T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2023/8
KARAR NO: 2024/484
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 12/10/2022
NUMARASI: 2020/98 (E) - 2022/610 (K)
DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ: 26/03/2024
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 31/10/2018 tarihinde, davalıya trafik sigortalı, dava dışı ...'nin idaresindeki ... plakalı aracın, müvekkilinin idaresindeki ... plakalı motosiklete çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası sonucu müvekkilinin yaralandığını, davalı tarafça bir kısım ödeme yapılmış ise de yapılan ödemenin eksik olduğunu, Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Kurulunun 27/08/2019 tarihli raporunda %6 oranında maluliyet tespit edildiğini, bu oran esas alınarak hesaplamanın yapılması gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100 TL sürekli iş göremezlik, 100 TL geçici iş göremezlik ve 100 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 300 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 29/04/2022 tarihli talep artırım dilekçesiyle geçici iş göremezlik talebi 6.568,31 TL, sürekli iş göremezlik talebi 125.624,46 TL, bakıcı gideri talebi 1.014,75 TL olmak üzere maddi tazminat talebini toplam 133.207,52 TL'ye artırmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kaza nedeniyle müvekkili şirket tarafından davacı tarafa 29.279,71 TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirketin geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatı bakımından poliçe kapsamında sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; "Davanın kısmen kabulü ile geçici iş göremezlik talebinin reddine, sürekli iş göremezlik ve bakıcı tazminat isteminin kabulü ile 125.624,46 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 1.014,75-TL bakıcı tazminatı olmak üzere toplam 126.639,21 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 07/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine" karar verilmiştir. Karara karşı istinaf başvurusunda bulunan davalı vekili dilekçesinde özetle; karara esas alınan alınan Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Kurulunun 27/08/2019 tarihli raporunun başvuru sahibi tarafından kişisel müracaatı sonucunda tek taraflı olarak alındığını, dolayısıyla maluliyetin tespitine esas alınamayacağını, belirtilen raporun üç kişilik heyetçe düzenlendiğini ancak son sayfasında Prof. Dr. ... adına açılan imza eksik olduğundan hükme esas alınabilir nitelikte olmadığını, kaldı ki hekim sayısı bakımından da usule aykırı olduğunu, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelikte kurulun açıkça en az 6 ayrı alanda uzman hekimden oluşması gerektiğinin düzenlendiğini, ayrıca söz konusu rapor tanzim edilirken ...'ın muayenesinin dahi gerçekleştirilmediğini, raporu hazırlayan hekimlerin başvuru sahibini görmediğini, 27/08/2019 tarihli raporun bu yönüyle de usule uygun olmadığını, mahkemece Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde alınan 10/03/2021 tarihli raporda davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranının %3 olarak tespit edildiğini, hatalı yönetmeliğe göre düzenlenen işbu raporu kabul anlamına gelmemek kaydıyla, mahkemece doğru yönetmelik hükümlerine göre ek rapor tanzim ettirilmesi gerekirken davacının tek yanlı başvuru ile düzenlenen raporun hükme esas alındığını, davacının maluliyetinin Özürlülük Ölçütü Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, mahkemece davacının bakıcı ihtiyacına ilişkin maddi tazminat talebinin kabul edilmesinin hatalı olduğunu, bu taleplerin müvekkili şirketin sigorta poliçesi teminatı dışında olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla aile içi bakım durumunda Yargıtayın yerleşik içtihatları gereği tazminattan hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi hesap raporunun prograsif rant yöntemi dikkate alınarak yapılmış olmasının hatalı olduğunu, söz konusu hesap raporunun ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 yaşam tablosuna göre yapılmakla birlikte, %1,8 teknik faiz ile hesaplama yapılarak hasar aşamasında ödenen meblağın gerçeğe en uygun rakamları içerdiğini, davacının kazada motosiklet sürücüsü olduğunu, kaza esnasında kaskının bulunup bulunmaması hususu ve müterafik kusurunun mahkemece değerlendirilmediğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri tazminatı istemine ilişkindir.1-Maluliyet raporuna yönelik istinaf itirazının incelenmesi; İlk derece mahkemesince Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 10/06/2021 tarihli raporda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine ekli cetveller kullanılmak suretiyle davacının gerek hastane gerekse hastane dışında yaralarının iyileşmesi ve mevcut haliyle olağan yaşamına dönebilmesi için ihtiyaç duyduğu sürenin 3 aya kadar uzayabileceği, işgöremezlik oranının %3 olduğu, bakıcı yardımına muhtaç olduğu sürenin 15 gün olduğu tespit edilmiş, davacı tarafça sunulan ve mahkemece hükme esas alınan Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Kurulunun 27/08/2019 tarihli raporunda ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre değerlendirme yapılarak davacının tüm vücut engellilik oranının %6 olduğu, geçici iş göremezlik süresinin 90 gün olduğu tespit edilmiş, ilk derece mahkemesince alınan 11/08/2022 tarihli bilirki ek raporunda iki seçenekli hesaplama yapılarak 1. seçenekte Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği esas alınarak belirlenen % 3 maluliyet oranına göre, 2. seçenekte ise Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Kurulunca Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri esas alınarak belirlenen % 6 maluliyet oranına göre hesaplama yapılmıştır.TBK'nin 54. maddesi kapsamında açılan davalarda, maddede öngörülen meslekte kayıp oranının belirlenmesinde yargısal uygulamalarda, kaza tarihi itibarıyla ayırım yapılarak kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren genel şartlardaki atıf gereğince 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak maluliyet raporu alınması gerektiği kabul edilmektedir. Eldeki davada olduğu gibi, TBK'nin 54. maddesi kapsamında çalışma gücünün azalmasından doğan kayıp nedeniyle açılan davalarda, beden ve ruh tamlığı ihlallerinin, zarar görenin sanatına veya mesleğine yapmış olduğu etkinin ve bunun oranının gözetilmesi ile belirlenmesi gerekir. 2918 sayılı kanunun 90. maddesinde zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar anılan kanunda öngörülen usul ve esaslara tabi olup ayrıca bu kanunda düzenlenmeyen hususlarda TBK'daki haksız fiillere ilişkin hükümlerin uygulanacağı öngörülmüştür. Bu maddedeki, maddi tazminatın genel şartlara göre hesaplanacağına ilişkin ibareler, Anayasa Mahkemesi’nin 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranının belirlenmesi bakımından (somut olayda) kaza tarihi itibarıyla yargısal uygulamalarda uygulanması kabul edilen Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğu gibi, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği de yürürlüktedir. Bu yönetmeliğin (Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği) "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde; 5510 sayılı Kanunun 107. maddesi hükmüne dayanılarak hazırlandığı belirtilmiş; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinin (1) nolu bendinde de yönetmeliğin, "5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalıların iş kazası ile meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hâllerinin meslekte kazanma gücünü ne oranda azaltacağına, "ilişkin usul ve esasları kapsadığı belirtilmektedir. Buna karşılık Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğin "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde bu Yönetmeliğin, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, 1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun, 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ile 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5. maddesine dayanılarak hazırlandığı, yine anılan yönetmeliğin 2. maddesinde Yönetmeliğin, özürlülere sağlanan haklardan ve verilecek hizmetlerden yararlanmak üzere istenilen özürlü sağlık kurulu raporları ile özürlü sağlık kurulu raporu verebilecek yetkili sağlık kurumlarını ve özürlülerle ilgili sınıflandırma ve ölçütleri kapsadığı düzenlenmiştir. Buna göre -adli tıp öğretisinde de kabul edildiği üzere- Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, amaç ve kapsam olarak tazminat hukuku ilkeleri bağlamında hükümler içerip haksız fiile maruz kalan kişideki travmatik lezyonlar ile birlikte meslek veya iş türü, meslek grup numaraları, iş kolları ve kişilerin yaşlarına yönelik ayrı ayrı cetveller içermekte ve bu itibarla tıbbi kıyas/takdir metoduna elverişli olması nedeniyle bilirkişinin/adli tıp uzmanının yorumuna olanak vermektedir. Buna karşılık Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik ise kişinin maruz kaldığı haksız fiil ve bunun sonucu olarak mesleğinde kazanma gücünü hangi oranda kaybettiğini belirlemekte yeterli olmayıp daha ziyade kişide bulunan sistematik hastalıkları ön plana çıkarmakta, malulen emeklilik, vergi indirimi, bakım ücreti, özel eğitim ve özel donanımlı araç kullanımına yönelik olup tazminat hesabında asıl önem arz eden yaş, sanat, meslek, meslek grubu gibi faktörlerin hesaplamada değerlendirilmemesinden dolayı tazminatın unsurlarını ve hak edilen tazminatın belirlenmesinde yeterli ve gerekli parametreleri içermediği için yeterli olmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının 31/10/2018 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı maluliyetini 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre belirleyen Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 10/06/2021 tarihli raporun hükme esas alınması gerekirken Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirleyen Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Kurulunun 27/08/2019 tarihli raporunun hükme esas alınması doğru olmamıştır. 2-Bakıcı giderine yönelik istinaf itirazının incelenmesi; Her ne kadar yeni Genel Şartların A.5.b. maddesinde tedavi süresine ilişkin geçici bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik zararının sağlık giderleri teminatı kapsamında olduğu ve bu teminatın da Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu, bu nedenle sigorta şirketlerinin sorumluluğunun bulunmadığı açıklanmış ise de 6111 sayılı kanun ile değişik 2918 sayılı kanunun 98. maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacak tedavi giderleri arasında geçici işgöremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatı sayılmamıştır. Bu durumda, Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğu alt norm düzeyindeki genel şartlar ile genişletilemeyeceğinden, sözü geçen ilgili genel şart hükmünün uygulanma kabiliyeti bulunmamaktadır. Bu durumda davalı sigorta şirketinin geçici bakıcı gideri zararından sorumluluğu devam etmektedir. Davalı tarafça aile içi bakım durumunda tazminattan hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği ileri sürülmüş ise de Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre aile bireylerine böyle bir yükümlülük yüklenemeyeceğinden bu hususa ilişkin itiraz yerinde değildir. 3-Müterafik kusura yönelik itirazın incelenmesi; Kolluk tarafından düzenlenen trafik kazası tespit tutanağında motosiklet sürücüsü davacının koruyucu tertibat olarak kask takıp takmadığına ilişkin bölümün "tespit edilemedi" biçiminde işaretlendiği, dosya kapsamında davacının müterafik kusurlu olduğuna dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığından müterafik kusura yönelik itiraz da yerinde görülmemiştir. 4-Hesap raporuna yönelik istinaf itirazının incelenmesi; KTK'nin 90. maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle bedensel zarar tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle, sürekli sakatlıktan kaynaklanan sürekli iş göremezlik tazminatının, %1,8 teknik faiz uygulanarak hesaplanması gerektiğine ilişkin itiraz yerinde görülmemiştir. Yukarıda belirtildiği üzere ilk derece mahkemesince alınan 11/08/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda; Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği esas alınarak belirlenen %3 maluliyet oranına göre ve Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri esas alınarak belirlenen %6 maluliyet oranına göre olmak üzere iki seçenekli hesaplama yapılmış olup anılan raporda; davalı tarafından davacıya 07/10/2019 tarihinde 29.279,71 TL ödeme yapıldığı, ödeme tarihindeki verilere göre davacının sürekli iş göremezlik dönemine ait %3 maluliyet oranı ile ilgili maddi zararının 61.965,68 TL olduğu, bu durumda davacının ödeme tarihindeki verilere göre belirlenen zararı ile ödeme arasında açık fark bulunduğu, %6 maluliyete göre hesaplama yapılması halinde aradaki farkın yukarıda belirlenen hesabın iki katı olacağı, buna göre %6 maluliyete göre belirlenen zararın da ödeme ile karşılanmasının mümkün olmayacağı, mahkemece ödeme ile borcun sora ermediğinin ve ödemenin kısmı ifayı içerir makbuz kabul edilmesi halinde günümüze kadar gerçekleşen veriler esas alınarak belirlenen zarar tutarından ödemenin güncel tutarının tenzili sonucu davacının; 1.seçenekte; 11/10/2008 tarih ve 27021 Sayılı Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre belirlenen %3 maluliyet oranına ve 3 aylık geçici iş göremezlik süresine göre; geçici iş göremezlik dönemine ait maddi zararı geçici iş göremezlik dönemi için tahakkuk eden ücret ve SGK ödemeleri ile karşılanmış olduğundan geçici iş göremezlik dönemi için maddi zararının söz konusu olmayacağı, sürekli iş göremezlik dönemine ait %3 maluliyet oranı ile ilgili bakiye maddi zararının (80.238,87 TL davacının sürekli iş göremezlik dönemindeki maddi zarar toplamı-34.853,28 TL ödemenin güncel tutarı=45.385,59 TL) 45.385,59 TL, bakıcı gideri nedeniyle maddi zararının 1.014,75 TL olduğu, 2. seçenekte; 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre belirlenen %6 maluliyet oranına ve 3 aylık geçici iş göremezlik süresine göre; geçiçi iş göremezlik dönemine ait maddi zararı geçici iş göremezlik dönemi için tahakkuk eden ücret ve SGK ödemeleri ile karşılanmış olduğundan geçici iş göremezlik dönemi için maddi zararının söz konusu olmayacağı, sürekli iş göremezlik dönemine ait %6 maluliyet oranı ile ilgili bakiye maddi zararının 125.624,46 TL, bakıcı gideri nedeniyle maddi zararının 1.014,75 TL olduğu, davacının yukarıda belirlenen maddi zararlarının her iki seçenekte de poliçe limitleri içinde kaldığı tespit edilmiştir. Buna göre, davacının maluliyet durumunu Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre belirleyen Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 10/06/2021 tarihli raporunu (%3 maluliyet oranını) esas alarak yapan hesaplamaya ilişkin seçenek uyarınca; davalı sigorta şirketi tarafından davadan önce yapılan 29.279,71 TL ödemenin yetersiz olduğu kanaatine varılmakla, yapılan ödemenin güncellenerek hesaplanan tazminattan mahsup edilmesi sonucu 45.385,59 TL bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı ve 1.014,75 TL bakıcı gideri tazminatının ödeme tarihi olan 07/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının geçici iş göremezlik dönemi için maddi zararı bulunmadığından geçici iş göremezlik talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nin 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere
A-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile,Yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nin 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, Buna göre: Davanın kısmen kabulü ile,1-Geçici iş göremezlik talebinin reddine,2-45.385,59 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 1.014,75 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 46.400,34 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 07/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 3.169,61 TL karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harç ve 454 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 508,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.661,21 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça yapılan 1.759,60 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 612,92 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Dairemizin karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,6-Reddedilen kısım üzerinden Dairemizin karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,7-Davacı tarafça yatırılan 54,40 TL peşin harç ve 454 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 508,40 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,8-Devletçe karşılanan 1.320 TL arabuluculuk ücretinin, davanın kabul oranına göre hesaplanan 459,80 TL'sinin davalı taraftan, bakiye 860,20 TL'sinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine,9-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının talep halinde karar kesinleşince iadesine,
B-İstinaf İncelemesi Bakımından: 1-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından iadesine,2-İstinaf aşamasında dava tarafından yapılan 90 TL posta ve tebligat gideri ile 220,70 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.26/03/2024