1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Yargıtay
  4. Yargıtay Kararları
Yargıtay Kararı

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/4777 E., 2012/9070 K.

Yargıtay 17.05.2012 Sayı: 2011/4777 E. - 2012/9070 K. 10. Hukuk Dairesi

10. Hukuk Dairesi 2011/4777 E. , 2012/9070 K.

"İçtihat Metni"

Mahkemesi :İş Mahkemesi

No :239-59

Dava, Kuruma prim borcu bulunmadığının tespiti ve bu nedenle yapılan icra takibinin iptali istemine ilişkindir.

Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hükmün, taraflar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Dava, hukuki nitelikçe menfi tespit davası olup, davacı adına gönderilmiş bir ödeme emri yok ise de, davacı hakında haciz kağıdı düzenlenmiş olmakla,eldeki davayı açmasında hukuki yarar bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacının takip tarihi itibariyle limited şirket hisselerini devrettiği ve ortaklık statüsünün bulunmadığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, bu karar eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır.

Tüzel kişi işverenlerin ortak ve yetkililerinin kamu alacaklarından sorumluluğu 6183 sayılı Kanunun 35, mükerrer 35 ve 506 sayılı Kanunun 80. maddesinde düzenlenmiştir. 506 sayılı Kanunun 80. maddesi hükmüne göre; tüzel kişiliği haiz işverenlerin, temsil ve ilzama yetkili üst düzeydeki yönetici ve yetkilileri haklı bir sebep olmaksızın ödenmeyen prim, sosyal yardım zammı ve ferilerinden dolayı Kuruma karşı işveren ile birlikte müteselsilen sorumludurlar. 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesine göre; amme alacakları ve bu bağlamda davalı Kurumun işveren tüzel kişilerden prim ve diğer alacaklarının, tüzel kişinin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilememesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde kanuni temsilciler mal varlıklarıyla sorumludurlar. Her iki düzenlemede de sadece ortak olmak yeterli olmayıp, prim alacağının tahakkuk ettiği ve ödenmesi gereken dönemde, üst düzey yönetici, ya da, kanuni temsilci sıfatıyla işveren tüzel kişiliği temsil ve ilzama yetkili bulunması gerekir. 5766 sayılı Kanun ile değişik 6183 sayılı Kanunun 35. maddesinde ise; limited şirket ortaklarının kamu alacaklarından sorumluluğu düzenlenmiş, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen, ya da, tahsil edilemeyeceği anlaşılması koşuluyla şirket ortaklarının sermaye hisseleri oranında sorumlu olacağı, şirket ortağının şirketteki payını devretmesi durumunda payını devreden ve devir alan şahısların devir öncesine ait kamu alacaklarından müteselsilen sorumlu olacağı, kamu alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde ise, bu şahısların kamu alacağının ödenmesinde müteselsilen sorumlu olacağı öngörülmüştür.

Davacı, limited şirketin üst düzey yöneticisi olmadığı dosya kapsamıyla anlaşılmakla birlikte, şirketteki hisselerine devrinin ticaret sicilinde yayınlandığı tarih tespit edilerek bu tarihten önceki dönem bakımından prim borçlarından sorumluluğunun hissesine düşen oranda devam ettiği, bu tarihten sonraki dönem bakımından ise, sorumlu olmadığının kabulü gerekmektedir.

Mahkemece, yapılacak iş, davacının hisse devrinin ticaret sicili gazetesinde ilanına ilişkin belgeleri, ilgili ticaret sicil memurluğundan celbederek, dava konusu prim borçlarının ilandan sonraki döneme ait olup olmadığını irdelemek ve şayet önceki döneme ait olduğu sonucuna varılacak olursa; 6183 sayılı Kanunun 35. maddesi kapsamında, prim borçlarının şirketten tamamen veya kısmen tahsil olanağının kalıp kalmadığı hususunu da araştırarak, kalmadığının belirlenmesi halinde, şirket ortağı davacının sermaye hissesi oranında sorumluluğuna hükmetmekten ibarettir.

Kabule göre de, davacı yararına maktu vekalet ücretine hükmetmek gerekirken, Kurumun davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden bahisle, davacı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmemiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

O halde, taraflar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 17.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bordro ve SGK

Bordro, prim, teşvik ve SGK bildirgeleri konusunda sorunuzu SMMM ekibimize iletin.

Mali müşavirlik hizmetimiz

Mesajınız SMMM ekibimize iletilir.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı