1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Yargıtay
  4. Yargıtay Kararları
Yargıtay Kararı

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/15809 E., 2012/27246 K.

Yargıtay 26.12.2012 Sayı: 2011/15809 E. - 2012/27246 K. 10. Hukuk Dairesi

10. Hukuk Dairesi 2011/15809 E. , 2012/27246 K.

"İçtihat Metni"

Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi

No :857-1138

Davacı, ödeme emrine konu prim borcunun zamanaşımına uğradığını beyanla, 23.03.2009 tarihli ödeme emrinin iptalini, SSK aylığına konulan haczin kaldırılmasını ve yersiz yapılan kesintilerin iadesini istemiştir.

Mahkeme, ödeme emrine konu prim borcunun 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğundan bahisle, davanın reddine karar vermiştir.

Hükmün, davacı ile davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Dava, davacının kurucu ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğu asıl işveren Anonim Şirketin, alt işvereni Limited Şirkete ait süresinde ödenmeyen 2001 yılı 2.ay-2002 yılı 7.aylar arası döneme ilişkin prim borcu ve fer’ilerinin tahsili amacıyla 506 sayılı Yasa ve 6183 sayılı Yasa kapsamında yapılan 2007/7 numaralı takip dosyası üzerinden gönderilen, 20.07.2009 tebliğ (ıttıla) tarihli ödeme emri nedeniyle, takip konusu prim alacaklarının zamanaşımına uğradığından bahisle; ödeme emrinin iptali, SSK aylığına konulan haczin kaldırılması ve yersiz yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup; Mahkemece, 5510 sayılı Yasanın 93.maddesine göre, zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir.

506 sayılı Kanunun 80. maddesinde 3917 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik uyarınca, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bu durumda zamanaşımı süresi bakımından; 3917 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 08.12.1993 tarihinden önceye ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden Kurumun alacak hakkı, Borçlar Kanununun 125. maddesinde öngörülen on yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, zamanaşımının başlangıç tarihi, anılan Kanunun 128. maddesi hükmü gereğince alacağın muaccel olduğu tarihtir ve zamanaşımının kesilmesi ile durmasına ilişkin 132. ve ardından gelen maddelerindeki düzenlemeler de burada uygulama alanı bulmaktadır. 08.12.1993 tarihi ve sonrasına ilişkin prim ve gecikme zammı borcu yönünden ise, 6183 sayılı Kanunun “tahsil zamanaşımı” başlığını taşıyan 102. ve ardından gelen maddeleri uygulanacaktır. Anılan madde hükmüne göre zamanaşımı süresi beş yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı da, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yıl başı olarak belirlenmiştir.

Öte yandan 06.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5198 sayılı Kanun ile bu konuda yeniden bir düzenleme yapılarak 506 sayılı Kanunun 80 inci maddesinin beşinci fıkrasına ibare eklenmiş, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesiyle birlikte 102 nci maddesinin de uygulanamayacağı hükme bağlanmıştır. Böylelikle 3917 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki duruma dönülmüş olmaktadır.

İnceleme konusu davada; takibe ve davaya konu olan prim borçları, 2001/2.ay ile 2002/7.aylar arası döneme ilişkin olup, söz konusu bu borçlardan en sonuncusunun vade tarihinin 31.08.2002 olması; zamanaşımı süresi başlangıcının da, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yıl başı (=01.01.2003) olması, zamanaşımının borcun muacceliyet tarihi itibarıyla değerlendirilmesi gerekeceği,bu halde 506 sayılı Yasanın 80.maddesi ve 6183 sayılı Yasanın 102.maddeleri uyarınca zamanaşımı süresinin 5 yıl olması ve zamanaşımını kesen bir sebebin de bulunmadığı gözetildiğinde, davaya ve takibe konu prim ve fer’i borçları zamanaşımına uğramıştır.

Şu halde yapılması gereken iş; davaya ve ödeme emrine konu prim borçlarının zamanaşımı kapsamında kaldığı gözetilerek, davacının yaşlılık aylığından yapılan istirdata konu kesinti tutarları, davalı kurumdan sorulup usulünce belirlenerek, varılacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, taraflar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

S O N U Ç: Temyiz edilen hükmün, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 26.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bordro ve SGK

Bordro, prim, teşvik ve SGK bildirgeleri konusunda sorunuzu SMMM ekibimize iletin.

Mali müşavirlik hizmetimiz

Mesajınız SMMM ekibimize iletilir.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı