10. Hukuk Dairesi 2020/3577 E. , 2024/8579 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1438 E., 2019/2824 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Patnos 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/105 E., 2018/131 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının geçici köy korucusu sıfatıyla 1983 yılında ... emrinde göreve başladığını, bu görevinin 2011 yılına kadar devam ettiğini, toplamda 5096 gün prim ödediğini, müvekkilinin 2012 yılının Mart ayında emeklilik talebinde bulunduğunu, kendisinin herhangi bir evrakının bulunmadığı gerekçesiyle talebinin reddedildiğini belirterek ... nezdinde 1983 yılından 2011 yılına kadar geçen hizmetinin tespitine, Mart 2012 den itibaren emekli olmaya hak kazandığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı asıl duruşmada alınan beyanında, 1985 yılından 1992 yılına kadar geçici köy kurucusu olarak Orta Damla Köyünde görev yaptığını ancak emekli olamadığını beyan etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dilekçesindeki beyanlardan ve ekindeki belgelerden, tanık ifadelerinden ve davacı vekilinin duruşma zaptındaki ifadelerden davacının hizmetinin olduğunu iddia ettiği sürelerde geçici köy korucusu olarak görev yaptığı anlaşıldığından geçici köy korucularının, köy korucuları ve gönüllü köy korucularından farklı özel bir statüye sahip olup geçici köy korucularını statüsünü düzenleyen yasalar gereğince geçici köy korucusunun 506 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olarak kabul edilmeyip, istihdam edildikleri ... ile aralarında hizmet akdi ilişkisinin kurulması olanağı bulunmadığı, geçici köy korucusu olarak görev yaptığı anlaşılan davacının 5510 sayılı Kanun kapsamında geçici köy korucusu olarak yaptığı hizmetlerin tespiti talebinin kabulüne olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, 5673 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile geçici köy korucularına 55 yaşını doldurup 15 yıllık hizmet süresini sağlamaları halinde emeklilik hakkı tanındığını, davacının da bu şartları taşıdığını, davalı ... Bakanlığının emeklilik işlemlerini gerçekleştirmemesi sebebiyle eldeki davayı açtıklarını, mahkemenin bu durumu göz ardı ederek sadece sigortalılık ile ilgili açıklamalarda bulunduğunu belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile geçici köy koruyuculuğu sistemine bakıldığında, bu sistemin 1985 yılında kabul edilip yürürlüğe giren 3175 sayılı Kanunla ihdas edilmiş bulunduğu, geçici köy korucularının, kanun koyucu tarafından bilinçli bir seçimle, ülkemizde örgütlenmiş sosyal güvenlik kurumları ve kabul edilmiş sosyal güvenlik kanunları kapsamı dışında bırakıldığı, anılan kişilere farklı ve özel statü tanınarak özlük ve benzeri haklarının 442 sayılı Köy Kanunu ile bu Kanun'un yollamada bulunduğu Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında 2330 sayılı Kanun ve Ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin Yeşil Kart Verilerek Devlet Tarafından Karşılanması Hakkında 3816 sayılı Kanun hükümlerinde düzenlenmiş olup, buna göre, valinin önerisi ve İçişleri Bakanının onayı ile görevlendirilerek, bir anlamda ataması yapılan geçici köy korucularının sigortalılık için aranan koşulları taşımamaları karşısında 506 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olarak kabul edilemeyecekleri, istihdam edildikleri ... ile aralarında hizmet akdi ilişkisinin kurulmadığının belirgin olduğu, somut olayda, davanın 506 sayılı ve 5510 sayılı Kanunlar kapsamında bir hizmet tespiti istemine ilişkin olduğu, davacının 442 sayılı Köy Kanununun 74, ek 16 ve ek 17 nci madde hükümleri kapsamında “geçici köy korucusu” olarak istihdam edildiği ve sigortalılık için aranan koşulları taşımaması nedeniyle 506 sayılı ve 5510 sayılı Kanunlar kapsamında zorunlu sigortalı olarak kabul edilemeyeceği ve buna göre de yaşlılık aylığı koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, 442 sayılı Kanuna 5673 sayılı Kanunla eklenen "ek madde 16 ile 55 yaş ve 15 yıllık hizmet süresini dolduranların aylık alabileceği hükmü bulunduğunu, davacının hizmetlerinin sabit olduğu, davanın Köy Kanunu'na eklenen ek 16 ncı madde çerçevesinde aylık bağlanmasına ilişkin olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının geçici köy korucusu olarak geçen çalışması nedeniyle 506 sayılı Kanun kapsamında hizmetinin tespiti ile yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 442 sayılı Kanun'un 74/2 maddesidir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.