T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
"TÜRK MİLLETİ ADINA"
T.C. GEREKÇELİ KARAR
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :
KARAR NO:
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - TCN:..., ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ... - TCN:..., ...
2- ... - TCN:..., ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : ŞİRKET MÜDÜRÜNÜN AZLİ VE TAZMİNAT
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Şirket Müdürünün Azli Ve Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; davacının ... Ticaret Limited Şirketi'nin ortağı, davalı ...'in şirket ortağı ve eskiden beri şirket yöneticisi, davalı ...'nun ise 10/02/2025 tarihinden beri şirket yöneticisi olduğunu, şirketin 1954 yılında merhum ... tarafından kurulduğunu, şirketin mevcut dört ortağının bulunduğunu, ortaklık paylarının toplam 1.500.000,00 TL sermaye üzerinden 375.000,00'er TL ve %25 oranında olduğunu, şirketin fiilen akaryakıt istasyonları, 41 odalı otel ve akaryakıt istasyonlarında market işletmeciliği ile Beyşehir ve Konya'da aktif lastik satış ve tamir dükkânları bulunduğunu, davalı yöneticilerin şirketin iş ve işlemleriyle ilgili davacı ortağa bilgi vermediklerini, usulsüz ve hukuka aykırı işlemler yaptıklarını, Davalı ... ve ...'nun müdürler kurulu kararı ile şirketin Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında açılan şirket müdürleri imza yetkisinin iptali ve şirket müdürlüğünden azil davasından feragat ettiklerini, ayrıca Konya Bölge Adliye Mahkemesinin ... Esas, ... Karar sayılı kararına karşı temyiz yoluna başvurmadıklarını, bu suretle şirket menfaatlerine aykırı hareket ettiklerini ayrıca, şirketin otel ve oteldeki restoranından elde edilen nakit gelirlerin davalılar tarafından şirket hesaplarına geçirilmediğini, tespit edilebildiği kadarıyla 1.100.000,00 TL nakit paranın davalılarca fikir ve eylem birliği içerisinde zimmetlerine geçirildiğini, bu hususta Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin 03/03/2025 tarih, ... Esas sayılı dosyasında şirkete denetim kayyımı atanmasına rağmen davalı yöneticilerin şirket nakdini kendi tasarruflarına geçirmeye devam ettiklerini, davalıların eylemleri nedeniyle şirketin zarara uğradığını, şirketin müşterilerine ihtar gönderilmesi, azledilen avukatların yeniden vekil tayin edilmesi ve şirket ile ortakların menfaatlerine aykırı işlemlerde bulunulması suretiyle şirketin ticari faaliyetlerinin ve itibarının zarar gördüğünü, bu eylemlerin TTK'nın 630. maddesi kapsamında müdürlerin yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılmasını gerektiren haklı sebepler oluşturduğunu, otel ve restoranından elde edilen nakit paralara ilişkin tazminat miktarının tam olarak belirlenememesi nedeniyle bu talebi belirsiz alacak davası olarak ileri sürdüklerini, azil ve tazminat talepleri bakımından dava yığılması bulunduğundan zorunlu arabuluculuk şartının söz konusu olmadığını belirterek; davalılar ... ve ...'nun şirket yöneticiliklerinden azillerine, şirket gelirlerinden zimmete geçirildiği ileri sürülen nakit paralardan şimdilik 1.100.000,00 TL'nin haksız fiil tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı şirkete verilmesine; bunun uygun görülmemesi hâlinde söz konusu tutarın %25'inin davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların gerçeğe aykırı ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava dışı ... Ltd. Şti.'nin 1954 yılında kurulmuş bir aile şirketi olduğunu, şirket ortaklarının ..., ... , ... ve ... olduğunu; şirket ortaklarından davacı ... ile bir dönem şirket müdürlüğü yapan oğlu ... şirketi zarara uğratıcı eylemlerinin ortaya çıkması, diğer müdürlere bilgi ve belge verilmemesi ve uzun süredir genel kurul yapılmaması üzerine ... tarafından ihtarname gönderildiğini ve eski müdürler kurulunun azli ile genel kurul yapılmasının talep edildiğini, genel kurulun yapılmaması üzerine Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/12/2024 tarihli ve ... E.-... K. sayılı kararıyla kayyım marifetiyle genel kurul yapılmasına karar verildiğini, 10/02/2025 tarihli genel kurulda ... ile oğlu ... müdürlük görevlerine son verilerek ..., ... ve ... müdür seçildiğini ve her birine şirketi münferiden temsil yetkisi verildiğini; sonrasında ... tarafından genel kurul kararlarının iptali istemiyle Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında, şirketin feshi ve haklı sebeple ortaklıktan çıkma istemiyle Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında davalar açıldığını, ayrıca Beyşehir Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyasında ..., ..., ... ve ... hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, ... ve ... şirketi kötü yönettiği ve zarara uğrattığı yönünde şüphe oluşması üzerine yapılan araştırmalarda, özellikle ...'in şirket zararına eylemlerde bulunduğunun tespit edildiğini; bu nedenle ... ve ... tarafından ... müdürlükten azli istemiyle Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında dava açıldığını; ayrıca müdürlerin azline ilişkin Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının da derdest olduğunu, eldeki davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğunu, davacı tarafından arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, bu nedenle davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini; ayrıca müdürlerin azline ilişkin aynı konuda Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ve Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyalarının derdest olması nedeniyle hukuki yarar bulunmadığını, davacının azil ve tazminat taleplerini aynı davada ileri sürmek suretiyle zorunlu arabuluculuk dava şartını bertaraf etmeye çalıştığını, azil talebinde hukuki yarar, tazminat talebinde ise dava şartı bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde süreç hakkında eksik ve taraflı açıklamalarda bulunduğunu, HMK'nın 29. maddesindeki dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, iddialarını destekleyen herhangi bir yazılı delil sunmadığını, davacının iddialarının aksine şirketi zarara uğratan eylemlerin davacı ile oğulları ... ve ... tarafından gerçekleştirildiğini; şirketin lastik stoklarında önemli miktarda azalma olmasına rağmen şirkete gelir bildirilmediğini, Mart 2025 ayında kayyım onayı alınmaksızın stok yapıldığını ve bunların şirket kayıtlarına işlenmediğini, davacı ile oğullarının şirket banka hesaplarından kendi şahsi hesaplarına para aktardıklarını, yapılan satışlar karşılığında alınan nakit, çek ve bonoların şirket kayıtlarına geçirilmediğini, piyasa fiyatlarının çok altında satışlar gerçekleştirildiğini, yüksek miktarlı faturalar ile aynı tarihli iade faturaları düzenlendiğini, şirkete ait çek ve karar defterlerinin ... elinde bulunduğunu ve çek hareketlerinin şirket kayıtlarında yer almadığını, ayrıca sürekli teminat mektupları alınmak suretiyle şirketin borçlandırıldığını, Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında verilen 20/08/2025 tarihli ihtiyati tedbir kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılması üzerine ... diğer müdürlere ve kayyıma bilgi vermeksizin imza sirküleri çıkartarak bankalara sunduğunu ve diğer müdürlerin şirket hesaplarına çevrim içi erişimini engellediğini; devamında 15/12/2025-29/12/2025 tarihleri arasında şirketin ... Bankası, ... Bankası ve ... nezdindeki hesaplarından davacı ..., ... ve çeşitli üçüncü kişilerin hesaplarına para aktarıldığını, 14 günlük süre içerisinde davacı, oğulları ve akrabalarına şirket hesaplarından aktarılan toplam tutarın 1.570.971,65 TL olduğunu, bu işlemlerin TCK'nın 158. maddesi kapsamında suç teşkil ettiği iddiasıyla değerlendirilmesi gerektiğini, ayrıca davacının 19/07/2025 tarihinde kayyım nezdinde gerçekleştirilen toplantı sırasında telefonla ve toplantı yerine gelerek davalıların üzerine yürüdüğünü, tehditlerde bulunduğunu ve toplantının yapılmasını engellediğini, bu olay nedeniyle Konya . Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının derdest olduğunu, davanın, davacı ve oğullarının şirket zararına olduğunu ileri sürdüğü eylemlerini perdelemek amacıyla kötüniyetli olarak açıldığını savunarak şirketin ticari defter ve kayıtları, ticaret sicili kayıtları, ilgili hukuk ve ceza dava dosyaları, tapu, vergi dairesi ve SGK kayıtları, ihtarnameler, genel kurul tutanakları, kasa defteri, şirket ile davacı ve oğullarına ait banka hesap hareketleri, tanık, keşif ve bilirkişi incelemesi dahil sair yasal delillere dayanmış; davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, şirket müdürünün azli ve tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki ihtilaf; davalıların şirket aleyhine olacak şekilde daha önce azledilen avukatları tekrar vekil tayin edip etmedikleri, azledilen avukatın tekrar vekil tayin edilmesinin şirket zararına neden olup olmadığı, davalıların bu suretle gereksiz yere şirketi vekalet ücreti ödeme yükümlüsü haline getirip getirmedikleri, davalıların şirkete ait 1.100.000,00 TL tutarındaki nakit parayı haksız olarak kendi uhdelerine geçirip geçirmedikleri, bu tutarın davalılardan tahsilinin gerekip gerekmediği, davanın arabuluculuğa tabi olup olmadığı, davada derdestlik dava şartı eksikliğinin bulunup bulunmadığı hususlarından ibarettir.
Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sırasına kayıtlı davanın yöneticinin azli istemine ilişkin olduğu, her ne kadar bu dava dosyasında davalı olarak yer alan ... ve ... eldeki davada da davalı olarak yer almakta ise de her iki davanın davacısının farklı olduğu, dolayısıyla davalı tarafın derdestlik itirazının yerinde olmadığı kabul edilmiştir.
Davalıların şirket adına açılan davadan şirket zararına olacak şekilde feragat ettikleri ve azledilen avukatları tekrar vekil tayin ederek şirketin zararına neden oldukları iddia edilmiştir. Konya . Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında, şirketi temsilen ... , ... ve ... aleyhine tazminat davası açtığı, açılan davadan şirketi temsilen ... tarafından feragat edildiği anlaşılmıştır. Bu davadan feragat nedeniyle şirketin zarara uğradığı iddia edilmiş ise de, bu iddianın ispatına elverişli bir delil ibraz edilmemiştir. Şirket yönetim kurulunun açılan davadan feragat etme veya şirketi temsil edecek vekili serbestçe seçme yetkisi vardır. Dolayısıyla, açılan davadan feragat edilmesi ya da azledilen avukatın tekrar vekil tayin edilmesi azil nedeni olamaz. Şirket müşterisine ve şirket ortağına ihtarname gönderilmesi de azil için haklı neden değildir. Vekil tarafından şirketi temsilen gönderilen ihtarnamelerde şirketi karalayıcı ifadeler yer almamaktadır. Şirketi karalayıcı ifade yer aldığı kabul edilse dahi vekalet görevinin kötüye kullanılması kapsamında vekilin müvekkiline karşı sorumluluğu doğacaktır. Dolayısıyla, bunun azil nedeni olduğu söylenemez.
Davacı, davalıların 1.100.000,00 TL'yi uhdelerine geçirdiklerini iddia etmiş ise de bu iddianın ispatına elverişli bir delil ibraz etmemiştir. Konuya ilişkin olarak şikayet başvurusunda bulunduklarını iddia etmiş ise de buna ilişkin soruşturma dosyasının numarasını bildirmediği gibi Beyşehir CBS tarafların yer aldığı bir soruşturmanın bulunmadığını bildirmiştir. Bu kapsamda davalıların şirkete ait paraları uhdelerine geçirdikleri iddiasının da ispatlanamadığı kabul edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davanın yöneticinin azli ve tazminat istemine ilişkin olması nedeniyle ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, davacının azil için haklı nedenlerin mevcut olduğu iddiasını ispatlayamadığı gibi davalıların eylemleri nedeniyle şirketin zarara uğradığı iddiasını da ispatlayamadığı sonucuna varıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul BAM . HD.'nin ... E. ... K. sayılı ilamı; "...Davalı vekilince, davacıların reddedilen azil ve maddi tazminat istemleri bakımından müvekkili lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmüşse de, davacıların davadaki taleplerinin ileri sürülüş biçimine göre, davalı vekilinin bu husustaki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir. ..." şeklindedir.
Yargılama gideri yönünden her ne kadar davacı azil ile birlikte tazminat isteminde bulunmuş ise de her iki talep yönünden de tek bir yargılamanın yapılması nedeniyle tek vekalet ücretine hükmetmek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;
1-DAVANIN REDDİNE,
2-Peşin alınan 19.517,25 TL harçtan alınması gereken 732,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 18.785,25 TL fazla harcın talep halinde davacıya İADESİNE,
3-Davacı tarafından yapılan ve gerekçeli kararın tebliği için yapılacak yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalılar kendini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T.'ye göre tayin ve takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara eşit oranda verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmının HMK 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde TARAFLARA İADESİNE,
Dair ; davacı vekili ile davalılar vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 16/09/2026
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...