1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Yargıtay
  4. Yargıtay Kararları
Yargıtay Kararı

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2013/16922 E., 2013/24256 K.

Yargıtay 13.12.2013 Sayı: 2013/16922 E. - 2013/24256 K. 10. Hukuk Dairesi

10. Hukuk Dairesi 2013/16922 E. , 2013/24256 K.

"İçtihat Metni"

Mahkemesi :İş Mahkemesi

No :2011/805-2012/829

Davacı, hak sahibi sayılarak anne ve babasına yapılan sağlık yardımları nedeniyle Kurum’a borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Hizmet sözleşmesine dayalı çalışmaları sonucu davacının sigortalılığı nedeniyle, hak sahibi sayılarak annesine 2007 yılı 2. ay ila 2011 yılı 4. aylar, babasına 2007 yılı 4. ay ila 2011 yılı 3. aylar arası dönemde sağlık yardımı yapılmış; davacının babasının, 01.12.1994 tarihinden itibaren Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğu, bunun sonucu olarak da, anne ve babasını geçindirmekle yükümlü olmadığı gerekçesi ile yapılan tedavi giderlerinin borç çıkarıldığı görülmüştür.

Uyuşmazlık konusu dönemin 01.10.2008 öncesinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanunun 42. maddesine göre, “Sigortalının geçindirmekle yükümlü bulunduğu ana ve babası, hastalıkları halinde, bu kanunun 33 üncü maddesinde belirtilen sağlık yardımlarından her hastalık olayı için 34 üncü maddede yazılı süreleri aşmamak üzere yararlanırlar.”

01.10.2008 tarihinden itibaren yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanunun “Genel sağlık sigortalısı sayılanlar “ başlıklı 60. maddesine göre ise;

“İkametgahı Türkiye'de olan kişilerden;

a) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının;

….

2) (b) bendi gereğince sigortalı sayılan kişiler,

…….

c) Yukarıdaki (a) ve (b) bentlerine göre sigortalı sayılmayanlardan;

1) Harcamaları, taşınır ve taşınmazları ile bunlardan doğan hakları da dikkate alınarak, Kurumca belirlenecek test yöntemleri ve veriler kullanılarak tespit edilecek aile içindeki geliri kişi başına düşen aylık tutarı asgari ücretin üçte birinden az olan vatandaşlar,….

g) Yukarıdaki bentlerin dışında kalan ve başka bir ülkede sağlık sigortasından yararlanma hakkı bulunmayan vatandaşlar, genel sağlık sigortalısı sayılır.

…

6 ncı maddenin birinci fıkrasının ….. (ı) …. bentlerinde sayılanların öncelikle, genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi olup olmadığına bakılır. Genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi ise tescili yapılmaz. Aksi takdirde birinci fıkra hükümlerinden durumuna uyan bende göre genel sağlık sigortalısı sayılır.” şeklinde düzenlenmiştir.

Kanunun tanımlar başlıklı 3. maddesinin 10 numaralı bendinde “Bakmakla yükümlü olduğu kişi: 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b) bendi ile 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (c) bendinin (1), (2) ve (7) numaralı alt bentleri ile yedinci ve sekizinci fıkralarının dışında kalan genel sağlık sigortalısının, sigortalı sayılmayan veya isteğe bağlı sigortalı olmayan, kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olan; ……..

c) Geçiminin genel sağlık sigortalısı tarafından sağlandığı Kurumca belirlenen kriterlere göre tespit edilen ana ve babasını,” kapsadığı belirtilmiştir.

Anılan Kanunun “Sigortalı sayılmayanlar” başlıklı 6. maddesinin (ı) bendi gereğince, Kamu idarelerinde ve Kanunun ek 5 inci maddesi kapsamında sayılanlar hariç olmak üzere, tarım işlerinde veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz işlerde çalışanlar ile tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; tarımsal faaliyette bulunan ve yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden, bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının, bu Kanunda tanımlanan prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunu belgeleyenler ile 65 yaşını dolduranlardan talepte bulunanlar, sigortalı sayılmazlar.

Davacının babası, 25.07.2008 tarihli işlem ile, tarımsal faaliyeti nedeniyle 01.05.2008 tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanunun 4/1-b maddesi kapsamında sigortalı (Tarım Bağ-Kur sigortalısı) olarak tescil edilmiş; tescil işlem tarihinde verdiği dilekçesi ile, ürün tesliminde yapılan prim kesintisine dayalı olarak, 01.12.1994 tarihinden itibaren sigortalı sayılmış; 5 yılı aşan prim borcunun bulunması nedeniyle 5510 sayılı Kanunun Geçici 17. maddesi gereğince sigortalılığı başlangıçtan itibaren durdurulmuş; 6111 sayılı Kanundan yararlanarak prim borcunun tamamının 29.04.2011 tarihinde ödeyip, aynı günlü yaşlılık aylığı talebi ile, 01.05.2011 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmıştır.

Davalı Kurum’un, 1994 yılından beri sigortalı sayılması nedeniyle, davacının babasının geçimi davacı tarafından sağlanan kişi olamayacağını; annesinin de, eşinin sigortasından yararlanması gerektiğini belirterek, anne ve babaya yapılan sağlık yardımlarını borç çıkardığı anlaşılmaktadır.

Davacının annesi yönünden; kendi mameleki nedeniyle sigortalı olmadığı, genel sağlık sigortalısı sayılmadığı, geçiminin davacı tarafından sağlanıldığı konusunda, gerek 506 sayılı Kanunun yürürlükte bulunduğu dönemde, gerekse 5510 sayılı Kanun gereğince, daha önce uyuşmazlık çıkarılmadığı hususu ile, eşinin de prim borcu bulunduğu gözetildiğinde, davacının sigortalılığı nedeniyle sağlık yardımlarına hak kazanacağı, davacının, annesi için yapılan sağlık yardımlarından dolayı Kurum’a borçlu olmadığına ilişkin Mahkeme’nin kabulü yerinde görülmüştür.

Davacının babasına yapılan sağlık yardımlarına ilişkin olarak;

1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu’nun 22.2.2006 gün ve 5458 sayılı Kanunu 13. maddesi ile değiştirilen ve 01.10.2008 tarihinde yürürlükten kalkan Ek 19. maddesi ile 5510 sayılı Kanuna 5754 sayılı Kanun ile eklenen Geçici 17. maddesindeki, Bağ-Kur’a kayıt ve tescili yapıldığı halde 5 yıl ve daha fazla süreye ilişkin hiç prim ödemesi bulunmayan sigortalıların, bildirime karşın prim borcunu ödememeleri durumunda, tescil tarihi itibariyle sigortalılığının durdurulacağı, prim borcuna ait sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmeyeceği, bu sürelere ilişkin prim tutarlarına Kurum alacakları arasında yer verilmeyeceği yönündeki hüküm dikkate alındığında, 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık sürelerinin 01.10.2008 tarihine kadar olan kısmının durdurulmuş sayılması gerektiği; anılan tarih sonrası sigortalılık cari olup, cari sigortalılık döneminde, oğlu davacının geçindirmekle yükümlü kişisi sayılamayacağı anlaşılmaktadır.

Davacının babasının, önce 01.05.2008 tarihinden itibaren sigortalı olarak tescil edildiği, sigortalılığının ürün tesliminde yapılan prim kesintisi ile geriye götürüldüğü; prim borcu nedeniyle sigortalılığının durdurulduğu sürelerde, davacının geçimini sağlamakla yükümlü olduğu konusunda daha önce uyuşmazlık çıkarılmadığı hususu gözetildiğinde, sağlık yardımlarından 01.10.2008 tarihi öncesinde yapılanların borç çıkarılamayacağı, ancak, cari sigortalı olduğu 01.10.2008 tarihinden itibaren yapılan sağlık yardımlarının Kurum’a iadesinin gerekeceği gözetilmelidir.

Mahkemenin yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 13.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bordro ve SGK

Bordro, prim, teşvik ve SGK bildirgeleri konusunda sorunuzu SMMM ekibimize iletin.

Mali müşavirlik hizmetimiz

Mesajınız SMMM ekibimize iletilir.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı