T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/1154 Esas
KARAR NO : 2020/6
DAVA : Alacak ve Ödemenin Kısmen İadesi Talepli ( Ticari Nitelikli Sözleşmelerden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/11/2019
KARAR TARİHİ : 08/01/2020
Yukarıda tarafları yazılı dava dosyasının yapılan incelemesi sonunda;
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirket ile davalı arasında 05.06.2018 ve 11.07.2018 tarihli akdedilen sözleşmeler ile toplam on ayrı kalem olarak düzenlenen işin davalı tarafından imalatının ve montajının yapılarak işletmeye alınması konusunda anlaşma yapılıdığını, esas sözleşmeye ek olarak imzalanan 27.07.2018 tarihli ek sözleşme ile sözleşmeye konu ürünlerin serbest bölge içerisinde montajının bitmiş ve çalışır vaziyette teslim edileceğinin kararlaştırıldığını, 05.06.2018 tarihli sözleşmenin... şantiyesi için; 11.07.2018 tarihli sözleşmenin ise... Şantiyesi için yapıldığını, bu sözleşmeler kapsamında müvekkilinin davalıdan yüklü miktarda alacağının mevcut olması nedeniyle bu davanın açıldığını,... şantiyesi ile ilgili olarak sözleşmenin 10. Maddesinde işin bedelinin 650.000 Euro + KDV olarak belirtilenip; ek sözleşme ile bu bedele ek olarak peşin 21.000 Euro ödemenin öngörülerek ödendiğini, ancak davalı tarafından 671.000 Euro + KDV olarak fatura kesildiğini, faturalar ile irsaliyeler arasında uyumsuzluk söz konusu olduğunu, müvekkili şirketin daha sonra iade faturası kestiğini, iade faturasının kesilmesinden önce fatura bedelinin cari hesaplarda yer alması nedeniyle ödenmek zorunda kalındığını, diğer yandan faturadan dolayı müvekkilinin KDV’yi ödemek zorunda kaldığını, halbuki 3065 sayılı Kanunu’n 17/4-ı maddesinde Serbest Bölge’de verilen hizmetlerin KDV’den istisna olduğunun düzenlendiğini, 60 numaralı Katma Değer Vergisi Sirküleri’nde serbest bölgede, Türkiye’de ya da yurt dışında yerleşik firmaların serbest bölge içinde bilfiil verdikleri hizmetlerin KDV’den müstesna olduğunun belirtildiğini; KDV Kanunu’nun 1’nci maddesinde, Türkiye’de yapılan işlemlerin Katma Değer Vergisine tabi olduğu hükmünün yer aldığını, aynı kanun’un 6’ncı maddesinde işlemlerin Türkiye’de yapılmasından; malların teslim anında Türkiye’de bulunması, hizmetin Türkiye’de yapılması veya hizmetten Türkiye’de faydalanılmasının anlaşılması gerektiğinin belirtildiğini, bu düzenlemelere göre taraflar arasındaki sözleşmeye konu hizmetin KDV’den istisna olduğunun sabit olduğunu, ayrıca Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 11 ve 12’nci maddeleri gereğince Türkiye’den serbest bölgeye satılan malların ihracat rejimine tabi olması nedeniyle ve aynı kanunun 16’ncı maddesi uyarınca serbest bölge hükümlerinin uygulandığı malların tesliminin de katma değer vergisinden istisna olduğunu, davalının daha önce kestiği faturaları bu konuyu bilerek KDV hariç olarak kestiğini,
bu nedenlerle KDV dolayısıyla müvekkilinin fazladan ödeme yapmak zorunda kaldığı 120.780 Euro'nun ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilmesi gerektiğini,...şantiyesi ile ilgili sözleşmenin 10. Maddesinde sözleşme bedelinin 1.052.000 Euro + KDV olarak belirlendiğini, davalının sözleşmeye aykırı şekilde sözleşme bedelini aşacak şekilde toplam 1.123.500 Euro + KDV tutarında fatura kesildiğini, bu faturalardan pergel vinç için kesilen 2 x 14.500 Euro bedelli faturalarda birim fiyatın 13.500 Euro olması gerekirken birim fiyatın 14.500 Euro üzerinden kesildiğini, sözleşme bedelinin 223.000 Euro aşıldığını, bu nedenle son iki fatura olan 139.500 Euro ve 155.000 Euro bedelli faturalar için davalıya iade faturası düzenlendiğini, davalı tarafça leasing yöntemi ile elde edilen vinçlerin müvekkiline yansıtılmasında da fazla bedelli faturalandırma yapıldığını, Leasing şirketine 731.500 Euro + KDV bedelli fatura kesilmesi gerekirken 800.000 Euro + KDV bedelli fatura kesildiğini, yansıtmanın müvekkiline bu miktar üzerinden yapıldığını, bu nedenle müvekkilinin hem fazla kesilen fatura bedeli olan 69.500 Euro hem de faizi yönünden zararının söz konusu olup davalının bu zararı da gidermekle yükümlü olduğunu, Serbest Bölge içerisinde... Şantiyesi’nde ve Aliağa Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan...Şantiyesi’nde davalıya verilen hizmetlerden dolayı da müvekkilinin 46.739,71-TL alacaklı olduğunu, bu alacağın faturalara ve cari hesaba yansıtıldığını bildirmiş, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla... şantiyesi yönünden 120.780 Euro,...Şantiyesi yönünden 2.000 Euro ve 69.500 Euro olmak üzere toplam 192.280 Euro ‘nun işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, her iki şantiyede verilen hizmetler nedeniyle 46.739,71-TL’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Leasing şirketine kesilen fazla faturadan kaynaklanan ve müvekkilinin ödemek zorunda kaldığı faiz farkına ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000-TL’nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın hem istirdat hem de alacak talepli dava açtığını, hizmet bedeli için kısmi alacak talebinde bulunduğunu, HMK'nun 109(2)maddesi uyarınca toplam alacağın davacı tarafça bilinebilir olması nedeniyle kısmi davanın açılmasının mümkün olmadığını, bu talep yönünden davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşme ile kararlaştırılan üretimlerin gerçekleştirilerek davacıya teslim edildiğini, bu üretimlerin bedeli olan faturaların davacıya tebliğ ve teslim edilip davacının ticari defter ve kayıtlarına işlendiğini, faturalar konusunda mutabakat sağlanarak belge düzenlendiğini, TTK'nun 21(2)maddesi hükmü uyarınca davacının yasal süre içinde faturalara itiraz etmediğini, faturalara konu KDV tutarlarının devlete ödendiğini, müvekkili şirketin uhdesinde olmadığını, davacının bu bedeller için ancak GİB ve Vergi Dairesine husumet yönelterek dava açabileceğini, bu nedenle müvekkilinin pasif husumet sıfatının bulunmaması nedeniyle bu istem yönünden davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafın 18/10/2018 tarihli faturanın KDV'siz kesilmesi gerektiği iddiasının haklı olmayıp, ihracatın......firması tarafından yapıldığını, KDV bedellerinin ilgili Vergi Dairesinden iadesi için davacı şirket ile ilgili şirketin teyitleştiğini, Vergi Dairesinde iade talep işlemlerinin sürdüğünü, davacı tarafın sebepsiz zenginleşmeye matuf olarak dava açtığını, davacı tarafın KDV iadesini ilgili Vergi Dairesinden talep edebileceğini, ayrıca satışın bir ihracat işlemi olmadığını, davacı tarafça kesilen iade faturasının usulüne uygun kesilmemesi ve mevzuata aykırı olması nedeniyle müvekkili şirketin kayıtlarına alınmadan noter kanalı ile iade edildiğini, Leasing yolu ile satın alınan mal için davacı şirket ile alıcı...... Firmasının uygunluk ve doğruluk ve teslim teyitlerinden sonra Leasing firmasına fatura kesildiğini, fazladan bir fatura kesilmesinin söz konusu olmadığını, karşılıklı imzaya rağmen aradan geçen bir mali yıl sonra ileri sürülen iddiaların hukuken kabul edilmesinin mümkün bulunmadığını, kesilen faturalarda hiçbir usulsuzlük ve uygunsuzluğun olmadığını, sözleşme bedelleri ile fatura bedelleri arasındaki 71.500,00-Euro farkın davacı tarafından istenen, onaylanarak yapılan ilave işler, ölçü değişimleri ve malzeme değişiklikleri sebebi ile gerçekleştiğini, davacının onaylamadığı fatura bedellerinin oluşturulmasının söz konusu olmadığını, bu faturaların davacının yıl sonu bilançolarında, ticari defter ve kayıtlarında aktif ve pasif olarak mevcut olup, Vergi Dairesine sunulduğunu, Ağustos 2018 KDV beyannamesinde indirim konusu yapıldığını, diğer faturaların da Ağustos, Ekim, Kasım 2018 ve Nisan, Temmuz 2019 KDV beyannamelerinde indirim ve tahakkuk konusu yapıldığını, diğer yandan davacının dava konusu yaptığı 71.500,00-Euro tutarın içinde halen ödemediği temerrüde düştüğü ve müvekkili tarafından İzmir 7 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/1074 esas sayılı dosyasına konu icra takibine konu edilen 55.610,00-Euro'nun bulunduğunu, 155.000,00-Euro+KDV ve 139.500,00-Euro+KDV bedelli faturaların kesilmesi için taraflar arasında mail yazışmaları yapıldığını, davacı tarafça onay verilmesi üzerine faturaların kesildiğini, sonrasında yapılan toplantıda ödeme konusunda mutabık kalındığını, davacı tarafça daha sonra faturalara bakmadan onay verildiğinin beyan edildiğini, müvekkili şirketin davacı tarafın yeniden fatura kesilmesi konusundaki uygunsuz isteklerini kabul etmediğini, fatura bedellerinin davacı tarafça gecikmeli ve eksik olarak ödendiğini, sözleşmede vade farkı ödeneceğine ilişkin hüküm bulunmasına rağmen vade farkı faturası kesilmediğini, ödemelerin davacı tarafça borçlu olunduğu bilinerek yapıldığını, TBK'nun 78(1) ve TTK'nun 18(2) maddeleri uyarınca davacı tarafın ileri sürdüğü beyanlarının hukuken karşılığının bulunmadığını, müvekkili şirketin sebepsiz olarak zenginleşmediğini, davacı tarafın KDV bedelinin iadesini talep etmesi nedeniyle her iki taraf şirketin bağlı olduğu Vergi Dairelerine davanın ihbarının gerektiğini, faturaların itiraz edilmediği gibi davacı tarafça itirazi kayıt konulmadan ödendiğini, iddiaların hukuki bir temelinin ve haklı gerekçesinin bulunmadığını bildirmiş, 1.000,00-TL talepli kısmi dava yönünden davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine, 120.780,00-Euro KDV alacağı için açılan davanın pasif husumet ehliyeti yönünden ve ayrıca bu istem yönünden davanın esas yönünden reddine, 71.500,00-Euro fazla ödeme iddiasından kaynaklanan alacak için davanın reddine, tarafların bağlı bulundukları Kordon ve Torbalı Vergi Dairesi Müdürlüklerine davanın ihbarına ve davanın kötü niyetle açılmış olması nedeniyle davacı hakkında HMK'nun 329.maddesinin uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasında varlığı ve içeriği uyuşmazlık konusu olmayan sözleşmeler nedeniyle davalı tarafın imal ve teslim ettiği mallar için düzenlediği faturanın sözleşmeye aykırı olarak yüksek bedelli düzenlendiği ve bu bedele göre ödendiği iddiası ile fazla ödenen fatura bedelinin iadesi ile sözleşme kapsamında davalı tarafa verilen hizmet bedelinin ödenmediği iddiası ile tahsili istemine ilişkindir.
Mahkememizin...sas sayılı dosyasında davalı tarafça, davacı şirket hakkında taraflar arasındaki aynı sözleşme ve ticari ilişkiden kaynaklanan alacağın ödenmediği iddiası ile yapılan icra takibinde borca ilişkin yapılan itirazın iptali istemli olarak açılmış dava dilekçeler teatisinin tamamlanmış olması ve ön inceleme hazırlık aşamasındadır.
Her iki dava dosyasının taraflarının aynı olması yanında davaya dayanak ticari ilişki ve sözleşmelerin aynı nitelikte ticari ilişki ve sözleşmeler olduğu, tarafların karşılıklı olarak bu sözleşmelerden kaynaklanan alacak talebinde bulundukları, buna göre HMK'nun 166(4) maddesinde belirtilen şekilde davaların aynı nedenlerden doğduğu ve biri hakkında verilecek hükmün diğerini de etkileyecek nitelikte bulunduğu gözönünde tutulduğunda davalar arasında fiili ve hukuki bağlantının bulunduğu gibi davaların birlikte görülmesinin gerek usul ekonomisi gerek ise delillerin birlikte değerlendirilerek en kısa sürede her iki dosya yönünden doğru hükme varmak açısından zorunlu olduğu anlaşılmakla bu dava dosyasının Mahkememizin ... gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerektirici nederlerle:
1-Bu dava dosyasının Mahkememizin...sas sayılı dosyası ile birleştirilmesine ,
2-Mahkememiz esasının birleştirme nedeniyle kapatılmasına,
3-Yargılamaya Mahkememizin ... esas sayılı dosyası üzerinden devam edilmesine,
4-Yargılama harç ve giderlerinin birleştirilen dosyada hükümle birlikte değerlendirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda nihai kararla birlikte istinaf yolu mümkün olmakla birlikte bu aşamada kesin olarak oybirliği ile karar verildi. 08/01/2020
Başkan ...
eimza ¸
Üye ...
eimza ¸
Üye... ¸
eimza
Katip ...
eimza
¸