1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Bölge Adliye Mahkemeleri
  4. İstinaf Kararları
İstinaf/BAM Kararı (Hukuk/Ceza) Kesinleşmedi

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2023/1720 E., 2026/996 K.

Bölge Adliye Mahkemeleri 03.06.2026 Sayı: 2023/1720 E. - 2026/996 K. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1720

KARAR NO : 2026/996

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 14/03/2022

NUMARASI : 2019/949 Esas - 2022/236 Karar

DAVA : İtirazın İptali (Kooperatif Üyeliğinden Kaynaklanan Konutun Teslim Edilmemesi Nedeniyle Kira Tazminatına İlişkin)

BAM KARAR TARİHİ : 03/06/2026

KARAR YAZIM TARİHİ : 03/06/2026

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/949 Esas- 2022/236 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı kooperatifin ortağı olduğunu, 08.05.2011 tarihinde çekilen kurada, ... / ... Parselde yer alan ... ve .. nolu villaların kendisine isabet ettiğini; .. nolu villanın bedelinin 180.000.00 TL, 37 nolu villanın bedelinin ise 175.950,00 TL olarak belirlendiğini; bedellerinin ödenmesi halinde villaların 30.05.2013 tarihinde teslim edilmesinin kabul ve taahhüt edildiğini; imzalanan taahhütnamelerin, kooperatifin taahhüdünün yanı sıra gerçek kişi davalı yönetim kurulu üyelerinin şahsi taahhütlerini de içerdiğini; müvekkilinin kendi üzerine düşen edimleri yerine getirip, villaların bedelini ödediğini ancak villaların halen teslim edilmediğini, villaların teslim edilmemesiyle müvekkilinin çok ciddi bir gelir kaybına uğradığını; bu nedenle yoksun kalınan kira gelirlerini karşılamak üzere davalılar aleyhine İzmir 25. İcra Müdürlüğü'nün , 2018/5723 esas sayılı dosyasında 194.500,00 TL kira kaybı alacağı için ilamsız icra takibi başlatıldığını ancak takibir itiraz edilmesi üzerin edurduğunu, itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek, fazlaya ve ıslaha ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, yargılama aşamasında alınacak bilirkişi raporundaki değer esas olmak üzere, şimdilik, icra takibinin 45.000,00 TL'lik kısmına yapılan ıtirazın iptaline ve takibin devamına, icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğinden, %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine, takip tarihinden itibaren reeskont faizi yürütülmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı Kooperatif ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ortaklığı konusunda çekişme bulunmayan davacının aynı zamanda denetçi olarak da görev yaptığını; gerek müvekkili ...'ın ve gerekse diğer davalı ...'nın, denetçi ...'ün daveti üzerine davalı kooperatifin yönetim kurulunda görev aldıklarını; kooperatif adına yaptıkları işlemlerden şahsen sorumlu tutulamayacaklarını; bu nedenle davanın öncelikle davalı ... yönünden husumet yönünden reddedilmesini, davacının, ortağı olduğu kooperatiften kira tazminatı talep etmesinin mümkün olmadığını; kira tazminatını ancak arsa sahibi talep edebileceğini; arsa sahibi konumunda olmayan davacının kira tazminatı talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, 04.05.2016 tarihinde, İzmir 21. Noterliği kanalı ile keşide ettiği 13243 yev. nolu ihtarname ile davacının, ... nolu villa için yapılan ödeme miktarı 166.502.20 TL; 30 nolu villa için yapılan ödeme miktarı 133.827,00 TL olarak bildirdiğini; böylece ... nolu villa için 13.497,80 TL; 30 nolu villa için 42.123,00 TL eksik ödeme yapıldığının, davacı tarafından da kabul edildiğini; buna göre davacının, villa bedellerinden 55.620,80 TL borcunun kaldığını, kooperatif ortaklarının, villa bedellerinin yanı sıra genel kurulca belirlenen aidatları da ödemekle yükümlü olduklarını; davacının, ödenmeyen aidatlar nedeniyle ve Haziran/2019 itibariyle 13.800,00 TL borçlu olduğunu (2014 yılı için yıllık 3.600,00 TL / 2015 yılı için yıllık 1.200,00 TL / 2016 yılı için yıllık 1.800.00 TL / 2017 yılı için 4.800,00 TL / 2018 yılı için yıllık 2.400,00 TL /2019 yılı için aylık 200,00 TL) bu rakama gecikme faizlerinin dahil edilmediğini, kira tazminatı talep edilebilmesi için kooperatife olan tüm borçların ödenmesinin zorunlu olduğunu; davacının ise villa bedeli ve aidat olarak 55.620,80 TL+13.800.00 TL=69.420.80 TL borcunun bulunduğunu; kendi yükümlülüklerini yerine getirmeyen davacının kira tazminatı talep etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının kira tazminatı talep etmesinin, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu; keza kooperatife borçlu olduğunu bildiği ve bunu ödemediği halde davacının, kooperatif aleyhine icra takibi başlatmasının da kötü niyetli olduğunu, bu nedenle kötü niyet tazminatı talep ettiklerini belirterek, davanın reddine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR:

Mahkemece; "...Davalılar ... ve ... sorumluluğunun ise davacı tarafın dayandığı taahhütnamelerde, kooperatif kaşesinin üzerinde davalıların imzasının bulunduğu, davacı tarafa göre bu imzalar, davalılar ... ve ... ait olduğu, davalılar, bu imzaların kendilerine ait olmadığını iddia ettikleri, Kooperatifler Kanunu'nun 59/3. maddesinde, “Yönetime ve temsile yetkili şahısların kooperatife ait görevlerini yürütmeleri esnasında meydana getirdikleri haksız fiillerden doğan zararlardan kooperatif sorumludur” hükmü bulunduğu, bu hükme göre, davalı kooperatifin yöneticileri olan gerçek kişi davalıların, davacının uğradığı iddia edilen zarardan sorumlu tutulamayacağı hususunda mahkememizde kanaat oluştuğu, her ne kadar dava dilekçesinde, iki villanın bedelinin de ödendiğinden bahsedilmiş ise de, 04.05.2016 tarihinde, davacı vekili tarafından, İzmir 21. Noterliği kanalı ile keşide edilen 13243 yevmiye nolu ihtarnamede, ... tarafından, ... nolu bağımsız bölüm için 133.827,00 TL, 37 nolu bağımsız bölüm için 166.502,20 TL olmak üzere toplam 300.329,20 TL ödeme yapıldığının bildirildiği, davalı kooperatife ait defter ve kayıtlardaki ödeme miktarı da 300.329,20 TL olup, ihtarname ile örtüştüğü, aksi davacı tarafça kanıtlanmadığı ve belgelendirilmemesi nedeniyle davacı ... tarafından 300.329,20 TL ödeme yapıldığı mahkememizce kabul edildiği, buna göre davacının 369.550,00 TL-300.329,20 TL=69.220,80 TL borcu oluştuğu, tarafların kira tazminatının şartları ile ilgili karşılıklı taahhütte bulunduklarının anlaşıldığı, kural olarak taraflar birisini taahhüdünü yerine getiremezse, karşı tarafından taahhüdünü yerine getirmeme hakkı bulunduğu, kooperatiflerin, ortakları adına vekaleten inşaat yapan kuruluşlar olduğu nazara alındığında Kooperatif ortaklarının parasal yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde, kooperatifin inşaat yapmasının mümkün olmadığı, dava tarihi itibariyle 69.220,80 TL borçlu olan davacı, kendisine tahsis edilen iki adet konutun teslim edilmemesi nedeniyle kira tazminatı talep edemeyeceğinin mevzuat ve içtihatlara göre belli olduğu, keza kooperatife davacının hiç bir borcunun bulunmayıp buna mukabil kooperatifin teslimde gecikmesi ve temerrüdü sebepli olarakta emsal kira vb kriterlere göre ecrimisil talebinde bulunulduğu düşünülse dahi, inşaatların hiç başlamadığı ve bina inşaatı yapılmamasının sebebinin de üyelerin eksik ödemeleri olduğu anlaşılmakla bu hususta sair araştırma yapılmamıştır. Tarafların beyanlarından, davalı kooperatif tarafından tamamlanıp, ortaklara teslim edilen ve halen oturulmakta olan villa bulunmadığı anlamı çıktığı gibi esas itibari ile villaların teslim şartları mevcut olsa dahi davacının kooperatif nezdinde mevcut borçları sebepli teslim şartlarının doğmadığı, dolaysısıyla kooperatifin davacıya olan borcunun muaccel olmadığı, bu cihetle de davacıya tahsis edilen taşınmazlar için talep edilebilecek kira bedellerinin belirlenmesi de mümkün olmadığı; bu itibarla kimsenin kendi kusuru ile sebebiyet verdiği bir halden istifade edemeyeceği, aksi halin tasavurunun hakkın kötüye kullanımı olacağı, dürüstlük ve iyi niyet kuralları çerçevesinde bu halin hukuk düzenince yasaklandığı, takibin haksız ve alacak likit olduğundan kötüniyet tazminatı koşullarının oluştuğu, dava konusu 45.000,00 TL üzerinden %20 oranında kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesi gerektiği.." gerekçesiyle "...Davacının davasının REDDİNE..." şeklinde hüküm kurulmuştur.

Karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

İSTİNAF NEDENLERİ:

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının eksik inceleme sonucunda verildiğini, dava dilekçesi ve dosyada aldırılan bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde öne sürdükleri hususların hiç nazara alınmadığını, bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, bilirkişinin, dosyada mevcut delillere aykırı rapor düzenlendiğini, müvekkilinin eksik ödeme yapmadığını, kendisine düşen yükümlülükleri yerine getirerek ödemeler yaptığını, hatta fazla ödemesinin bulunduğunu,verilen taahhütnamelerde belirtilen edimlerin yerine getirilmemesi durumunda davalı yönetim kurulu başkan ve üyesi olan gerçek kişilerin kişisel olarak sorumluluklarının doğduğunu, müvekkilinin kötü niyetli olduğunu kabul etmediklerini, kötü niyetli davranan ve görevini ihmal edip yerine getirmeyen tarafın kooperatif yönetimi olduğunu, mahkemece hükmedilen kötüniyet tazminatının yasaya aykırı olduğunu, ödemelere rağmen, mahallinde arsa sahipleri adına yapılmış 10 adet villa dışında hiç bir inşaatın gerçekleştirilmediğini, kooperatifin taşınmazı üzerine 44 adet haciz konulduğunu, müvekkillerinden tahsil edilen paraların hangi amaçla nereye neden harcandığının bilinmediğini, bunun dışında görevini yerine getirmeyen ve ödemelere rağmen inşaatları süresinde bitirmeyen kooperatife karşılık, arsa sahibi tarafından da dava açıldığını, sözleşme uyarınca inşaat seviyesinin süresi içerisinde, kooperatifin temerrüdü nedeniyle %90 seviyesine getirilmemesi ve çok altında kalması nedeniyle Urla Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/8 Esas ve 2021/740 Karar sayılı ilamı ile arsa sahibi ile kooperatif arasında yapılan sözleşmenin feshine karar verildiğini, bu karar uyarınca dolaylı olarak müvekkilinin de mağduriyet yaşadığını, dosyaya sundukları belge ve bilgiler ışığında kötü niyetten söz edilmesi gerekirse ödemelere rağmen görevini yerine getirmeyen kooperatif ve yetkililerinin kötü niyetli davrandığını söylemek gerektiğini, açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararın kaldırılması gerektiğini belirterek, istinaf isteminde bulunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, kooperatif üyesine tahsis edilen konutun teslim edilmemesine dayalı kira tazminatının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.

Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup; hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.

1163 sayılı Kanun'un 23. maddesinde; "Ortaklar bu kanunun kabul ettiği esaslar dahilinde hak ve vecibelerde eşittirler" ifadesine yer verilmiştir. Kooperatifler hukukunda mutlak değil, nispi eşitlik ilkesi geçerlidir. Eşitlik ilkesi gereği tüm ortaklara konut tesliminin aynı tarihte ve emsal üyelerin ödemeleri nazara alınarak aynı nitelikte yapılması gerekir. Dairelerin teslim edildiği tarih ve teslim edilme anındaki niteliği eşitlik ilkesi uyarınca değerlendirilmeli, eşitlik ilkesine aykırı biçimde eksik ve kusurlu imalatın tespit edilmesi halinde bunun, kullanıma engel olup olmadığı, bu kapsamda kira kaybı isteminin yerinde olup olmadığı irdelenmelidir. Bu durumda, aynı statüdeki diğer üyelere konut teslim edilmesi halinde teslim edilen bağımsız bölümlerin ne şekilde teslim edildiğinin, eşitlik ilkesinin ihlâl edilip edilmediğinin saptanması gerekmektedir. Teslim tarihi yönünden ise kooperatif kayıtları inceletilerek, bağımsız bölümlerin teslim tarihine ilişkin genel kurullarda bir tarih kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı, bir tarih belirlenmemiş ise bağımsız bölümlerin diğer üyelere hangi tarihte teslim edildiğinin saptanması, dayandığı delilleri sunması için davalı kooperatife olanak tanınması icap etmektedir. Konutların tamamlanmamış olması halinde, davacının da beklemesi ve bu duruma katlanması gerekir. Diğer üyelerin konutları tamamlanıp teslim edilmiş ise davacının da dairesinin bitirilip teslimini istemek hakkıdır. Kooperatifin diğer üyelerinden davacı ile aynı konumda olup kooperatife borcu olduğu halde dairesini teslim alıp yararlanmaya başlayan üyelerin varlığının tespiti halinde, eşitlik ilkesi uyarınca davacının da aynı süre zarfında kira bedeli talep hakkı doğacağının kabulü gerekir (bknz Yargıtay (Kapatılan) 23. HD'nin, 2014/7352 Esas, 2015/809 Karar sayılı, 2015/5324 Esas, 2016/1600 Karar sayılı, 2014/11116 Esas, 2015/6704 Karar sayılı emsal ilamları ).

Somut olayda, mahkemece mahallinde keşif yapılarak, davalı kooperatife ait taşınmaz üzerindeki inşaatların bitirilip bitirilmediği, aynı statüdeki üyelere konutlarının teslim edilip edilmediği konusunda teknik bilirkişilerden rapor alınmamakla birlikte kooperatif uzmanı bilirkişiden alınan raporda davalı kooperatifin kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile edindiği taşınmazlar üzerindeki konut inşaatını tamamlayamadığı ve üyelerinin hiçbirine konut teslim edilmediğinin tespit edildiği, yine davacı ile aynı konumda olan kooperatif üyesi .... ile ...'in İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/207 Esas sayılı dosyasında üyelikleri nedeniyle kendilerine tahsis edilen konutun teslim edilmemesine dayalı kira tazminatının tahsili için aynı gerekçelerle davalı kooperatif aleyhine açtıkları emsal davada; mahkemece 02.09.2020 tarihinde kooperatif uzmanı, gayrimenkul değerlerme uzmanı ve jeodezi mühendisi bilirkişi heyeti ile mahallinde keşif yapılarak düzenlenen kök rapor ile davalı kooperatife ait .. ada ... parselin boş vaziyette olduğu, üzerinde herhangi bir yapı bulunmadığı, ...ada ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde 2 adet nataman tripleks villa mevcut olup, geri kalan kısmının boş olduğu, ... ada ...parsel üzerinde bulunan 8 adet villanın ise arsa sahiplerine ait olduğu, parselin geri kalan kısmının boş olduğu, kooperatif üyelerine konutlarının teslim edilmediğinin belirlendiği, bunun üzerine İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/207 Esas ve 2022/813 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, anılan kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin'in 10.09.2025 tarihli, 2023/50 Esas ve 2025/1203 karar sayılı kesin nitelikteki kararı ile hiçbir üyeye konut teslim edilmediğinden kira tazminatının koşulları gerçekleşmediğinden mahkemenin ret kararının doğru olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, keza davacı vekilinin de istinaf dilekçesinde, arsa sahipleri adına yapılan 10 adet villa dışında kooperatif üyelerine tahsisi yapılan konutların inşaatına dahi başlanmadığının açıkça kabul edildiği, dolayısıyla davalı kooperatif tarafından üyelere tahsis edilen konutların hiçbirinin henüz tamamlanmadığı ve hiçbir üyeye konut teslim edilmediği sabittir. Yukarıda açıklanan emsal Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üyelere tahsis edilen konutların tamamlanmamış olması halinde, davacının da beklemesi ve bu duruma katlanması gerekmekte olup, kira kaybı talebinin koşulları oluşmamıştır. Davacı her ne kadar hükme esas alınan bilirkişinin kök ve ek raporlarında, kendisine düşen parasal yükümlülüklerin yerine getirilmediği ve davalı kooperatife borcu olduğu yönündeki tespitin hatalı olduğunu, kooperatife borcunun bulunmadığını, itirazları doğrultusunda yeniden rapor alınması gerektiğini iddia etmiş ise de; konutların inşaatlarının bitmemesi ve hiçbir üyeye konut teslim edilmemesi karşısında davacı kooperatif üyesinin edimlerini yerine getirip getirmediğinin tespiti yönünden yeniden bilirkişi raporu alınması kira kaybı tazminatına hak kazanma yönünden bir değişiklik yaratmayacaktır.

Bunun yanı sıra davacı her ne kadar davalı kooperatif haricindeki diğer davalılar olan yönetim kurulu üyelerinin taahhütname başlıklı belgelerde şahsi taahhütlerinin bulunduğu iddiasıyla kira tazminatının onlardan da tazminini talep etmişlerse de; söz konusu taahhütnamelerin kooperatif adına olduğu, davalı yönetim kurulu üyelerinin şahsi taahhütlerini içermediği dolayısıyla anılan bu davalılar yönünden davanın husumet gerekçesiyle reddinin gerektiği, mahkemece gerekçeli kararda davalı yönetim kurulu üyelerine husumet yöneltilemeyeceği belirtilmesine rağmen hüküm fırkasında davalı yönetim kurulu üyeleri hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan reddi yerine esastan reddine karar verilerek gerekçe ve hüküm arasında çelişki yaratılması isabetsiz olmuştur.

Yine, davacının kira tazminatı için icra takibi başlatmakta kötüniyetli olduğuna dair somut delil bulunmadığından davalı kooperatif ve davalı ...'ın kötüniyet tazminatı talebinin reddi gerekirken, ilk derece mahkemesince kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin bu husustaki istinaf itirazı haklı görülerek kararın ortadan kaldırılması gerekmiştir.

Fakat, tüm bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, anılan hususta gerekli düzeltmenin yapılarak HMK 353/1-b-2.madde uyarınca Dairemizce yeniden hüküm tesis edilmesine, davalı kooperatif ile davalı ... hakkındaki ret gerekçesi farklı olduğundan, kendilerini vekille temsil ettiren bu davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekmekle birlikte, ilk derece mahkemesince davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmolunduğu, davalılar tarafından kararın istinaf edilmemesi karşısında bu hususta davacı yararına usuli müktesep hak oluştuğu gözetilerek, Dairemizce yeniden kurulan hükümde de anılan davalılar lehine tek vekalet ücretine karar verilmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde;davacı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile kararın kaldırılarak HMK’nın 353/1-b-2. maddesi gereğince Dairemizce yeniden hüküm tesisine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/949 Esas ve 2022/236 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;

"a)Davacının, davalılar ... ve ... hakkındaki itirazın iptali davasının pasif husumet yokluğundan REDDİNE,

b)Davacının, davalı kooperatif hakkındaki itirazın iptali davasının REDDİNE,

c)Kötüniyet tazminatı koşulları oluşmadığından davalı kooperatif ve davalı ...'ın kötüniyet tazminatı talebinin reddine,

ç)Karar tarihi itibariyle alınması gereken 732,00 TL maktu ret karar ve ilam harcından, peşin alınan 44,40 TL harcın mahsubu ile, bakiye 687,60 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,

d)Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sy Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL'nin, dava açmakta haksız olan davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

e)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,

f)Dava tamamen reddedildiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2/3 ve 13. maddelerine göre takdir ve hesaplanmış olan; 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalılar ... ve ...Kooperatifi'ne verilmesine.

g)HMK.nun 333.maddesi uyarınca taraflarca yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının karar kesinleştiğinde yatıran taraflara iadesine”

ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,

2-Davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine,

3-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı tarafından karşılanan istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine,

4-Davacı tarafından karşılanan 738,00TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 30,00 TL e-tebligat ücreti ile 87,00 TL posta giderinden oluşan toplam 855,00 TL istinaf yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

5-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,

6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

7-Kararın, temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine,

Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde 04/06/2025 tarihli 32920 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 7550 Sayılı Yasanın 20. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK’ nın Ek-1. maddesinin 2. fıkrası ve HMK’nın 361. ve 362. maddeleri uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde,Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi’ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 03/06/2026

Şirket kuruluşu ve şirket işlemleri

Şirket kuruluşu, pay devri, sermaye artırımı, genel kurul ve tasfiye işlemlerinde SMMM ekibimize danışın.

Şirket kuruluşu hizmetimiz

Mesajınız SMMM ekibimize iletilir.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı