1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Bölge Adliye Mahkemeleri
  4. İstinaf Kararları
İstinaf/BAM Kararı (Hukuk/Ceza) Kesinleşmedi

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2023/1869 E., 2026/1203 K.

Bölge Adliye Mahkemeleri 25.06.2026 Sayı: 2023/1869 E. - 2026/1203 K. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1869

KARAR NO : 2026/1203

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 17/07/2019 (Dava) - 07/06/2023 (Karar)

NUMARASI : 2019/328 Esas - 2023/423 Karar

DAVA : Tazminat ( Kooperatif Yönetim Kurulu Başkan Ve Üyelerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)

BAM KARAR TARİHİ : 25/06/2026

KARAR YAZIM TARİHİ : 25/06/2026

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/06/2023 tarihli 2019/328 Esas ve 2023/423 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı kooperatifin genel kurulu kararı uyarınca yetkilendirilen yönetim kurulu tarafından teklif almak suretiyle koopratifin amacı olan konutların yapımı için dava dışı yüklneici ... Şti. ile 23/08/2017 tarihli eser sözleşmesi imzalandığı, inşaat ruhsatı alınarak 25 .10.2017 tarihinde yer teslimi yapılarak inşaat faaliyetine başlandığı, taraflara arasındaki eser sözleşmesinin anahtar teslim götürü bedel 10.100.000 TL olduğunu, işin süresinin teslimden itibaren 360 takvim günü olarak belirlendiği, sözleşmenin 11. maddesine göre yükleniciye yapılacak ödemenin pursantaj tablosuna göre ödeneceği, her hakedişte % 3 geçici kabul kesintisi yapılarak SGK ve vergi ilişiği ksilmek suretiyle öneceği, eser sözleşmenin imzalanmasından sonra kooperatifin yürüttüğü inşaatla ilgili ek alt yapı ve bir kısım üst yapı ihtiyacı ortaya çıktığı, ve bu konularda ilgili ek sözleşme yapıldığı ek işler ile anahtar teslimi götürü bedel 10.830.617 TL ye çıkarılığı, kooperatifin kredi temini konusunda ....A.Ş. ....Şubesi ile anlaştığı ve her bir üyeye 300.000 TL limitli ve hakediş yapıldığında hakediş miktarı kadar ödeme yapılmak üzere kredi verildiği, kredi almayan üyelerin 300.000 TL yi defaten bankaya yatırdığı, yüklenicinin ilerleyen süreçte iş programının gerisinde kaldığı, eksik ve kusurlu işler yaptığı, davalı yönetim kurulu üyelerinin ise böyle bir durumda yükleniciyi temerrüde düşürerek ihtar çekip süre verip yasal haklarını kullanıp başka bir yüklenici ile anlaşmaya gitmek yerine süreci uzatıp, en sonunda davalı yönetim kurulu üyeleri TBK' nın 125. maddesindeki seçimlik haklarını kullanmayarak yüklenicinin işi bırakmak isteğini kabul etmişler ve böylece karşılıklı anlaşmayla yüklenici ile kooperatif arasındaki eser sözleşmesi ilişkisi, herhangi bir zarar ziyan talep edilmeden, yüklenicinin SGK ve vergi idaresinden borcu yoktur yazıları alınmadan davalı yönetim kurulu üyelerinin görevde olduğu dönemde sona erdirildiği, davalı yönetim kurulu üyelerinin yükleniciyle olan eser sözleşmesindeki kooperatifi koruyucu hükümleri kullanmadığı, sözleşmeye aykırı tutumla kooperatifin zararına sebep oldukları, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1 172 D. İş sayılı dosyasında yaptırılan delil tespiti ile tespit yapıldığı ve yapılan tespite göre işin ilerme seviyesine ve yapılan imalata kıyasla fazla ödeme yapılarak kooperatifin zarara uğratıldığından bahisle, ...Kooperatifi'nin uğradığı zararın tamamının ve her bir davalının müteselsilen sorumlu olduğu tazminat miktarı tavanının tespit edilmesine ve şimdilik 1.000.000,00 TL tazminatın davalılardan müteselsilen avans faiziyle birlikte tahsili ile dava dışı kooperatife ödenmesine karar verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

CEVAP :

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde tazminatı gerektirir eylemlerin uzun uzun anlatıldığını ancak bu eylemlerin hangi dönemde başlayıp hangi aşamada sonlandığını ve davalı müvekkilinin iştirakinin ne oranda olduğunu net bir şekilde açıklanmadığını, davacının da yönetim kurulunda 07.09.2016 - 15.02.2018 tarihleri arasında yer aldığını, davalı müvekkilinin davacının istifasından sonra yönetim kurulunda görev aldığını, dava dilekçesinde bahsi geçen ek sözleşmenin davalı müvekkilinin döneminde yapılmadığını ve haberinin olmadığını, yüklenicinin tesliminden sonra ortaya çıkan ayıptan yönetim kurulunun sorumlu tutulmasının mümkün olamayacağını, varsa zararın muhattabının yüklenici olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen işlemler nedeni ile davalı müvekkilinin sorumluluğunu doğuracak herhangi bir dahli olmadığını ve usulsüz yapıldığı iddia edilen kararlarda imzasının bulunmadığını, ayrıcı bir kısım iddiaların ise muhattabının yönetim kurulu olmayıp doğrudan doğruya yüklenici olduğundan bahisle, davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 15.02.2018 tarihine kadar fasılasız yönetim kurulu üyesi olması karşısında ibrada oy kullanmama ve kullansa dahi geçersiz olması durumu dikkate alınmadan dava açma hakkı olduğuna karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, davacının 19.01.2018 tarihli yönetim kurulu kararı ile sabit olduğu üzere yüklenicinin 939.822,00 TL bedelli ilk hakedişinin ödenmesini onayladığını, dava dilekçesinde sadece istifasından bahsettiği ancak gerekli bildirim yükümlülüğünü yerine getirdiğine ilişkin bir açıklaması olmadığını, davacının davalılara yönelttiği zarar iddiasını ispatla yükümlü olduğunu, dava dilekçesinde sadece zarardan bahseldiğini ancak bu zararın davalıların davranışlarından kaynaklanmasına gerekçe sunulmadığını, kooperatif inşaatlarının yapı denetimi hakkında kanun kapsamında .... Şti. kontorolünde yapıldığını, kanun ve yönetmelik gereği yapı denetim firmasının sözleşme eklerine, fen ve sanat kaidelerine aykırı imalattan sorumlu olduğunu, yapı denetim firmasının 2018 yılı sonu seveiye tespit tutanaklarına göre...ada ve ...ada inşaatları % 80, ... ada inşaatları ise % 60 oranında tamamlandığı bildirildiği, ayrıca proje ve eklerine yada ruhsata aykırı imalat yapıldığı yönünde yapı denetim fırmasınca idareye bir bildirim olmadığı gibi kooperatif Yönetim Kuruluna da bir ihbarda bulunulmadığı, davalı yönetim kurulunun yüklenicinin sözleşme ile yüklendiği işi süresinde tamamlayamacağı anlaması üzerine ihtar çekilerek sözleşmenin feshedildiği ve mahkemey müracat edilerek tespit istendiği, bilirkişi raporunun ise 26.04.2019 tarihinde yeni yönetim kurulu döneminde mahkemeye ibraz edildiği, imalat seviyesi ve niteliğinin üyeler üzerinden bağlı redi kullandırılan banka tarafından kredi sözleşmesi eki stüasyon tabloasuna göre denetlendiği ve banka tarafından onaylanan hak edişeler doğrultusunda ödeme yapıldığı, imalatların gerek seviyesi gerekse fen ve sanat kurallarına uygunluğu hem banka hem de yapı denetim kuruluşunca denetlendiği, banka ile yapılan kredi sözleşmesinde açıkça kullandırılan kredi sözleşmesinin dışında kalan imalat bedellerinin kooperatif tarafından karşılanması öngörüldüğü böylece tüm imalatın denetlenmesinin de banka sorumluluğuna girdiği, yüklenici .... firmasının kooperatif nezdinde teminatı bulunduğu, sözleşme feshedilmiş ise de kesin hesabının henüz yapılmadığı, yeni yönetim kurulunun kesin hesabını çıkararak borç alacak miktarını hesaplaması ve çıkacak sonuca göre teminatı nakde dönüştürerek tahsil cihetine gitmesi gerektiği, zarar meydana gelmiş ise bu zarardan asıl sorumlunun yüklenici olduğunun tartışmasız olduğu, dava dışı kooperatifin müteahhit değişikliğine gittiği ve belediye nezdinde inşaata başlamadan önce resmi seviye tespit tutanağı düzenlendiği ve davacının iddialarının bilirkişi raporlarının gerçeği yansıtmadığının ortaya çıktığı, 03.05.2019 tarihli seviye tespit tutanaklarına göre inşaat seviyeleri % 80, % 75, % 70 olarak belirlenmiş, sadece temel imalatının zemin iyileştirme problemi nedeni ile çöken ve bozulanlar hesaba alınarak % 20 olarak belirlendiği, davacının iddialarını tespit raporuna dayandırdığı, kesin hesaba dayandırmadığı, kesin hesap olmadıkça zarardan söz edilemeyeceği, yükleniciye fazla ödeme iddiası var ise kesin hesabın çıkarılması gerektiği, Kemalpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde yapıaln bilirkişi tespit raporunda da imalat oranı % 58,11 olarak hesaplandığı, buna göre yüklenicinin yaptığı imalat karşılığı tüm ödemelerini aldığını ve borç alacak olmadığının belirlendiği, kooperatifin yaptığı tüm ödemeleri avans niteliğinde olduğu, dava dışı kooperatifi yüklenicinin kesin hesabını hakkedişlere bağlı kalmaksızın yeniden çıkarması gerekirken bu durumdan imtina etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :

Mahkemece, ''...her ne kadar yapı denetim hakediş raporlarında.... ada için ortalama % 80, 127 ada için ortalama % 75, 128 ada için % 70 ilerlemeler kayıt edilmiş ise de açıklanan sebeplerle bunlar işin gerçek ilerleme yüzdeleri olmadığı, yalnızca yapı denetim firmasının iş yükününün ve hak ettiği hakediş oranlarının yansıması olduğu, bu itibarla bu hakediş oranları bilirkişi heyetinin, yüklenicinin yaptığı imalatın tamamlama yüzdesi olarak kabul edilmeyeceği yönündeki görüşüne itibar edildiği, taraflarca yapılan diğer itirazların bir kısmının resen değerlendirilerek itirazlardan olduğu, bir kısmının ise aksi iddia edilmekle birlikte hali hazırda raporda karşılandığı kanaatine varılarak taleplerinin reddine karar vermek gerektiği, bütün bu sebeplerle; davalı yönetim kurulu üyeleri ... ve ... 07.09.2016-19.01.2019 tarihleri arasında ve davalı yönetim kurulu üyesi ... 28.02.2018-19.01.2019 tarihleri arasında yönetim kurulu üyeliği görevinde bulunmuş olması, 28.02.2018 tarih ve 10 sayılı yönetim kurulu kararında davalı üç yönetim kurulu üyesinin çift imza ile Kooperatifi temsil ve ilzama yetkili olduğuna dair karar alınmış ve sözkonusu bu kararın 22.03.2018 tarihinde İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescil edilmiş olması, 28.02.2018-19.01.2019 döneminde görev yapan davalı yönetim kurulu üyelerinin 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 56/5 ve Konut Yapı Kooperatifi 51/1. Maddeleri gereğince kendi aralarından bir veya birkaç üyenin Kooperatifin mali ve idari işlerinden sorumlu üye (murahhas üye) olduğuna dair herhangi bir yönetim kurulu kararı almamış olmaları, dosya kapsamında ve yönetim kurulu karalarında davalı yönetim kurulu üyelerinden bir veya birkaçının “kooperatifin uğradığı zararlarda kusuru olmadığına” dair herhangi bir belge ve karar bulunmaması ve davalı yönetim kurulu üyeleri tarafından buna ait herhangi bir belge sunulmamış olması, 1163 sayılı kooperatifler Kanununun 55., Konut Yapı Kooperatifi Anasözleşmesinin 48/8 ve 51/2. Maddelerinde “yönetim kurulu üyelerinin kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan müteselsilen sorumlu oldukları” açıkça belirtilmiş olması sebepleri ile ve ayrıca 2018/39 ve 2018/40 sayılı yönetim kurulu kararlarında tazminat ve fesih konusunda gereği gibi karar alınmadığı ve söz konusu 2018/40 sayılı yönetim kurulu kararında davalılardan....'in de imzasının olduğu, 26.11.2018 tarihli protokolde imzası olmasa da az önce belirtilen yönetim kurulu kararında imzası olduğundan diğer davalılar ile birlikte sorumluluğunun tam olarak değerlendirilmesi gerektiği ve bu kapsamda davalı yönetim kurulu üyelerinin 15.02.2018-26.12.2018 döneminde özen yükümlülüğünü yerine getirmemek suretiyle sebebiyet verdikleri toplam 1.971.865,23 TL zararın tamamından müteselsilen sorumlu olduklarının kabulü gerekmekle ancak taleple bağlılık ilkesi gereği yukarıda yazılı olan ve Mahkememizce de benimsenen yeminli bilirkişi heyet rapor ve ek raporlarının karar vermeye yeterli ve itirazların varit görülmediği anlaşılmakla; davacı vekilinin 10/05/2023 tarihli dilekçesi ve beyanı da dikkate alınarak Mahkememizde oluşan hür vicdani kanaat ve inanca göre aşağıdaki şekilde hüküm tesisi gerekmiştir...'' gerekçesiyle; ''...Davanın KABULÜ İLE, 1.757.459,29 TL'nin dava tarihi olan 17/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak dava dışı .... .'ne verilmesine...'' şeklinde karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava eski yönetim kurulu üyesi tarafından açılmış olup işbu davayı açma yetkisi bulunmadığını, açılan davanın 3. kişi yararına bir sorumluluk davası olduğunu, lehine tazminat istenilen kooperatif halen faal olup yönetim ve denetim kurulları çalışan bir tüzel kişilik olduğunu, söz konusu kooperatifin açılan davaya muvafakatinin olup olmadığı sorulmadan bu davanın devam etmesinin mümkün olmadığını, işin özü itibari ile davacının kendi döneminde yapılan iş ve işlemlerden sorumluluğunun doğmaması adına bu davayı ikame ettiğini, kooperatifin sonradan dava dilekçesinde bahsi geçen zarar kalemlerini tazmin edip etmediği hususunun belirlenmesine yönelik kooperatifin bu davaya muvafakatinin alınması HMK md. 114 gereğince bir dava şartı olduğunu, bu nedenle dava şartı gerçekleşmeden davaya devam edildiğini, bu davanın kooperatif denetim kurulu tarafından açılması gerektiğini, 6102 Sayılı TTK'nun 408/2-d maddesinde genel kurulun yönetim kurulunu denetlemesinin devredilemez yetkileri arasında olması, ayrıca TTK'nun 479/3-c bendinde ibra ve sorumluluk davası açılması konusunda oyda imtiyaz hakkı tanınmayacağına ilişkin düzenlemeler gereğince yönetim kurulu hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için genel kurul kararına ihtiyaç olduğunu, yüklenim işlerinde kesin kabuller yapılmış olsa dahi yüklenicinin gizli ayıplardan 10 yıl süre ile sorumlu olduğunu, dinlenilen tanıkların da (özellikle istinat duvarları) imalatları belli bir süre sonra ayıbının ortaya çıktığını ve bu nedenle ek masraflar gerçekleştirildiğini beyan ettiğini, böylesi bir durumda sonraki yönetim kurulunun gizli ayıbın ortaya çıktığı anda yükleniciye karşı hukuki işlem yapması gerekirken bu yapılmayarak sorumluluk davası adı altında eski yöneticilerince intikam alma düşüncesi ile bu yola gidilmediğini, bu nedenle Mahkemenin protokol kapsamında yüklenicinin sorumluluğunun sona erdiğine dair görüşü ve bu doğrultuda istinafa konu kararın verilmesinin hatalı olduğunu, yine Mahkemenin gerekçeli kararında 26/11/2018 tarihli fesih protokolünde ... imzası olmasa da 20/11/2018 ve 26/11/2018 tarihli yönetim kurulu kararlarında ...'in imzasının bulunmasını sorumluluk açısından ...'i de bağladığına dair görüşün hatalı olduğunu, her şeyden önce bahsi geçen iki yönetim kurulu kararının müvekkili tarafından imzalanıp imzalanmadığının belli olmadığını, çünkü ne dava dilekçesi ekinde ne de sonraki beyanlarda yönetim kurulu karar örneklerinin taraflarına tebliğ edilmediğini, müvekkili yönetimde kısa bir süre kaldığı için ve yönetimin devri sırasında tüm kayıt ve defterler diğer yönetim kurulu üyelerine devredildiği için müvekkilinin bu kayıtlara ulaşma şansı ve sonuç olarak da bu imzaları teyit etme ihtimali kalmadığını, söz konusu yönetim kurulu kararlarında müvekkilinin imzasının bulunmama veya başkası tarafından imza atılmış olma durumunun da söz konusu olduğunu, dava dosyası incelendiğinde yönetim kurulu kararlarının dosya içerisinde de bulunmadığının anlaşıldığını, bu nedenle yönetim kurulu kararlarındaki imzaların doğruluğunun araştırılması gerektiğini, mahkeme kararında olduğu gibi genel bir toplam üzerinden sırf dava dilekçesinde davalı gösterilmiş müvekkilinin tüm zarar kaleminden sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme kararında dava tarihinden itibaren yasal faiz işletildiğini, dava dilekçesinde faiz başlangıç tarihi olarak herhangi bir ibareye yer verilmediğini, yine hükme esas alınan zarar kalemlerinin de çok daha sonradan ortaya çıktığını, her ne kadar HMK 107/2 uyarınca değer artırım dilekçesi verilmiş ise de yapılan işlemin davanın kısmi ıslahı niteliğinde olması nedeniyle de ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, bu nedenlerle faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu belirterek İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 2019/328 E. 2023/423 K. Sayılı karar usul ve yasaya aykırı olduğundan, tehir-i icra istemli olarak istinaf yolu ile incelenerek ilk derece mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; TTK 553/3 ve devamı maddeleri gereğince müvekkillerinin herhangi bir kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak kabulü mümkün olmayıp ayrıca ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadığını, genel kurullarda davalılar aleyhine dava açma yönünde alınmış bir karar bulunmadığını, davanın en başta dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, davacı, iş bu davayı 19.01.2019 trh genel kurulda yönetim kurulunu ibra etmediğini ve şerh düştüğünü beyan ederek açmış ise de ibraya konu genel kurul 2018 yılı faaliyet dönemini kapsamakta olup davacının da bu dönemde yönetici olduğunu, haliyle davacının oy kullanma yasağı söz konusu olup kullandığı oy ve koyduğu şerhin mutlak butlanla batıl olduğunu, bu şerhe dayalı olarak dava ikame etme hakkı bulunmadığını, mahkemece bu durumun hiç değerlendirilmediğini, davacının 2016-2017-2018 şubat ayına kadar yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, ibra edilmeyen yöneticinin dava açma hakkı da bulunmadığını, aleyhe kabul anlamına gelmemek kaydıyla, TTK 558 gereği davacının bu davadaki iddialarının ancak 2018 yılı faaliyetleri ile sınırlı olabileceğini, ancak yargılama esnasında bu hususun hiç dikkate alınmadığını, aleyhe kabul anlamına gelmemek kaydıyla, yerel mahkemece gerekçeli karara esas alınan raporda zarar sorumluluk tutarları fazla ödenen imalat bedeli, SGK prim borcu, gecikme cezası, istinat duvarı kalemleri adı altında hesaplanmış olup bu kalemler yönünden müvekkillerine atfı kabil bir kusur bulunmadığını, yerel mahkeme yapı denetim raporlarının esas alınamayacağını iddia etmiş olup bankanın, SPK lisanslı ekspertizlerinin hakedişler ile orantılı şekilde ödeme yaptığı bu oranların ve bankadaki raporların dikkate alınması gerektiğine ilişkin itirazlarının hiç dikkate alınmadığını, bankanın SPK lisanslı ekpertizlerine hak ediş düzenleterek imalatların yapıldığının teyidini alarak seviye belirleyip ödeme yaptığını yerleşik yargıtay kararları gereği, bankanın bu seviye tespiti hususunda kooperatife karşı da ayrıca sorumlu olduğunu, yine yapı denetim firması da belediyenin kontrolünde denetim yapmakta olup imalat seviyesini denetlediğini, yönetim kurulunun da bu seviyelere uygun şekilde ödemeleri yapması halinde gerekli özeni ve dikkati göstermiş olacağını,buna rağmen bilirkişilerin bu hususta inceleme yapmadığını, bilirkişinin uyguladığı hesaplama tekniği ise hatalı olup karara esas alınmış olmasının başlı başına usul ve yasaya aykırı olduğunu, kullanılan kredinin bağlı kredi olduğunu, kredinin yükleniciye ödenmesinde inşaatın yapım oranının esas olduğunu, her hakedişin düzenlenmesi ve ödenmesinde bankanın spk‘dan onay almış ekspertizinin geldiğini ve imalatı sözleşme şartlarına göre inceleyerek, onayladığını, bankanın olmayan bir imalatı onaylamasının mümkün olmadığını, yargıtay kararlarında “banka tarafından düzenlenen hakediş hatalarında sorumluluğunun bankaya ait olduğunu “açıkça belirtmesine rağmen bilirkişi raporunda alternatif bir hesap dahi yapılmadığını, belediyenin denetimindeki yapı denetimin ruhsat için belirlenen ilk %10 dışında kalan hesaplama tekniğine göre imalat yüzdesinin ne olduğu ve bankanın hakedişine göre yüzdenin ne olduğu belirlenerek yönetim kurulunun yaptığı ödemelerde bir kastı-kusuru olup olmadığını ortaya koymanın esas olduğunu ancak bu belirlemenin yapılmadığını, kooperatif yönetiminin banka tarafından onaylanan hakedişler doğrultusunda ödeme yaptığını, imalatların seviyesi ile fen ve sanata uygunluğunun hem banka hemde yapı denetim firmasınca denetlediğini, her ikisinin de tüm imalatları onayladığını ve bankanın düzenlenen hakedişleri uygun görerek bedellerini ödediğini, imalatların denetiminin bankanın sorumluluğuna girdiğini, kooperatifin inşaatların bir yapı müteahhidi tarafından yapılması konusunda sözleşme yaptığını, bu durumda TTK’nun 553.maddesinde yer alan yönetim kurulu üyelerinin tedbirli bir yönetici olması halinin fazlası ile yerine getirildiğini, davacının da görevde olduğu dönemde taş duvarın imalatının tanımlandığını ve buna dayalı birim fiyatı belirlendiğini, karara davacının da onay verdiğini buna rağmen davacının da sorumlu olması gerektiği hususunun hiç hesaba katılmadığını, davalı yönetim kurulu üyelerinin kooperatif ortaklarıyla yaptığı toplantılarda işin her aşamasında bilgi verdiğini, görüşlerini de aldığını, davacının dilekçesinde talep etmediği kalemler yönünden de zarar hesabı yapılması hatalı olup taleplerin dışına çıkar mahiyetteki belirlemelerin kararda esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, feshi şartlarının gerçekleştiği yolundaki, karara esas alınan bilirkişi raporundaki belirlemenin de hatalı olduğunu, aleyhe kabul anlamına gelmemek kaydıyla, ıslah edilen miktar yönünden de dava tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ıslah edilen miktara ancak ıslah tarihinden itibaren faiz talep edilebileceğini, bunun yanında müvekkillerinin müşterek ve müteselsilen de sorumlu tutulması imkanı bulunmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, masraf ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; davanın HMK 107.maddesi gereğince açıkça belirsiz alacak davası olduğunu, belirsiz alacak davası açma usullerine uygun olarak açılarak başlangıçta harca esas değerin 1.000.000-TL gösterildiğini, mahkemece tahkikat tamamlandığında ve alacak belirli hale geldiğinde belirli hale gelen alacağın fark harcını tamamladıklarını ve mahkemece harcını tamamladıkları miktar da göz önüne alınarak talepleri gibi karar verildiğini, dava Kooperatifler Kanunu'nun 98.maddesinin yollamasıyla TTK'nın 553 vd. uyarınca pay sahibi/ortak sıfatıyla açmış olduğumuz sorumluluk davası olduğundan özü itibariyle zarardan kaynaklanan bir tazminat talebi niteliğinde olduğunu ve bu niteliğinin sonucu olarak likit bir tazminat alacağı söz konusu olmadığı ve tazminat miktarının belirlenmesi bilirkişi incelemesini gerektirdiğinden dava belirsiz alacak davası ikame etmeye uygun bir talep niteliğinde olup taraflarınca da bu şekilde açıldığını, dolayısıyla alacak belirli hale geldiğinde yatırdıkları tamamlama harcının bir ıslah işlemi niteliğinde olmadığını, dolayısıyla faizin tazminat alacağının tamamı için dava tarihinden başlatılmasının belirsiz alacak davası niteliğinin bir sonucu olduğunu, bu nedenle karşı tarafın bu yöne ilişkin istinaf itirazının yasal dayanaktan yoksun olduğunu, bu nedenle davalının kendilerine yönelik sorumluluk koşullarının gerçekleşmediğine yönelik istinaf itirazlarının haksız olduğunu, davalının istinaf itiraz ve başvurusunun esastan reddine karar verilmesini istediklerini, dava dilekçesinde talep ettikleri faiz türünün ticari işlerde uygulanan avans faizi olduğunu, faizin yasal faiz anlamına geleceği bir talepleri bulunmadığını, bu nedenle yerel mahkemenin hükmünde ticari avans faizi yerine faize yasal faiz olarak hükmetmesine itiraz ettiklerini belirterek katılma yoluyla istinaf başvurusunun kabulüyle; HMK 353/1-b/2 maddesi uyarınca hükmün faiz işletilmesine ilişkin kaldırılıp düzeltilerek yasal faiz yerine ticari avans faizi ile birlikte tahsiline ilişkin yeniden hüküm kurulmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, kooperatif yönetim kurulu başkan ve üyelerinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup; hüküm davacı vekili, davalı ... vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.

İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.

Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi heyet ek ve kök raporunun somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, dosyadaki tüm bilgi ve belgelere göre 1163 sayılı Yasa'nın 98. maddesinin yollamasıyla uygulanması gereken TTK'nın 555/1. maddesi hükmüne göre, kooperatifin uğradığı zararın tazminini kooperatif tüzel kişiliği ve her bir ortağın talep edebileceği, ancak ortaklar tazminatın ancak kooperatife ödenmesini isteyebileceği (bkz. Yargıtay 23. HD'nin 21.03.2016 tarihli 2015/7888 E., 2016/1753 K. sayılı kararı) açıktır.

Her ne kadar kooperatifin 19.01.2019 tarihli olağan genel kurulunda bilançonun oy çokluğu ile kabul edildiği ve yönetim kurulunun oy çokluğu ile ibra edildiği kararı alınmış ise de, geçerli bir ibranın söz konusu olabilmesi ve sonuç doğurabilmesi için, sorumluluğa esas işlem veya faaliyetin genel kurulda ayrıca ve açıkça tartışılması, ortaya konulması veya bilançoda gösterilmesi gerekmekte olup, kooperatifin zararına yol açan davadışı müteahhide yapılan fazla ödemelerin genel kurulda tüm açıklıkları ve ayrıntıları ile açıklanmadığı dolayısıyla ibra kararının gerekli koşulları taşımadığından hukuki sonuç doğurmadığı (bkz. Yargıtay HGK'nın 03.11.2020 tarihli 2017/23-874 E., 2020/832 K. sayılı kararı), davalı yönetim kurulu üyelerinin 12.10.2017 tarih ve 2017/18 nolu yönetim kurulu kararı, Sözleşme ve Ek Sözleşme Teminat maddesi hükümlerine aykırı olarak kesin ve süresiz teminat mektubu almadıkları ve yüklenici firmanın 1. ve sonraki hakkediş bedellerinden hiç teminat kesintisi de yapmadıkları, bu şekilde sözleşe hükümlerine aykırı hareket ettikleri ve kooperatifin zararına neden oldukları anlaşılmaktadır.

TTK’nın 553/1. maddesi ‘Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.’ hükmünü içermektedir. Yönetim kurulu üyelerinin yapmış olduğu işlemlerde gerekli özeni göstermediklerinden dolayı kusurlu oldukları ve kooperatifi uğrattıkları zararlardan dolayı sorumlu oldukları, Mahkemece kooperatif yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ihmal etmeleri sonucu kooperatif malvarlığında oluşan zararların tazmininde yasal faize hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekilinin, davalı ... vekilinin ve davalılar ... ve ... vekilinin İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/06/2023 tarihli 2019/328 Esas ve 2023/423 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-İSTİNAF AŞAMASINDA;

a-) Davacıdan alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan toplam 539,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 192,30TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),

b-) Davalılardan alınması gerekli 120.052,04-TL istinaf karar harcından davalılardan peşin alınan toplam 60.026,01 TL harcın mahsubu ile bakiye 60.026,03 TL istinaf karar harcının davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),

3-İstinaf kanun yoluna başvuran taraflar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,

4-HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,

5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

6-Kararın, temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine,

Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 25/06/2026

Bordro ve SGK

Bordro, prim, teşvik ve SGK bildirgeleri konusunda sorunuzu SMMM ekibimize iletin.

Mali müşavirlik hizmetimiz

Mesajınız SMMM ekibimize iletilir.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı