T.C.
TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/413
KARAR NO : 2025/381
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/01/2025
NUMARASI : ....... Esas - .......Karar
DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALILAR :
VEKİLİ :
DAVA KONUSU : Limited Şirketin Feshi, Olmadığı Taktirde Alternatif Çözüm Olarak Ortaklıktan Çıkma/ Çıkarılma
DAVA TARİHİ : 25/10/2022
KARAR TARİHİ : 30/04/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 30/04/2025
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacının 21.11.2019 tarihli ve 3 sayılı genel kurul kararı ile........ isimli şirkete ait 160 adet payı, .........'dan devralarak işbu şirkete ortak olarak katıldığını, şirket faaliyetleri sırasında elde edilen gelirin davacıya şirketin ana sözleşmesi yok sayılarak dağıtılmadığını, yine şirket ana sözleşmesinde toplanma usulü düzenlenmiş olan genel kurul toplantılarının da yapılmadığını, davacının elde edilen karı hesaplamasına yarayacak bilgi ve belgelerin davacıdan gizlendiğini, uzun süredir gün sonu hesaplarının dahi davacı ile paylaşılmadığını ayrıca şirket içi güncellemelerden haberdar edilmeyen davacının işletmenin hesaplarına erişimine imkan verilmediğini, davacı tarafından genel kurulun toplanması gerektiği, kar dağıtımının yapılmasının gerektiğinin defalarca talep edilmesine rağmen bu taleplerinin yerine getirilmediğini, şirketin gerçek değeri ile davacının hissesinin gerçek değerinin tespitiyle şirketin feshine karar verilmesini, fesih talebi haklı görülmediği takdirde davacı ortağa payın tespit edilen gerçek değerinin ödenmesine ve şirketten çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının şirketin feshi veya olmadığı takdirde paylarının gerçek değeri ödenerek ortaklıktan çıkarılmayı talep etmesi karşısında davada husumetin Yargıtay kararlarına göre şirkete karşı yöneltilmesinin gerekli ve yeterli olduğunu ancak davacının kendi beyanına tezat şekilde şirketin ortaklarına da husumet yönelttiğini, limited şirketin ortaklarının ortaklık borçlarından sorumlu olmadığını, ortaklara husumet yöneltilemeyeceğinden davanın müvekkili şirket ortakları yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, feshin son çare olduğunu, diğer ortakların kuruluş amacına uygun şekilde faal halde bulunan,
pandemiden kalan borçlarını alacaklılarına halen düzenli şekilde ödeyen, işçileri olan şirketin feshini istememekte olduğunu, davacının şirket ortaklığından çıkmasını istediklerini, şirketin gerçek ortağının davacının eşi .......... olduğunu, kağıt üzerinde eşi ........'nın ortak olarak gösterilmesini istediğini, eşler arasındaki uyumsuzluğun şirkete yansıdığını, şirketin dört ortaklıymış gibi bir yapıya büründüğünü, davacının restoranın eski şef garsonu ....... ile şirket dışında buluşarak diğer ortakların özel hayatı konusunda bilgi istediğini, bunun karşılığında diğer ortakları pasifize ederek ortaklıktan çıkaracağını ..........'ı da işletme müdürü yapacağı teklifinde bulunduğunu, bu durum öğrenilince ........'ın tazminatları verilerek işten çıkarıldığını ancak davacının ortaklıktan çıkmadığı gibi bu haksız eylemlerine devam ettiğini, ortaklardan ..........'un boşanma davası sürecinde .......'un aracına takip cihazı takılmasında boşanma davası devam eden eşi .........'a yardımcı olduğunu, özel hayatı ile ilgili bilgi ve belgeleri ......'a verdiğini, davadan hemen önce davacının diğer ortakların eş ve yakınlarının işletmeye gelmemesi gerektiği beyanında bulunup bu kişiler hakkında sinkaflı küfürler ettiğini, şirketin yönetim ve temsil yetkisinin TTK m. 623/1 ve m. 616/1-b'ye uygun şekilde ........'da olduğunu, yapılan işlemlerde oldukça yoğun bir rekabetin olduğu restoran sektöründe zorunlu ve şirketin devamı için gerekli değişiklikler olduğunu, restoranın menüsü ve personel dahil işletme hakkındaki değişikliklerin işletmenin müdürü ve mutfaktaki şefler tarafından kararlaştırıldığını, restoran işletmeciliği hakkında bilgisi olmayan ortakların bu hususlara dahil olmasının işletmenin sağlıklı işlemesine zarar verdiğini, genel kurulun toplanamamasının giderilebilecek bir eksiklik olduğunu, ortakların genel kurulu yapmaya hazır olduğunu, kar olmadığı için dağıtımı da yapılamadığını, pandemi yasakları nedeniyle Haziran 2021'e kadar restoranın toplamda tam 300 gün kapalı kaldığını, böylelikle zaten yeni kurulmuş şirketin en başından faaliyetlerine ara vererek zarar etmeye başladığını, personel, kira gibi masrafların devam ettiğini, vergi ve SGK borçları biriktiğini, şirketin devam edebilmesi için krediler çekilmek zorunda kalındığını, bu borçların halen ödenmekte olduğunu, şirket kar etmediğinden kar dağıtımı yapılamadığını, işletmenin kır lokantası niteliğinde bir işletme olup şehir merkezinin dışında toprak yol ile ulaşılabilen tarlalar içinde bir işletme olduğunu, kazancını yaz aylarında yapmakta diğer ayların neredeyse tümünde ise zarar etmekte olduğunu, böylelikle işletme zarar etmediği aylarda elde ettiği kazançla hem zarar edilen ayları dengelemeye çalışmakta hem de mevcut borçları ödemeye çalıştığını, ayrılma akçesi yönünden davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirketin ticari defterleri incelendiğinde şirketin zararda olduğunun açıkça ortaya çıkacağını, şirket ortaklarına karşı fesih ve çıkma davası için husumet yöneltilemeyeceği için HMK 114/1-f maddesi uyarınca davanın davalılar ........ ve ......... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, fesih son çare olduğundan ve diğer ortaklar kuruluş amacına uygun şekilde faal halde bulunan, pandemiden kalan borçlarını alacaklılarına halen düzenli şekilde ödeyen, birçok işçisi olan şirketin feshini istemediğinden şirketin feshine yönelik talebin reddine, davacının ortaklıktan çıkmasına, şirket zararda olduğundan ve TTK m.641 anlamında ayrılma akçesi ödenemeyeceğinden davacının hissesinin gerçek değerinin ödenmesi talebinin reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ''... 6102 Sayılı TTK madde 636. maddesinde limited şirketin sona erme halleri düzenlenmiştir. ... TTK'da haklı nedenler açıkça belirtilmemiş ise de, ortaklık anlayışını ortadan kaldıran, bireysel çıkarlara yönelen, ortaklar arasında kişisel ve grupsal çıkarların ön plana çıktığı ve ortaklık amacının gerçekleşmesinin olanağının bulunmadığı durumların varlığı halinde haklı nedenlerin oluştuğunun kabulü gerekir. ... Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08/10/2019 tarih 2028/1739 Esas-2019/6288 Karar sayılı ilamında, şirketin amacının gerçekleşmesinin imkansızlığı haklı neden kabul edilmiştir. Yine aynı Dairenin 25.02.2014 tarih 2013/13701 Esas-2014/3468 Karar Sayılı ilamında şirketin 2 yıldır faal olmaması ve ortakların bir araya gelememesi haklı neden kabul edilerek bu nedenlere dayalı olarak şirket feshi yönünde verilen mahkeme kararları onanmıştır (aynı yönde 26/01/2022 tarih 2020/6103 Esas- 2022/667 Karar,
11.07.2023 tarih 2022/645 Esas- 2023/4364 Karar). ... Şunu da belirtmek gerekir ki; davanın feshi istenilen şirket tüzel kişiliğine yöneltilmesi gerekli ve yeterlidir. Bununla birlikte, ilgili şirketin tüm ortaklarının taraf olduğu davalarda ayrıca tüzel kişiliğin de hasım gösterilmemesi sonuca etkili bulunmamaktadır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2014/18022 esas 2015/3494 karar sayılı ilamı) (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 2022/2306 esas, 2024/71 karar sayılı ve 19/01/2024 tarihli karar ilamı) ... Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2018/310 Esas 2018/938 Karar sayılı ilamında da; haklı sebeplerin varlığı halinde her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemenin fesih istemi yerine davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine karar verebileceği, şirketin feshinin son çare olduğu, fesih yerine ortakların, alacaklıların menfaatleri dikkate alınarak feshi isteyen ortağın şirketten çıkarılması çözümünün uygun olacağı ifade edilmiştir. ... Hakim her somut olayda haklı sebep bulunup bulunmadığını durumun özelliğine göre ortaklığın yapısını gözeterek takdir edecektir. ... ......’na göre haklı sebep; hukuki ilişkinin sürdürülmesini çekilmez hale getiren ve bozucu yenilik doğuran bir bildirim veya dava ile hukuki ilişkiyi sona erdirmek ve değiştirmek yetkisinin kullanılmasını adil gösteren hukuki olgudur. ... Limited şirket, anonim şirkete nazaran kişisel niteliklerin de gözetildiği bir özelliğe de sahiptir. Bu anlamda ortaklar arasındaki uyumsuzluk gibi şahsi sebepler de haklı sebep olarak ileri sürülebilir. ... Haklı sebep kavramı kanunda çoğul olarak belirtilmiş ise de tek bir sebep bile niteliği ve ortaya çıkardığı sorunlar gözetildiğinde fesih için yeterli haklı sebep oluşturabilir. ... Türk Ticaret Kanunu'nun 638. maddesinde:"(1) Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir. (2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir.
" denilerek her ortağın haklı sebeplerin varlığı halinde şirketten çıkması için dava açabileceği düzenlenmiştir. ... TTK'nın 638. maddesi uyarınca şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir.Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir. ... Yine yasa her ortağa haklı sebeple çıkma talep hakkı tanımış ise de haklı sebebin ne olduğunu tanımlamamıştır. Bu nedenle her davada, hukuki ve maddi olayların özelliği dikkate alınarak iddiaların haklı sebep teşkil edip etmeyeceklerinin irdelenmesi gerekecektir. Bununla birlikte ortaklık anlayışını ortadan kaldıran, bireysel çıkarlara yönelen, ortaklar arasında kişisel ve grupsal çıkarların ön plana çıktığı ve ortaklık amacının gerçekleşmesinin olanağının kalmaması gibi hallerde haklı nedenlerin oluştuğunun kabulü gerekir. Haklı sebebin, her somut olaya göre mahkemece değerlendirilmesi gerekmektedir. ... Bu tip davalarda haklı nedenin var olup olmadığı konusunda taraflar tanık dahil her türlü delile ispat vasıtası olarak başvurabilirler. ... Ayrılma payı, ayrılmayla ortaklık ilişkisinin kesilmesi ve ortağın ortaklıktaki katılımının sona ermesi sebebiyle, payının karşılığı olarak ortaklık mal varlığından payına düşen kısma ilişkin alacak hakkını ifade eder. Ayrılma payı hesaplanırken payın gerçek değeri esas alınır.( 6102 sayılı TTK’nın 636/3 ve 641/1. maddeleri) Ayrılma payının gerçek değer üzerinden belirlenmesi limited ortaklıklarda geçerli eşit işlem ilkesinin özel bir uygulaması niteliğindedir. Gerçek değer, iki aşamalı bir hesaplama yöntemiyle belirlenir. İlk olarak, işletmenin değerinin hesaplanması gerekir. Bu ilk aşama geçildikten sonra, ayrılan ortağın ortaklıktaki payının nominal değeri esas alınarak ayrılma payı hesaplanır. Ayrılma payının gerçek değeri hesaplanmadan önce işletmenin gerçek değerinin belirlenmesi gerekir. İşletmenin gerçek değeri; şirketin tüm aktif ve pasifleri, gelecek dönemde elde edeceği kazançlar ve karşılaşabileceği riskler, açık ve gizli yedekleri, depo malları ve müşteri çevresi, bulunduğu bölge sahip olduğu şöhret gibi goodwill faktörleri dikkate alınarak hesaplanacaktır. Yani işletmenin tümüyle satılması halinde şirketi almak için ödenecek değer, yaşayan şirket değeri olarak şirketin gerçek değerini yansıtacaktır. Ayrıca ayrılma akçesi karar tarihine en yakın tarihe göre hesaplanacaktır.(İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 2021/1071 esas, 2024/1033 karar sayılı ve 02.07.2024 tarihli karar ilamı) ... Bilindiği üzere limited ve anonim şirketlerde, şirketin haklı sebeplerle feshi ve şirket ortaklığından çıkma için haklı sebep teşkil edecek nedenlerin hangi haller olduğu hususu Türk Ticaret Kanununda sayılmamış olup, doktrinde ve Yüksek Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal içtihatlarında "şirketin kötü yönetilmesi ve ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunması," "şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirmesinin imkansız olması," "şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israf edilmesi," "azınlığa karşı fiili veya manevi güç baskı uygulanması," "azınlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi" ve pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetinin ortadan kalkması, şirketin feshi açısından haklı sebep olarak örnek olarak sayılmıştır. Bu hususta ortaklıktan çıkma için de haklı sebep teşkil etmektedir. Yine ayrıca haklı sebep olduğu konusunda kollektif şirketlere ilişkin Türk Ticaret Kanunu'nun 245. maddesindeki tanımdan da yararlanılabileceği ifade edilmektedir. Bu maddeye göre şirketin kuruluşuna yol açan fiili veya kişisel sebeplerin şirketin işletme konusunun elde edilmesini imkansız kılacak veya güçleştirecek şekilde ortadan kalkmış olması hali haklı sebep olduğu, yine maddede örnek olarak sayılan haklı sebeplerin ifade edildiği, bunların ise bir ortağın şirketin yönetim işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında şirkete ihanet etmiş olması, kişisel menfaatleri uğruna şirketin ticaret ünvanını veya mallarını kötüye kullanması, bir ortağın uğradığı sürekli bir hastalık veya diğer bir sebepten dolayı üstüne aldığı şirket işlerini yapamayacak duruma gelmesi gibi hususlar olduğu ifade edilmiştir. ... Bu genel açıklamalar sonrasında dava dosyası kapsamında; davacı tarafça öncelikle şirketin feshi aksi halde şirket ortaklığından çıkma ve çıkma payının tahsilinin talep edildiği, mahkememiz 12/03/2024 tarih ve 5 nolu celsesinde de davacı vekilince feshe karar verilmemesi halinde şirketten haklı nedenle çıkma ile ayrılma akçesi talepleri olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır. ... Davalılar vekili ise feshin son çare olduğunu ve şirketin faal olduğunu beyanla fesih talebinin reddine, davacının ortaklıktan çıkarılmasına ve fakat şirket zararda olduğundan ayrılma akçesi talebinin de reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. ... Davacı taraf Mahkememiz .......... Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını talep etmiş ise de; Mahkememiz ......... Esas sayılı dosyanın incelenmesinde davacı ......... tarafından yine işbu dosya davalılarına karşı belirsiz alacak davası açıldığı ve de şirkete kayyum ataması talebinde bulunulduğu, alacak davası konusunun kar payı talebi olduğu anlaşılmakla mezkur dava sonucunun işbu davada beklenmesine gerek bulunmadığından bekletici mesele talebi yerinde görülmemiştir. ... Dosya kapsamında makine mühendisi bilirkişi tarafından (2024 yılı güncel değerlerinin (Ocak 2024- Mayıs 2024) dikkate alınarak) düzenlenen 13/05/2024 havale tarihli 2. ek raporu sonrasında bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 09/09/2024 havale tarihli 2. ek rapor dosya kapsamı ile uyumlu ve gerekçeli olmakla mahkememizce rapora itibar edilmiştir. ... Davalı şirket; 06.06.2018 tarihinde “..........” unvanı ile kurulmuş olup, davacı ........., davalılar ........ ve ......... olmak üzere 3 ortaklı olup her bir ortak %33,33 oranında pay sahibidir.Şirketin faaliyetlerine devam etmekle birlikte davalı şirketin 30.06.2024 tarihli kaydi değerlerine göre (+) 466.265,98 TL özvarlığının bulunduğu borca batık durumda olmadığı ancak rayiç değerlerine göre (-) 569.794,90 TL özvarlığının bulunduğu, öz varlığını koruyamadığı, borca batık durumda olduğu anlaşılmaktadır.Bu durumda da bilirkişi raporunda davacı ortağın borçlar dahil kaydi ve rayiç değerlere istinaden ortaklıktan çıkma payının özvarlık değerini koruyamadığı için bulunmadığı belirtilmiştir. ... Davalı şirket borca batık ve kamu borçları da bulunmakta ise de halen faal olduğu ve davalıların şirketin devamını talep ettikleri anlaşılmakla ve de şirketin feshinin son çare olduğu dikkate alınarak ve ayrıca yasada da fesih yerine ortakların, alacaklıların menfaatleri dikkate alınarak feshi isteyen ortağın şirketten çıkarılması çözümünün de getirilmiş olması karşısında şirketin fesih talebi yerinde görülmemiştir. ... Ancak davacının dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında haklı sebep olarak öne sürmüş olduğu hususların Türk Ticaret Kanunu'nun 638/2. maddesi kapsamında haklı sebep teşkil ettiği dosya kapsamı itibariyle sabit olduğundan davacının Türk Ticaret Kanunu'nun 638/2. maddesi gereğince açmış olduğu şirket ortaklığından çıkma davasının kabulü ile, davacının .......... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ......... sicil nosunda kayıtlı ...........'nin ortaklığından çıkmasına izin verilmesine karar verilmiştir. ... Davalı şirketin borca batık durumda olduğu, başka bir anlatım ile davalı şirketin .........üzerinde tasarrufun mevcut olmadığı, sermayesini koruyamadığı anlaşılmakla ayrılma akçesi konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. ... Limited şirketin feshi ve/veya şirket ortaklığından çıkma ve ayrılma akçesi davasının davalı şirkete karşı açılması gerekli ve yeterli olmakla diğer ortaklara yönelik olarak açılan davanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. ve 115/2. maddeleri gereğince husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine ...'' gerekçesi ile ''...1-)Davalılar ....... ve ........'a yönelik olarak açılan davanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. ve 115/2. maddeleri gereğince husumet yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-) Davacının davalı ............'ne karşı açılan şirketin feshi davasının REDDİNE, 3-)Davacının davalı ..........'ne karşı Türk Ticaret Kanunu'nun 638/2. maddesi gereğince açmış olduğu şirket ortaklığından çıkma davasının KABULÜ ile, Davacının ....... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ..........sicil nosunda kayıtlı ..........'nin ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, Davalı şirket borca batık olduğu tespit edildiğinden ayrılma akçesi konusunda karar verilmesine yer olmadığına, Kararın kesinleşmesi halinde kararın Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilmesine, tescil ve ilan masraflarının davacı tarafından karşılanmasına, ...'' şeklinde karar vermiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekilinin 17.03.2025 tarihli süresinde bulunan istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ile yargılama aşamasındaki yazılı ve sözlü beyanlarını aynen tekrarla, şirketin borca batık olmasının ayrılma akçesine hak kazanmayı engellemediğini, şirketin hâlen faaliyetine devam ettiğini, şirketin devam etmesi karşısında ayrılma payının tamamen yok sayılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, bilirkişilerin eksik inceleme yaptığını, mahkemece eksik incelemeye dayalı bilir kişi raporlarına itibar edilerek hükme varıldığını, bilirkişi raporlarının şirketin gelecekteki kazanç potansiyeli, marka değeri, müşteri portföyü ve gayrimaddi haklarını dikkate almadığını, eksik değerlendirme yapıldığını, uzun süredir genel kurulun toplanmamasının şirketin işleyişini durduğunu ve feshi gerektiren haklı bir sebep oluşturduğunu gösterdiğini, yıllarca şirketin gelişimine katkıda bulunduklarını ancak ortaklıktan çıkarılırken hiçbir maddi karşılık alamadıklarını, hakkaniyet gereği müvekkilinin payına karşılık en azından makul bir tazminata hükmedilmesi gerektiğini, diğer ortakların ortaklığı katlanılmaz kılmaları ve davayı açamaya sebebiyet vermeleri nedeni ile davada pasif husumetlerinin bulunduğunu, ...... Asliye Ticaret Mahkemesinin ....... Esas sayılı kayyım dosyasının beklenmesi gerektiğini beyanla kararın kaldırılmasını, davanın talepleri yönünde tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekilinin 20.03.2025 tarihli süresinde bulunan davacının istinafına cevap dilekçesinde özetle; cevap dilekçesi ile yargılama aşamalarındaki yazılı ve sözlü beyanları aynen tekrarla, emsal Yargıtay kararlarına göre; müvekkili gerçek kişi ortakların husumetinin bulunmadığını, ortaklıktan çıkarma kararının hakkaniyetine uygun olduğunu, sermaye payının öz varlık değerini koruyamaması nedeni ile ayrılma akçesine hükmolunmamasının yerinde olduğunu, davacının bekletici mesele yapılmasını istediği dosyanın şirketin feshi için ısrarcı olduğunu gösterdiğini, davacının taleplerinde tezat teşkil ettiğini ve ilgili dosyanın beklenmesine gerek olmadığını, davacının istinafının kötü niyetli olması nedeni ile HMK m.329,351 gereği vekalet ücreti talep ettiklerini beyanla davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini savunmuştur.
DELİLLER : ...... Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.01.2025 tarihli ....... Esas - ....... Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan / olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep şu şekildedir :
Dava; limited şirketin haklı sebeple feshi- tasfiyesi; fesih talebinin kabul edilmemesi halinde şirket ortaklığından çıkma ve çıkma payının tahsili istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
TTK m.636 ''(1) Limited şirket aşağıdaki hâllerde sona erer: a) Şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesiyle. b) Genel kurul kararı ile. c) İflasın açılması ile. d) Kanunda öngörülen diğer sona erme hâllerinde. (2) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu
Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir. (3) Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. (4) Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir. (5) Sona ermenin sonuçlarına anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır.'' hükmünü; tescil ve ilana ilişkin TTK m.637 ''(1) Sona erme, iflastan ve mahkeme kararından başka bir sebepten ileri gelmişse müdür, birden fazla müdürün bulunması hâlinde en az iki müdür, bunu ticaret siciline tescil ve ilan ettirir.'' hükmünü; çıkma ve çıkarılmaya ilişkin TTK m.638 ''(1) Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir. (2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir.'' hükmünü; çıkmaya katılmaya ilişkin TTK m.639 ''(1) Ortaklardan biri şirket sözleşmesindeki hükme dayanarak çıkma istediği veya haklı sebeplerden dolayı çıkma davası açtığı takdirde, müdür veya müdürler gecikmeksizin diğer ortakları bundan haberdar ederler. (2) Diğer ortaklardan her biri, haberin kendisine ulaştığı tarihten itibaren bir ay içinde; a) Şirket sözleşmesinde öngörülen haklı sebep kendisi yönünden de geçerliyse, kendisinin de çıkmaya katılacağını müdürlere bildirmek, b) Açacağı bir dava ile haklı sebepler dolayısıyla çıkma davasına katılmak, hakkına sahiptir. (3) Çıkan tüm ortaklar, esas sermaye payları ile orantılı olarak, eşit işleme tabi tutulurlar. (4) Şirket sözleşmesindeki hüküm sebebiyle veya haklı bir sebebin varlığı dolayısıyla bir ortağın şirketten çıkarılması hâlinde bu hüküm uygulanmaz.'' hükmünü; çıkarmaya ilişkin TTK m.640 ''(1) Şirket sözleşmesinde, bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabileceği sebepler öngörülebilir. (2) Çıkarma kararına karşı ortak, kararın noter aracılığıyla kendisine bildirilmesinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir. (3) Şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması hâli saklıdır.'' hükmünü; ayrılma akçesine ilişkin istem ve tutar başlıklı TTK m.641 ''(1) Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir. (2) Şirket sözleşmesinde öngörülen ayrılma hakkı dolayısıyla, şirket sözleşmeleri ayrılma akçesini farklı bir şekilde düzenleyebilirler.'' hükmünü, ödemeye ilişkin ''(1) Ayrılma akçesi; a) Şirket kullanılabilir bir özkaynak üzerinde tasarruf ediyorsa, b) Ayrılan kişinin esas sermaye payları devredilebiliyorsa, c) Esas sermaye, ilgili hükümlere göre azaltılmışsa, ayrılma ile muaccel olur. (2) (Mülga: 26/6/2012-6335/43 m.) (3) Ayrılan ortağın ayrılma akçesinin ödenmeyen kısmı, şirkete karşı, bütün alacaklılardan sonra gelen bir alacak oluşturur. Bu husus yıllık raporda kullanılabilir özkaynak tutarının tespiti ile muaccel hâle gelir.'' hükmünü; tasfiyeye ilişkin TTK m.643 ''(1) Tasfiye usulü ile tasfiyede şirket organlarının yetkileri hakkında anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır'' hükmünü haiz olup uygulanacak hükümlere ilişkin TTK m.644'de düzenleme mevcuttur.
Feshin son çare olması ilkesi gereğince; öncelikle limited şirketin devamlılığını sağlamak, ayakta tutulmasını sağlamak gereklidir. Buna göre Mahkeme “duruma uygun düşen ve kabul edilebilir bir çözüme hükmetme” gibi olağanüstü bir yetki ile donatılmıştır. Ancak şirketin varlığını devam ettirebilmesi için bütün yollar tüketildi ise şirketin haklı sebep ile feshi yoluna başvurulabilir. Şirketin devamlılığı kanunun ruhuna göre her zaman esas olup her somut olayda özel ve ayrı olarak değerlendirilmelidir. Dolayısı ile alternatif çözüm yollarının mahkemelerce değerlendirilmesi zorunludur.
Haklı sebebin belirsizliği noktasında TTK m. 636 gerekçesinde anonim şirketlerde haklı sebeple feshi düzenleyen TTK m. 531’e atıf yapar. Dolayısı ile neyin haklı sebep teşkil edeceğine dair somut olayın bütün özelliklerini dikkate alarak mahkeme karar verecektir. Yine haklı sebebin var olup olmadığını belirlerken ....... ilişkin TTK m.245'de yer alan haklı sebep kavramından yararlanması mümkündür. Haklı sebeple şirketin feshinin temelinde, dürüstlük kuralı ve kişilik haklarının korunması ilkeleri bulunduğundan, hâkimin, haklı sebebin mevcut olup olmadığını tespit ederken dürüstlük kuralına ve kişilik haklarına aykırılık bulunup bulunmadığını da inceleme sorumluluğu bulunmaktadır. Haklı sebebin ilişkiye son verme sebebi olarak sürekli ilişkilerde nasıl uygulanacağına dair somut olayın özellikleri dikkate alınmalıdır. Başlıca haklı fesih sebepleri; bir ortağın, şirketin yönetim işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında şirkete ihanet etmiş olması; bir ortağın kendisine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmemesi; bir ortağın kişisel menfaatleri uğruna şirketin ticaret unvanını veya mallarını kötüye kullanması; bir ortağın, uğradığı sürekli bir hastalık veya diğer bir sebepten dolayı, üstüne aldığı şirketin işlerini yapmak için gerekli olan yeteneği ve ehliyetini kaybetmesi; uzun süre kar dağıtılmaması; gereksiz sermaye arttırımları ile azınlığın etkisizleştirilmeye çalışılması; ortakların bilgi alma ve denetim haklarının kullandırtılmaması; aile şirketlerindeki öznel sebepler; devamlı kar kaybı ve şirketin devamını güçleştiren borç yükü ... olarak gösterilebilir. Bu örnekler sınırlı sayı ilkesi söz konusu olmadığından arttırılabilir. Dava şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde açılacaktır. Haklı sebeple şirketin feshini talep hakkı, limited şirket ortaklarına ait olup davanın niteliği gereği davalı taraf feshi istenen limited şirketidir. Haklı sebeple fesih davası, dürüstlük kurallarına uygun olarak, uygun bir süre içinde açılmalıdır.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut davaya döndüğümüzde; davanın feshi olmadığı takdirde alternatif çözüm olarak ortaklıktan çıkma/ çıkarılma isteminin şirket tüzel kişiliğine yöneltilmesinin gerekli ve yeterli olduğu muhakkak olmakla diğer ortaklara dava yöneltilmesi isabetli değildir. Davalı şirketin borca batık ve kamu borçlarının da bulunduğu ancak şirketin halen faal olduğu, diğer ortaklar ile şirket tüzel kişiliğinin şirketin devamını talep ettikleri, şirketin feshinin son çare olduğu, hakkaniyete uygun olarak fesih yerine davacı ortağın alacaklıların menfaatleri dikkate alınarak şirketten çıkarılması yolu ile çözüm takdir edilmekle, şirketin feshi- tasfiyeye ilişkin davacı talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Ayrılma ... talebi açısından şirketin faaliyetlerine devam etmekle birlikte davalı şirketin 30.06.2024 tarihli kaydi değerlerine göre (+) 466.265,98 TL özvarlığının bulunduğu borca batık durumda olmadığı ancak rayiç değerlerine göre (-) 569.794,90 TL özvarlığının bulunduğu, öz varlığını koruyamadığı, borca batık durumda olduğu anlaşılmakla davacı ortağın borçlar dahil kaydi ve rayiç değerlere istinaden ortaklıktan çıkma payının özvarlık değerini koruyamadığı için bulunmadığının belirlenmesi yerindedir. Davacının kayyım dosyasının bekletici mesele yapılmasına ilişkin talebinin ısrarla şirketin feshinin gerçekleşmesi istemi ile ilişkili olduğu, talebin kendi içerisinde çeliştiği ve feshin hakkaniyete uygun bulunmadığı gözetildiğinde ve hali hazırda davacının diğer ortaklara kar payı tahsili için belirsiz alacak davası açtığı da belirlenmekle bu yöndeki istem yerinde değildir. Genel kurulun mahkemece verilecek süre ile toplanmasının her zaman için TTK m.636/2 gereği mümkün bulunduğu şüphesizdir. Aksine dair davacı istinaf nedenleri yerinde bulunmamış; dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesinin kararının isabetli olduğu saptanmıştır.
İstinaf incelemesine konu gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin adreslerinin yazılmaması; dava konusu "........." şeklinde yazılması gerekirken uyuşmazlığa uygun düşmeyecek şekilde "Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)" şeklinde yazılması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Kararın dayandığı bilgi - belge ve delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlerde isabetsizlik bulunmadığı, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf kanun yolu başvurusunun HMK m.353/1-b-1 gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;
1-)....... Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.01.2025 tarihli ....... Esas - ......... Karar sayılı kararına karşı davacının İSTİNAF KANUN YOLU BAŞVURUSUNUN HMK m.353/1-b-1 GEREĞİNCE ESASTAN REDDİNE,
2-)İstinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazine'ye irat kaydına,
3-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
4-)İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
5-)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-)Artan istinaf avanslarının HMK m.333'e uygun iadesine,
7-)6100 sayılı HMK'nın 359/4. maddesi uyarınca temyizi kabil kararın Dairemizce taraflara tebliğine,
İlişkin; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m.361/1 gereğince; kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) haftalık kesin süre içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi nezdinde TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Başkan e-imzalı
Üye e-imzalı
Üye e-imzalı
Katip e-imzalı
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*