1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Bölge Adliye Mahkemeleri
  4. İstinaf Kararları
İstinaf/BAM Kararı (Hukuk/Ceza) Kesinleşti

İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/383 E., 2024/943 K.

Bölge Adliye Mahkemeleri 28.11.2024 Sayı: 2024/383 E. - 2024/943 K. İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

T.C.

İZMİR

3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/383 Esas

KARAR NO : 2024/943

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 26/06/2024

KARAR TARİHİ : 28/11/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVACININ İSTEMİNİN ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında 04.03.2020 tarihli ... Fabrikası yaptırılması işine ait sözleşme imzalandığını, müvekkilinin sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve hak edişleri için; 21.07.2020 tarihli 314.635,40 TL'lik fatura, 27.08.2020 tarihli 231.389,55 TL'lik fatura, 01.12.2020 tarihli 654.535,46 TL'lik fatura, 11.01.2021 tarihli 325.536,12 TL'lik fatura, 10.02.2021 tarihli 308.062,33 TL'lik fatura, 08.04.2021 tarihli 134.333,56 TL'lik fatura olmak üzere toplam 6 adet fatura düzenlediğini, faturaların davalı tarafından da kabul edildiğini, davalı tarafından fatura bedellerinin zamanında ödenmediğini, gecikmeli ödendiğini, ödemelerin ticari defterler ve banka kayıtları incelendiğinde de tespit edileceğini, fatura bedellerinin gecikmeli ödenmesi nedeniyle müvekkil tarafından davalı şirkete 10.06.2021 tarihli ihtarname gönderildiğini, ancak işbu ihtarnameye ilişkin olarak müvekkile herhangi bir yanıt yahut ödeme söz konusu olmadığını, müvekkilin işbu faturalar kapsamında bakiye alacağının kaldığını, bu nedenle İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ancak davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak takibe itiraz edildiğini beyanla haksız ve hukuka aykırı şekilde yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, takip çıkışının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

DAVALININ SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, müvekkilinin tacir olmadığını, kamu kurumu olarak ihale yapmakta olduğunu, davacının tüm hakediş alacaklarının 2021 yılında tamamen ödenmiş olup davacının müvekkilinden hiçbir alacağının kalmadığını, ödeme ilişkin makbuzları ibraz ettiklerini beyanla davanın reddi ile takibinde haksız ve kötü niyetli olan davacı aleyhine %20 den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

DELİLLER:

1-İzmir ....İcra Dairesinin ... E.sayılı dosyası

UYAP sistemi üzerinden celp edilerek dosyamız arasına alınan dosyanın incelemesinde; davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu aleyhine muhtelif tarih ve miktarlarda fatura tutarına ilişkin toplam 29.684,20-TL fatura alacağı ve 14.043,07-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 43.727,27 alacağın tahsili istemiyle başlatılan ilamsız takip olduğu, davalı borçlu vekilinin 03/05/2024 tarihli itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

2-Takibe dayanak e-faturalar

3-İhale Dosyası ve ekleri

Dava konusu ihaleye ilişkin yapılan hakediş tutanakları, geçici ve kesin kabul tutanakları, ödemelere ilişkin dekontlar ve tüm belgeler İzmir Büyükşehir Belediyesinden celp edilerek dosya arasına alınmıştır.

DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle İzmir ....İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı dosyasında başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen “Eser sözleşmesi” yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Her iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olan eser sözleşmesinde “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsur vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yapıp zamanında tamamlayarak teslim etmeyi, iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi üstlenmektedir.

Eser sözleşmesinin tarafı olan yüklenici sözleşme gereğince bedel isteğinde bulunabilmesi için öncelikle yüklendiği edimi taraflar arasındaki sözleşme ilişkisine, fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapıp, iş sahibine teslim etmekle yükümlüdür.

Taraflar arasında, 04.03.2020 tarihli ... Fabrikası yaptırılması işine ait sözleşme imzalandığı, anılan sözleşme yönünden, davalı belediyenin iş sahibi, davacının yüklenici olduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekili; davacının, davaya dayanak sözleşme gereğince yükümlülüklerini yerine getirdiğini, alacağının ödenmediğini belirterek, davalı büyükşehir belediye başkanlığına karşı başlatılan takibe vaki itirazın istemiyle eldeki davayı açmıştır.

Öncelikli olarak, dava şartlarından olan görev hususunun değerlendirilmesi gerekir. HMK’nun 115/1. maddesi uyarınca dava şartlarının bulunup bulunmadığı davanın her aşamasında resen araştırılır. HMK’nın 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. Görevle ilgili düzenlemeler; kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile mahkeme re'sen, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır.

Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.

Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK’nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m. 99), İcra İflas Kanunu (m. 154), Finansal Kiralama Kanunu (m. 31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m. 22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK’nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.

Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK’nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.

Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK’da yeterli görülmüştür.

6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 2. maddesi ile değişik TTK’nın 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. Buna göre, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Bu nedenle, asliye ticaret mahkemesinin bakması gereken davalarda, asliye hukuk mahkemesi görevli sayılamaz. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay tarafından re’sen dikkate alınır. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK’nın 5/4. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.09.2015 gün ve ... E. ... K.; 16.09.2015 gün ve ... E., ... K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.

Somut olayda uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanmakta olup, bu nevi davaların ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda, eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ile uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesi tarafından çözülebilmesi için, uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması zorunludur.

Uyuşmazlık konus... fabrikası yapım işinin, davacının ticari işletmesiyle ilgili olduğu konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Ancak, davalı Belediyece uyuşmazlık konusu iş ticari işletmeleriyle ilgili olarak değil kamu hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirmiştir. Kaldı ki, TTK’nın 16/2. maddesi uyarınca devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılamayacağından Belediye Başkanlığının tacir olarak kabulü de mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, tacirin işlerinin ticari olması ilkesi de burada işlevsiz hale gelmiştir.

Hal böyle olunca, eldeki davaya bakma görevi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine ait olduğundan ticari dava niteliğinde olmayan eldeki davanın, göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine, dosyanın davaya bakmaya görevli olan İzmir Asliye Hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davanın görev yönünden USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevli mahkemenin İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine,

2-6100 sayılı HMK nun 20. maddesi uyarınca karar kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşirse kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli Mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde DOSYANIN GÖREVLİ İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,

3-6100 Sayılı HMK nun 331/2 maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli Mahkemece gözetilmesine,

4- Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin belirtilen süre içerisinde talep edilmemesi halinde HMK nın 20. Maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,

Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK'nın 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesince incelenmek üzere istinaf yolu açık olarak verilen karar açıkça okundu, ana çizgileriyle anlatıldı. 28/11/2024

Katip ...

e-imzalı

Hakim ...

e-imzalı

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı