1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Yargıtay
  4. Yargıtay Kararları
Yargıtay Kararı

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/11141 E., 2024/1675 K.

Yargıtay 22.02.2024 Sayı: 2023/11141 E. - 2024/1675 K. 10. Hukuk Dairesi

10. Hukuk Dairesi 2023/11141 E. , 2024/1675 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1317 E., 2023/1314 K.

KARAR : Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 2. İş Mahkemesi

SAYISI : 2020/20 E., 2023/314 K.

Taraflar arasındaki asıl dava Kurumca iptal edilen çalışmaların gerçek ve fiili olduğunun tespiti ile aksine Kurum işleminin iptali, yaşlılık aylığının yeniden bağlanması, birleşen dava ise borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup davanın yapılan yargılaması sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA

1.Asıl davada davacı vekili; Kurum tarafından davacıya Bağ-Kur prim borcu olduğu, bu primlerin ödenmesi halinde emekli olabileceğine dair yazı gönderildiğini, davacının primleri ödemek için gittiğinde sorumlu memurun prim borçlarını faizi ile birlikte alıp müvekkiline emeklilik işlemlerinin yapılacağını söylediğini, sonrasında emeklilik işlemlerini yürüten memurun her bir sigortalıdan tahsil ettiği primleri kayıtlara geçirmekle birlikte Kurum veznesine yatırılmadığının fark edildiğini ve davacının emekliliğinin iptal edildiğini, geriye yönelik ödediği emeklilik aylıklarını faiziyle birlikte toplam 76.603,12 TL borç çıkarıldığını, davacıya 16 yıl 7 ay 26 gün üzerinden maaş bağlandığını, artık müvekkilince kazanılmış hak olduğunu, müvekkilinin yanlış beyanı olmadığını, hiçbir hatası ve kusuru bulunmadığını belirterek, dava konusu Kurum işleminin iptaline, davacının yaşlılık aylığı almak için tüm koşulları sağladığının tespiti ile işlemin iptaline, elinden alınan tüm hakların geri verilmesini, ödenmeyen maaşların işlemiş ve işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

2. Birleşen davada davacı vekili; 2000 yılı öncesi Bağ-Kur sigortalısı olarak çalışan davacı müvekkiline SGK tarafından "Bağkur prim borcu olduğunu ve bu primleri ödemesi durumunda emekli olacağını" içeren bir kağıt gönderildiğini, müvekkili ve oğlunun prim borçlarını ödemek için gittiklerinde bağkur emeklilik işlemlerinden sorumlu olan memurun müracaat edenlerin ödemesi gereken prim borçlarını bildirdiğini ve prim borçlarını faizi ile birlikte alıp "sizin işiniz tamam, emeklilik işlemleriniz yapılıyor" diyerek gönderdiğini, müvekkili ve oğlunun tüm evrakları görevli memura tevdi ederek tüm yasal işlemleri tamamladıklarını, nitekim akabinde de müvekkilinin 01.12.2000 tarihinde emeklilik işlemlerinin yapıldığını ve emekli olduğunu, davalı Kurumun müvekkiline 14.12.2016 tarih ve 17426978 sayılı borç bildirim belgesi gönderdiğini, bu bildirime müvekkilinin itiraz ettiğini, Kurumca bu itiraz yerinde görülmediği gerekçesi ile 06.01.2017 tarih ve 37389438-199 E.124756 sayılı yazısı ile memurun usulsüz işlemleri dolayısı ile müfettiş soruşturması yapıldığını ve yaşlılık aylığının başlangıç tarihinden itibaren iptal edildiğini, müvekkilinden 01.12.2000 tarihinden itibaren yersiz çekildiği iddia edilen 14.944,31 TL ana para, 6.337,40 TL kanuni faiz olmak üzere toplam 21.282,21 TL'nin Kurum hesabına yatırmasının talep edildiğini, Kurumun bu talebinin tamamen haksız ve yasalara aykırı olduğunu, müvekkiline 16 yıl 7 ay 26 gün maaş ödendiğini, artık bunun sigortalının kazanılmış hakkı olduğunu, bunca yıl geçtikten sonra kişinin sosyal güvencesinin elinden alınmasına yasal olarak olanak bulunmadığını belirterek Kurum işleminin iptaline, davacının yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

1.Asıl davada davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının sigortalı hesaplarına 1985-1991 yıllarında 12 adet prim, 1995-1998 yıllarında 3 adet tevkifat ödemesinin usulsüz olarak sigortalı hesaplarına aktarıldığının tespit edildiğini, davacının aslında emeklilik hakkı kazanamadığı halde emeklilik işlemlerinin yapıldığının ortaya çıktığını, davacının prim ve her türlü borcun ödenmesi şeklindeki kanuni zorunlulukların yerine getirilmediğinin ortaya çıktığından davacıya bağlanan aylığın iptal edildiğini, bu nedenle davacıya ödenen sigorta ve sağlık yardımlarının geri alınması doğrultusunda karar verildiğini, bu şekilde kazanılmış haktan bahsedilemeyeceğini beyanla, davanın reddini istemiştir.

2.Birleşen davanın davalısı Kurum vekili cevap dilekçesinde; işbu davayla aynı konuda açılan ve şu an tahkikat aşamasına geçmiş olan dosya bulunması sebebi ile derdestlik itirazında bulunduklarını, müvekkili Kurum başmüfettişi .... tarafından yürütülen soruşturma neticesinde düzenlenen 15.01.2016 tarih ve 1 sayılı soruşturma raporuna ilişkin Başkanlık Makamının 14.03.2016 tarih, 14818795 oluruna istinaden 773 600 7708 Bağ nolu ...'in sigortalı hesaplarına; 1985-1991 yıllarında 12 adet prim, 1995-1998 yıllarında 3 adet tevkifat ödemesinin usulsüz olarak aktarıldığının tespit edildiğini, 31.03.2016 tarih, 14651888-206050703-E işaret ve 1910575 sayılı müfettiş raporu doğrultusunda sigortalı hesaplarına aktarılan usulsüz ödemelerin sigortalı hesaplarından çıkarıldığını, söz konusu usulsüz işlemlerin ortadan kaldırılması ile davacının aslında emeklilik hakkı kazanmadığı halde emeklilik işlemlerinin yapıldığının ortaya çıktığını, bu nedenle davacıya bağlanan yaşlılık aylığının iptal edildiğini, Kurum işleminin yerinde ve hukuka uygun olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile dosyaya getirtilen bilgi ve belgeler ile tüm dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde, ... için 01.12.2000 tarihi itibari ile 5.400 gün hizmeti olmadığı (sonraki hizmetleri ile 2.071 gün olduğu) için tahsis koşulları oluşmadığı, 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi ile tespit olunan hususlar dikkate alındığında davacının tahsis koşullarının oluşmadığı halde, Kurum personeli aracılığı ile kendisine ait olmayan tevkifatları ve primleri kendi hesabına yükleterek hizmet ilavesini sağladığı ve sorumluluğunun 5510 sayılı Kanun'un 96/1-a maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu halde de Kurum işleminin yerinde olduğu kabul edilmiş ve asıl ve birleşen davanın reddine dair karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun yanlış ve yetersiz olduğunu, olayda sigorta memurunun suçlu olmadığının kabulünün mümkün olmadığını, memurun suçlu olduğunun Ağır Ceza Mahkemesinde belirlendiğini, davanın reddi halinde iki ayrı vekalet ücreti değil bir tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, aynı konu ile ilgili bütün davaların birleştirilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dosyasındaki kayıt ve belgelere göre 01.11.1985 tarihinde Tarım Bağ-Kur girişi yapılan ...'e 10.11.2000 tarihli tahsis talebine istinaden 01.12.2000 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, Kurumun 15.01.2016 tarih 306411/srş/01 numaralı soruşturma raporuna göre davacının prim hesabında 9 adet prim, 4 adet tevkifat tespit edildiği, 1985-1991 tarihleri arasında davacının hesabına yüklenen primlerin 07.11.2000 tarihinde Hasan Peker tarafından (Bağ-Kur çalışanı) yapıldığı, bu prim ödemelerinin önce 03.10.2000 tarihinde başka sigortalı Mustafa Bozan hesabına yüklediği daha sonra oradan çekip Fevzi hesabına geçirildiği, Eskişehir Şeker Fabrikasından gelen yazıya göre davacının 1997, 1998,2000 ve 2003 yılları arasında ürün teslimi yaptığı ve buna istinaden tevkifat yapıldığı, Beklikova Tarım Ürünlerinde 04.10.2000 tarihinde tevkifat kesintisi yapıldığının anlaşıldığı bu kesintilerin davacının prim hesabında bulunmadığı, 01.09.2000 tarihinde davacının 300.000.000 TL prim ödemesinin olduğunun tespit edildiği belirtilerek davacının 300.000.000 TL prim ödemesi dışındaki prim ve tevkifatların davacının hesabından çıkarılması ve yaşlılık aylığının iptali ve sağlık giderlerinin geri alınması gerektiğinin tespit edildiği, Kurumca bu doğrultuda işlem yapılarak aylık iptal edilerek 27.07.2016 tarih 10233756 sayılı borç bildirim belgesi ile davacıya ödenen aylıklar nedeni ile 55378,29 TL asıl, 21324,83 TL faiz alacağı ve 14.12.2016 tarih 17426978 sayılı borç bildirim belgesi ile yersiz sağlık giderleri nedeni ile 14944,81 TL ana para ve 6307,92 TL faiz toplam 21252,73TL'nin ödenmesi istendiği, Eskişehir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/128 Esas sayılı dosyasında davacı gibi aylığı iptal edilen bir kısım kişilerin beraatine karar verildiği, davacıların murisin aylık bağlanması için yeterli prim ödemesi ve tevkifat kesintisi olmadığı, tahsis talep tarihi itibariyle prim borcunun bulunduğu ve aylığa hak kazanmadığı, Kurum işleminin yerinde olduğu, sahte işlemlerle davacı hesabına tevkifat ve prim yüklenmiş olduğundan murisin iyi niyetli olarak kabul edilemeyeceği, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, yaşlılık aylığının iptali yönündeki Kurum işleminin ve bu nedenle yersiz aylık ve sağlık gideri çıkarılmasına yönelik işlemin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile ilgili yasa maddeleri

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bordro ve SGK

Bordro, prim, teşvik ve SGK bildirgeleri konusunda sorunuzu SMMM ekibimize iletin.

Mali müşavirlik hizmetimiz

Mesajınız SMMM ekibimize iletilir.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı