunda da eski hatasında ısrarcı olduğunu, mahkeme ATK’ya hatasını düzeltmek için ek rapor hazırlanması için görev vermiş olmasına rağmen ve ATK’nın Mahkemece kendisine verilen görevi yok sayarak eski hatasında ve raporunda ısrarcı olmasına rağmen bu hatalı raporun Mahkemece karara esas alınmasının kabul edilemeyeceğini, Mahkemenin 17.03.2022 tarihli celse ara kararı hakkında hiçbir değerlendirme dahi içermeyen adeta Mahkemenin vermiş olduğu görevi yok sayan ve kendi hatalı raporlarında ısrarcı olan ATK’nın yok hükmündeki raporunun karara esas alınması kabul edilemeyeceğini, sonuç olarak mahkemenin vermiş olduğu görev hakkında hiçbir değerlendirmeye yer verilmeyen ve mevcut iş kazası ve maluliyet gerçeğini görmezden gelen yok hükmündeki ATK raporunun karara esas alınması kabul edilemeyeceğini, adeta ATK hatalı görüşü ortaya çıkmasın diye eski hatasında ısrarcı olduğu ve Mahkemece kendisine verilen görevi hiçe saydığı için yok hükmündeki ATK raporunun karara esas alınmasının kabul edilemeyeceğini,
-Mahkeme kararında her iki rapor arasında çelişki olmadığından rapora itibar edilmesinin gerektiğini, hatalı kabulle yok hükmündeki ATK raporunun karara esas alınması kabul edilemeyeceğini, çünkü söz konusu raporda Mahkemece verilen görev yerine getirilmediği gibi birde müvekkilinin iş kazası geçirdiği ve %34 oranında malul olduğu gerçeği yok sayılarak bu hususlarda hiçbir değerlendirme dahi yapılmadığı için söz konusu raporun karara esas alınamayacağı gerçeğinin Mahkemece görmezden gelinmesinin kabul edilemeyeceğini,
-Tüm bu gerekçeler ile söz konusu kararın müvekkili lehine kaldırılarak yapılacak yeniden yargılama neticesinde tüm taleplerinin kabulüne karar verilmesinin gerektiğini, istinaf incelemesi neticesinde müvekkili lehine kaldırılmasına karar verilmesinin gerektiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile \"...Somut davada ise; davacı ...'in 20.02.2005 tarihinde davalı işyerinde çalışırken geçirdiği iş kazası sonucu 20.06.2019 tarihli Ankara Kocatepe SGM raporunda davacının sürekli iş göremezlik derecesinin E cetveline göre %0 olduğu, yardıma muhtaç olmadığı, kontrol gerekmediği belirtilmiş, 13.11.2019 tarihli Yüksek Sağlık Kurulu raporunda ise maluliyetinin gerekmediği şeklinde rapor tanzim edildiği, Adlî Tıp Kurumu Üçüncü Adlî Tıp İhtisas Kurulunun 16.12.2020 tarihli, 17810 karar sayılı raporunda; davacının 20.02.2005 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası ile mevcut patolojisi arasında illiyet kurulamadığından 85/9529 karar sayılı Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü Hükümlerinden yararlanılmak suretiyle maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmadığından sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığı şeklinde rapor tanzim edildiği, Adlî Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulu’nun 20.01.2022 tarihli, 352 karar sayılı raporunda; Mevcut tıbbi belgelere göre kişide tespit edilen arazın davaya konu olan iş kazasından da önce mevcut olduğunun anlaşıldığı, iş kazası ile mevcut patoloji arasında illiyet bağının (nedensellik ilişkisinin) kurulamadığı cihetle, davacı ...’in 20.02.2005 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazasına bağlı yaralanmasının 85/9529 karar sayılı Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü Hükümlerinden yararlanılmak suretiyle maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmadığından sürekli maluliyet oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu şeklinde rapor tanzim edildiği görülmektedir.
Tüm dosya kapsamının bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde; davacı ...'in 20.02.2005 tarihinde davalı işyerinde çalışırken geçirdiği iş kazası sonucu maluliyet oranının davalı Kurumca belirlendiği üzere Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği E cetveline göre %0 olduğu, yargılama sürecinde Adlî Tıp Kurumu Üçüncü Adlî Tıp İhtisas Kurulu ile Adlî Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulu’ndan alınan raporların bunu doğruladığı görülmekle İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.\" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı yerinde görülerek istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmekle birlikte, aynı iş kazası nedeniyle %98 oranında engelli olduğu sabit olan müvekkilin maluliyetinin ise %0 (yüzdesıfır) olarak kabul edilmesinin açık bir hata olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sürekli iş göremezlik oranının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 19, 95 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.