1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Bölge Adliye Mahkemeleri
  4. İstinaf Kararları
İstinaf/BAM Kararı (Hukuk/Ceza) Kesinleşti

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 2021/347 E., 2024/828 K.

Bölge Adliye Mahkemeleri 23.05.2024 Sayı: 2021/347 E. - 2024/828 K. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/347

KARAR NO: 2024/828

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 23/11/2020

NUMARASI: 2018/873 Esas - 2020/720 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/05/2024

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkil şirketin ... logosu ile yurt içi ve Yurt dışı paket ve hızlı kargo taşımacılığı yaptığı, davalı taraf ile 20.06.2011 tarihli Yurt dışı taşıma ve cari hesap sözleşmesi yapıldığı, davalı tarafa ait gönderilerin yurt dışı adreslerine teslim edildiği, müvekkil: şirketin taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tüm edimlerini yerine getirdiğini, davalı tarafın cari hesap borcunun 14.304,02TL miktarını ödemediği, yazılı taleplerden dc sonuç alınamadığını, davalı aleyhine 19.01.2018 tarihli Bakırköy ... İcra müdürlüğüntln ... E. Sayılı icra takibi başlatıldığı, davalı tarafın 15.02.2018 tarihli dilekçesi ile yetkiye ve davacı: tarafa borcunun bulunmadığı yönünde itirazı İle takibin durduğunu, davalının yetkiye itirazının haksız ve hukuka aykırı olduğu, davalı tarafın müvekkil davacı tarafından hak kazanılan taşırjıa ücretine karşı düzenlediği faturalara süresinde itirazının bulunmadığı, hatta muhtelif tarihlerde ödemelerde bulunduğu, davalının faiz oranına itirazının da yerinde olmadığı* dolayısı ile avans faizi oranının %9.75 olacağı, Davalı tarafça icra takibine yapılan yetki itirazının iptali ile, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı takibe itirazını iptaline ve takibin devamına, davalının %20 icra İnkar tazminatına, Yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı müvekkilin Türkiye- İngiltere arasında Ticaret işi İle iştigal etiği ve davacı şirket vasıtası ile yurt dışına paket gönderdiğim, davacı tarafın taşıma anlaşması dışında müvekkilden gümrük vergisi ve KDV türü talepleri olduğu, müvekkilin bu ödemelere karşı belge talep ettiğini, bu belgelerin davacı tarafından ibraz edilmediğini, Avrupa birliği ülkelerine yapılan ihracat ve gönderilerin vergiden muaf olduğu, ihracat ta gümrük misraf ve vergilerin dava dışı 3. Şahsa ait olduğunu, ayrıca taraflar arasındaki sözleşmede vergilerin davalı müvekkil tarafından ödeneceğine dair bir hükmüm bulunmadığı, davacının İcra takibi ve dava açmakta kötü niyetli olduğunu, asıl alacak üzerinden %20 haksız icra tazminatına mahkum edilmesi gerektiği, Usul ve yasaya aykırı davanın reddi ile davacının asıl alacak üzerinden %20 haksız icra tazminatına mahkum edilmesi, Yargılama giderleri ive ücreti vekaletin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "... davacı yanın davalı lehine yurt dışı taşıma işini üstlenerek edimlerini ifa ettiği, davacı yanın düzenlediği ve davalı yanca itiraz edilen faturaların toplam 26 adet olup dört farklı konuda düzenlendiği, ikisinin konusu iş görme" için, bir konusu ‘ yansıtma" amaçlı ve bir konusu da "vade farkı" amaçlı düzenlediğinin anlaşıldığı, vade farkına yönelik taraflar arasında teamül olduğunun ticari defterler incelenmesi neticesinde anlaşıldığı, davalının yaptığı ara ödemelerin davacı yanca mahsup edildiğinin anlaşıldığı, ve de davacı alacağının 14.304,02 TL olduğu anlaşılmakla davalı yan ek rapor itiraz dilekçesinde masraf ve gümrük vergilerinin ürünlerin alıcısına ait olduğu ve de dava dışı 3.kişilerden alınması gerektiği yönündeki beyanının da faturaları zımni kabul ile birlikte sorumlu olmadıklarını yönündeki beyanları değerlendirildiğinde; AB ülkelerine yapılan ihracatlarda özel olarak gümrük vergisi yoksa da; KDV, ÖTV gibi eş etkili vergilerin olması mümkündür. Özellikle küçük parsiyel yüklerde böyle bir vergi ve haıç ödemesi veya sunulması gerekene transit hizmeti söz konusu olduğunda taşıyıcılar TTK m,870/1.fıkra hükmüne dayanarak belirli giderleri yapmakta, ödemelerde bulunmakta ve bunu bilahare gönderenden talep edebilmekte, Burada varma yerinde masraf olması, gönderenin sorumlu olmadığı manasına gelmeyeceği, Ancak gönderen baştan verebileceği bir talimat veya senede işleyeceği kayıtla malın teslimini belirli bedellerin ödenmesinin gönderilen- alıcı tarafından yapılması şartını getirebileceği ,böyle bir şart olmadığı sürece sorumluluk gönderen üzerinde kalmaya devam edeceğinden davalın yan itirazları mesnetsiz olup davanın kabulüne ve de İİK 67/2 uyarınca alacağın likit oluşu ve borçlunun itirazında haksız çıkması sebebiyle alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafça müvekkile ait malların yurtdışına taşınması işlemleri ile ilgili olarak gümrük vergisi ödediğinden bahisle ve ödediğini iddia ettiği gümrük vergilerinin ödemesinin gecikmesinden bahisle düzenlenen ve müvekkilime tebliğ edildiğine ilişkin belge ibraz olunmadığını, faturalara dayalı olarak davalı müvekkilin aleyhine Bakırköy ... İcra Dairesinin ... E. sayıl dosyası ile ilamsız takip yoluna başvurduğunu, bu takibe karşı tarafça süresi içerisinde yetki ve borca itiraz edildiğini, itirazlara karşı davacı tarafından itirazın iptali talepli dava açıldığını ve dava mahkeme tarafından usul ve yasaya aykırı olarak kabul edildiğini, yargılama aşamasında mahkemenin tayin ettiği bilirkişiler kurulunun raporuna inceleme için defter ve belgelerimizi ibraz etmediği iddiasının gerçek olmadığı ve bu nedenle raporun gerçeği yansıtamayacağı gerekçesiyle itiraz ettiğini, mahkeme bilirkişiler raporuna karşı itirazları kabul ederek dosyayı ek rapor için yeniden bilirkişilere tevdi ettiğini, bu raporda bilirkişiler icra takibine konu faturaların ticari defterlerde işli olmadığının ortaya konulması takdirde vade farkı faturaları, yurtdışı vergi ödemelerine ilişkin faturaları ile ilgili olarak icra takibine yapılan itirazın haklı olduğunu sadece 411,90 TL toplam tutarındaki faturalara itirazının haklı olmadığını tespit ettiğini, kök rapora karşı itirazlarda da belirtildiği üzere ticari defterlerin bilirkişilerin incelemesine ibraz etmediğini kesinlikle kabul etmediğini, mali müşavir bilirkişi ile görüşmesinde müvekkilin şirket muhasebecisi ile irtibata geçtiğini ve kendisinden mail ortamından bilgileri istediğini ve bu bilgileri aldığını ayrıca defterlerin fiziki olarak kendisinin müsait olacağı bir zamanda randevu vereceğini belirtmiş olmasına rağmen yani biz bilirkişiye defterleri incelemesi için kendisinden telefon beklerken bilirkişi raporu ile karşı karşıya kaldığını, rapora karşı itirazlarda defterlerin bilirkişilerce incelenmesine açık ve amade olduğunu belirttiğini, ayrıca icra takibine konu faturaların defter kayıtlarında olmadığına ilişkin tüm defter bilgilerini mahkemeye sunduğunu, bununla birlikte bilirkişilerin belirttiği gibi faturaların müvekkile ait defterlerde işli olmadığı açıkça ortaya konulduğunu, buna göre de ek raporda belirtildiğin üzere vade farkı faturaları, yurt dışı vergi ödemelerine ilişkin faturaları ile ilgili olarak icra takibine yapılan itirazların haklı olduğunu açıkça belli olduğunu, açıklanan sebeplerle icranın geri bırakılmasına, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/873 E. 2020/720 K. nolu usul ve yasaya aykırı kararının kaldırılmasına, masraf ve vekalet ücretini ve %20 oranında haksız icra tazminatının davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE: Dava taraflar arasında taşıma (kargo) sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap bakiye alacağına istinaden başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, yukarıda belirtilen gerekçe doğrultusunda, davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna bulunulmuştur. İstinafa konu uyuşmazlık temelde; dosyada eksik inceleme ile karar verilip verilmediği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli olup almadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı tarafın kargo taşıma işiyle iştigal ettiği, davalıya ait çeşitli taşıma işlemleri gerçekleştirdiği, taşıma işlerine ilişkin yazılı sözleşme ve eklerinin bulunduğu, taraflar arasında açık hesap (cari hesap) ilişkisinin mevcut olduğu, davacı tarafça "cari hesap ekstresinde görülen bakiye taşıma ücreti alacağı" borcun sebebi gösterilerek davalı hakkında Bakırköy ... icra müdürlüğünün ... esas dosyası ile 14.304,02 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı tarafça borcun tamamına ve ferilerine itiraz edilmesiyle takibin durduğu ve eldeki itirazın iptali davasının açıldığı görülmektedir. İlk derece mahkemesince tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, davalı taraf 10/01/2018 tarihli dilekçe ile ticari defterlerinin vergi denetim kurulu başkanlığında bulunduğunu belirterek yerinde inceleme talebinde bulunmuş, mahkemece yerinde inceleme yetkisi verilmiş, ancak davalı defterleri incelenmeden, sadece davalının 2017 ve 2018 yıllarına ait yevmiye defterlerinin açılış ve kapanış maddelerini içerir sayfa örnekleri ile tasdike ilişkin sayfa örneği dosyaya kazandırılmış, bu haliyle inceleme yapılarak kök rapor hazırlanmış, bilirkişiler raporlarında davalı tarafın kendileri ile bağlantı kurmadığını o yüzden yerinde inceleme yapılamadığını belirtmişlerdir.Davalı vekilince bilirkişi raporuna ayrıntılı itirazda bulunulmuş, 22/06/2020 tarihli duruşmada davalı ticari defterlerinin sunulması yada yerinde inceleme konusunda herhangi bir ara karar oluşturulmadan davalı itirazları doğrultusunda ek rapor alınmasına karar verilmiş, ek rapor dosyaya sunulmuş, davalı taraf aynı mahiyette itirazlarını sunmuş mahkemece itirazlar reddedilerek tahkikat bitirilip karar verilmiştir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. TTK 21/2 maddesi uyarınca, faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen içeriğin ve iskontonun kabul edilmiş sayılması gerekmektedir. (Emsal Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 27/04/2016 tarih 2015/10737 Esas ve 2016/7621 Karar sayılı ilamı). İlk derece mahkemesince bilirkişi raporu esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen karar eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalı olarak verilmiştir. Vade farkı alacağının istenebilmesi için taraflar arasında vade farkı alacağına ilişkin bir sözleşme bulunması veya devam eden ticari ilişkide vade farkı ödenmesine yönelik bir teamülün oluşması gerekir. Dosyaya alınan bilirkişi raporunda sözleşmede vade farkı ödeneceğine dair bir hüküm bulunmadığı ancak taraflar arasında bu hususta bir teamül oluştuğu belirtilmiş ise de bu belirleme soyut bir değerlendirmedir. Davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu hazırlanan kök ve ek raporlarda listelenen taraflar arası ilişkiye ait fatura örnekleri arasında daha önceden vade farkı ödendiğine dair bir fatura örneği bulunmamaktadır. Bu durumda bilirkişinin denetime elverişsiz bu görüşüne dayanılarak vade farkı alacağına hükmedilmesi isabetli değildir.Öncelikle taşıyıcının gönderiden kaynaklı vergi ödemesinden sorumlu olmadığını belirtmek gerekir. Davacı taşıyıcının ödemek zorunda kaldığı verginin ödenmesi yükümlülüğü ya davalıya ya da alıcıya aittir. Gönderen ile alıcı arasındaki ihracattan doğan vergiden dolayı taşıyıcının bu vergiyi ödeme gibi yükümlülüğü bulunmamaktadır. Ancak mahkemece davacı tarafça yurt dışında ödenen vergilerden dolayı yansıtma faturasından kaynaklanan alacağın kabulüne karar verilmiş ise de ; davacı tarafça bu hususta düzenlenen faturaların davalıya teslim/tebliğ edildiğine dair herhangi bir belge dosyada mevcut değildir. Davalı ticari defterleri incelenip bu faturanın kayıtlı olup olmadığı hususu da denetlenmemiştir. Bilirkişi raporunda herhangi bir veriye dayanmayan faturalara süresinde itiraz edilmediğinden hareketle davacının TTK 23, 21/2 maddesindeki karineden davacının yararlandırılarak talebin kabulüne karar verilmesi yerinde olmamıştır. Bu durumda davalının yargılama aşamasında vergi denetim kurulunda olduğu belgelenen defterlerinin akıbeti konusunda davalıya süre verilip defterlerin vergi denetim kurumunda ise oradan istenerek, davalı elinde ise HMK 20/3 maddesine uygun ihtar yapılarak sunulması, yada yerinde inceleme için yeniden ara karar oluşturulması, defterlerin sunulma durumuna göre davacı ve davalı defterlerinin birlikte incelenerek, vade farkı yönünden teamülün oluşup oluşmadığının defter kayıtlarına atıf yapılarak denetime elverişli şekilde rapor alınarak, vergiye ilişkin yansıtma faturalarının davalı defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, yada davacı ticari defterlerinde bu kayıtlara dayanak olan evrak üzeride inceleme yapılarak denetime elverişli rapor alınarak karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 23/05/2024

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı