10. Hukuk Dairesi 2024/11681 E. , 2025/687 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/425 E., 2024/223 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen hizmet ve prime esas kazanç tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili ile feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı işveren bünyesindeki ... Ofisi içinde yer alan ... Oto Yıkama servisinde kesintisiz olarak 20.07.2010 tarihinden 01.09.2015 tarihleri arasında çalıştığının ve sigorta başlangıç tarihinin 20.07.2010 olarak tespiti ile bu süreler içinde yatırılmayan primlerin davalı tarafından yatırılmasına ve gerçek ücretinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Feri müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.03.2020 tarih, 2016/399 Esas, 2020/147 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile davacının hizmet tespiti talebinin kısmen kabulü ile davacının davalıya ait 1151428 sicil numaralı işyerinde 07.06.2011 - 19.06.2015 tarihleri arasında çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının ücret tespiti talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 04.09.2020 tarih, 2020/1565 E., 2020/1822 K., sayılı kararıyla taraf vekillerinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Daire kararında; dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı vekili, davalı vekili ile feri müdahil Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
Davacının hizmet tespiti talebine yönelik davacı tanığı olarak dinlenen ve davacının çalıştığı oto yıkama işyerinin içinde bulunduğu petrol ofisi bayinin 2010-2018 yılları arasında müdürlüğünü yaptığını beyan eden ...’in davacının iddiası gibi çalışmayı teyit ettiği ne var ki beyanı dışında bu tanığın çalıştığını belirttiği petrol bayisi ile ilgisinin resmileştirilmediği anlaşılmakla, öncelikle İlhan’a ait çalıştığı işyerine ilişkin kayıtlar getirilerek çalıştığı dönem belirlenmelidir. Öte yandan, bordro tanığı olarak dinlenen ...'ın davacının çalışma iddiasına ilişkin beyanı ile bordro tanığı ...’un beyanının çakıştığı, ... beyanının taleple örtüştüğü, ancak Mahkemece tanık beyanları arasındaki çelişki giderilmeksizin Meriç’in beyanına itibarla, adı geçen tanığın işyerinden 1 aylık kısa dönemli bildiriminin sona erdiği tarih itibariyle davacının işyerinde çalışmasının başladığına karar verilmiş olduğu görülmekte olup Mahkemece yukarıda ifade edilen tanık beyanları arasındaki çelişki giderilmeli ayrıca işyerine komşu işyeri ve bordrolu çalışanlarının o işyeri ile ilgileri de resmileştirilmek suretiyle tespit edilerek beyanları alınmalı, bu kapsamda yapılacak irdeleme ve dosya kapsamındaki tüm delillerin değerlendirilmesi suretiyle oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmadan sonra dinlenen tanık beyanları özellikle çelişkiler giderilecek şekilde alınmaya çalışılan ..., ...'un beyanlarına ve toplanan diğer tüm delillere göre davacının, davalı işyerinden 20.06.2015-31.08.2015 tarihleri arasında sigortalılık bildirimleri bulunduğu hususu da göz önüne alınarak davacının hizmet tespiti talebinin kısmen kabulü ile davacının davalıya ait 1151428 sicil numaralı işyerinde 07.06.2011-19.06.2015 tarihleri arasında çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerektiği, ücret tespiti talebi yönünden ise dosyada, davacı imzası taşıyan ücret bordroları ve hesap pusulaları bulunmamaktadır. Yukarıda belirtilen olgular ile örnek kararlarda yer verilen araştırma yöntemi izlendiğinde, davacının SGK'ya yapılan bildirimlerden daha az nitelikte prime esas kazanca konu ücret elde ettiği dosya kapsamına sunulan bilgi ve belgeler ile getirtilen kayıtlardan tespit edilemediğinden, davacının ücret tespiti talebinin reddi gerektiği kanaatiyle, davanın kısmen kabulü ile davacının davalıya ait 1151428 sicil sayılı iş yerinde 20.07.2010-19.06.2015 tarihleri arasında çalıştığının tespitine, davacının ücret tespiti talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile feri müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Feri müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı ... işyerinde 20.07.2010-01.09.2015 tarihleri arasında çalıştığının ve ücretinin tespitini istemiştir.
2. İlgili Hukuk
1-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26. maddesi uyarınca; "Hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Aynı Kanun'un 294-301 maddelerinde ise mahkeme kararlarının nasıl olması gerektiği belirlenmiştir. Bu düzenlemelere göre Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. Yine aynı Kanun'un 297. maddesinin (2). fıkrasında “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”, hükümleri öngörülmüş olup, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
2-Davanın yasal dayanağını oluşturan 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtayın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
3-Davanın yasal dayanaklarından olan 5510 sayılı Kanunun “Prime esas kazançlar” başlıklı 80. maddesinin birinci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanunun 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80. maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun; 200. maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belirli bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, bu madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 202. maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça veya temsilcisi tarafından verilen belgeler olduğu belirtilmiştir.
Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtlan, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 tarihli ve 2010/10-480 Esas - 2010/523 Karar, 20.10.2010 tarihli ve 2010/10-481 Esas - 2010/524 Karar, 20.10.2010 tarihli ve 2010/10-482 Esas - 2010/525 Karar, 19.10.2011 tarihli ve 2011/10-608 Esas - 2011/649 Karar, 19.06.2013 tarihli ve 2012/10-1617 Esas - 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
Bunun yanında; 6100 sayılı HMK'nın "senede karşı tanıkla ispat yasağı" başlıklı 201. maddesinde ise; "Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz" hükmü yer almaktadır.
3. Değerlendirme
1-Mahkeme gerekçesindeki bozmadan sonra dinlenen tanık beyanları özellikle çelişkiler giderilecek şekilde alınmaya çalışılan ..., ...'un beyanlarına ve toplanan diğer tüm delillere göre davacının, davalı işyerinden 20.06.2015-31.08.2015 tarihleri arasında sigortalılık bildirimleri bulunduğu hususu da göz önüne alınarak davacının hizmeti tespiti talebinin kısmen kabulü ile davacının davalıya ait 1151428 sicil numaralı işyerinde 07.06.2011-19.06.2015 tarihleri arasında çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerektiğinin belirtilmesine rağmen; hüküm fıkrasında davanın kısmen kabulü ile davacının davalıya ait 1151428 sicil sayılı iş yerinde 20.07.2010-19.06.2015 tarihleri arasında çalıştığının tespitine, ... şeklinde verilen karar ile gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturmuştur.
2-Öte yandan, Mahkemece, hizmet tespiti istemi aynı zamanda prime esas kazanç tespitini de içerdiğinde, davacının talep ettiği prime esas kazanç isteminin reddine karar verilmiş olması bu yönde tespit kararı verilmesine engel değildir. Yani kabul edilen hizmet tespiti dönemi yönünden prime esas
kazanca da (asgari ücret üzerinden) karar verilmesi gerekirken verilen karar hatalı olup bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,
15.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.