10. Hukuk Dairesi 2024/15295 E. , 2026/1481 K.
\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t:İş Mahkemesi
SAYISI\t: 2015/98 E., 2024/331 K.
\t
Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı Kurumdan 2...3 tahsis numarasıyla 01.04.2005 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya başladığı, emekliliğe esas teşkil eden sigortalılık süresinde diğer davalı ... ... A.Ş.'de 01.10.1992 yılı itibarıyla çalışmaya başladığı, şirket bünyesinde çalışmaya başladığı ilk pozisyonun eğitim şefliği olduğu, daha sonraki süreçte 01.03.1996 tarihinde eğitim müdür yardımcılığı yaptığı, 17.08.1998 tarihinde eğitim müdürlüğü görevlerini icra ederek 28.02.2005 yılında emekliliğe hak kazanması sebebiyle işten ayrıldığı, şirkette görev aldığı pozisyon itibarıyla hak ettiği ve kendisine ödenen aylık ücretleri ile Sosyal Güvenlik Kurumu'na beyan edilen aylık ücretleri tutarında oldukça fark bulunduğu, şirketin Kuruma davacının maaşını eksik bildirerek prim ödemlerini de buna göre ait olduğu dönemlere ilişkin asgari ücret tutarında yaptığı, ... A.Ş.'de görev yaptığı pozisyonlar dikkate alındığında davacının asgari ücret tutarında aylık ücret almasının takdir edileceği üzere söz konusu olamayacağı, davalı şirketin iştigal konusunun Türkiye ve ...'da tekstil sektörüne yönelik bilgisayar programlarıyla ...sistemlerinin pazarlaması, satışı, montajı, eğitimi ve teknik hizmetlerinin sunulması şeklinde olduğu, bu denli büyük bir portföye sahip ve yabancı merkezli, faaliyet alanı geniş bir şirkette anılan pozisyonlarda çalışan müvekkilinin asgari ücretle çalıştırılmasının ticari hayatta dürüst ve basiretli davranma kuralına aykırı olduğu iddiasıyla davacının davalı şirketçe sigorta primine esas kazançlarının eksik bildirildiğinin tespitiyle tespit edilen sigorta primine esas kazançlarına göre yeniden hesaplanacak yaşlılık aylığının emekliliğe hak kazandığı 01.04.2005 tarihindeki zamanki şartlara göre hesaplanarak buna göre Kurumca eksik yatırılmış olan yaşlılık aylıklarının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımına uğradığı, esasa dair beyanlarında ise davalı firmanın 1986 yılında kurulduğu, kurulduğu tarihten bu yana hiçbir çalışanı ile böyle bir husumet yaşamadığı, her zaman çalışanlarının menfaatlerini koruyan bir anlayış gösterdiği, davacının bünyesinde 01.10.1992 tarihinden itibaren çalışmaya başladığı ve emekliliğine hak kazandığı 28.02.2005 tarihinde de şirket bünyesinden ayrıldığı, bu çalışma dönemi içinde davacının şirket bünyesinde çeşitli görevlerde hiçbir zaman ve hiçbir konuda mağdur olmadan çalıştığı ve ... primleri de hem kanunlara hem de prosedüre uygun olarak ödendiği, davacının şirkette çeşitli görevlerde yer aldığı ve şirket içinde bu çalışmaları doğrultusunda ücretlendirildiği, ... primlerinin de bu doğrultuda herhangi bir aksama olmadan davacının bilgisi dahilinde iddia edildiği gibi her yıla ait ücretinin asgari ücret tutarında değil her dönem asgari ücret miktarının üzerinden yatırıldığı, davacının iddia ettiği gibi bir durumun söz konusu olabilmesi dahilinde dahi bu durumun davacının yaklaşık 13 yıllık çalışma hayatında iddia etmemiş olmasının ve emekliliğinden yaklaşık 5 sene geçtikten sonra böyle bir iddiada bulunmasının bile belirtilen hususlarda ne kadar tutarlı ve gerçekçi olduğunu gösterdiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya ait hizmet cetvelinin kontrolünde 01.10.1992 tarihinde diğer davalıya ait işyerinde 10.433.880 Lira ücretle işe başladığının ve 28.02.2005 tarihinde çıkışının olduğunun anlaşıldığı, bildirilen prime esas kazanç tutarlarına göre hesaplanan ve ödenen maaşta herhangi bir hata bulunmadığı, Kuruma verilen aylık bildirgelerde davacının aldığı ücretlerin belirtildiği, 506 sayılı Kanunun 79/8. maddesi'ne dayanılarak açılan tespit davalarında davanın 5 yıl içinde açılmış olmasının gerektiği, bu nedenle hak düşürücü süre yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davacıya ait sigorta sicil numarasının tetkikinde iddia edilen tarihlerde çalışmasına rastlanılmadığı, hizmet akdiyle davalı işverene bağlı olarak fiilen çalıştığının ispatlanması, çalışmanın niteliği ve ödenen ücret somut delilleri ile ispatının gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.MAHKEME İLK KARARI
Mahkeme tarafından 14.03.2014 tarihli ve 2013/174 Esas, 2014/122 Karar sayılı kararla davacının davalı işyerinde eğitim ve aplikasyon müdürü olarak görev yaptığı, dinlenen davacı tanıklarının beyanlarına göre işyerinde prim uygulaması bulunduğu, primlerin maaş ile birlikte ödendiği, bordroların asgari ücretin bir miktar üzerinde düzenlendiği, emsal ücret araştırması yapıldığı, ... Sendikasınca eğitim müdürü olarak çalışan bir kişinin fesih tarihi itibari ile alacakları tüm ödemelerin yol, yemek, ikramiye dahil net 3.000,00 TL olacağının bildirildiği, davalı işveren tarafından Kuruma verilen bordrolar ile hizmet cetvelindeki prime esas kazançlar karşılaştırıldığında bir uyuşmazlık bulunmadığı ancak gerek davalı işverenin yaptığı işin niteliği gerek davacının mesleki kıdemi ve yaptığı iş, gerekse emsal ücret araştırması ve davacı tarafça dosyaya ibraz edilen işyeri iç yazışmaları, davacı işten ayrılırken yapılan kıdem tazminatı ödeme tablosu, davacı tarafından sunulan hesap tabloları incelendiğinde davacının en son aylık kazancının brüt 1.586,67 TL olduğu, davacının prime esas kazancının gerçek ücreti üzerinden gösterilmediği anlaşılmakla 13.11.2013 tarihli bilirkişi raporuna mahkememizce de itibar edilmiş, rapor doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Mahkemenin 14.03.2014 tarihli ve 2013/174 Esas, 2014/122 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuş ve Yargıtay 21. (kapatılan) Hukuk Dairesinin 16.02.2015 tarihli ve 2014/14477 Esas, 2015/2581 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
\"...1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre tarafların, aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 01/10/1992-01/04/2005 tarihleri arası sigorta primine esas ücretin belirlenmesi, emekli aylığının yeniden belirlenecek ... kazanca göre tekrar hesaplanması ve eksik yatırılan aylıklarında ödenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı olduğu şekilde davacının en son aylık brüt 1.586,67 TL üzerinden istemin kabulüne karar verilmiş ise de, bu sonuca eksik araştırma ve inceleme sonucu varılmıştır.
Bu tür hizmet tespitine yönelik davaların kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği, Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş ictihadı gereğidir. Yasal dayanağı 5510 sayılı Yasanın 86/8. ve 506 sayılı Kanunun 79/10. maddeleri olan bu tür davalarda çalışma olgusu hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlendikten sonra ücret konusu üzerinde durulmalıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı adına davalı işveren tarafından 01/10/1992-28/02/2005 tarihleri arası asgari ücretin bir miktar üzerinden bildirimlerin tamamının yapıldığı, fotokopisi sunulan kıdem tazminatı formunda aylık ücretin brüt 1.700,00 TL olarak belirtildiği, imzalı ücret formunda 2005/Şubat ayı maaşının 1.135,00 TL olduğu, ticaret odası yazısında ücretin asgari ücret veya taraflar arasındaki sözleşmeye bağlı olduğunu, sosyal iş sendikası yan ödemeler dahil 3.000,00 TL, DİSK ise 2005/2. ayda aylık net 1.400,00-1.600,00 TL civarında olduğunu, bordro tanıkları maaşla birlikte prim ve ikramiye uygulaması bulunduğunu, maaşın asgari ücretin biraz üzerinde olup onu imzaladıklarını, kalan miktarıda elden aldıklarını belirttikleri, alınan bilirkişi raporunda en son aylığın brüt 1.586,67 TL olduğu ve bunu o tarihte geçerli olan asgari ücrete oranlayarak hesaplamaya esas alındığı, Ocak/2005 tarihli olan ve ilgili makama şeklinde yazılan yazıda davacının maaşının 1.445,00 TL ve Mart/2003 maaşının 1.090,00 TL olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacı dava dilekçesinde işyerinde önce eğitim şefi olarak başladığını, bir süre sonra eğitim müdür yardımcısı olduğunu ve daha sonrada eğitim müdürü olarak 2005 yılına kadar çalıştığını belirtmiş olup, mahkemece davacının belirtilen bu ünvanlarda çalıştığı dönemlerin tespit edilmediği, yine hüküm altına alınan sigorta primine esas kazanç miktarının 1993-1999 yılları arası dönemde SSK tavan miktarının üzerinde olduğu hususunun dikkate alınmadığı, ayrıca davacının emekli aylığının yeniden belirlenecek ... kazanca göre yeniden hesaplanması ve eksik ödenen aylıkların ödenmesine yönelik taleplerine ilişkin olarakta olumlu yada olumsuz herhangi bir karar verilmediği, dolayısıyla davacının sigorta primine esas ücreti yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmeden sonuca gidildiği görülmektedir.
Yapılacak iş;
1-) öncelikle davacının eğitim şefi, eğitim müdür yardımcısı ve eğitim müdürü olarak çalıştığı dönemleri tespit etmek,
2-) bu dönemler tespit edildikten sonra, davacının her bir ünvanla çalıştığı dönemlerde ayrı ayrı sigorta primine esas ücreti tespit etmek için, yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi ile işyerinin kapsam ve kapasitesini belirlemek, gerektiğinde işverenin bordrolarında kayıtlı diğer işçilerin beyanına başvurmak, işverenin yaptığı bildirimler ile çalışan işçilerin niteliklerini de karşılaştırarak, işverenin çalıştırdığı işçilerin kıdem ve pozisyonuna göre gerçek ücreti üzerinden bildirilip bildirilmediği üzerinde durmak, davacının asgari ücret ile çalışması olağan olmayan nitelikli bir işçi olup olmadığını, nitelikli bir işte çalıştırılıp çalıştırılmadığını belirlemek, asgari ücretle çalışmasının olağan olmadığı belirlendiği takdirde, işverenin aynı pozisyondaki işçilere ödediği ücretlerin gerçeğe uygun olup olmadığını değerlendirmek, bu bildirimlerin gerçeğe uygun olduğunun belirlenmesi halinde, bu ücretleri esas almak, aksi takdirde benzer işi yapan işyerlerinden, gerektiğinde ilgili meslek odasından emsal ücret araştırması yaparak, tüm deliller birlikte değerlendirilerek her bir dönem için ayrı ayrı elde edilecek sonuca göre karar vermekten ibarettir.\t
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Öte yandan, davacının, emekli aylığının yeniden belirlenecek ... kazanca göre tekrar hesaplanması ve eksik yatırılan aylıkların ödenmesine yönelik taleplerine ilişkin olarakta olumlu yada olumsuz herhangi bir karar verilmemeside hatalıdır...\"
2.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilindiği gibi davanın kısmen kabulüne, PEK tespiti ile davacının emekli aylığının tekrar hesaplanması ve eksik aylıkların ödenmesi şeklindeki talepler yönünden davanın usulden reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; emekli aylığının da hesabının gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; emsal ücret araştırmasının yerinde olmadığı, tutar hataları bulunduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
3.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; cevap dilekçesinin tekrarı ile davanın yerinde olmadığı, eksik araştırma ile karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, prime esas kazanç ve yaşlılık aylığının yeniden hesaplanması gerektiğinin tespiti ile fark aylıkların tahsiline ilişkindir.
1.Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77. maddesinin 1. fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun'un 79. maddenin 10. fıkrasına dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77. maddeye göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun; 288. maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289. maddesinde, 288. madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292. maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir.
2.Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10 - 480 E., 2010/523 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 E., 2010/524 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 E., 2010/525 K., 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 E., 2011/649 K., 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 E., 2013/850 K., sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
3.Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ile ortaya çıkan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulduğunda, sigorta primine esas kazanç tutarı konusunda öngörülen yönteme uygun inceleme ve araştırma yapılmaksızın karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacının prime esas kazancının tespitine ilişkin olarak yazılı delil arandığı, şayet yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belge ya da belgeler bulunması halinde tanıkla da ispatın mümkün olabileceği gözetilerek yukarıda açıklanan ispat kuralları çerçevesinde yeterli araştırma yapılarak varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesi gerekirken; emsal ücret araştırmasına dayalı hüküm kurulması isabetsizdir.
4.Öte yandan; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinin 2. fıkrasında, “Diğer Kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır.” şeklinde düzenleme gözetildiğinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu dışındaki Kanunlar ile de dava şartı düzenlenebileceği anlaşılmaktadır.
5.11.09.2014 tarihli Mükerrer Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanun'un 64. maddesi ile 5521 sayılı Kanun'un 7. maddesine üçüncü fıkra olarak “31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile diğer sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri hariç olmak üzere, dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat edilmesi zorunludur. Diğer Kanunlarda öngörülen süreler saklı kalmak kaydıyla yapılan müracaata altmış gün içinde Kurumca cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılır. Kuruma karşı dava açılabilmesi için taleplerin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması şarttır. Kuruma başvuruda geçirilecek süre zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz.” hükmü eklenmiştir.
6.Dava şartları, Mahkemenin davanın esası hakkında yargılamanın devamı için gerekli olan şartlardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları, dava açılabilmesi için değil Mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır. HMK’nın 115/2. maddesindeki kurala göre, “Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder”. Düzenleme gereğince, eksik olan bir dava şartı, belirli bir süre verilerek giderilebilecek ise hâkim tarafından eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilmesi gerekir. Bu süre içinde dava şartı eksikliği tamamlanmaz ise dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmelidir.
7.Eldeki dava 29.12.2009 tarihinde, 6552 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden çok önce açılmıştır. Davacı, prime esas kazançla birlikte yaşlılık aylığının yeniden hesaplanarak fark aylıkların tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, işin esasına girmek suretiyle varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; Kuruma başvuru şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi isabetsizdir.
8. Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup sair hususlar incelenmeksizin bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.