10. Hukuk Dairesi 2020/9918 E. , 2024/1860 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/2795 E., 2020/1485 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/17 E., 2018/408 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili davacının davalıya ait iş yerinde çalışmakta iken 04.05.2004 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu yaralanarak uzun bir süre istirahatli kaldığını, malül olan müvekkiline kazaya bağlı malüliyetinin %0 olarak tespit edildiğini, iş göremezlik oranının zamanla artarak %81 oranında malül kaldığını belirterek fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile 10 TL maddi tazminatın fark malüliyetin tespit tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, açılan davayı kabul etmediklerini, olayda müvekkili Kurumun kusuru olmadığını, olayın tamamen davacı işçinin kendi kusurundan kaynaklandığını belirterek; davanın usulden ve esasdan reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, Zonguldak 3. İş Mahkemesinin 2014/409 E. sayılı dava dosyasında davacının maluliyet oranının tartışılarak kesinleştiği, maluliyet oranında artma kabul edilemeyeceği ve davacının 04.05.2004 tarihinde iş kazası geçirdiği kaza tarihi göz önünde bulundurulduğunda davacının davasının zamanaşımına uğradığının anlaşıldığı, kaza tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi itibariyle geçtiği, davalı tarafça da süresinde zamanaşımı definin ileri sürüldüğü gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, meslek hastalığı ya da iş kazası nedeniyle belirlenen maluliyet oranında bir artma olduğu takdirde, bu durumun yeni bir olgu olup artan miktar için ayrı bir dava açılabilmesinin mümkün olduğunu, görülen davada kesin hükmün de söz konusu olmadığını beyan ederek Mahkemenin kararının bu yönden kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, iş kazasının 04.05.2004 tarihinde meydana geldiği, davacı sigortalının ilk tespit edilen maluliyet oranının %0 olduğu, Zonguldak 3. İş Mahkemesine ait 2014/409 Esas sayılı dosyasında 04.05.2004 tarihli iş kazasına bağlı %0 maluliyete ilişkin maddi ve manevi tazminat taleplerinde bulunulduğu, Mahkemece hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminatların davalıdan tahsiline karar verildiği ve anılan kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 13.04.2015 tarihli kararı ile onanarak kesinleştiği, Kurumun 31.07.2017 tarihli kararında davacının maluliyetinin artma kaydıyla %81 olarak tespit edildiği, Zonguldak 3. İş Mahkemesine ait 2014/409 Esas sayılı dosyasında davacının maluliyet oranının tartışılarak kesinleştiği, maluliyet oranında artma kabul edilemeyeceği, bu nedenle fark maluliyet nedeniyle açılan eldeki davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi isabetli olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası sonucu fark maluliyeti nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 146 ilâ 161 inci maddeleri, Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun) 125 ilâ 140 ıncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtayın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Diğer yandan, sigortalıya bağlanacak gelir ve hükmedilecek tazminatın miktarını doğrudan etkilemesi nedeniyle, işçide oluşan meslekte güç kayıp oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin kesin olarak saptanması gerekir.
2.5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinde iş kazasının 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5 nci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile bildirilmesinin zorunlu olduğu, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde iş kazasının öğrenildiği tarihten başlayacağı, Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık İş Müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabileceği bildirilmiştir.
3.5510 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19 ncu maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı; iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir.
4.5510 sayılı Kanun'un 95 inci maddesine göre "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usûlüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
5.Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı kararı da bu yöndedir.
6.Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
7. Öte yandan, iş kazası sonucu, tazminat oranının belirlenmesine esas malûliyet oranının tespiti, kısaca zararın tam olarak bilinmesi bir süreç alabilir. Zarar görenin Mahkeme önünde ciddi bir dava açarak tazminat isteminde bulunabilmesi ve bu istemini objektif bir şekilde destekleyen, etkili gerekçelerini ortaya koyabilmesi için oluşan zararın niteliğini, kapsamını ve bütün unsurlarını öğrenmesi gerekir. O hâlde böyle bir süreç nedeni ile maluliyet oranı tam kesinleşmeden tazminata karar verilmesi hâlinde, bu tazminat miktarı zarar gören tarafından temyiz edilmese bile gelişen durum nedeni ile maluliyet oranı daha sonra tam olarak belirlenmiş ve farklı bir oran ise önceki tazminat miktarı karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak teşkil etmeyecektir.
8.Gelişen durum kavramı salt zarar doğuran işlem ya da eylemin sonuçlarının gelişmesini ve bu nedenle zarar görenin bu konularda bilgi sahibi olabilmesinin zorunlu olarak bu gelişmenin tamamlanacağı ana kadar gecikmesini ifade eder (Hukuk Genel Kurulunun 06.11.2002 tarihli ve 2002/4-882 E., 2002/874 K.; 10.06.2015 tarihli ve 2014/21-282 E.,2015/1548 K.; 01.03.2017 tarihli ve 2014/21-2372 E., 2017/379 K. sayılı kararları).
9.Kısaca gelişen durum devam ediyor ise önceki maluliyet oranı, iş kazasına uğrayan işçi yönünden bağlayıcı olmayacağı gibi bu maluliyet oranına göre verilen tazminat davası kesin hüküm de teşkil etmeyecektir. Zira dava konusu tazminatın miktarı, maluliyet oranının değişmesi ile artmaktadır. Dolayısı ile dava konusu değişmektedir. (HGK'nın 26.11.2019 tarihli 2017/21-2337 Esas, 2019/1200 Karar sayılı kararı)
10.Somut uyuşmazlıkta, davacının 04.05.2004 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle, Zonguldak 3. İş Mahkemesine ait 2014/409 Esas sayılı dosyasında 04.05.2004 tarihli iş kazasına bağlı %0 maluliyete ilişkin maddi ve manevi tazminat taleplerinde bulunulduğu, Mahkemece hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminatların davalıdan tahsiline karar verildiği ve anılan kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 13.04.2015 tarihli kararı ile onanarak kesinleştiği, eldeki dosyada davacının geçirmiş olduğu iş kazasına bağlı maluliyetinin Kurumun 31.07.2017 tarihli kararında artma kaydıyla %81 olarak tespit edildiği oluşan fark nedeniyle maddi tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
11.Davacının 04.05.2004 tarihli iş kazası nedeniyle oluştuğu iddia edilen maluliyetinin artıp artmadığının, artan maluliyet oranı ile iş kazası arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığının, maluliyetinin artmasında iş kazası haricinde etki eden başka unsurların etkisinin olup olmadığı hususlarında rapor almak gerekirken, davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
12.Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra Mahkemece yapılacak iş, yukarıda bahsedilen prosedür işletilerek davacıda belirlenecek iş göremezlik oranının 04.05.2004 tarihinde geçirdiği iş kazası ile arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı, davacı bakımından değişen ve gelişen bir durumun söz konusu olup olmadığı, maluliyetinin artmış olması halinde bunun iş görmezlik oranını tespit eden Kurumlar arasındaki değerlendirme farkından mı yoksa davacıda kaza nedeniyle oluşan arazın ilerleyip gelişmesinden mi kaynaklandığı hususlarını içerir raporlarla tespiti ile sonucuna göre davalının fark maluliyetten sorumlu olup olmadığı hususunda usuli kazanılmış haklar da dikkate alınarak bir karar vermesinden ibrettir.
13.Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
14.O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları ile dikkate alınarak bozma sebebine göre bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin, davacı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR:
Açıklanan sebeplerle;
1. a) Davacı vekilinin bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
b) İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
2. Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
3. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.02.2024 tarihinde karar verildi.