10. Hukuk Dairesi 2024/1965 E. , 2024/2836 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2022/732 E., 2023/606 K.
DAVA TARİHİ : 13.05.2011
KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasında görülen Kurum işleminin iptali ve yersiz ödemenin iadesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkemenin kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; SGK Başkanlığı tarafından aylık iptalinden kaynaklanan yersiz ödemenin iadesine ilişkin davanın kabulüne, ... tarafından açılan Kurum işleminin iptali ve borçlu olmadığının tespitine ilişkin davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... vekili dava dilekçesinde, aylığın iptal edilerek yersiz aylık ödemeleri ile sağlık gideri ödemelerinin borç çıkarılmasına dair Kurum işleminin iptaline, Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı SGK vekili dava dilekçesinde, Kurumun teftiş raporu ile davacının Bağ-Kur prim hesabına, başka sigortalının hesabından hayali prim ödemelerinin aktarıldığının tespit edilmesi üzerine, sigortalının gerçeği yansıtmayan ödemelerinin iptal edilmesi sonucu yaşlılık aylığının iptal edildiğini ,davalı sigortalı ile Kurum memurunun müteselsilen yersiz ödemelerden sorumlu olduğunu belirterek, yersiz ödenen aylık ve sağlık gideri ödemesinin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Birleşen davada davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı Kurumun talebinin zamanaşımına uğradığı, yine kendisi prim borçlusu ya da yükümlüsü olmadığından davanın husumet yönünden reddi gerektiği, Bağ-Kur müdürü olarak görev yaptığı sürede hiçbir şekilde zimmetine para geçirmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Birleşen davada davalı ... vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 21.09.2011 tarihli ve 2011/97 E.-2011/729 K. sayılı kararıyla Kurum memurlarınca işlemin davacının bilgisi dışında yapıldığı, davacının iyiniyetli olduğu, kamu idaresine güven ilkesi olduğu gerekçesiyle davacı sigortalının davasının kabulüne, birleştirilen dosyada SGK Başkanlığının davasının reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. 21.Hukuk Dairesinin 11.03.2013 tarihli 2011/16538 Esas 2013/4349 Karar sayılı ilamı ile " Kurum personelleri olan şüpheliler ..., ... ve ...'a kurum sigortalılarının prim ödemesi ve askerlik borçlanması ödemesi şeklinde haricen elden vermiş oldukları paraları şüphelilerin kurum hesabına yatırmayarak zimmetlerine geçirdikleri ve bu zimmetin açığa çıkmaması amacıyla kendilerine verilen şifreler ile daha önceden işlem yapılmış olan bazı Kurum sigortalılarının prim ödemelerine ilişkin makbuz bilgilerini kendilerine haricen para ödemesinde bulunan sigortalıların bilgisayarda olan işlem menüsünden ödendi gösterdikleri ve davacının da içinde olduğu 84 kişi lehine hesaba geçirilmek üzere prim ödemesi olarak verilen parayı sigortalı hesabına yatırmak yerine zimmetlerine geçirdikleri, bu durumun ortaya çıkmasına engel olmak için hayali arşiv numarası vererek parayı yatırılmış gibi işlem yaptıkları savıyla iddianame düzenlendiği ve halen Bingöl Ağır Ceza Mahkemesinde yargılamanın devam ettiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar davacı hakkında açılmış bir ceza davası yok ise de Kurum elemanı ... hakkında açılan ceza davası sonucu, bu olayı doğrudan ilgilendirecek durumdadır. Davalı Kurum, davacının hiçbir zaman prim ödemesi yapmadığını, ödemeye ilişkin makbuz ibraz edemediğini savunduğuna göre, mahkemece ceza davası sonucunun beklenmesi, gerektiğinde ceza dosyasındaki tüm deliller ile bu dosyadaki delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. "gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 07.10.2021 tarihli 2011/884-2021/703Karar sayılı kararı ile Kurum tarafından yersiz ödemenin iadesi istemi ile açılan davanın kısmen kabulüne, sigortalı ... tarafından Kurum işleminin iptali istemi ile açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairece, "Aylık koşullarını yitiren sigortalının yersiz aylık ödemesi nedeniyle iade ile yükümlü olduğu açık ise de, Dairemizin önceki bozma ilamında da belirtildiği şekilde ,sigortalılık süresi,prim ödeme gün sayısı ve prim borcu olmaması yönünden yaşlılık aylığı şartlarının oluşup oluşmadığı değerlendirilmeli ve Kurum tarafından iptal edilerek, davacının prim hesabından çıkarılan prim dahil edilmediğinde,davacı açısından kısmi aylık/tam aylık koşullarının oluşup oluşmadığı irdelenmeli,oluşması halinde bu koşulların oluştuğu tarihi takip eden ay başından itibaren aylık bağlanabileceği gözetilmelidir.Yine sigortalılık süresi ile prim ödeme gün sayısının bulunması, ancak cüzi fark prim borcu olduğunun belirlenmesi durumunda, dönemin ekonomik şartlarına göre, prim borcunun cüzi bir tutar olup ,bu tutarın Kurumca her zaman tahsilinin mümkün olduğu anlaşılabildiği taktirde, cüzi prim borcu bulunması nedeniyle aylık koşullarının oluşmadığı yönünde değerlendirme yapılmamalıdır.
Mahkemece, Kurumdan yersiz sağlık harcamalarına ilişkin belgelerin (borç dönem ve tutarlarını belirtir, davacı adına tahakkuk ettirilen yersiz sağlık karnesi kullanımı ve sağlık giderine ilişkin borç tahakkuk cetvelleri, borç bildirim belgeleri) celbi sağlandıktan sonra, iade koşullarının oluşup oluşmadığı hakkında değerlendirme yapılmalıdır." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
C.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı sigortalı ...'a 13.10.1995 tarihli talebine göre 8.292 gün hizmeti ve 720 askerlik borçlanması yapılarak kazanılan süre toplamı 9.012 gün üzerinden tam tahsise hak kazandığı görülmekte ise de 29.08.1995 tarihli ve 3.300.000 TL tutarlı ödemesinin hesaptan çıkartıldığında 26.07.2014 tarihli Sigortalı Bilgileri çıktısına nazaran sigortalının 23 yıl 2 gün (8282 gün ) hizmetinin bulunduğu ve 31.07.2010 tarihi itibarıyla Kuruma toplam 571,46 TL borcu bulunduğu ve tam tahsise hak kazanılmak için Kuruma borcu bulunmama şartı yanında 25 yıllık/9.000 günlük hizmeti bulunmadığı ve 13.10.1995 tarihli başvuru sonrasında gerçekleşen tahsisin yersiz olduğu, dolayısıyla bu sigortalının prim aslı borcu nedeniyle yukarıda ayrıntılı olarak bahsedilen usulsüz işlemleri gerçekleştirdiği sabit olup, borçtan sorumlu olduğu kanaatine varıldığı, sigortalının kısmi tahsis yönünden gerekli olan Kuruma borcu bulunmama şartını sağlamaması yanında başvuru tarihi itibariyle 55 yaşını doldurma şartını da sağlamadığı gözetildiğinde makul miktarda kalan prim borcu dolayısıyla değerlendirme yapma olanağı bulunmadığı, zira diğer bir kısmi aylık şartı olan yaş şartının mevcut bulunmadığı, dava konusu iadenin 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı Maddesinin (a) bendine göre yapılmasının dosya kapsamına uygun olacağı gerekçesi ile 2011/884 Esas sayılı dosya davalısı ... ile 2011/489 Esas sayılı dosya davalısı ...'a yönelik açılan davanın kabulüne, 47.781,00 TL yersiz maaş ödemesi ve 2.345,49 TL yersiz sağlık gideri olmak üzere 50.126,59 TL yersiz ödeme alacağının sarf ve tediye tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte 2011/884 Esas sayılı dosya davalısı ... ile 2011/489 Esas sayılı dosya davalısı ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı Kuruma ödenmesine, ... tarafından açılan davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı/birleşen davada davalı ... vekili; olayın asıl sorumlusunun davacı değil yolsuz işlemi yaptığı Ağır Ceza Mahkemesi kararı ile de sabit olan Kurum görevlisi ile onu istihdam eden kurum olduğu, Kurum personelinin bilgisayar programındaki açığı kullanarak yaptığı hukuka aykırı işlemin sonucunun davacıya yüklenemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı ve birleşen dava davalısı Kurum yönünden yersiz yapılan ödemenin faizi ile iadesine, davalı ve birleşen dava davacısı ... yönünden aylığın iptali ve borç çıkarılmasına dair Kurum işleminin iptali ile borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 1479 sayılı Kanunun 53. ve Geçici 10. maddeleridir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Fazla yatırılan harcın istek halinde ilgiliye iadesine,
18.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.