1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Yargıtay
  4. Yargıtay Kararları
Yargıtay Kararı

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/16130 E., 2012/25386 K.

Yargıtay 11.12.2012 Sayı: 2012/16130 E. - 2012/25386 K. 10. Hukuk Dairesi

10. Hukuk Dairesi 2012/16130 E. , 2012/25386 K.

"İçtihat Metni"

Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

No : 2010/101-2012/117

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.

Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.

Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Fiili çalışma saptanmadıkça, sadece hizmet akdine dayanılması halinde sigortalılık söz konusu olamaz. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği ancak yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Zira hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.

Somut olaya gelince ; Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01.12.1989 tarihinden itibaren kuruma bildirilmeyen 1 aylık hizmet süresinin tespitini talep etmiş; Mahkemece, tek başına işe giriş bildirgesinin çalışmayı kanıtlayamayacağı, eylemli çalışmanın kanıtlanması gerektiği, yargılama aşamasında dinlenen tanık beyanlarının birbiriyle çeliştiğinden bahisle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.

O halde yapılacak iş; Hizmet tespitine yönelik davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunlu olup, mahkemece, tarafların sunduğu deliller ile yetinilmemeli, kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmelidir. Bu amaçla; hizmet tespiti davalarının bir günlük çalışmanın tespiti istemini de kapsayacağı hatırda tutularak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun konu ile ilgili 01.12.2004 gün ve 629/641 sayılı kararında da açıkça belirtildiği gibi, davacının çalıştığını ileri sürdüğü işyerine ait işe giriş bildirgesi aslı celp edilerek, kimlik bilgilerinin, grafolojik inceleme sonucuna göre bildirgedeki imzanın davacıya ait olup olmadığı tespit edilmeli, davacıya verilen sigorta sicil numarasının hangi yılın serilerinden olduğunu belirlenmeli, varsa kurum görevlileri tarafından düzenlenen rapor ve tutanaklar ile davacıya ait şahsi sicil dosyası eksiksiz getirtilmeli, bildirgenin verildiği işyerinden kuruma verilen ihtilaflı dönem bordrosu olmadığından, kurum kayıtlarına geçen tanık bulunamaz ise, dava konusu dönemde davacı ile birlikte çalışan aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı; bu yönde yapılacak araştırmadan da bir sonuca varılamadığı takdirde ise, davacı tarafından gösterilen tanıklar dinlenmeli, ifadeleri hükme dayanak kılınan tanıkların dava konusu yapılan dönemde iş yeri sigortalısı veya komşu iş yeri işvereni ya da çalışanı olup olmadığı araştırılmalı, bu araştırmada gerekirse kurum veya zabıta aracı kılınmalı, dosyaya sunulan sigorta sicil kartı da gözönüne alınarak elde edilen bilgilerin tanık anlatımlarında belirtilen olgularla örtüşüp örtüşmediği irdelenerek sonucuna göre karar vermelidir.

Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 11.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bordro ve SGK

Bordro, prim, teşvik ve SGK bildirgeleri konusunda sorunuzu SMMM ekibimize iletin.

Mali müşavirlik hizmetimiz

Mesajınız SMMM ekibimize iletilir.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı