T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/197
KARAR NO: 2025/434
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/10/2024
NUMARASI: 2021/884 Esas, 2024/963 Karar
DAVA: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Birleşen Bakırköy 2. ATM'nin 2013/499 Esas sayılı dava dosyasında;
DAVA: Alacak
Birleşen Bakırköy 2. ATM'nin 2022/1046 Esas sayılı dava dosyasında;
DAVA: Paranın Güncel Alım Gücüne Uyarlanması
DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 14/05/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl ve birleşen davalar, taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen 2013/499 Esas ve 2022/1046 Esas sayılı davaların ise reddine dair verilen karara karşı, taraf vekillerince istinaf talebinde bulunulmuştur.
Asıl davada davacı vekili, taraflar arasında 09/08/2012 tarihli Mekanik Tesisat Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme uyarınca keşif listesinde belirtilen ölçü adetlerin dışında kalan işlerin ayrıca ücretlendirileceğini, birinci bodrum katta yer alan mutfak ve spanın fiyata dahil edilmediğini, işin bedeli olarak makine ve tesisat malzemesi temini, nakliye ve montajı dahil 1.350.000,00 TL+530.000,00 TL olarak anlaşma sağlandığını, bu fiyata ilave işlerin ve KDV’nin dahil olmadığının ayrıca belirtildiğini, müvekkilinin davalıdan kaynaklanan aksaklıklara rağmen üstlendiği işi fazlasıyla yapıp teslim ettiğini, fakat davalının işin bakiye bedelini ödemediğini, yapılan fazla işlerin ölçümü ve fiyatlandırılmasını yapmaya yanaşmadığını ve sözleşme uyarınca ödemesi gereken KDV’yi ödemediğini, bu nedenle mahkemeden delil tespiti talep edildiğini ve müvekkilince yapılan işler ve fazla işlerin tespit edildiğini, bu raporda belirtilen bir takım eksikliklerin tamamlanamamasının sebebinin ise davalı olduğunu, davalının eksik işlerin tamamlanması yönünde ihtar gönderdiğini, müvekkilince kalan ödemelerin yapılması ve eksiklikler için yer teslimi sağlanmasının istenildiğini, ancak davalının bunu yapmayarak sözleşmesinin feshedildiğini bildirdiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik yapılan fakat eksik ödenen işler ile fazladan yapılan işler için 9.000,00 TL ve KDV için 3.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Asıl davada davacı vekili 26/10/2015 tarihli ıslah dilekçesi ile, toplam 12.000,00 TL tutarındaki alacak taleplerini 1.091.763,87 TL anapara ve 196.517,50 TL KDV olmak üzere 1.288.281,37 TL’ye çıkardıklarını belirterek, 1.288.281,37 TL alacağın sözleşme veya dava tarihinden itibaren reeskont-avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Asıl davada davacı vekili kaldırma kararı sonrasında sunduğu 19/08/2024 tarihli 2. ıslah dilekçesi ile, (2.370.289,23 TL + 474.057,84 TL KDV) 2.844.347,07 TL müvekkili alacağının dava tarihinden itibaren TCMB'nin mevduata uygulanacağı bildirilen en yüksek banka mevduat faizi uyarınca bankalarca fiilen uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.Asıl davada davalı vekili, sözleşmeye uygun teslim olmamasına ve müvekkilinin %10 teminat tutma hakkı olmasına rağmen eksik veya hiç yapmadığı işler de dahil davacıya bugüne kadar 2.151.636,00 TL ödendiğini, eksik işlerin tespiti için mahkemeden delil tespiti talep edildiğini ve düzenlenen rapor ile tespit yapıldığını, davacıya eksikliklerin giderilmesinin ihtar edildiğini, ancak ihtara rağmen işin teslim edilmediğini, bu nedenle eksik işlerin 3.bir firmaya yaptırıldığını, bu nedenle uğranılan zararın tazmini için de ayrı bir dava açıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.Birleşen davada davacı vekili, sözleşmeye uygun teslim olmamasına ve müvekkilinin %10 teminat tutma hakkı olmasına rağmen eksik veya hiç yapmadığı işler de dahil davacıya bugüne kadar 2.151.636,00 TL ödendiğini, sözleşmenin 3.m. uyarınca teslimde gecikme halinde cezai şart ödeneceğinin hükme bağlandığını, eksik ve usulüne uygun yapılmayan işlerin tespiti için mahkemeden delil tespiti talep edildiğini ve düzenlenen rapor ile eksik ve ayıplı işlerin tespit yapıldığını, davacıya eksikliklerin giderilmesinin ihtar edildiğini, ancak ihtara rağmen işin teslim edilmediğini, eksik işlerin 3.firmaya yaptırıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla işin tesliminde gecikme sebebiyle doğan kâr kaybı 10.000,00 TL, sözleşmenin 2.000,00 TL ve 3.000,00 TL’lik cezai şart bedelleri yönünden 10.000,00 TL, eksik işlerin 3.kişiye yaptırılması sebebiyle ödenen 10.000,00 TL ve sözleşmenin 3.maddesine göre tespit ve ihtar masrafı 4.898,00 TL’nin faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen davada davacı vekili 25/07/2017 tarihinde sunduğu ıslah dilekçesinde, son heyet raporu doğrultusunda müspet zarar taleplerinden feragat ettiklerini, dava dilekçesinde 34.898,00 TL olan taleplerini, 213.000,00 TL cezai şart bedeli, 148.110,06 TL eksik ve ayıplı iş bedeli ve 4.898,00 TL tespit ve ihtar masrafı olmak üzere toplam 366.008,06 TL olarak ıslah ettiklerini belirterek, bu tutarın temerrüt tarihinden itibaren ticari faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen davada davalı vekili, projenin davacı tarafça hazırlattırıldığını, ancak uygulanabilir olmadığı anlaşılınca davacının isteği üzerine projenin uygulanmadığını ve yeni bir proje hazırlandığını, ayrıca iş yapılırken davacıdan kaynaklanan bir çok engelle karşılaşıldığını, sözleşmede belirtilen teslim tarihleri geldiğinde binada cihazların çalışmasına mani olacak şekilde elektrik panoları olmadığının tutanakla tespit edildiğini, diğer engellere ilişkin de tutanak düzenlendiğini, ayrıca malzeme temin edilen firmaların ödemelerinin geciktirilmesinin de malzeme temini ve servis hizmetlerinin aksamasına neden olduğunu, taraflarına 2.151.636,00 TL ödenmediğini, davacının sözleşmede belirtilen rakamı dahi ödemediğini ve ilave işlerin bedelini de ödemediğini, bahsedilen rakamın yapılan işin avansı olarak verildiğini ve defalarca talep edilmesine rağmen hakediş yapılmasının engellendiğini, tüm bunlara rağmen işin tamamlandığını savunarak davanın reddini istemiştir.Mahkemece, olayın oluş şekline uygun ve denetime elverişli olan 07.08.2019 tarihli heyet raporuna üstünlük tanınarak hükme esas alındığı, somut olayda 09.08.2012 tarihli sözleşme ile yüklenici olan davacı-k.davalı ... Mühendislik-... tarafından iş sahibi davalı-k. davacı ...Tic. A.Ş.'ye ait olan ... Otel'in sözleşme kapsamındaki mekanik tesisat işinin üstlenildiği, 09/08/2012 tarihli sözleşme dışında bu sözleşmenin eki olan 3 adet ek sözleşmenin de bulunduğu, bu eklerin toplanması neticesinde taraflar arasındaki sözleşme bedelinin 2.160.000,00 TL+KDV = 2.548.800,00 TL olduğunun kabul edildiği, asıl ve ek sözleşmeler uyarınca yüklenici olan davacı-k.davalının ilave işlerde yaptığı ve bu ilave işlerden dolayı 1.288.281,37 TL ödenmemiş bakiye alacağının bulunduğu, birleşen davaya ilişkin olarak yapılan değerlendirme de ilave işler nedeniyle 3 aylık ilave süreye ihtiyaç duyulacağı, gecikmeden yüklenici olan davacı-b.d.davalısı sorumlu olmayacağından davalı-b.d.davacısının cezai şart talebinin yerinde görülmediği, birleşen davada kar mahrumiyeti talebinden ise feragat edildiği, eksik iş nedeniyle uğranılan zararın tazmini talebinin ise yerinde olduğu, zira dosyaya sunulan .. firması tarafından tanzim edilen faturadaki işlerin yüklenici olan ...'ın sorumluluğunda olduğu, dolayısıyla 148.110,16TL'lik tutarın eksik iş olarak kabul edildiği ve bu tutardan yüklenici olan ...'ın sorumlu olduğu gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile 1.288.281,37 TL alacağın 12.000,00 TL'lik kısmının dava tarihinden itibaren, bakiye 1.276.281,37 TL'lik kısmının ıslah tarihi olan 26.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine, birleşen davanın kısmen kabulüne, 148.110,06 TL eksik iş bedelinin 10.000,00 TL'sinin 22/10/2013 tarihinden itibaren, bakiyesinin ıslah harcının yattığı 20/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı şirkete verilmesine, koşulları oluşmadığından cezai şart talebinin reddine, kar mahrumiyeti talebinin feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı taraf vekillerince istinaf talebinde bulunulması üzerine, Dairemizin (İstanbul BAM 15. H.D. 2020/482 E - 2021/1663 K) ilamıyla, "davalı-bir.d.davacı tarafın mahkemenin görevsiz olduğu yönündeki istinafının yerinde olmadığı, taraflar arasındaki sözleşme davalı-bir.d.davacısı tarafça gönderilen 16/08/2013 tarihli ihtarname ile feshedildiğinden TBK'nun 125/3 m. uyarınca tarafların karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulduklarının ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebileceklerinin, buna göre tasfiye prosedürünün işletilmesi gerektiğinin kabulü gerektiği, bu durumda taraflarca sözleşmede aksi öngörülmediği sürece sözleşmeye dayalı talepte bulunamayacağı ve borçlu temerrüde düşmekte kusurlu olmadığını ispat edemezse alacaklının sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebileceği, dava konusu sözleşmede sözleşmenin feshi halinde sözleşmeye dayalı talepte bulunulabileceğine dair bir hükme rastlanılmadığından, tarafların sözleşmeye dayalı talepte bulunamayacaklarının kabulü gerektiği, öte yandan asıl davada sözleşme dışı fazladan yapılan iş bedelinin talebi tasfiye prosedüründen ayrı değerlendirilerek bu yönde alacak tespiti yapılması halinde bulunan tutara hükmedilmesi gerekeceği, o halde iş bu asıl davada bakiye iş bedeli talep edilemeyeceği, onun yerine yapılmış olan işin dava tarihi itibariyle mahalli piyasa rayicine göre yapım maliyet bedelinin talep edilebileceği, ancak bu hesaplama yapılırken birleşen davaya konu 3.firmaya yaptırılan eksik-ayıplı iş maliyeti hariç tutularak hesaplama yapılması gerektiği, bu durumda mahkemece bu yönlerden bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, bunun yanında birleşen davada sözleşmenin 3.maddesine göre tespit ve ihtar masrafı olarak talep edilen 4.898,00 TL'ye yönelik herhangi bir hüküm kurulmamış olmasının da hatalı olduğu" gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma kararı sonrasında; Davacı-birleşen davalı vekilince açılan Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/1046 Esas sayılı dosyası da işbu dava ile birleştirilmiş olup, bu davada, Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/884 E. Sayılı dava dosyasında hesaplanan davacı-b.davalı alacaklarının, dava tarihinin 02.09.2013 oluşu ve usul gereği yapılacak tüm hesaplamalarda bu tarihin esas alınacak olması, yargılamanın geçirdiği uzun safahat boyunca özellikle 2018 ve 2021 yıllarında yaşanan devalüasyonlar sebebiyle gerçek zararı karşılamayacağı, öngörülen tazminatın davalı-b.davacı lehine ilave sebepsiz zenginleşme yaratacak şekilde değer kaybetmiş olduğu iddiasıyla, denkleştirici adalet ilkesi gözetilerek davacı-b.davalının bundan kaynaklı munzam zararının davalı-b.davacıdan tahsili talep edilmiştir. (Dava dilekçesinde şimdilik 11.000,00 TL talep edilmiş, talep miktarı 19.08.2024 tarihli ıslahla 44.004.994,08 TL'ye yükseltilmiştir.) Mahkemece yenide yapılan yargılamada, kaldırma kararı doğrultusunda tespit ve hesaplama yapılması 29/07/2019 tarihli raporu hazırlayan bilirkişi heyetinden 22/09/2022 havale tarihli rapor alınmış, bu raporda; kaldırma kararı öncesinde sundukları kök rapordaki hesap usulü ve bulunan rakamlar genel olarak korunmuş, sadece hesap tablosundaki "Keşif Listesinde Olmayan İlave İşler Tutarı" 968.429,07 TL'den 3. şirket (...) tarafından yapılan iş bedeli (KDV hariç) 125.517,09 TL düşülmek suretiyle bulunan 842.911,98 TL'nin dava tarihi olan Eylül 2019 tarihindeki mahalli piyasa rayicine göre karşılığı (KDV hariç ) 901.915,00 TL, (KDV dahil) 1.064.259,70 TL olarak belirlenmiş, buna göre kök rapordaki hesap tablosu yeniden düzenlendiğinde de davacı-b.davalı ... Mühendislik-...’ın sözleşmeye konu ve ilave işler bedelleri toplamının dava tarihi (02/09/2013) itibariyle KDV dahil 3.448.268,19 TL olduğu hesaplanmış, aynı heyet tarafından sunulan 17/05/2023 havale tarihli ek raporda da aynı görüş ve rakamlar korunmuş, geçmiş yıllara ait rayiç değerin belirlenmesinde, resmi bir kaynak olması sebebiyle TÜİK TÜFE (tüketici fiyat endeksi) ve Yi-ÜFE (yurtiçin üretici fiyat endeksi) verileri üzerinden hesaplama yapılmasının en doğru ve güvenilir yol olacağından, TÜİK sitesinde olan Yİ-ÜFE (Yurtiçi- Üretici fiyat endeksi) veri tablosundan, sözleşme ve dava tarihleri için okunan fiyat endekslerinin birbirine bölünmesiyle bulunan 1,073214 fiyat artış oranı uygulanmak suretiyle "keşif listesinde olmayan ilave işler tutarının" 02.09.2013 dava tarihine göre rayiç değerlerinin hesaplandığı belirtilmiştir.
Sonrasında 1 mali müşavir, 3 makine mühendisi ve 1 nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişiden oluşan 5 kişilik yeni bilirkişi heyetinden 25/10/2023 tarihli rapor alınmış, bu bilirkişi heyeti raporunda; önceki heyet raporundaki davacı-b.davalı ... Mühendislik-...’ın sözleşme tarihi itibari ile sözleşmeye konu ve ilave imalat bedeli toplamı olan KDV hariç 2.988.774,42 TL, KDV dahil 3.526.753,81 TL tespitinden ve bu toplam tutarın (KDV hariç) 247.313,57 TL’sinin işçilik, 2.741.460,85 TL’sinin malzeme/ürün bedeli olduğundan yola çıkılarak, öncelikle malzeme/ürün bedeli toplamı olan 2.741.460,85 TL’nin sözleşme tarihindeki piyasa rayiç değeri (KDV hariç) 3.810.630,58 TL olarak tespit edilmiş/uyarlanmış, sözleşme tarihi ile hesaplanmış olan 247.313,57 TL (KDV Hariç) işçilik bedeline iskonto uygulanıp uygulanmadığı bilinmediğinden, o tarihte rayiç işçilik bedelinin ne olabileceği konusunda dosyada herhangi bir belge ve tespite yarar somut bir veri bulunmadığından bu tutar sözleşme tarihi itibari ile piyasa rayici olarak da aynen kabul edilmiş, buna göre, sözleşme tarihi olan 09.08.2012 itibari ile malzeme + işçilik olarak işin piyasa rayiç değeri (KDV Hariç): 3.810.630,58 + 247.313,57 TL = 4.057.944,15 TL olarak hesaplanmış, sonrasında ise sözleşme tarihindeki ürün/malzeme piyasa rayiç fiyatları ve Merkez Bankası Efektif Satış Kuruna göre $, € değişim oranları göz önüne alınarak dava tarihindeki ürün/malzeme piyasa rayiç fiyatları toplamı (KDV Hariç) 3.810.630,58 TL 4.347.167,37 TL olarak, somut başka bir veri bulunamadığından sözleşme ve dava tarihlerindeki asgari ücret verileri ve artış oranı esas alınarak dava tarihindeki işçilik tutarı (KDV Hariç) 284.039,64 TL olarak hesap edilmiş ve buna göre, davacı-b.davalı ... Mühendislik-...’ın sözleşmeye konu ve ilave işlerinin dava tarihi (02/09/2013) itibariyle malzeme + işçilik piyasa rayiç bedelleri toplamının (3. Şahıs ... firmasına yaptırılan (KDV Hariç) 125.517,09 TL eksik işler bedeli düşüldükten sonra) (4.347.167,37 + 284.039,64 - 125.517,09 =) 4.505.689,92 TL olduğu, yapılan mali incelemede davalı/karşı davacının 2012-2013 yıllarına ait toplam ödemesinin 1.562.779,84 TL olduğu, bu ödemenin düşümü neticesinde davacı/karşı davalının talep edeceği alacak tutarının 2.942.910,08 TL olduğu belirtilmiş, Aynı heyetten alınan 17/04/2024 tarihli ek raporda; davacı ... Mühendislik - ...’ın 02.09.2013 dava tarihi itibariyle davalı ... Tic. A.Ş.’nden (... Tic. A.Ş. tarafından 3.Şahıslara yaptırılan işler, davacıya ve 3.Şahıslara yapılmış olan tüm ödemeler düşüldükten sonra) 4.505.689,92 TL - 1.562.779,84 TL - 572.620,85 TL = 2.370.289,23 TL+ %20 KDV 474.057,84 TL = 2.844.347,07 TL alacaklı olduğu sonuç ve kanaatine varılmış, ayırca birleşen 2022/1046 Esas sayılı dosyadaki talep gereği denkleştirici adalet ilkesine göre hükme en yakın tarihe ilişkin de alternatifli hesaplamalar yapılmıştır.Mahkemece yeniden yapılan yargılama neticesinde istinafa konu kararla, "kaldırma ilamı doğrultusunda yaptırılan bilirkişi incelemelerinden 25/10/2023 tarihli kök ve 17/04/2024 tarihli ek rapora üstünlük tanındığı, buna göre davacı yüklenici ... Mühendislik - ...’ın 02.09.2013 dava tarihi itibariyle davalı iş sahibi ... A.Ş.’nden (... A.Ş. tarafından 3.Şahıslara yaptırılan işler, davacıya ve 3.Şahıslara yapılmış olan tüm ödemeler düşüldükten sonra) 2.844.347,07 TL alacaklı olduğu, hesaplanan bu miktarın davacı/karşı davalı yüklenicinin 26.10.2015 tarihli ıslah dilekçesiyle artırdığı 1.288.281,37 TL'yi aşması nedeniyle bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar vermek gerektiği, davacı tarafın 19.08.2024 tarihli dilekçesi ikinci ıslah mahiyetinde olduğundan HMK md. 176 uyarınca dikkate alınmadığı, Birleşen Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesine ait 2013/499 Esas sayılı dosya yönünden; sözleşmenin geriye doğru fesih edilmiş olması nedeniyle cezai şart hükümleri ile beraber sözleşmenin tüm hükümlerinin ortadan kalktığından cezai şart talebinin reddi gerektiği, davalı yüklenici tarafından eksik bırakılan ve davacı iş sahibi tarafından 3. bir Şirkete(Develi) yaptırılan iş bedelinin yapılan tasfiye neticesinde mahsup edilmiş olması nedeniyle bu talebin de reddi gerektiği, kâr mahrumiyeti talebinin de davacı tarafın feragati nedeniyle reddi gerektiği, dosya kapsamı itibariyle yapılan bilirkişi incelemeleri ve sunulan deliller ışığında davacı iş sahibi kusurlu kabul edildiğinden 4.898,00 TL değişik iş delil tespiti bedeline ilişkin talebin de reddi gerektiği, Birleşen Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesine ait 2022/1046 Esas sayılı dosya yönünden; davacının bu alacağını tahsil etmesi yargılamanın uzamasından kaynaklandığı için bundan dolayı davalıya atfedilebilecek bir kusur bulunmadığından davacı tarafın buna dayalı munzam zarar talebinin de reddi gerektiği" gerekçesiyle, A-Esas dava yönünden; Davanın kabulü ile, 1.288.281,37 TL alacağın 12.000,00 TL'lik kısmının dava tarihinden itibaren bakiye 1.276.281,37 TL'lik kısmının ıslah tarihi olan 26.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile davacı ...'a verilmesine, davacı tarafın 19.08.2024 tarihli dilekçesinin ikinci ıslah olarak nitelendirilerek buna ilişkin karar verilmesine yer olmadığına, B-Birleşen Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesine ait 2013/499 Esas sayılı dosyası yönünden; Birleşen davada talep edilen tutarın asıl dosyada davacı alacağından mahsup edildiğinden bakiye alacak kalmadığından bu talebin reddine, koşulları oluşmadığından cezai şart talebinin reddine, kâr mahrumiyeti talebinin feragat nedeniyle reddine, birleşen davada talep edilen 4.898 TL değişik iş delil tespit bedelinin kusur durumu dikkate alınarak reddine, C-Birleşen Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesine ait 2022/1046 Esas sayılı dosyası yönünden; Açılan davanın reddine, karar verilmiştir.Davacı-b.davalı vekili istinafında,19.08.2024 tarihli dilekçelerinin asıl davaya yönelik sunulmuş bir 2. ıslah dilekçesi olarak kabul edilerek asıl davalarının kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, 19.08.2024 tarihli dilekçelerinin, asıl davalarındaki eksik harcının tamamlanmasına ve birleşen Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/1046 E. sayılı uyarlama davalarının ise ıslah edilmesine ilişkin olduğunu, bu dilekçeleri doğrultusunda yatırılan toplam 778.150,00 TL tamamla ve ıslah harcının tamamının asıl davaya ilişkin kısımda değerlendirilmesinin, birleşen Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/1046 E. Sayılı dosyasına ilişkin olarak ilk dava değeri olan 11.000,00 TL üzerinden karar verilmesinin hatalı olduğunu, söz konusu dilekçeleriyle birleşen davaları bakımından toplam talep miktarlarını 44.004.994,08 TL'ye artırdıklarını ve yatırdıkları ıslah harcının 751.500,00 TL'sinin bu meblağa ilişkin olduğunu, kalan 26.650,00 TL harcın ise asıl davaları için artırılan tutar olan 1.556.065,70 TL'ye ilişkin olduğunu, mahkemece üstünlük kurularak hükme esas alındığı bildirilen 17.04.2024 tarihli bilirkişi raporu ile müvekkilinin asıl davada 2.844.347,07 TL, birleşen Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/1046 Esas sayılı dava dosyasında ise 44.004.994,08 TL davalı şirketten alacaklı olduğunun tespit edildiğini, davalının bu bedeli dava ve ıslah tarihleri itibariyle faizi ile ödemekle yetinilir ise de, davalının 44.000.000,00 TL sebepsiz zengileşeceği hususu maddi delillerle tek tek ortaya konulmuş olmasına rağmen birleşen davalarının ''davalının kusuru yok'' gerekçesiyle reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, birleşen Bakırköy 2. ATM 2022/1046 E. sayılı dosyasının ''davanın uzamasında davalıya kusur atfedilemeyeceğinden'' reddine karar verilmesiyle davalının tam olarak ödüllendirildiğini, bam kaldırma kararı uyarınca tasfiye prosedüründen ayrılarak dava tarihindeki piyasa rayiçlerine göre müvekkilinin zararının hesaplandığın, bu zarara işleyen faiz ile müvekkilinin eline geçecek olan tutarın hiç bir şekilde müvekkilinin zararını tazmin etmeyeceğini, verilen bu kararla davalının 2013 yılında 100.000 Euro ödemesi gereken kazan için bugün 10.000 Euro bile ödemeden kurtulacağını, konunun yargılamanın uzun sürmesi değil ödeme yükümlüsünün sebepsiz zenginleşmesi olduğunu, mahkemenin aksi kanaatinin hatalı olduğunu, sözleşmeyi haksız ve hukuka aykırı bir şekilde feshettiği tespit edilmiş olan davalının kusurunun dikkate alınması gerektiğini, müvekkilinin bu ürünleri euro ödeyerek ithal ettiğini ve ülkemizin enflasyonist bir ekonomiye sahip olduğunu bilen davalının borcunu kötü niyetle 12 yıldır ödemediğini, her şeye itiraz eden, her bilirkişi raporuna itiraz eden, davanın 12 yıl sürmesine ve halen daha sürmesine sebep olan davalının kusurlu olduğunu, birleşen Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/1046 E. Sayılı davalarındaki denkleştirici adalet ilkesi uyarınca paranın güncel alım gücüne uyarlanmasına ilişkin taleplerinin bir dayanağının da TBK 480/2. Maddesi olduğunu ve müvekkilinin bu kapsamda alacağının uyarlanmasını talep edebileceğini, Prof. Dr. ... tarafından düzenlenerek dosyaya ibraz edilmiş olan 21.10.2016 tarihli hukuki mütalaada da bu durumun açıklandığını, davalı tarafından 16.08.2013 tarihinde gerçekleştirilen feshin ''haksız fesih'' olduğunu, ve davalının sözleşmenin bu haksız feshi sebebi ile kusurlu olduğunu, davalının yapılan işin bedelini ödeme yükümlülüğünün yanında müvekkilinin tüm zararlarını tazmin yükümlülüğü de bulunduğunu, TBK 122/1 maddesinde ''Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.” dendiğini, müvekkilinin alacağının temerrüt faizi ile karşılanmadığının bilirkişi raporu ile ispatlandığını, müvekkilinin bu zararına davalı tarafça yapılmış olan ''haksız feshin'' sebebiyet verdiğinin ortada olduğunu belirterek, kararının asıl dava ve birleşen Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mah. 2022/1046 E. sayılı dosyası yönünden ayrı ayrı kaldırılmasına, asıl davalarının 2.844.347,07 TL üzerinden kabulüne, birleşen Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/499 E. Sayılı davasının reddine, Birleşen Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/1046 E. sayılı davalarının ise ıslah dilekçeleri doğrultusunda kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı-b.davacı vekili İstinafında, BAM'ın bozma gerekçesine göre davalı işverenin fesih işleminde bir kusur bulunmadığını, davalı işverenin fesihte kusurlu olduğunun ispatlanamadığını, davacı yanın bozma sonrasında 16.12.2021 tarihli duruşmada "BAM kararına uyulmasını talep ederiz" demesi nedeniyle davalı yüklenici lehine kazanılmış hak doğduğunu, davacı yanın bu beyanı doğrultusunda artık "maliyet tutarları dışında bir bedel talep etmeyeceğini, talebinin BAM kararında gösterildiği üzere maliyet hesaplaması yapılarak ödenmesinden ibaret olduğunu", BAM kararının gereğinin yerine getirilmediğini, hesaplamanın hatalı olduğunu, sözleşmeye göre yapılan hesaplamada çıkan sonucun 1.288.281,37 TL olduğunu, bozma sonrası yapılan hesaplamada varılan sonucun ise 4.347.167,37 TL olduğunu, sadece maliyetleri dikkate alacak bir hesaplamada varılacak sonucun sözleşmeye göre hesaplanan 1.288.281,37 TL'den yüksek olamayacağını, BAM kararı sonrası yapılan hesaplamalarda daha önceki tarzda hesaplama yapıldığını ve aslında gerçek bir maliyet hesabı yapılmadığını, bilirkişi raporunda sadece piyasa rayiç değeri üzerinden hesaplama yapıldığını ama burada yapılması gereken esaslı şeyin yapım/imalat maliyet bedelinin hesaplanması olduğunu, yapım maliyeti hesaplanırken önce davacının ticari defterlerine bakılması ve bu işlerin davacıya maliyetinin ne kadar olduğunun saptanması gerektiğini, ayrıca davacının bu konuda iddia ve ispatta bulunmak zorunda olduğunu, davacının kendi ticari kayıtlarına dayanarak "yapılan bu işlerin bana maliyeti şu kadar olmuştur" demek zorunda olduğunu, soyut bir araştırmayla inceleme yapılamayacağını, rayiç bedel araştırmasının ancak ve ancak davacının iddia ettiği ve defterlerine kaydettiği bedellerin gerçek duruma uymaması, hayali olması, inandırıcı olmaması halinde yapılabileceğini, oysa davacının henüz bu maliyet bedeli hakkında iddia ve ispatta bulunmadığını, HMK 222 hükümleri gereğince Mahkemenin resen davacı defterlerini incelemesi ve iddia edilen işlerin davacıya ne kadara mal olduğunu hesaplatmak zorunda olduğunu, davacı taraf defterinde yer alandan daha fazla bir alacağın hüküm altına alınmasının mümkün olmadığını, davalı tarafından açılmış birleşen davanın reddinin hukuka aykırı olduğunu, bu hususun da kazanılmış hak statüsünde olduğunu, BAM bozma kararına aykırı davranıldığını, mahsuplaşma ancak mahkeme kararıyla olacağı için bu davanın reddinde isabet olmadığını, ayrıca bu davada da her durumda müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca davalının cezai şart talep etmesinde hukuken engel bulunmadığını, Mahkemenin "4.898TL değişik iş delil tespiti bedeline ilişkin yapılan değerlendirmede iş sahibi kusurlu bulunmuştur" tespitinin hatalı olduğunu, zira iş sahibinin bir kusuru olmadığının BAM kararıyla sabit olduğunu, kaldı ki asıl davada maliyet üzerinden karar verilmesinin de zaten sözleşmenin feshinde iş sahibinin haklı bulunmasından, iş sahibine yüklenecek bir kusur mevcut olmamasından kaynaklanmakta olduğunu, davacı tarafından açılan ikinci dava (birleşen Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1046 E.) davanın toplam tutar üzerinden esastan reddi ve davalı lehine ıslahla arttırılan 44.004.994,08 TL toplam bedel üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirtiğini, o davanın uyarlama/alacak davası olduğunu ve kesinlikle bir tazminat veya munzam zarar davası olmadığını, yine o davada ikinci kere ıslah yapılmadığını, bir kere ıslah yapıldığını belirterek, asıl davada verilen kabul kararının tümüyle bozulmasına, kaldırılmasına; yargılama sonunda asıl davanın tümden reddine, davalı tarafından açılan birleşen davadaki (Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/499 ) ret kararının bozularak - kaldırılarak, birleşen davanın tümüyle kabulüyle (213.000- TL cezai şart, 148.110- TL eksik iş bedeli, 4.898- TL d.iş dosyası yargılama gideri olmak üzere) toplam 366.000- TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle beraber davalı ...'dan tahsiline, davacı tarafından açılan birleşen davanın (Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1046) uyarlama davası, alacak davası olarak kabulüyle davalı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin avukatlık ücret tarifesinin üçüncü kısmına göre ve 44 milyon TL üzerinden hesaplanmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı-bir.d.davalısı yüklenici, davalı-bir.d.davacısı işsahibidir.Davacı-bir.d.davalısı, asıl ve birleşen (2022/1046 E) davalarında, sözleşme uyarınca bakiye iş bedelini, fazladan yaptığı işlerin bedelini ve aradan geçen uzun süre nedeniyle oluşan munzam zararının tazminin talep etmiş, davalı-bir.d.davacısı ise teslimde gecikme ve eksik işler olduğunu ileri sürerek cezai şart, kar kaybı, eksik işlerin 3.kişiye yaptırılması bedeli ve tespit masrafı talebinde bulunmuş, daha sonra kar kaybı talebinden feragat etmiştir.Mahkemece, asıl davada bakiye iş bedeli ve fazladan yapılan iş bedeli olarak ilk ıslah edilen haliyle davanın kabulüne karar verilmiş, birleşen (2013/499 E) davada talep edilen tutarın (eksik iş bedeli) asıl dosyada davacı alacağından mahsup edildiğinden bakiye alacak kalmadığından reddine, kar mahrumiyeti talebinin feragat nedeniyle reddine, cezai şart talebinin ispat edilememiş olması nedeniyle reddine, değişik iş delil tespit bedelinin kusur durumu dikkate alınarak reddine, birleşen (2022/1046 E) davanın reddine karar verilmiştir.Davacı-bir.d.davalısı asıl ve birleşen 2022/1046 Esas sayılı davalara ilişkin hükümleri, davalı-bir.d.davacısı ise hem asıl hem de birleşen davaya ilişkin hükümleri istinaf etmiştir.Dosya kapsamı değerlendirildiğinde; Dosya kapsamından sözleşmenin geriye dönük olarak sona erdiği anlaşılmakla, sözleşmenin geriye dönük feshi halinde kural olarak sözleşmeye dayalı talepte bulunulamaz. Birleşen 2013/499 Esas sayılı dosyadaki cezai şart talebi sözleşmeye dayalı bir talep olup, mahkemece buna dayalı olarak verilen ret kararı yerindedir.Yine birleşen davada talep edilen kar mahrumiyeti talebi ise feragat nedeniyle reddedilmiş olup, bu karara karşı bir istinaf başvurusu bulunmamaktadır.Ancak, her ne kadar Mahkemece, kaldırma kararımız sonrasında 1 mali müşavir, 3 makine mühendisi ve 1 nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişiden oluşan 5 kişilik yeni bilirkişi heyetinden 25/10/2023 tarihli kök ve 17/04/2024 tarihli ek rapora dayalı olarak, yukarıda özetlenen gerekçeyle asıl ve birleşen davalara dair istinafa konu kararlar verilmiş ise de, söz konusu kök ve ek raporlar Dairemizin kaldırma kararına ve hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır. Kaldırma kararımızda açık ve ayrıntılı bir şekilde belirtilmesine rağmen, yukarıda özetlendiği üzere söz konusu raporlarda, yapılmış olan sözleşmeye konu işlerin yapım maliyeti bedeli "dava tarihi itibariyle mahalli piyasa rayicine göre" belirlenmediği gibi, ilave işleri ilişkin de ayrıca bir değerlendirme yapılmamıştır.Kaldırma kararımızda belirtildiği üzere, taraflar arasındaki sözleşme davalı-bir.d.davacısı tarafça gönderilen Büyükçekmece ...Noterliği'nin 16/08/2013 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile feshedilmiştir. Bu durumda TBK'nun 125/3 m. uyarınca tarafların karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulduklarının ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebileceklerinin, buna göre tasfiye prosedürünün işletilmesi gerektiğinin kabulü gerekir. Taraflar sözleşmede aksi öngörülmediği sürece sözleşmeye dayalı talepte bulunamazlar. Yine bu durumda borçlu temerrüde düşmekte kusurlu olmadığını ispat edemezse alacaklı sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilecektir.Somut olaya döndüğümüzde, dava konusu sözleşmede sözleşmenin feshi halinde sözleşmeye dayalı talepte bulunulabileceğine dair bir hükme rastlanılmadığından, tarafların sözleşmeye dayalı talepte bulunamayacaklarının kabulü gerekmiştir.Öte yandan asıl davada sözleşme dışı fazladan yapılan iş bedeli talebi tasfiye prosedüründen ayrı değerlendirilerek bu yönde alacak tespiti yapılması halinde bulunan tutara hükmedilmesi gerekeceği açıktır. Buna göre, Mahkemece; 1-)Asıl davada bakiye iş bedeli talep edilemeyeceği, onun yerine yapılmış olan işin dava tarihi itibariyle mahalli piyasa rayicine göre yapım maliyet bedelinin talep edilebileceği, ancak bu hesaplama yapılırken birleşen davaya konu 3.firmaya yaptırılan eksik-ayıplı iş maliyeti hariç tutularak hesaplama yapılması gerektiği kabul edilerek, yapılmış olan sözleşmeye konu işlerin yapım maliyeti bedelinin "dava tarihi itibariyle mahalli piyasa rayicine göre" belirlendiği (piyasa rayiçlerine KDV'nin de dahil olduğu gözetilerek ayrıca KDV eklenmemesi), ilave işlere dair de ayrıca bir değerlendirmenin yapıldığı bir bilirkişi raporu (ek veya gerekirse yeni bir heyetten) alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi, 2-)Birleşen 2013/499 Esas sayılı davadaki eksik ve ayıplı iş bedeli talebi de asıl davaya ilişkin yapılacak bu hesaplamayla bağlantılı olduğundan, o davanın da alınacak yeni rapor sonuna göre değerlendirilmesi, 3-)Yine Birleşen 2013/499 Esas sayılı davadaki sözleşmenin 3. Maddesine göre tespit ve ihtar masrafına ilişkin 4.898,00 TL'lik talebin yargılama giderleri arasında değerlendirilmesi, 4-)Birleşen 2022/1046 Esas sayılı davadaki munzam zarar talebi de asıl davanın neticesine göre değerlndirilebileceğinden, o davanın da alınacak yeni rapor sonuna göre değerlendirilmesi, 5-)Ayrıca, davacı-birleşen davalı vekilince sunulan 19/08/2024 tarihli ıslah dilekçesi asıl dava bakımından 2. Islah dilekçesi mahiyetinde olmakla birlikte, bu dilekçede birleşen 2022/1046 Esas sayılı dava için yapılan ıslah ilk ıslah olduğundan, gerekli ıslah harcı da yatırılmış bulunan bu ıslah dilekçesinin birleşen 2022/1046 Esas sayılı dava bakımından dikkate alınması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf taleplerinin asıl ve birleşen davalar bakımından kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının asıl ve birleşen davalara ilişkin olarak 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak, yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının asıl ve birleşen davalar bakımından KABULÜNE, 2-BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 24/10/2024 tarih, 2021/884 Esas, 2024/963 Karar sayılı kararının asıl ve birleşen davalar bakımından KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 14/05/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.