1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Bölge Adliye Mahkemeleri
  4. İstinaf Kararları
İstinaf/BAM Kararı (Hukuk/Ceza) Kesinleşti

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi 2024/103 E., 2024/1302 K.

Bölge Adliye Mahkemeleri 08.07.2024 Sayı: 2024/103 E. - 2024/1302 K. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ

T.C.

KONYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :

KARAR NO :

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... (...)

ÜYE : ... (...)

ÜYE : ... (...)

KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 14/11/2023

NUMARASI : Esas - Karar

DAVACI : ... - (T.C. Kimlik No: ...)

VEKİLLERİ : Av. ...

Av. ...

İSTİNAF EDEN DAVALI : ... - (T.C. Kimlik No: ...)

VEKİLİ : Av. ... -

DAVA : Menfi Tespit

İSTİNAF KARARININ

KARAR TARİHİ : 08/07/2024

YAZIM TARİHİ : 09/07/2024

Taraflar arasında görülen davada Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas - ... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

DAVA: Davacı vekili, dava dışı ... ile iş ortaklığı ve arkadaşlığının bulunduğunu, ...'ın, müvekkiline araç tamiri için miktar kısmı boş olan bonoyu imzalattığını, müvekkilinin rakamı bildirmesini istediğinde ...'ın senedin tefecide olduğu ve rakamın 40.000,00 TL olduğunu söylediğini, senet bedelini ödemesine rağmen senedin verilmediğini, daha sonra kendisinin aranarak ...'ın borçlu, müvekkilinin kefil olduğu 41.000,00TL'lik senedin ellerinde olduğunun söylendiğini ve icra takibi başlatıldığını, icra takibi yapan davalının, ...'ın gayri resmi eşi olduğunu, senet alacaklısı ile müvekkilinin hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığını, senedin hatır senedi olarak verildiğini ileri sürerek, senedin hatır senedi olduğunun ve müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, takibin iptalini ve davalı aleyhine tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı asil, davacının ...'ın arkadaşı olduğunu, işletmesinin nakit ihtiyacı için kendisinin kredi kartından, ... tarafından davacının pos cihazından 15.500,00 TL çekim yapıldığını, kalan miktarı da ... aracılığıyla davacıya verdiğini, bu paranın 7.000,00 TL'lik kısmının banka hesabına yatırılarak iade edildiğini, kalan miktar yönünden davacıdan alacaklı olduğunu, davalı vekili ise, dava konusu kambiyo senedinin mücerret olup, yargılama konusu yapılamayacağını, müvekkiline davacı tarafından dava konusu takibin borcu ile alakalı herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacının sunmuş olduğu dekontların birçoğunun açıklama içermediğini, açıklama içeren dekontlarda da davaya konu borçla ilgili ödemeye ilişkin bir açıklama olmadığını savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...Yukarıda yapılan açıklamalar, amir, kanun hükümleri, ödeme dekontları, davalı yemini ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;

(a) Hatır Senedi İddiası Açısından Yapılan Değerlendirmede: Her ne kadar davacı tarafından takip ve dava konusu senedin hatır senedi olduğu iddia edilmiş ise de Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihatları gereğince ispat yükünün davacı üzerinde olduğu ve davacının bononun hatır senedi olduğunu yazılı olarak ispatlaması gerektiği, dosya kapsamında takip ve dava konusu bononun hatır senedi olarak düzenlendiğine ilişkin davacı tarafından ibraz edilen yazılı bir belge olmadığı gibi davalının yapılan yemininde bonoyu "dini nikahlı eşi ... vasıtasıyla davacıya verilen borçlara istinaden tanzim edilerek kendisine verildiğini" ifade etmesi karşısında davacının hatır senedi iddialarına Mahkememizce itibar edilmemiştir.

(b) Davacı Tarafından Yapılan Ödemeler Sebebiyle Dava Takip Konusu Bononun Bedelsiz Kaldığı İddiaları Açısından Yapılan Değerlendirmede: Davalı asilin Mahkememizin 31/01/2023 Tarihli duruşmasında alınan yeminli beyanında davacıyı tanımadığını, ilk defa huzurda gördüğünü, dava konusu senette adı geçen keşideci ...'ın dini nikahlı eşi olduğunu, ...'ın kendi kredi kartını kullandığını ve bu kart dolayısıyla davacıya borç para verdiğini bildiğini, davacı ile ... arasındaki ticari ilişkiyi bilmediğini, vermiş olduğu borca istinaden ...'ın dava konusu senedi getirdiğini, bu senette ... ile davacının borçlu olarak göründüğünü, ...'ın kendisini lehtar olarak göstererek vermiş olduğu borcu tahsil edeceğini söylediğini ikrar ettiği, davacı ile davalı arasında bu ilişkiden başkaca bir ilişki bulunmadığı, bono miktarının 41.000,00 TL olduğu, vade tarihinin 10/04/2018 tarihi olduğu, davacı tarafından bono bedeline mahsuben 02/04/2018 tarihinde 6.000,00 TL tutarında doğrudan davalıya borç ödemesi yapıldığı, yine davalının dini nikahlı eşi aracılığı ile davacıya verdiğini ifade ettiği bakiye borcun ise davacı tarafından Vakıflar Bankası A.Ş'nin 31/10/2017 tarihli dekontu ile "... Ödeme" açıklamasıyla davalının dini nikahlı eşi ...'a 38.000,00 TL'lik ödeme yapıldığı, davacının yapmış olduğu toplam ödeme miktarının 44.000,00 TL olduğu, dava ve takip konusu çek miktarının 41.000,00 TL olduğu ve borcun ödeme ile sona erdiği anlaşılmakla davacı ...'ın davasının kabulü ile davacının, T.C. Konya ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, takibe dayanak 13/02/2018 Keşide Tarihli 10/04/2018 Ödeme Tarihli 41.000,00 TL tutarlı bono yönüyle, alacak aslı ile faiz ve feriyle birlikte davalı(takip alacaklısı) ...'a borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin bu davacı yönüyle iptaline karar verilmesi yönünde Mahkememizde vicdani kanaat hasıl olmuştur.

(c) Kötüniyet Tazminatı Açısından Yapılan Değerlendirmede: Yukarıda izah edildiği üzere Mahkememizin kabulü gereğince davalı tarafından dini nikahlı eşi ... aracılığı ile davalıya borç verildiği, davacı tarafından ... aracılığı ile alınan borcun 38.000,00 TL'lik kısmının yine ... aracılığı ise "... Ödeme" açıklamasıyla iade edildiği, bakiye kalan kısmın ise doğrudan davalının hesabına 6.000,00 TL olarak iade edildiği, davalının söz konusu borcun sona erdiğini bilebilecek durumda ve konumda olduğu, borç sona ermesine rağmen senedi takibe konu etmekte kötüniyetli olduğuna kanaat edilmekle 2004 Sayılı Kanunun 72/5. Maddesi gereğince T.C. Konya ... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı icra dosyasında takibe geçilen borç miktarı üzerinden %20 oranında hesaplanan 8.200,00 TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek Mahkememizde oluşan vicdani kanaatin tezahürü olarak aşağıdaki hükümler tesis edilmiştir..." gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının, Konya ... İcra Müdürlüğü'nün.... Esas sayılı takip dosyasında, takibe dayanak 13/02/2018 keşide, 10/04/2018 ödeme tarihli, 41.000,00 TL tutarlı bono yönüyle, alacak aslı ile faiz ve feriyle birlikte davalı (takip alacaklısı) ...'a borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin bu davacı yönüyle iptaline, 2004 sayılı Kanunun 72/5. maddesi gereğince dava takip borçlusu lehine neticelendiğinden Konya ... İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı icra takibinin sadece davacı yönüyle derhal durdurulmasına karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, davacının sunduğu dekontlarda hangi borca ilişkin ödeme yapıldığına dair açıklayıcı bir açıklama bulunmadığını, davacının ...'a para gönderdiğini ve aralarında bir çok alacak - borç ilişkisi bulunduğunu, dava konusu bononun ... tarafından müvekkiline ciro edildiğini, kambiyo senetlerinin sebepten mücerret olması kuralı gereğince davacının sunduğu belgeler ile dava konusu bononun bedelinin ödendiğinin ispat edilemediğini ayrıca, müvekkili aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, müvekkilinin kötüniyetli olduğunun ispat edilemediğini ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, kambiyo senedine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.

İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.

Davacı tarafça dava ve takip konusu senedin hatır senedi olduğu, senet bedelini ödediği ve işbu senetten kaynaklı herhangi bir borcunun bulunmadığı iddia edilmiş, davalı tarafça ise, davacının iddialarının yerinde olmadığı savunularak, davanın reddi istenmiştir.

Davalı tarafından davacı ve ... aleyhine, 13.12.2018 tanzim, 10.4.2018 vade tarihli, 41.000,00 TL bedelli senede dayalı olarak 06.06.2018 tarihinde, 41.000,00 TL asıl, 624,27 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 41.624,27 TL'nin tahsili istemi ile takip başlatıldığı, senette borçlu olarak ..., kefil olarak davacı, lehtar olarak da davalının olduğu ve nakden kaydının bulunduğu anlaşılmıştır.

Mahkemece daha önce verilen kararın Dairemizin ...0 E-...K. sayılı ilamı ile ''...'' Yargıtay 19. HD'nin .... E-.... K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, davacının hatır senedi iddiasını yazılı delille kanıtlaması gerektiği, davacının iddialarını ispata yönelik yazılı bir delil ibraz edemediği anlaşılmıştır. Ayrıca yine, 19 HD.'nin ...E-... K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, dava konusu bononun ihdas nedeni bölümünde nakden ibaresinin yazılı olduğu, senedin boş olarak verildiği ve sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu yolundaki iddianın davacı tarafça kanıtlanması gerektiği, senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def'i olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlerde tanık ile ispat olunamayacağı, senede karşı ileri sürülen iddiaların tanıkla ispatının mümkün olmadığı kanaatine varıldığından davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf istemleri yerinde görülmemiştir.

Bu itibarla, mahkemenin davacının senedin hatır senedi olduğunda yönelik iddiasını yazılı delille ispatlayamadığı yönündeki gerekçesi yerinde ise de, davacı tarafça yemin deliline dayanılmadığı yönündeki gerekçesi yerinde değildir.

Zira, mahkemece davacıya yemin teklifinde bulunulup bulunulmayacağı hususunda süre verilmiş ve davacı tarafça beyanda bulunulmaması yemin teklifinde bulunulmadığı olarak kabul edilmiş olmakla birlikte, davacıya verilen kesin sürenin sonuçlarının açıklanmadığı anlaşılmıştır.

Oysa, HMK'nın ''Delilden vazgeçme'' başlıklı 196 maddesinde '' Delil gösteren taraf, karşı tarafın açık izni olmadıkça, o delile dayanmaktan vazgeçemez.'' hükmü düzenlenmiştir.

Anılan yasal düzenleme kapsamında, tarafların delilden vazgeçme usulü düzenlenmiş olup, bu madde ile delil gösteren tarafın, karşı tarafın açık izni olmadıkça o delile dayanmaktan vazgeçemeyeceği kural altına alınmıştır. Her türlü delilden vazgeçilmesi karşı tarafın açık onayına bağlıdır. Bu cümleden olarak, delil gösteren tarafın karşı tarafın açık muvafakati olmadan o delilden vazgeçme hakkı bulunmadığından bu durumun da sonuca etkisi yoktur. Yargıtay 2. HD 'nin 2017/3498 E- 2019/547 K. , 7. HD'nin 2014/2880 E-2014/11653 K. 2014/2880 E-2014/11653 K. , 9 HD'nin 2015/698 E- 2016/9072 K. 2015/699 E- 2016/9073 K., 2016/800 E-2017/19293 K. sayılı ilamları da bu yöne ilişkindir.

Yargıtay 11. HD'nin .... E-.... K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, burada “vazgeçme” kavramından ne anlaşılması gerektiğinin de saptanması gereklidir. Teorik tartışmalar bir yana, kavramın hangi manada kullanıldığına dair HMK metni üzerinden kavram taraması yaptığımızda “vazgeçme” kelimesinin üç ayrı maddede yer aldığı görülmektedir. Bunlar HMK'nın 196, 213 ve 307. maddeleridir. Bu üç madde metni bir bütün halinde değerlendirildiğinde “vazgeçme” kelimesinin daha çok “feragat” manasında zikredildiği anlaşılmaktadır. Hatta kanun koyucu HMK 307’ de düzenlenen “feragat” müessesini tarif ederken açıkça “vazgeçme” olarak tarif ettiği görülmektedir.

“Vazgeçme” kavramının hukuk dilindeki karşılığı yanında ikinci bilimsel kaynak olan Türk Dil Kurumu sözlüğünde Arapça kökenli “feragat” için; “hakkından kendi isteğiyle vazgeçme” şeklinde açıklama yer alırken, “vazgeçme” kelimesi için de: “kendi hakkı saydığı bir şeyi artık istemez olmak” açıklamasına yer verildiği görülmektedir.

Bu durum karşısında, yukarıda da açıklandığı üzere, ispat yükü altında bulunan tarafın delil listesinde bulunması koşuluyla uyuşmazlığı çözüme bağlayıcı bir vakıa hakkında yemin teklifinde bulunabileceği, yeminin, son çare olarak başvurulan bir delil olduğu yani, yemin deliline başvurabilmek için öncelikle yemin önerisinde bulunanın ileri sürdüğü diğer delillerin incelenmesi ve bunların yeterli olmadığının anlaşılması sonrasında da yemin deliline dayanan tarafa yemin teklif hakkını kullanmak isteyip istemediği sorularak HMK'nın 227 vd. maddelerindeki usulün işletilmesi gerektiğinin nazara alınmaması yerinde görülmemiştir.

Ayrıca, davacının senedin hatır senedi olarak verildiği ve sonrasında da bedelinin ödendiği iddiası karşısında, davalının, davacının işletmesinin nakit ihtiyacı için kendisinin kredi kartından, ... tarafından davacının pos cihazından 15.500,00 TL çekim yapıldığı, kalan miktarı da ... aracılığıyla davacıya verdiği, bu paranın 7.000,00 TL'lik kısmının banka hesabına yatırılarak iade edildiği, kalan miktar yönünden davacıdan alacaklı olduğunu savunması karşısında, davalının bu savunması üzerinde durulmaması da yerinde görülmemiştir.

Bu itibarla, yukarıda da açıklandığı üzere, HMK'nın 196. maddesi uyarınca delil gösteren tarafın, karşı tarafın açık izni olmadıkça o delile dayanmaktan vazgeçemeyeceği, vazgeçmenin feragat olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, feragat olarak değerlendirilmesi halinde feragatin açık olması gerektiği, mahkemece ise, ihtarlı kesin süre verilmeksizin davacının yemin deliline dayanmadığından bahisle hüküm tesisi cihetine gidilmesi yerinde olmadığı gibi, davalının yukarıda belirtilen savunması nazara alınarak ispat yükünün hangi tarafta olduğu değerlendirildikten sonra sonucuna göre karar vermek gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden...'' gerekçesiyle, kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

Dairemiz kaldırma kararı sonrası davacı tarafça yemin teklifinde bulunulması üzerine, davalı tarafından yemin eda edilmiş, davalının ''... davacı ...'ı daha önce hiç görmedim, kendisi ile herhangi bir ticari ilişkimiz olmadı, kendisini ilk defa huzurda görüyorum, dava konusu senette keşideci olarak adı geçen ... benim dini nikahlı eşimdir, kendisinden iki çocuğum vardır, kendisi benim kredi kartımı kullanıyordu, bu kart dolayısıyla ismini şifahen bildiğim davacı ...'a borç verdiğini söyledi, ben gerçekte borç verip vermediğini bilemiyorum, yine davacı ile imam nikahlı eşim ... arasındaki ticari ilişkiyi de bilemiyorum, ... bana dava konusu senedi getirdi, senette davacı ile kendisi borçlu görünüyordu, beni lehtar olarak göstereceğini ve daha önce verdiğini söylediği borcu tahsil edeceğini söyledi, ben bu işlerden anlamadığım için kendisi ne derse onu yaptım, ben bizzat kendim davacıya herhangi bir borç vermedim, ancak dini nikahlı eşim ...'ın söylediği kadarıyla biliyorum, bu nedenle davacının bana borcu olup olmadığını bilemiyorum, ben davacıya elden bir para vermedim, elden verdiğim paraları ...'a verdim, kendisi bu paraları borç olarak davacıya verdiğini söylemişti, bunun dışında 15.500 TL lik çekim ise Denizbank Zafer Şubesine ait kredi kartımdan yapıldı, aradan geçen zaman nedeniyle bana yapılan ödemenin 7.000 TL mi yoksa 6.000 TL mi olduğunu bilemiyorum, ödenme elden yapılmadı banka aracılığıyla yapıldı, bu nedenle bankadan dekont istendiğinde ne kadar ödeme yapıldığı net olarak bilinebilir, bu miktar dışında ben başkaca bir ödeme almadım...'' şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.

Mahkemece davalıya ait var ise kredi kartı bilgileri ile kredi kartının 2017-2018 yıllarını kapsar ekstrelerinin gönderilmesinin ve ayrıca davacıya ait pos cihazı ve hesabı bulunup bulunmadığı ile var ise, davalıya ait kredi kartından 2017-2018 yılları arasında 15.500 TL veya başka tutarda herhangi bir harcama yapılıp yapılmadığının bildirilmesi için banka şubelerine yazılan müzekkere cevapları dosya arasına alınmış ve yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dosya kapsamı, mevcut delil durumu, ileri sürülen istinaf istemleri nazara alındığında mahkemece davanın ve davacının kötüniyet tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı kanaatine varıldığından davalı vekilinin istinaf isteminin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Davalı vekilinin istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,

2-Alınması gereken 2.843,35 TL harçtan, peşin alınan 710,84 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.132,51 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,

3- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,

4- İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

5- Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,

6- Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/07/2024 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1.a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.

Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı