10. Hukuk Dairesi 2012/8238 E. , 2012/8620 K.
\n\"İçtihat Metni\"
Mahkemesi :İş Mahkemesi
No \t :1021-190
Davacı, 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığının Ek 19. madde hükmü uyarınca prim borcu bulunan süre kadar durdurulmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı, 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu'nun 22.02.2006 gün ve 5458 sayılı Kanunun 13. maddesi ile değişik Ek 19. maddesi ile, 5510 sayılı Kanuna 5754 sayılı Kanun ile eklenen geçici 17. maddeleri olup; 5510 sayılı Kanunun geçici 17. maddesi (Ek madde:17.04.2008-5754 S.K./73.mad)” Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, 1479 ve 2926 sayılı Kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde, bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, prim borçlarının ödenmesine ilişkin Kurumca çıkarılacak genel tebliğin yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren 6 ay içerisinde ödememeleri halinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur. Prim borcuna ilişkin süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez.
Ancak, sigortalı ya da hak sahipleri daha sonra müracaatları tarihindeki 80 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak borç tutarının tamamını, borcun tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.
Sigortalılıkları önceki kanunlara göre durdurulanlar için de bu maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır.” hükmünü içermekte olup maddenin uygulanmasına ilişkin 14.01.2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 5510 sayılı Kanun Gereğince Kendi Adına ve Hesabına Bağımsız Çalışanlardan Beş Yılı Aşan Süreye İlişkin Prim Borcu Bulunanlar İçin Yapılacak İşlemler Hakkında Tebliğde ise; tebliğin yayım tarihini takip eden aybaşından itibaren altı ay içerisinde hiç prim ödemesi bulunmayanların sigortalılıkları başlangıç tarihi itibarıyla, kısmi ödeme yapanların sigortalılıkları ise ödedikleri primlerin karşıladığı ay sonu itibariyle durdurulacağı belirtilmiştir. Tüm maddeleri ile birlikte 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun anılan geçici 17. maddesi hükmü uyarınca; 01.10.2008 tarihi itibarıyla, beş yıldan fazla prim borcu olmak şartıyla, pirim borcu bulunan süreye ilişkin sigortalılık süresinin tamamı durdurulur. Dolayısıyla, 01.10.2008 tarihi itibarıyla beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların, anılan tebliğ ile, prim ödemesi için belirlenen 01.02.2009 ile 03.08.2009 tarihleri arasında yaptıkları kısmi prim ödemelerinin karşıladığı ay sonu itibarıyla sigortalılıkları durdurulacaktır.
Somut olayda; davacının 28.01.2000-31.12.2002 ile 21.08.2003-07.08.2008 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığı bulunup, aynı zamanda 04.12.2004 tarihinden itibaren çakışacak şekilde 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğu belirgindir. Bu durumda; 5510 sayılı Kanunun geçici 17. maddesi hükmüne göre öncelikle; anılan maddenin uygulanma şartı olan, 01.10.2008 tarihi itibarıyla davacının beş yılı süreye ilişkin prim borcu bulunup bulunmadığı, beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunduğu taktirde (01.02.2009-03.08.2009 tarihleri arasında) 03.03.2009 ve 04.03.2009 tarihlerinde yaptığı prim ödemeleri de dikkate alınarak sigortalılığın durdurulacağı tarihin Kurumdan sorularak belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.