10. Hukuk Dairesi 2024/9181 E. , 2024/9702 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/172 E., 2024/114 K.
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasında Mahkemesinde görülen Kurum işleminin iptali-alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle, 01.01.1998-01.03.2008 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitini, geçici 60 ıncı maddeye göre yapılan ihya işleminin iptaline dair Kurum işleminin iptalini, 30.10.2017 tarihli tahsis talebine istinaden 01.11.2017 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitiyle ödenmeyen aylıkların 42 nci madde gereğince 01.02.2018 tarihinden itibaren yasal faizleriyle ödenmesi gerektiğinin tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 15.11.2022 tarih, 2020/99 E., 2022/303 K. sayılı kararıyla; davanın kabulüne, davalı Kurumun 01.01.1998-01.03.2008 tarihleri arasındaki hizmetlerinin ve ihya işleminin iptaline dair ve 30.10.2017 tarihli tahsis talebinin reddine dair işleminin iptaline, davacıya 01.11.2017 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine ve 01.02.2018 tarihi başlangıç kabul edilerek, her bir aylık için hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekilinin temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 13.02.2023 tarih, 2023/1134 Esas, 2023/1081Karar sayılı kararında; eldeki davada davacı adına 1998, 1999, 2000, 2001 ve 2002 yıllarında tevkifat bulunduğu, davacının 2002 yılı sonuna kadar sigortalılığına karar verilerek tahsis şartlarının buna göre değerlendirilmesi gerektiği halde, davacının 01.01.2003-01.03.2008 arasında da sigortalı kabul edilerek verilen davanın kabulüne dair kararın isabetsiz olduğu, Mahkemece davacının dava konusu dönemde 01.05.1997-31.12.2002 arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun kabul edilmesi ve tahsis şartları buna göre değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile öncelikle bozma ilamı doğrultusunda, 1998, 1999, 2000, 2001 ve 2002 yıllarındaki tevkifatlara istinaden davacının 01.01.1998-31.12.2002 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılması gerektiği kanaatine varıldığı, davacı sigortalının yaşlılık aylığı tahsis şartlarının incelenmesinde; 03.06.1962 doğumlu davacının 30.10.2017 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebi itibarıyla 01.05.1997-31.12.2002 tarihleri arasında ve 01.03.2008-31.03.2017 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında toplam 5310 prim ödeme gün sayısının bulunduğunun görüldüğü, SGK'nın 28.02.2024 tarihli yazısında, davacının, 01.05.2017-31.10.2017 tarihleri arasındaki 4/1-b sigortalılık süresinin prim borcunun ödenmemesi sebebiyle durdurulduğu, ihya başvurusunda bulunması ve 42.785,35 TL prim borcunun ödenmesi halinde sigortalılık süresi olarak kabul edileceği, davacının 15.10.2018 tarihinde yapmış olduğu 2.950,00 TL ödemenin sigortalılık süresi olarak kabul edilemeyeceğinin belirtildiği, Kurum tarafından belirlenen prim borcunun ödenmesi için davacı tarafa süre verilmiş ise de, davacı tarafça 01.05.2017-31.10.2017 tarihleri arasındaki 4/1-b sigortalılık süresine ilişkin prim borcu ödenmemiş olduğunun anlaşıldığı, bozma ilamında, tevkifatlara istinaden hak kazanılacak sigortalılık süresine göre tahsis şartlarının değerlendirilmesi gerektiği belirtildiğinden, anılan dönemin dikkate alınmadığı, 1479 sayılı Kanun'un geçici 10/2 nci maddesi uyarınca 23.05.2002 tarihini takip eden aybaşı olan 01.06.2002 tarihi itibarıyla, 1830 prim gün sayısı (1830/360=5,083 yıl) bulunmakta olup, 20 tam yılını doldurmasına kalan süre 14 tam yıldan fazla, 15 tam yıl veya daha az olduğundan, 7200 prim gün sayısı olmak kaydıyla davacının 53 yaşını doldurduğu tarih itibarıyla 4/1-b kapsamında yaşlılık aylığına hak kazanacağının kabulünün gerektiği, ancak davacının anılan prim gün sayısı koşulunu sağlamadığı; yine 1479 sayılı Kanun'un geçici 10/3 üncü maddesi uyarınca 5400 prim gün sayısı ile 50 yaşını doldurma koşulunu, 10 tam yıldan fazla süre içinde yerine getirebildiğinden, 5400 prim gün sayısı olmak kaydıyla davacının 56 yaşını doldurduğu tarih itibarıyla 4/1-b kapsamında yaşlılık aylığına hak kazanacağının kabulünün gerektiği ne var ki davacının anılan yaş ve prim gün sayısı koşulunu da sağlamadığı, bu durumda davacının, yaşlılık aylığına hak kazanamayacağı kanaatine varılmakla; davanın kısmen kabulüne, davacının 01.01.1998-31.12.2002 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılması gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerinin temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davacının yaşlılık aylığına hak kazanmış olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.
Davalı Kurum vekili; Kurum işlemlerinin yasal mevzuata uygun olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali ve alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfı ile 370 ve 1086 sayılı Kanun'un 428, 435, 2926 ve 5510 maddeleri sayılı Kanun hükümleridir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
09.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.