1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Yargıtay
  4. Yargıtay Kararları
Yargıtay Kararı

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/15785 E., 2012/25830 K.

Yargıtay 14.12.2012 Sayı: 2011/15785 E. - 2012/25830 K. 10. Hukuk Dairesi

10. Hukuk Dairesi 2011/15785 E. , 2012/25830 K.

"İçtihat Metni"

Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi

No :635-323

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.

Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.

Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Davacı, davalılardan işverene ait iş yerinde süt toplama işinde 10.05.1995-15.05.1998 tarihleri arasındaki hizmetinin tespitini talep etmiş, Mahkemece sütlerin teslim edildiği firma tarafından düzenlenen irsaliyelerde bulunan yazıların davacıya ait olup olmadığı konusunda isticvap davetiyesi düzenlenerek davalı temsilcisinin oturuma gelmemesi nedeniyle sözü edilen yazıların davacıya ait olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Öncelikle; hizmet tespiti davasının yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 79/10 maddesinin ve ispat koşullarının incelenmesi gerekir.

506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 79/10 maddesinde; "yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilamla ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamlarıyla prim ödeme gün sayıları nazara alınır" hükmü yer almaktadır.

İspat yükü konusuna gelince, kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda; hakim, davanın ispatı için gereken bütün delillere kendiliğinden başvurur; taraflar da duruşma bitinceye kadar delil gösterebilirler. Davayla ilgili olguların hazırlanmasında, tarafların yanında, hakimin de görevli olmasına, kendiliğinden araştırma ilkesi denir. Bu ilke kamu düzenini ilgilendiren çekişmeli ve çekişmesiz davalarda önem gösterir.

Taraflarca hazırlama ilkesinin uygulandığı davalarda ise; deliller kural olarak taraflarca gösterilir; hakim delillere kendiliğinden başvuramaz. Fakat hakim, bilirkişi ve keşif delillerine kendiliğinden (re'sen) başvurabilir. Hakim, isticvaba kendiliğinden karar verebilir. Bundan başka, hakim, davanın her safhasında, iki tarafın iddiaları sınırı içinde olmak üzere, tarafları dinleyebilir ve gerekli olan delillerin gösterilmesini ve verilmesini emredebilir.

Hukuk Genel Kurulu’nun 18.11.2009 tarih ve 2009/546 Esas, 2009/6-477 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, hizmet tespiti davalarında kendiliğinden araştırma ilkesinin ağır bastığı görülür. Bu değerlendirmeler ışığında, hizmet tespiti davalarının kamu düzenini ilgilendirmesi ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalardan olması nedeniyle, ispat yükü bir tarafa yüklenemez.

İsticvap müessesesi ise, Türk hukukunda, ilk olarak HMUK 230 vd maddelerinde düzenlenmiş olup, Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarih ve 2009/6-477 E., 2009/546 K sayılı ilamında da belirtildiği gibi “bir tarafın kendi aleyhine olan belli vakıalar hakkinda mahkeme tarafindan dinlenilmesi" olarak tanımlanmıştır. Taraflar kendi davalarında en şüpheli tanık olarak değerlendirildiğinden, öğreti ve Yargıtay uygulamalarında isticvap başlı başına bir delil olarak kabul edilmemektedir. Fakat, isticvapla delil elde edilebilir ve bazı hallerde isticvap davanın aydınlatılmasına yardımcı olabilir. (Kuru Baki, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6. Baskı, Cilt II, syf. 1952 ve 1953)

6100 sayılı Kanun’un 169 vd maddelerinde de paralel nitelikte düzenleme yer almaktadır. Bu bağlamda, Hukuk Genel Kurulu’nun 27.01.2010 tarih ve 2010/37 Esas, 2009/10-578 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, isticvap, taraflarca hazırlama ilkesine tabi olan davalarda uygulanır; buna karşılık, kendiliğinden araştırma ilkesine tabi olan davalarda, isticvap hükümleri uygulanmaz, çünkü tarafların ikrarı hakimi bağlamaz.

Belirtilen nedenlerle, sosyal güvenlik hakkı Anayasamızda düzenlenmiş olup, bu hak ve yükümlülüklerden kaçınılamaz ve vazgeçilemez olması bu nedenle de işbu tür davaların kamusal niteliği gözetilerek gerçeğin ortaya çıkartılması, muhtemel hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için bakımından kanıtların resen ve özenle toplanması gerekir.

Bu nedenle, Mahkemece, irsaliyelerde bulunan yazıların davacıya ait olup olmadığı konusunda isticvap davetiyesi düzenlenerek davalı temsilcisinin oturuma gelmemesi nedeniyle sözü edilen yazıların davacıya ait olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir. Kaldı ki, isticvap bir tarafın kendi aleyhine olan bir veya birkaç vakıa hakkında mahkeme tarafından sorguya çekilmesi demek olduğuna göre, ancak bir tarafın kendisinden sadır olmuş vakıalar hakkında sorguya çekilebileceği hususu da izahtan varestedir.

Yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında Mahkemece, öncelikle davacı dinlenmek suretiyle çalışmanın ne şekilde gerçekleştiği, süt toplama işinin kapsamı, tek başına gerçekleştirip gerçekleştirmediği, günde ortalama kaç saat çalıştığı, sütlerin kendisine getirilip teslim edilip edilmediği, kendisinin sütleri evlerden toplayıp toplamadığı, günde ortalama ne kadar mesafe katettiği konusunda beyanı alındıktan sonra, dönem bordroları celbedilmeli, bordro tanıkları dinlenmeli, sevk irsaliyelerinde ismi yer alan firma çalışanları, çalışma ilişkisini bilebilecek diğer tanıklar dinlenmeli, gerekirse sütü alan firmalardan da araştırma yapılmak suretiyle tüm deliller toplanmalı hizmet akdi ilişkisi ortaya konulduktan sonra fiili çalışmanın süresi tespit edilmeli ve varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.

Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bordro ve SGK

Bordro, prim, teşvik ve SGK bildirgeleri konusunda sorunuzu SMMM ekibimize iletin.

Mali müşavirlik hizmetimiz

Mesajınız SMMM ekibimize iletilir.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı