10. Hukuk Dairesi 2024/1086 E. , 2024/1245 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/589 E., 2023/817 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bafra 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2021/277 E., 2022/546 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
Kararın, fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili özetle; davacının davalı iş yerinde 20.10.1990-20.11.1990 tarihleri arasında 1 (bir) ay müddetle işçi olarak çalışmış bulunduğunun tespitine, sigorta başlangıç tarihinin 20.10.1990 olarak tespiti ile bu hizmetlerin ile diğer hizmetlerin birleştirilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; eski çalışanı olan davacı ...'nın 20.10.1990-20.11.1990 tarihleri arasında tarafımca işletilen ... Şehir Kulübü Lokantasında garson olarak 20.10.1990-20.11.1990 tarihleri arasında 1 ay süre ile yanında çalıştığını ve açılan hizmet tespiti davasını kabul ettiğini beyan etmiştir.
2.Fer'i müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesi gereğince hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, Yargıtay kararları gereğince kamu düzenine ilişkin hizmet tespit davalarında çalışma olgusunun somut ve net bir şekilde ortaya konulması gerektiğini, 6552 sayılı Kanun gereği hizmet akdine tabi çalışma nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda davanın kuruma resen ihbarı gerektiğini, beyanla, davanın reddi gereğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davacının 20.10.1990 tarihinde hizmet akdine dayalı olarak 30 gün süreyle çalıştığının ve sigorta başlangıç tarihinin 20.10.1990 tarihi olduğunun tespitine dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Fer'i müdahil Kurum, davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, eksik inceleme araştırma nedeniyle kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi hükmü yerinde görülerek istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Temyiz eden fer'i müdahil Kurum vekili özetle, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmekle birlikte kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.6552 sayılı Kanun'un 11.09.2014 günü yürürlüğe giren 64 üncü maddesiyle 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 7 nci maddesine eklenen 4 üncü fıkrada, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, davanın Kuruma resen ihbar edileceği, ihbar üzerine davaya davalı yanında fer'i müdahil olarak katılan Kurumun, yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi kanun yoluna başvurabileceği belirtilmiştir.
2.6552 sayılı Kanun ile ilgili olarak öncesinde Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan hükümet teklifinde, söz konusu düzenleme 54 üncü madde olarak yer almış, izleyen 55 inci maddede “5521 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.” denildikten sonra “7 nci maddeye bu Kanunla eklenen dördüncü fıkra hükmü, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalarda da uygulanır.” hükmü Geçici 3 üncü madde olarak öngörülmüş, ancak yasalaşma aşamasında anılan Geçici madde çıkarılıp 6552 sayılı Kanunda bu türden düzenlemeye yer verilmemiştir. Diğer taraftan, 5521 sayılı Kanun'un 15 inci maddesinde, bu Kanunda açıklık bulunmayan durumlarda Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerinin uygulanacağı, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 66 ncı maddesinde, üçüncü kişinin, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer’î müdahil olarak davada yer alabileceği, 447/2 nci maddesinde, mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamaların, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı, 448 inci maddesinde, bu Kanun hükümlerinin, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanacağı açıklanmıştır.
Şu durumda, hizmet tespiti davalarında Kurumun fer'i müdahilliğine ilişkin hükmün geçmişe yürütüleceği yönündeki düzenlemenin kanun koyucu tarafından benimsenmemiş olması, ayrıca ve özellikle yukarıda değinilen 448. madde kapsamında, kurum bakımından taraf oluşumu gerçekleştiğinden tamamlanmamış işlemden söz edilemeyeceğinin de belirgin bulunması karşısında 5521 sayılı Kanun'un 7 nci maddesine eklenen 4 üncü fıkranın 11.09.2014 tarihinden önce açılan davalarda uygulanamayacağı açıktır.
6100 sayılı HMK'nın “yargılama giderlerinin kapsamı” başlığını taşıyan 323 üncü maddesinde yargılama giderlerinin hangi kalemleri kapsadığı tek tek sayılmış, “yargılama giderlerinden sorumluluk” başlığını taşıyan 326 ncı maddede “kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği,” “yargılama giderlerine hükmedilmesi” başlığını taşıyan 332 nci maddesinde ise “yargılama giderlerine, Mahkemece resen hükmedileceği, yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümün hüküm altında gösterileceği,” hüküm altına alınmıştır.
Buna göre İlk Derece Mahkemesince verilen hükme ilişkin kararın başlığında, dava tarihi itibariyle kurumun taraf sıfatının fer'i müdahil olması gerekirken davalı olarak belirlenmesi ve davalı kurum aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3.Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
4. Eldeki davada, davacının 20.10.1990-20.11.1990 tarihleri arasında davalıya ait şehir klübü lokantasında çalışmasına ilişkin hizmetinin tespitini talep ettiği davada, davacı hakkında verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Davalıya ait 787 sicil sayılı, lokanta mahiyetli işyerinden, davacı adına 20.10.1990 tarihli işe giriş bildirgesi verildiği ancak adına hizmet bildirilmediği, işyerinin 11.12.1989-05.03.1992 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu, işyerine ait 1990/1-3. arası dönemlerine ait bordroların mevcut olduğu ve bu dönemlerde işyerinden iki sigortalının bildiriminin olduğu, ancak anılan bordrolu çalışanların dinlenmediği, emniyet aracılığıyla komşu işyeri araştırması yapıldığı ve komşu işyeri tespit edilemediği, öte yandan davacı tanığı olarak Bafra Klübü derneği çalışanlarının dinlendiği, geniş çaplı komşu işyeri araştırması da yapılmadan yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır.
5.Buna göre öncelikle,davalı işyerinden 1990/1-3 arası sigorta bildirimleri olan Yılmaz Turna ile Recep Şen bordro tanığı olarak dinlenmeli, bu tanıklara ulaşılamaması yada beyanlarının yetersiz görülmesi halinde, SGK, vergi ve belediye aracılığıyla yapılacak araştırma ile dava konusu dönemde davalı işyerine komşu işyeri sahipleri ve kayıtlı çalışanları belirlenmeli, bunların vergi ve çalışma kayıtları getirtilerek beyanlarına başvurulmalı, böylelikle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle çalışma olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği tereddütsüz şekilde ortaya konularak karar verilmelidir.
4. Öte yandan kabule göre de İlk Derece Mahkemesince, davacının hangi tarihler arasında kaç gün çalıştığına ilişkin hüküm kurulması gerekirken bunun yerine, kararda bu hususlar HMK'nın 297 nci madde kapsamında açıkça gösterilmeyerek, davacının sigorta başlangıcının 20.10.1990 tarihi olduğunun ve bu tarihten itibaren de davalıya ait işyerinde 30 gün çalıştığı yönünde kurulan hüküm infaza elverişsiz olduğundan isabetsiz bulunmuştur.
5.Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının , BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.