T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
KARAR TARİHİ : 07/09/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ..... (...)
ÜYE : ..... (...)
ÜYE : ..... (...)
KATİP : ..... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ : 30/04/2026
NUMARASI : ... Esas ... Karar
MÜTEVEFFA
DAVACI : ........
VEKİLİ : Av.....
DAVALI : 1- ........
VEKİLİ : Av.....
DAVALI : 2- ........
VEKİLLERİ: Av..... Av.....
DAVALI : 3- ........
VEKİLİ : Av......
DAVALI : 4- ........
VEKİLLERİ: Av..... Av.....
DAVALI : 5- ........
VEKİLLER : Av..... Av..... Av..... Av..... Av.....
DAVALI : 6- ........
VEKİLİ : Av.....
İHBAR OLUNAN : 1- ........
VEKİLLERİ : Av..... Av..... Av......
İHBAR OLUNAN : 2- ........
VEKİLİ : Av.....
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/09/2026
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 07/09/2026
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; Müvekkili ........'in yolcu olarak bulunduğu ........'in yönetimindeki ... plakalı araç ile ........ yönetimindeki ........ plakalı araç ve önlerinde bulunan ........'in sürücüsü olduğu ........ plakalı aracın 01/12/2021 tarihinde karıştığı zincirleme trafik kazasının meydana geldiği, bu kazadan sonra müvekkilinin ağır yaralandığı, davacı tarafından meydana gelen kazadan sonra ... plakalı aracın sigorta şirketi olan davalı ........'ye başvurulduğu ve başvuru evraklarının 28/12/2021 tarihinde tebliğ edildiğini ve yine aynı aracın kasko sigorta şirketi olan davalı ........'ye başvurulduğu ve başvuru evraklarının 28/12/2021 tarihinde tebliğ edildiği, ........ plakalı aracın sigorta şirketi ........'ye de başvurulduğu ve yine aynı tarih olan 28/12/2021 tarihinde evrakların tebliğ edildiği, ancak 15 gün geçmesine rağmen herhangi bir sonuç alınamadığı, sonrasında arabuluculuk görüşmelerine geçildiğini ve görüşme sonunda da anlaşma sağlanamadığını, izah olunan nedenlerle ıslah ve fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla ve kaza tarihi olan 01/12/2021 tarihi itibaren işleyecek faiziyle maddi tazminat ve zararlarının tahsilini, daha sonra artırılmak üzere şimdilik 100 TL sürekli iş göremezlik, 100 TL geçici iş göremezlik, 100 TL tedavi gideri, 100 TL bakıcı gideri tazminatının 01/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsilini, 200.000 TL manevi tazminat taleplerinin kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalı ........, ........ ve ........ ve .......'den müştereken ve müteselsilen tahsilini, ayrıca davacının alacaklarına ticari avans faizi uygulanmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin de karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ........ vekilinin cevap dilekçesinde özet olarak; Dava konusu kazada müvekkiline kırmızı ışık yanmasına rağmen durmayıp arkadan gelen ... plakalı araç sürücüsü ........ tarafından müvekkilinin aracının arkasına çarpmak sureti ile müvekkilinin aracı çarpmanın etkisi ile frende basılı olduğu halde öne doğru itekleyip öndeki ........ plakalı aracın arka kısmına çarpması ile zincirleme trafik kazasının meydana geldiğini, ayrıca davada husumet yöneltilebilmesi için davalı tarafın kusurunun şart olduğunu, fakat müvekkile açılan iş bu davada müvekkilinin kusurunun bulunmadığını ve müvekkile bu sebeple husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davaya konu trafik kazasından dolayı yürütülen soruşturma dosyasında alınan ve ekte sunulan kaza tespit tutanağında müvekkilinin kusuru olmadığı anlaşıldığı ve soruşturma dosyasında müvekkil yönüyle Ek Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair karar verildiğini, izah edilen sebepler ile davada yetkisizlik ve görevsizlik kararı verilerek yetkili Dörtyol Asliye Hukuk mahkemesinin olduğunu, aksi halde davanın müvekkil yönü ile zamanaşımı, husumet vs sebepler ile usulden reddine karar verilmesini, bu şekilde bir kanaat oluşmaması durumunda davanın esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ........ vekilinin cevap dilekçesinde özet olarak; Davacının gerekli evraklarla ve usulüne uygun olarak başvuruda bulunmadığını, davacı tarafından sigorta şirketine başvuru yapıldıktan sonra 15 günlük cevap süresinin dolması beklenilmeden zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, kaza tarihi itibari ile ihtiyari mali sorumluluk sigortası teminat limiti maddi bedeni ayrımı yapılmaksızın 200.000,00 TL olduğu, poliçe ile temin edilen meblağın, genel şartların birinci ve onbirinci maddelerine göre ödenecek tazminatın her türlü faiz ve avukatlık ücretleri dahil dava masrafları toplamı olarak poliçede belirtilen limitlerle sınırlı olduğunu, müvekkil şirket ancak ve ancak sigortalısının kusuru oranında tazminat talebinden sorumlu olacağı için davaya konu kazadan dolayı hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, dava konusu kaza nedeni ile açılan savcılık soruşturma dosyasında CMK 253/19 gereğince uzlaşma yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, manevi tazminat talebinin zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağını, davacı ........'in kaza sırasında emniyet kemeri takıp takmadığının tespit edilmesi gerektiğini, davacının emniyet kemeri takmadığı tespit edilirse müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini, hatır taşıması nedeni ile tazminattan indirim yapılması gerektiğini, davacının faiz talebinin reddinin gerektiğini, açıklanan nedenlerle müvekkil şirket aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
Davalı ........ vekilinin cevap dilekçesinde özet olarak; Müvekkillinin söz konusu kazanın oluşumunda herhangi bir kusuru bulunmadığını, ayrıca davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, ortaya çıkan zararda davacının da müteraffik olarak kusurlu olduğunu bu hususla birlikte müvekkillinin kusurlu olduğunu kabul etmemekle birlikte hatır taşımacılığı hususunun dikkate alınmasını gerektiğini, izah olunan nedenlerle öncelikle Konya Mahkemelerinin yetkisiz olduğunu ve görevsizliğine karar verilmesini, Akşehir Mahkemelerinin görevli ve yetkili olduğuna karar verilmesini aksi durumda; davacının taleplerinin reddine ve yargılama ücretleriyle vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ........ vekilinin cevap dilekçesinde özet olarak; İşbu davanın ilk açılma tarihi itibariyle dava şartı olarak, davadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunlu olduğunu, davanın taraflarından birinin sigorta şirketi olması durumunda davanın Ticaret Mahkemelerinde görülmesi gerektiği açık bir şekilde vurgulandığı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve dair kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerektiği ve işbu dava da "Yetkili Mahkemenin”, müvekkil sigorta şirketinin yerleşim yeri olan İstanbul olması sebebiyle HMK madde 6/1 gereği; İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu, belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararın bulunmadığını, davacı tarafın başvuru şartını yerine getirmediğini, her halukarda davacının maluliyet oranın tespitinin gerektiğini, müterafik kusur durumunun belirlenmesini, müvekkilinin manevi tazminata ilişkin bir sorumluluğu bulunmadığını, CMK 253/19 maddesi gereği uzlaşma sağlanmış olması halinde uzlaşma nedeniyle tazminat davası açılabilmesinin hukuken mümkün olmadığını, bu nedenle öncelikle, başvru şartı gerçekleşmediğinden davanın usulden reddini, teminat dışı geçici bakıcı gideri ve tedavi gideri taleplerinin reddini, hesaplanacak tazminat tutarından müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılmasını, iş bu kazanın iş kazası olup olmadığının araştırılmasını, iş kazası olması halinde SGK'dan ödeme alınıp alınmadığının araştırılmasını, davacının müvekkiline atfedilen manevi tazminat taleplerinin reddini, her durumda yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ........ vekilinin cevap dilekçesinde özet olarak; Davacının davasını Konya Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı, ancak davaya bakmaya müvekkilinin yargı çevresinde bulunduğu İstanbul Anadolu mahkemelerinin yetkili olduğu, 6704 sayılı torba kanunu uyarınca davadan önce başvuru yapmak ve gerekli belgeleri ibraz etmek zorunlu hale getirildiğini, ancak davacı tarafından gerekli belge ibraz edilmeden işbu davanın açıldığını, trafik sigortası genel şartlarında belirtilen belge ve bilgileri ibraz etmemiş olması nedeniyle geçerli bir başvurudan söz edilemeyeceğini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere, müvekkil şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, yaralanan veya maluliyetinin olduğunu iddia eden davacının müterafik kusurunun olup olmadığının tespit edilmesini, dolayısı ile ortaya çıkan sonuçta müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı hususlarının mahkemece tespiti gerektiğini, davacının geçici iş göremezlik, bakıcı tazminatı ve tedavi gideri zararına ilişkin taleplerinin tedavi gideri kapsamında olup tedavi gideri taleplerinin trafik sigortası yeni genel şartları gereği teminatı dışında olduğunu, hatır taşıması nedeniyle zarar miktarından indirim yapılmasını, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkil şirketin sorumluluğunun poliçede yazılı limitle sınırlı olduğunu, kaza tarihinde geçerli poliçe teminatlarının 430.000 TL ile sınırlı olduğunu, müvekkilinin manevi tazminat taleplerinden sorumlu olmadığını, dava öncesinde davacının müvekkil şirkete usulüne uygun bir başvurusunun bulunmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek üzere müvekkilinin yalnızca dava tarihinden itibaren faizden sorumlu olabileceğini ve dava konusu olaya uygulanması gereken faizin yasal faiz olduğunu, izah olunan nedenlerle davacı tarafından müracaat şartı yerine getirilmediğinden davanın usul yönünden reddine karar verilmesini, yetki itirazının kabul edilerek dosyanın yetki yönünden reddini, aleyhlerine haksız olarak açılan davanın reddini,
davacı tarafın delillerinin tarafımıza tebliğini, davacının teminat dışında olan taleplerinin reddini, Müvekkil şirketin geçici iş göremezlik, bakıcı tazminatı ve tedavi giderinden sorumluluğu bulunmadığından davanın reddine, müvekkil şirketin manevi tazminat talebinden sorumluluğu bulunmadığından davanın reddini, davacının davasının ispatı halinde; müvekkil şirketin öncelikle ferilerden sorumlu tutulmaması, olmaz ise, asıl alacak, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti açısından ayrı ayrı poliçe limiti ile sorumlu tutulmasını, faizin en erken dava tarihinden başlatılmasını, davanın reddedilen kısmı açısından yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa tahmilini talep etmiştir.
Davalı ........ vekilinin cevap dilekçesinde özet olarak; Dava konusu, haksız fiil düzenlemelerine dayanan, cismani zarardan kaynaklı tazminat davası olduğundan, huzurdaki yargılamada Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu, davada, maddi tazminat olarak talep edilen, SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri, hastane giderleri ve bakıcı giderleri ile geçici ve kalıcı iş göremezlikler için yapılan harcamaların davacı tarafça dava tarihinde hesaplanabilir ve belirlenebilir mahiyette olduğunu, dolayısıyla bu taleplerin belirsiz alacak olarak istenmesinde karşı tarafın hukuki yararının olmadığını, dava konusu olay, yaralanmalı trafik kazası olduğundan savcılığa intikal ettiğini ve Sarayönü Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, başlatılan soruşturmanın halen devam etmekte olduğunu, soruşturma aşamasının tamamlanmasından sonra kovuşturma aşamasına geçilerek kamu davasının açılması kuvvetle muhtemel bulunduğundan, derdest olan ceza dosyasının bekletici mesele yapılarak, ceza dosyası kesinleşinceye kadar bu dosyanın beklemeye alınmasını, polis memuru ........ ve polis memuru ........ tarafından tanzim edilen 01/12/2021 tarihli yaralanmalı trafik kaza tutanağında, ... plakalı ve ........ plakalı aracın sürücülerinin yakın takip kuralını ihlal ettikleri, ........ plakalı araç sürücüsünün ise, kural ihlali bulunmadığının belirtildiğini, Sarayönü Cumhuriyet Savcılığına verilen trafik bilirkişisi ........ tarafından tanzim edilen, 29/12/2021 tarihli bilirkişi raporunda ise, müvekkil şirket çalışanı ve ... plakalı aracın sürücüsü ........'in asli kusurlu olduğu ve ........ plakalı ve ........ plakalı araçların sürücülerinin kusursuz olduklarının belirtildiği, mahkemece aksi kanaate varılması halinde ise, ........'in davaya ihbar edilmesini, izah olunan nedenlerle davanın, usûl hükümlerine uygun olmaması, müvekkil şirketin kusursuz olması, kazada asli kusurlu ........'in davalı olarak davaya dahil edilmemiş olması, maddi tazminatın tamamından, ........'nin sorumlu olması, manevi tazminatın unsurlarının gerçekleşmemiş olması, manevi tazminatın tamamından ........'in sorumluluğunun bulunması, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olması, nedenleriyle, müvekkil şirket yönünden davanın reddine karar verilmesini, mahkeme masrafları ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmilini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında özetle; "Somut olayda, davacı kazaya karışan ... plakalı araçta yolcu olup, davacının söz konusu araçta görev nedeniyle bulunduğu anlaşılmıştır. Bu nedenlerle davalının hatır taşımacılığı nedeniyle indirim yapılması talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacının davalı ........ sigortaya yönelik davası yönünden yapılan incelemede; davalı sigorta şirketi nezdinde ........ adına kayıtlı ... plakalı araç için ........ nolu ve 07.01.2021 - 07.01.2022 başlangıç ve bitiş tarihli Genişletilmiş Kasko Sigortası sigorta poliçesi düzenlenmiş olduğundan trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında öncelikle, kusurlu aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesine teminat kapsamında başvurulacağı, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası teminatını aşan kısım için ise İhtiyari Mali Mesuliyet teminatına başvurunun mümkün olacağı anlaşıldığından zmms teminat limitini aşan bir maddi zarar olmadığından davacının davalı ........ sigortaya yönelik maddi tazminat davasının reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacının davalılar ........ A.Ş, ........ A.Ş, ........, ........ ve ........'ne yöenlik davada ise; yukarıda ayrıntıları izah edildiği üzere Mahkememizce hükme esas alınan maluliyet ve aktüerya bilirkişi raporları dikkate alınarak, davacının tedavi gideri ve geçici iş göremezliği maddi zararları yönünden talebinin kabulüne karar vermek gerekmiş davacının bakıcıya ihtiyacı olmadığından ve sürekli maluliyeti olmadığından bu taleplerinin ve ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı maddi tazminat talebinin ispatlanmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davacının manevi tazminat taleplerine yönelik yapılan incelemede;6098 sayılı TBK'nın 56. Maddesine göre; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminatı takdir etmesi gerekir( HGK 23/06/2004, 13/291-370 )
Somut olayda, kazanın oluş şekli ve sonucu, davacıların yaralanması, tarafların kusur oranları, paranın alım gücü, tarafların sosyal ekonomik durumları, manevi tazminatın tatmin ve caydırıcılık fonksiyonu dikkate alınarak davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-18. maddesine göre de, "özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz."
Yargıtay 4. HD’nin 29/09/2021 gün ve 2021/14429 E. 2021/5729 K. sayılı emsal içtihadında da açıklandığı üzere, "Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise, özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz."
Sigorta şirketine karşı açılan tazminat davası yönünden, özel kanun niteliğindeki 2918 s. KTK'nin 97. maddesi gereğince davadan önce sigorta şirketine başvurunun zorunlu olması ve bu durumda 6325 s. Kanunu'nun 18/A-18. maddesi gereğince, 18/A maddesindeki zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümlerin sigorta şirketi yönünden uygulanamayacak olması nedeniyle, arabuluculuk tutanağının zorunlu arabuluculuk tutanağı olarak hazırlanmasına rağmen gerçekte ihtiyari arabuluculuk tutanağı niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. Bu durumda arabuluculuk ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
Davacının Davasının Kısmen Kabulü İle;
24.227,06 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 7.000,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 31.227,06 TL maddi tazminatın davalı ........ yönünden 18/01/2022 tarihinden işleyecek avans faizi, davalı ........ yönünden 12/01/2022 itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ........ yönünden 01/12/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi, davalılar ........ ve ........ yönünden ise 01/12/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ........, ........, ........, ........ ve ........'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri tazminatı taleplerinin REDDİNE,
Davacının davalı ........'ye yönelik açtığı maddi tazminat davasının REDDİNE
30.000,00 TL manevi tazminatın davalı ........ yönünden 01/12/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi, davalılar ........ ve ........ yönünden ise 01/12/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi, davalı ........ yönünden 05/01/2022 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte bu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ :
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken davalılar lehine haksız vekalet ücretine hükmedildiğini, dosyada mevcut maluliyet raporları arasında çelişki bulunduğunu, sıfır puanlı son adli tıp ihtisas kurulu raporunun ve bu rapora dayanılarak hazırlanan hesap raporunun hatalı, eksik ve haksız olduğunu, geçici iş göremezlik, bakıcı gideri, sürekli iş göremezlik ve tedavi gideri hesaplamalarına itiraz ettiklerini, müvekkilinin gerçek maaşının asgari ücretten fazla olduğunu ve hesaplamada yanlış dikkate alındığını, yetkisiz özel bir kurumun beyanlarının haksız yere esas alındığını, psikiyatri kayıtlarının, ameliyatların, kemik kırıklarının ve hayati tehlike durumunun raporda göz ardı edildiğini, hastanedeki malzeme eksikliği nedeniyle geciken ameliyat sürecinin yanlış yorumlandığını, kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağının sabit olduğunu, mevcut adli tıp raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla dosyanın Adli Tıp Kurumu Üst Genel Kurulu'na sevk edilerek çelişki giderici, denetime elverişli ve en üst noktadan yeni bir maluliyet raporu aldırılmasını, bu yeni rapora göre yeniden hesap raporu tanzim edilmesini, ilk derece mahkemesinin kararının müvekkili lehine kaldırılmasını, sürekli sakatlığın tespit edilmesini ve istinaf incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasını talep etmiştir.
Davalı ........ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yargılama sırasında sundukları cevaplar ile süresinde bildirdikleri deliller toplanmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, dava konusu trafik kazasında müvekkilinin aracı ile kırmızı ışıkta beklerken arkadan gelen aracın çarpması sonucu kazanın meydana geldiğini, savcılık dosyasında müvekkiline 0 kusur tespiti verildiğini, İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında alınan kusur raporunda ve tanık beyanlarında da müvekkilinin kusursuz olduğunun görüldüğünü, ancak eldeki tazminat davasında alınan raporda müvekkiline %60 haksız kusur izafe edildiğini, dosyada yeterli araştırma yapılmadan ve tanıklar dinlenmeden kusur raporu alındığını, cevap dilekçesinde tanık deliline dayanılmasına rağmen yerel mahkemece tanık bildirmek için kendilerine süre verilmediğini, 09.03.2023 tarihli celsede talebin sonradan değerlendirilmesine karar verilip 11.05.2023 tarihli celsede ise gerekçesiz olarak reddedildiğini, bu durumun savunma hakkını kısıtladığını, ayrıca yerel mahkemece davanın reddedilen kısmı yönünden kendilerini vekille temsil ettiren davalılar lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, her bir davalı için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, mahkeme kararının müvekkili lehine kaldırılmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini ve istinaf talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ........ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; adli tıp kurulu ve ek bilirkişi raporlarında maluliyet ile sürekli iş göremezlik oranının %0 olarak belirlendiğini ve bakıcı ihtiyacının bulunmadığının tespit edildiğini, bu duruma göre davacının SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderinin bulunamayacağını, 7.000,00 TL tutarındaki tedavi gideri ile 6 aylık geçici iş göremezlik süresi için hesaplanan 24.227,06 TL tutarındaki efor kaybı tazminatının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının kaza sonrasında bir gün dahi istirahat raporu almadan işine devam ettiğini, maluliyet durumuna göre hükmedilen 30.000,00 TL tutarındaki manevi tazminatın fahiş olduğunu, kaza esnasında aynı araçta bulunan diğer kişilerin emniyet kemeri takılı olduğu için yaralanmadıklarını, davacının ise emniyet kemeri takmaması nedeniyle ağır kusurlu olduğunu ve bu müterafık kusuru nedeniyle tazminattan en az %20 oranında indirim yapılması veya taleplerin tamamen reddedilmesi gerektiğini, davacının kaza öncesinden gelen rahatsızlıklarının bulunduğunu ve kazadan sonra hastaneyi kendi sorumluluğunda terk ettiğini, olayın ticari nitelikte olmayıp haksız fiilden kaynaklanması sebebiyle yasal faiz uygulanması gerekirken müvekkili şirket ve sürücü aleyhine avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın tümüyle reddedilmesini, mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı ........ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının yasa ve usule aykırı olduğunu, karara dayanak oluşturulan kusur bilirkişi raporu, ceza dosyasındaki raporlar ve davacı beyanları arasında çelişkiler bulunduğunu, bu çelişkiler giderilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, müvekkili şirket ile diğer davalıların sunduğu beyanların mahkemece dikkate alınmadığını, araç sürücüsünün beyanları doğrultusunda tanık dinlenilmesi gerekirken tanık dinlenilmeden karar verilmesinin kabul edilemeyeceğini belirterek, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını, istinaf sebepleri doğrultusunda davanın reddine yönelik yeni bir karar verilmesini, bu talebin kabul edilmemesi halinde dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesini, karar verilene kadar icranın tehirini, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı ........ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; gerekçeli kararın 25.05.2026 tarihinde tebliğ edildiğini ve yasal süresi içinde istinaf dilekçesini sunduklarını, yerel mahkemece hükmedilen manevi tazminat tutarının çok fahiş ve yüksek olduğunu, manevi tazminatın bir zenginleşme aracı olmaması ve tarafların sosyal ile ekonomik durumuna uygun, makul ölçüde belirlenmesi gerektiğini, adli tıp 2. ihtisas kurulu tarafından düzenlenen 26.01.2026 tarihli maluliyet raporunda davacının tüm vücut engellilik oranının %0 olarak tespit edildiğini, davacının sürekli maluliyeti bulunmadığı halde mahkemece yüksek tutarda manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, kararın müvekkili şirket yönünden kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
İDM CE DAİREMİZCE VERİLEN KALDIRMA KARARI DOĞRULTUSUNDA İŞLEM YAPILMASINA
BU BAĞLAMDA
NEÜ Meram Tıp Fakültesi Hastanesi tarafından tanzim edilen 06/12/2022 tarihli maluliyet raporu ile, davacının yaralanmasının Erişkinler İçin Engellik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre sürekli iş göremezlik oranın %.30,
S.Ü. Tıp Fakültesi Hastanesi tarafından tanzim edilen 28/02/2023 tarihli maluliyet raporu ile, davacının yaralanmasının Erişkinler İçin Engellik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre sürekli iş göremezlik oranın %.32 geçici iş göremezlik zararının 91 Gün olduğu, bu sürenin 1 ayında bakıcıya muhtaç olacağı tespit edilmiştir.
09/07/2024 tarihli ATK raporunda özetle; ........ oğlu 04.12.1978 doğumlu ........’in 01.12.2021 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı yaralanması 20.02.2019 tarihli 30692 sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmeliğe göre, Kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu BELİRTİLMİŞTİR.
Yargıtay HGK 17/06/2015 tarih 2013/17-2423 Esas,2015/1661 Kararında da belirtildiği üzere
Alınan her 3 rapor arasında önemli bir fark (maluliyet oranları arasında bir misli oranında farklılık) olduğundan çelişki oluşmuş olup bu çelişki Adli Tıp Kurumu genişletilmiş ihtisas dairesinden alınacak rapor ile giderilmelidir.
Bu bakımdan, söz konusu raporlar arasındaki çelişkinin Adli Tıp Kurumu GENİŞLETİLMİŞ ihtisas dairesinden alınacak rapor giderilerek 11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği"ne VE Erişkinler İçin Engellik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre MALULİYET DURUMU,İYİLEŞME SÜRESİ,BAKICI İHTİYACI OLUP OLMADIĞI DEĞERLENDİRİLMELİ seçenek raporlardan, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre karar verilmelidir.
GEREKÇESİYLE DAİREMİZCE VERİLEN İDM KARARININ YUKARIDA BELİRTİLEN EKSİKLİKLER NEDENİYLE YAPILAN KALDIRMA KARARIMIZ NETİCESİ YAPILAN YARGILAMA VE TOPLANAN DELİLLERE GÖRE
Her ne kadar dairemizin önceki kararlarında ve uygulamasında
ANAYASA MAHKEMESİNİN 09/10/2010 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN 17/07/2020 TARİHLİ VE 2019/40 ESAS,2019/40 SAYILI KARARINA GÖRE VE YİNE ANAYASA MAHKEMESİNİN 14/02/2023 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN 2021/82 ESAS ,2022/167 KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE,
YİNE DANIŞTAY 8.DAİRESİNİN 2022/786 ESAS 2025/6004 KARARI İLE YİNE DANIŞTAY 8. DAİRESİNİN 2022/772 ESAS 2025/4513 KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE,
DAİREMİZCE HER İKİ ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL KARARLARI VE SONRASI DANIŞTAY DAİRESİNİN İPTAL KARARLARI GEREĞİNCE ZARAR GÖREN MAĞDURLARIN MALULİYETLERİNİN ÖZÜRLÜLÜK ÖLÇÜTÜ YÖNETMELİĞİ İLE ERİŞKİNLER İÇİN ENGELLİLİK YÖNETMELİĞİNİN UYGULAMA YÖNETMELİĞİNİN UYGULANMA İMKANI OLMAYACAĞINDAN BAHİSLE ÇALIŞMA GÜCÜ VE MESLEKTE KAZANMA GÜCÜ KAYBI ORANI TESPİT İŞLEMLERİYÖNETMELİĞİNE GÖRE BELİRLENMESİNE YÖNELİK ,
Dairemizin 2024/1471 ve 2024/1331 esas sayılı dosyalarında buna yönelik verilen direnme kararlarımızın Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/04/2016 tarihli 2025/488 esas 2026/223 karar ve 2025/489 esas ve 2026/224 sayılı dosyalarıyla bozulmakla verilen ,bu bozma kararları esas alınarak, Dairemizin yerleşik uygulamasından dönülmek suretiyle ,
BU ÇERÇEVEDE;
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, kaza tarihi itibariyle geçerli yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Bu yönetmelikler ve geçerli olduğu tarihler;
- 11.10.2008 tarihine kadar “Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü”,
-11.10.2008-01.09.2013 tarihleri arasında “Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği”,
- 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası “Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği” (Bu yönetmeliğin eki %60 maluliyeti belirlemek için düzenlenmiştir. %60‘ın altı ve üstü yoktur. Bu nedenle bir önceki yönetmelik çizelgesi uygulanacaktır.) (Maluliyet Bilirkişi Kongresi)
- 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Genel Şartlar Ek 6. Maddesine göre 30/3/2013 tarihli “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik”,
- 20 Şubat 2019 tarihinden sonra “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” şeklindedir.
Somut olayda
Bu kapsamda hükme esas alınan maluliyet raporunun Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik HÜKÜMLERİNE GÖRE usul ve yasaya uygun düzenlendiği anlaşıldığından davalı vekilinin itirazının yerine olmadığı anlaşılmıştır.
BU DURUMDA HEM Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği"ne VE Erişkinler İçin Engellik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre MALUYETİN %5 OLDUĞU VE GENİŞLETİLMİŞ ATK RAPORU İLE ÇELİŞKİ GİDİRİLMİŞ OLUP İTİRAZ YERSİZDİR
Mütefafik kusur
6098 sayılı TBK'nın 52. Maddesine göre; Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. Anılan yasal düzenlemede de belirtildiği üzere zarar görenin zararın oluşmasında ya da zararın artmasında bir ihmali varsa bu hususun tazminatın belirlenmesinde dikkate alınması gerekir. Bir başka deyişle zararın oluşumunda zarar görenin de müterafik kusurunun bulunması halinde tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Müterafik kusurun dikkate alınması için bu yönde yapılan bir savunmaya gerek olmayıp Mahkemece müterafik kusurun resen dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim bu husus Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/3135 E 2018/11955 K sayılı ilamında da vurgulanmıştır. Ayrıca müterafik kusur indirimi nedeniyle kısmen reddedilen tutar üzerinden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği noktasında da duraksama bulunmamaktadır.
Somut olayda, davacının kaza esnasında emniyet kemerinin takılı olup olmadığı konusunda kaza tespit tutanağında bir belirleme bulunmamaktadır. Yine ceza dosyası içeriğinde de bu yönde herhangi bir tespit bulunmamaktadır. Bu nedenle, hesaplanan tutardan müterafik kusur indirimi yapılamayacağı kabul edilmesi doğrudur.
Kusura itiraz
12/01/2023 tarihli ATK raporunda özetle; Davalı sürücü ........'in %70(Yüzde Yetmiş) oranında kusurlu olduğu, Davalı sürücü ........'in %30(Yüzde Otuz) oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir.
05/07/2023 tarihli raporda özetle; ........ plakalı araç sürücüsü ........; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 52/a, 56/c, 84/d maddelerini ihlal ettiğinden bu kazanın oluşumunda %70 ( Yüzde yetmiş ) oranında kusurlu olduğu, ... plakalı araç ( Kamyonet ) sürücüsü ........: 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 52/a, 56/c, 84/d maddelerini ihlal ettiğinden bu kazanın oluşumunda %30 ( Yüzde otuz ) oranında kusurlu olduğu, ........ plakalı otomobil sürücüsü ........: seyri sırasında geldiği olay yeri ışıklı kavşakta, kendisine yanan kırmızı ışık nedeniyle durduğu esnada aracının arka kısımlarına arkasından seyirle gelen aracın çarpması ve akabinde en geriden gelen aracında, araca arkadan çarparak duruşa geçen aracın arka kısımlarına çarpmasıyla meydana gelen olayda kazaya etken kural ihlalinin bulunmadığı tespit edilmiştir
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; ........ plakalı araç sürücüsü ........; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 52/a, 56/c, 84/d maddelerini ihlal ettiğinden bu kazanın oluşumunda %70 ( Yüzde yetmiş ) oranında kusurlu olduğu, ... plakalı araç ( Kamyonet ) sürücüsü ........: 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 52/a, 56/c, 84/d maddelerini ihlal ettiğinden bu kazanın oluşumunda %30 ( Yüzde otuz ) oranında kusurlu olduğu, ........ plakalı otomobil sürücüsü ........: seyri sırasında geldiği olay yeri ışıklı kavşakta, kendisine yanan kırmızı ışık nedeniyle durduğu esnada aracının arka kısımlarına arkasından seyirle gelen aracın çarpması ve akabinde en geriden gelen aracında, araca arkadan çarparak duruşa geçen aracın arka kısımlarına çarpmasıyla meydana gelen olayda kazaya etken kural ihlalinin bulunmadığı , dosya kapsamında alınan ve dosyada bulunan raporlar arasındaki çelişkiyi gideren Karayolları Fen Heyetinden alınan 05/07/2023 tarihli raporun kaza tespit tutanağı ile uyumlu olduğu ve hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatine ulaşılması doğrudur.
ÖTE YANDAN
Kazaya karışan ... plakalı aracın ticari araç olmasına göre bu aracın sigortacısı, sürücüsü ve işletenine yönelik açılan dava yönünden avans,diğer aracın hususi olmasına göre yasal faiz uygulaması doğrudur.
Vekalete itiraz
AAÜT 3/2 maddesinde; "Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur." düzenlemeleri mevcuttur.
Somut olaya gelince; maddi ve manevi tazminat kısmen reddolunduğuna ve ret sebebi ortak olduğuna göre tek vekalete hükmedilmesi isabetlidir.
Davalı vekilinin Faturalandırılmayan Tedavi giderlerinin istenemeyeceğine ilişkin yapılan istinaf incelemesinde:
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluk Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu, 6111 sayılı Yasa ile değiştirilen 2918 sayılı Yasanın 98. maddesi kapsamında tüm tedavi giderlerinden değil ancak söz konusu madde kapsamında kalan belgeli tedavi giderlerinden sorumludur. Kanunun 98. maddesi kapsamında olmayan tedavi giderleri yönünden ise işleten ve işleten hukuki sorumluluğunu yüklenen sigortacının sorumluluğu devam etmektedir.
TBK 50 maddesi gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Sağlık kuruluşunda yapılan sağlık hizmeti harcamaları rahatlıkla fatura ve benzeri belgeler ile ispatlanabilir. Ancak bazı giderler var ki her zaman belge temin edilmesi mümkün değildir. Bu gibi durumlardaTBK 50/2 maddesi gereği uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hakim, olayların akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyecektir.(Trafik kazalarından doğan cismani zararlar ve tazmini- Konya barosu yayınları. Shf 11, Yargıtay üyesi: Hüseyin TUZTAŞ)
Bu nedenle kişinin haksız eylemden zarar gördüğünün ve bedensel zarara uğradığının ispatlanması yeterli olup ayrıca iyileşme harcamaları için fatura ve makbuz gibi belgeler bulunup getirilmesi şart değildir. Hiç bir belge sunulmasa bile ,hakim ,görevlendireceği uzman bilirkişilere tedavi ve tüm iyileşme giderlerini hesaplatmakla ve hüküm altına almakla yükümlüdür. (HGK .26/04/1995 ,1995/11-122 E 1995/430 K)
Davaya konu kazadaki yaralanması nedeniyle, davacının iyileşme süresinin 6 ay olduğu;saptanmış olup, bu tedavi sürecinde yapılan tüm giderlerin belgeye bağlanması mümkün olmadığı gibi, hayatın olağan akışına göre de davacı taraftan bu yönde bir belgelemenin beklenmesi hakkaniyetle bağdaşmayacaktır. Tedavi sürecinde yapılması muhtemel yol ve ulaşım giderleri, belgeye bağlanamamış tıbbi malzeme, ilaç vs. giderleri olması kaçınılmazdır.
Bu nedenle davalı vekilinin bu hususa yönelik itirazının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
Manevi tazminatın az veya çok taktir edildiği istinafı yönünden;
Hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)
Yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri,davacının tespit edilen sosyal ve ekonomik durumuna, davacının kaza nedeniyle % 0 oranında meslekten kazanma gücünü kaybettiği ve iyileşmesinin 6 ay olduğu gözetilip,davalının kusur durumu ve olayın oluş şekli dikkate alındığında, takdir olunan manevi tazminatın dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olduğu bu itibarla davacı ve davalı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Bu halde ,Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına,tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak,
Davacı ve davalılar ........, ........, ........, ........ vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından, davacı ve davalılar ........, ........, ........, ........ vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından yatırılan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf eden davalı ........'den alınması gereken 4.182,42 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 1.045,60 TL nin mahsubu ile bakiye 3.136,82 TL eksik harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf eden davalı ........'den alınması gereken 4.182,42 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 1.045,60 TL nin mahsubu ile bakiye 3.136,82 TL eksik harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-İstinaf eden davalı ........'den alınması gereken 2.133,12 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 732,00 TL nin mahsubu ile bakiye 1.401,12 TL eksik harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-İstinaf eden davalı ........'den alınması gereken 2.049,30 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 732,00 TL nin mahsubu ile bakiye 1.317,30 TL eksik harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
7-Davacı ile davalılar ........, ........, ........, ........ tarafından istinaf aşamasında yapılan masrafların bu davalılar üzerinde bırakılmasına,
8-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, tarafların yokluğunda HMK nun 361.maddesi gereğince kararın davacı yönünden taraflara tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK, davalılar yönünden KESİN olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi.07/09/2026
.....
Başkan
...
e-imzalı
.....
Üye
...
e-imzalı
.....
Üye
...
e-imzalı
.....
Katip
...
e-imzalı
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.