1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Bölge Adliye Mahkemeleri
  4. İstinaf Kararları
İstinaf/BAM Kararı (Hukuk/Ceza) Kesinleşmedi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2025/1149 E., 2025/2661 K.

Bölge Adliye Mahkemeleri 23.10.2025 Sayı: 2025/1149 E. - 2025/2661 K. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/1149

KARAR NO : 2025/2661

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 26/12/2024

NUMARASI : 2023/321 E - 2024/882 K

DAVANIN KONUSU: Alacak

KARAR TARİHİ: 23/10/2025

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ..., davalı ... ve dava dışı ... arasında 29.07.2011 tarihli adi ortaklık sözleşmesine göre kurulan balık restoranının taraflarca işletileceği, hisse paylaşımına göre ortaklardan davalı ... %50, dava dışı ... %25 ve davacı müvekkilinin %25 oranında hisseye sahip oldukları ve 8 yıllığına akdedildiğini, sözleşmenin 2019 yılında öngörülmüş olan sürenin bitiminden sonra tarafların örtülü iradesiyle sürdürüldüğünü ve ortaklığın TBK madde 640/3 gereği belirsiz süreli ortaklığa dönüştüğünü, devamında ortaklardan ...'ın ayrıldığını bu ortağa ilişkin payın taraflar arasında eşit olarak taksim edildiğini, işşletmenin halihazırda ... Balıkçısı olarak faaliyetine devam ettiğini, ...'ın ortaklıktan ayrılması akabinde iki kişiye düşen ortaklık devam ederken davalının ortaklıktaki yönetim ve temsil yetkisini kullanarak haksız ve hukuksuz olarak müvekkilini devre dışı bırakarak ortaklığı kendi aldığı kararla muvazaalı olarak sona erdirdiğini vergi kaydını kapattığını, davalı tarafından ortaklığın yönetimi süresince ve sona erdirilmesi süresince alınan kararlatın usul ve yasaya taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olduğunu, arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlandığını; davalı ...'ün sermaye borcuna karşılık olarak lokanta olarak hizmet verilecek yer temin edeceğini, davacı müvekkilinin ise gerekli inşaat, bakım, onarım, tadilat ve işletmenin faaliyetine esas olan her türlü araç ve gereci temin edeceğini, davalının yer temin etme borcuna karşılık babasının taşınmazının ortaklık adına 8 yıllığına kiralanmasını sağladığını ve müvekkili tarafından da bakım ve onarım sözünün yerine getirilmesiyle beraber lokantanın hizmet vermeye başladığını, ortaklık için kiralanan taşınmazın kira sözleşmesinin de sözleşme bitiminden sonra tarafların örtülü iradesiyle devam etmesiyle kira sözleşmesinin de belirsiz süreli hale geldiğini ve lokantanın kira sözleşmesinin bitip belirsiz süreli hale geldikten sonra da bu aralıksız olarak faaliyet gösterdiğini; davalının sözleşmeden kaynaklı olarak ortaklığın yönetim ve temsil yetkisini elinde bulundurduğu bu yetkiyi en başından beri kötüye kullandığını, davalının adi ortaklığın kazancını hiçbir şekilde müvekkilli ile paylaşmadığını, kar ve zarara ilişkin taraflar arasındaki adi ortaklık sözleşmesinin E kısmında "-her ayın ilk haftası içinde önceki aya ilişkin adi ortaklık faaliyetlerinin mali ayrıntısı notlar halinde çıkarılacaktır ve bunlar ortaklarca müştereken yapılacaktır, -adi ortaklığın net karından %5 ihtiyat sermayesi ayrıldıktan ve ortak hesaba yatırıldıktan sonra kalanı ortaklar arasında şirketteki hisseleri oranında paylaştırılacaktır, -zarar halinde yine şirketteki hisse oranında sorumlu olunacaktır." Denildiğini, müvekkilinin adi ortaklık faaliyetlerinin mali ayrıntısından haberi olmadığını TBK 631 gereği ortaklık işlerini inceleme hakkının da elinden alındığını, davalının adi ortaklığın mali durumuna ilişkin bilgi vermekten kaçındığını, ortaklığın kazancını hiçbir şekilde müvekkili ile paylaşmadığını, davalının ortaklık ilişkisi devam ederken tüm akrabalarını iş yerine bir şekilde dahil ederek iş yerindeki düzende aksamalara neden olmasının yanında muvazaalı olarak ve hakkını kötüye kullanarak iş yerini önce kapatır gibi gösterdiğini, daha sonra diğer kardeşi adına iş yerini ve müvekkilinin büyük emekler sarf ederek oluşturduğu düzeni aynen devam ettirdiğini, halen aynı isimle faaliyete devam eden restoranın ortaklıktan eylemli olarak çıkartılan müvekkili dışında davalının kardeşi üzerinden gösterilerek davalı tarafından işletilmeye devam ettiğini; Davalının adi ortaklık sözleşmesinin hiçbir koşulunu yerine getirmeyerek müvekkiline hiçbir zaman hesap vermediği gibi satışların dahi sadece kredi kartı ile olan ve faturalı olanlarını defterlerine işlettiğini, nakit satışları ise hiçbir zaman göstermdiğini, yapılacak keşif ve bilirkişi incelemelerinde de görüleceği üzere söz konusu restoranın yoğun iş kapasitesi olan Üsküdar'ın en merkezi yerinde olduğunu, pandemi koşullarında dahi satışlarına ve faaliyetine devam ettiğini, vergi dairesindeki muvazaalı kapanıştan önce devir alabilmek için teklifte bulunan kişilerin dahi bugünün rakamı ile 10.000.000,- TL yi gözden çıkardıklarının o meydanda diğer esnaflarca da bilindiğini, davalının müvekkilinin haklarını gasp ettiğini, davalı tarafından ortaklığın taraflar arasındaki sözleşmeye ve TBK adi ortaklığa ilişkin düzenlemelere aykırı olarak sona erdirildiğini, müvekkilinin davalının lokantayı devretme niyetini civardan öğrendiğinde 29.06.2020 tarihli Üsküdar 3. Noterliği ...yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıyı hesap vermeye davet ettiğini, ayrıca konuşulan devir konularına istinaden devire muvafakat etmediğini içeren ihtarnameyi davalıya ve diğer muhataplara gönderdiğini, buna rağmen muvazaalı kapanışla işletmenin (hangi koşullarda olduğunu bilmemekle beraber) davalının kardeşi adına yeniden ve hatta hiç kapanmayarak devam ettiğini, 20.11.2020 tarihli Beşiktaş 4. Noterliği ... yevmiye numaralı ihtarname ile iyi niyetli olarak müvekkilinin tüm haklarının hakkaniyete uygun bir şekilde hesaplanarak ödenmesinin ihtar edildiğini ancak yine olumlu bir cevap alınamadığını, davalının her zamanki gibi oyalama taktikleri ile eylemlerini sürdürdüğünü belirterek bilirkişi incelemesiyle ve davalı kayıtlarıyla da ortaya çıkacak alacakların taraflarınca tespit edilemediğinden şimdilik 50.000,0- TL'nin 20.11.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.Davacı vekili talep arttırım dilekçesi ile 50.000 TL olarak açtığı davada talebini toplamda 1.500.000,00 TL ya çıkardığını belirterek, 1.500.000,00 TL alacağın 20.11.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkilinden mi yoksa adi ortaklıktan mı alacaklı olduğu hususunun netleştirilmesinin gerektiğini, adi ortaklık sebebiyle alacaklı olduğuna dayanıyorsa mecburi dava arkadaşlığı sebebiyle adi ortaklığın tüm ortaklarının dava edilmesinin gerektiğini, görevli mahkemelerin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere 6098 sayılı TBK 147/4 maddesi uyarınca iş ortaklığından veya Adi ortaklıkta ortaklar arasında açılmış bulunan davaların beş sene geçmekle zamanaşımına uğradıklarını; taraflar arasında 29/07/2011 tarihinde düzenlenen adi ortaklık sözleşmesinin her 3 ortağın sözleşme gereği taahhüt ettikleri katılım payını sağlamayınca, "adi yazılı sözleşme" "adi ortaklığa" dönüşmediğini adi ortaklığın hiç başlatılmadan yok sayıldığını, kadük olduğunu, adi ortalık ile ilgili herhangi bir vergi açılışı veya ticaret sicil kaydının oluşturulmadığını, söz konusu adi ortaklığın başlatılmamasında her üç ortağın da ortak kusur ve iradesi bulunduğunu, bu durumu bilen davacının bu davasında kötü niyetli olduğundan davanın ret edilmesinin gerektiğini, hiçbir şekilde faaliyete geçmeyen bir başka ifade ile fiili olarak kurulmayan ve kadük hale gelen bir adi ortaklığın 2019 yılından sonra da tarafların örtülü iradesi ile sürdürülmesinin kabul etmek mümkün değildir.edilemeyeceğini, kurulmayan bir ortaklıktan ...'ın ortaklıktan ayrılmasının mümkün olamayacağını, davacının söz konusu dava dışı ortağın ne zaman nasıl ve hangi kar payı ile ayrıldığına dair herhangi bir bilgi ve belge ibraz etmediğini, müvekkilinin söz konusu ortaklık ve ortalıktan ayrılma ile ilgili herhangi bir bilgisi olmadığından haksız ve mesnetsiz davacı iddialarının reddi ile davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, davacının dilekçesinde ... ın ortaklıktan ayrılması ile iki kişiye düşen ortaklığın devam etmekteyken davalı müvekkilinin ortaklıktaki yönetim ve temsil yetkisini kullanarak haksız ve hukuksuz olarak davacıyı devre dışı bıraktığını ve daha sonra da muvazaalı olarak da tek başına ortaklığı sonlandırdığını iddialarının da hayal ürünü olduğunu adi ortalığın hiçbir şekilde fiili olarak hayata geçirilmediğini, hiçbir şekilde kurulmayan adi ortaklığa dair adi sözleşmenin D.7- "Adi ortaklığın idaresi tüm taraflarca birlikte yürütülecektir." maddesine göre açıkça tarafların eşit olarak adi ortaklık adına işlem yapma yetkisinin mevcut olduğunu, davacının dava dışı ...'ın ortaklıktan çıktığını ancak söz konusu payının kime ve nasıl paylaşıldığına dair de herhangi bir bilgi ve belge sunmadığını, davacının sözleşme ile üstlendiği katılma payı olan gerekli inşaat onarım tadilat ve bakım ile işletmenin faaliyetine esas olan her türlü araç ve gereci temin etmek şeklindeki tüm yükümlülüklerini yerine getirdiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, adi ortaklığın hiçbir şekilde faaliyete geçmediğinden davacının söz konusu edimlerinin hiç birini ifa etmediğini bu iddiasını ispat edecek herhangi bir bilgi ve belge ibraz edilmediğini, davacının beyanına göre adi ortaklığın 29.07.2011 tarihinde kurulduğu ve bu güne kadar devam ettiği yaklaşık 12 yıldır devam eden bir ortaklıkta davacının hiçbir şekilde hesaba dâhil edilmediği yönetime dâhil edilmediği ve kazançtan bu güne kadar pay verilmediği iddiasının olağan hayat akışına aykırı olduğunu, bu kadar uzun yıllardır faaliyet göstermesine rağmen bu gün mü aklına geldiğini, davacının bu kadar sürede hiçbir talep ve uyarıda bulunmaması ve adi ortaklıktan ayrılmayı ya da tasfiyeyi istememiş olmasınının akıl ve mantıkla izah edilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek üzere sözleşmenin E.l maddesinde "...Her ayın ilk haftası içinde önceki aya ilişkin ortaklık faaliyetlerinin mali ayrıntısını notlar halinde çıkarılacak, kar ve zarar tespit edilecektir. Bu işlemler ortaklar tarafından müştereken yapılacak ve bu çıkarılan hesapların, kayıtların, dokümanların, kasa defterinin, yapılmış olan cironun her ortağın dilediği anda incelemesi hususuna engel teşkil edebilecek bir durum vuku bulmayacaktır..." denildiğini, her ay için hesap yapılması öngörülmüşken 12 yıl boyunca hesabın yapılmaması ve davacının bu hususu kabullendiğini düşünmenin akıl ile izahının bulunmadığını, şayet faaliyette olan bir adi ortalığın söz konusu ise bir tek ortağın ortaklığı sonlandırmasının mümkün olmadığını, şayet ortada gerçek bir adi ortaklık söz konusu olsaydı tek bir ortağın beyanı ile değil ancak tasfiye sonucu adi ortaklığın son bulabileceğini, davacının mezkur iddiasının dahi ortalıkta geçerli ve gerçek bir adi ortaklığın bulunmadığını gösterdiğini, davacının hiçbir şekilde uygulanmayan ve kağıt üzerinde kadük hale gelen sözleşme tarihinden üzerinden yaklaşık 12 yıl geçtikten sonra dava açtığını, tüm bu süreçlerin yaşanmasına sessiz kalınarak ya da herhangi bir önlem alınmayarak varsa bir kusur ve sorumluluğun davacının kendisine ait olduğunu belirterek müvekkili açısından haksız ve hukuka aykırı olan ispatlanmamış davanın reddini talep etmiştir.Mahkeme, 29/07/2011 tarihli adi ortaklık sözleşmesi gereğince dava dışı ...'ın ortaklıktan ayrılmasından sonra ortaklığın ... ve davacı arasında devam ettiği,davacının % Küçük ve ... arasında devam ettiği, sözleşmenin süresi başlıklı "C" maddesi gereğince ortaklık süresinin 8 yıl olarak tayin edildiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 640/3 madde fıkrası kapsamında sözleşmede öngörülmüş olan sürenin bitiminden sonra ortaklık, ortakların örtülü iradesiyle sürdürüldüğü bu haliyle sözleşmenin belirsiz süreli ortaklığa dönüştüğü, davalının söz konusu işletmeyi devrettiği, işletmenin hali hazırda faal olduğu, her ne kadar vergi dairesine bildirilen vergi beyannamelerinden işletmenin borca batık olarak gösterildiği tespit edilmiş ise de 2012 yılından beri aktif faaliyet gösteren işletmenin 2020 yılına kadar uzun süre zararda olmasının ve hala faaliyet göstermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından dosyaya delil olarak sunulan ortaklık sözleşmesine ilişkin davalının "taraflar arasında ortaklık ilişkisi bulunmadığı" savunması karşısında davacının adi ortaklığın mevcut olduğunu ispatı nedeniyle yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre adi ortaklığın tasfiye sürecinin işletilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği, 29/07/2011 tarihli adi ortaklık sözleşmesi gereğince %25 hisseye sahip ...'ın ortalıktan ayrılması sonucunda sözleşmenin F2 maddesi gereğince eşit bölünerek davacı ...'e (%12,50) ve davalı ...'e (%12.50) devredildiğinin kabulü gerektiği, bu haliyle davacının % 37,50; davalının %62,50 oranında adi ortaklıkta payının bulunduğunun kabulü gerektiği, bu paylar esas alınarak devredildiği taraflarca kabul edilen işletmenin devir tarihindeki devir bedelinin adi ortaklarca paylaştırılması gerektiği, bu haliyle ...'ün davacı ile birlikte ... Balıkçısı ... Balık Lokantası olarak Mimarsinan Mah. .... Sokak No:... Üsküdar adresinde 02/02/2012 tarihinde başlattığı ticari işletme faaliyetinin 30/06/2020 tarihinde sonlandırıldığı, o tarihte adi ortaklık olarak ticari işletmenin devri karşılığında ne kadar devir bedeli alabileceği bilirkişi marifetiyle ortaya konulduğu, bu bedelin 2.500.000,00 TL olarak tespit edildiği, söz konusu bedelin davacı hissesine düşen % 37,50'lik dilimin 937.500,00 TL olacağının mahkememizce hesaplandığı, davacı vekilinin 11/12/2024 tarihli talep arttırım dilekçesi ile dava değerini 1.500.000,00 TL olarak belirlediği, davacının alacağının (%37,50) hisse payı oranında 937.500,00 TL üzerinden alacağını ispatladığı,davacı tarafın gönderdiği ihtarname ile davalının 7 günlük sürenin bitimi olan 28/11/2020 tarihinden itibaren temerrüde düştüğü ve avans faizi uygulanması gerektiği gerekçesi ile;"Davacının davasının kısmen kabulü ile 937.500,00 TL'nin temerrüd tarihi olan 28/11/2020 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" karar vermiştir.Ayrıca harç yönünden tashih kararı verilmiştir.Kararı davacı vekili ile davalı vekili istinaf etmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; işletme değerinin enflasyon dikkate alınmadan düşük belirlendiğini,işletme devrinin de rayiç değere göre hesaplanması gerektiğini belirterek kararın bu yönlerden kaldırılmasını ve davalı istinafının reddini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; dosyanın mahkemece heyetçe karara bağlanması gerektiğini,kök ve ek rapor tespitlerine göre karar verildiğini,bilirkişi ek raporunda; davalı müvekkiline ait (adi ortaklık olmayan)ve bilirkişi tarafından adi ortaklık olarak değerlendirilen işletmenin 02.02.2012 tarihinde açıldığı ve 30.06.2020 tarihinde kapatıldığı tespitinde bulunduğunu,hava parası alınmasının yasak olduğunu, bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere kabul anlamına gelmemek kaydı ile bilirkişi tarafından adi ortaklık olarak değerlendirilen ancak müvekkile ait olan işletme 02.02.2012 tarihinde açılıp 30.06.2020 tarihinde kapandığını, herhangi bir işletme devrinin söz konusu olmadığını, taraflar arasında 29/07/2011 tarihinde bir adi ortaklık sözleşmesi düzenlendiği,ancak her 3 ortak sözleşme gereği taahhüt ettikleri katılım payını sağlamayınca, “adi yazılı sözleşme”nin “adi ortaklığa” dönüşmediğini,adi ortaklığın hiç başlatılmadan yok sayıldığını,adi ortaklığın kağıt üzerinde kaldığını,mahkemece tanık beyanlarındaki ifadelere rağmen bazı cümleler dikkate alınarak adi ortaklık var gibi değerlendirildiğini,hakimin kendisinin delil toplayamayacağını,davacının tüm giderlere katılması gerekirken katılmadığını,bu kararla davacının sebepsiz zenginleşeceğini,davacının edimini gerçekleştirdiğine dair delil sunmadığını,bilirkişi raporları ile adi oraklık olmayan ve müvekkili adına olan işletmenin zararda olduğunun tespit edildiğini,bilirkişi raporunda adi ortaklık olmayan ve müvekkili adına olan işletmenin 02.02.2012 tarihinde açıldığı ve 30.06.2020 tarihinde kapatıldığı tespitinde bulunduğunu,söz konusu işletmenin devri söz konusu olmadığı ve müvekkili tarafından alınmış herhangi bir hava parası olmadığı halde soyut bir şekilde davacı lehine hava parasına hükmedilmesinin e büyük bir haksızlık olduğu ve davalının mağduriyetine sebep verdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi için kararın kaldırılmasını talep etmiştir.6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Dava,adi ortaklık alacağının tahsiline yöneliktir.Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında;İlk bilirkişi heyet raporunda özetle;"Taraflar arasında var olan ortaklık sözleşmesi ve tanık beyanları dikkate alındığında adi ortaklık ilişkisinin mevcut olduğu, davacı tarafın taahhüt ettiği edimleri yerine getirmemesi ile ilgili somut bir süreç bulunmadığı, bu sebeple davalının bu iddiaları soyut kaldığı, davacı taraf gönderdiği 20.11.2020 tarihli İhtarname ile ihtarnamenin tebliğinden itibaren 7 gün içinde adi ortaklığın tasfiyesini ve payının ödenmesini talep ettiği,söz konusu tarih itibariyle davacının alacak hakkının muaccel hale geldiği, adi ortaklığın malvarlığına ilişkin yapılan mali inceleme sonucunda söz konusu şirketin öz kaynaklarının -1.186.043,22 TL olduğunun u tespit edildiği,bu durumda davacının payına düşen bir tasfiye artığının bulunmadığı" belirtilmiştir.Alınan ek bilirkişi heyet raporunda ise ;"Davalıya ait ... işletmesinin 31/12/2014-31/12/2015 dönemlerine ait Yıllık Gelir Vergisi Beyannameleri ekindeki beyan edilen bilançoları ve gelir tabloları tarafımızdan incelenmiştir. Şirket hissedarlarından ...'ün şirkettin mevcut sermayesi olan 120.000,00 TL nin %100 oranında 120.000,00-TL tutarında hissesinin bulunduğu, davalıya ait şirketin vergi dairesine beyan edilen bilançolarının ve belgelerinin incelenmesi neticesinde davalı şirketin 31.12.2014 tarihi itibarıyla öz varlığının 27.739,59 TL ,31.12.2015 tarihi itibarıyla değerinin -41.324,47 TL'ye düştüğü sermayeden yemiş olduğu,kök raporda yer verilen değerlendirme doğrultusunda davacı taraf gönderdiği 20.11.2020 tarihli İhtarname ile ihtarnamenin tebliğinden itibaren 7 gün içinde adi ortaklığın tasfiyesini ve payının ödenmesini talep etmektedir. Söz konusu tarih itibariyle davacının alacak hakkının muaccel hale geldiği, ancak mali tespitler doğrultusunda davacı tarafından talep edilebilecek bir ortaklık payının tespit edilemediği,bunun yanı sıra ; görülen davaya konu muvazaalı devrin başkasına yapıldığının davacı tarafından öğrenildiği belirtilen ve iddia olunan, işletmenin devir değeri-hava parasına ilişkin yapılan hesaplamanın , ...'ün 02.02.2012 tarihinde işe başladığı 30.06.2020 tarihinde işi terk ettiği tarih itibariyle düşünülen bedel = 2.500.000,00 (İki milyon beşyüz bin) TL, dava tarihi itibariyle (04.05.2023) düşünülen bedel: 2.500.000,00TL, x1300,04/465,84(Endeks) = 6.977.000,00 (altı milyon dokuzyetmişyedibin)TL olduğu hesaplanmıştır.Taraflar arasındaki 29/07/2011 tarihli adi ortaklık sözleşmesi gereğince davacının %25,davalının %50,dava dışı ...'ın ise %25 nhisse oranının belirlendiği,bunlardan %25 hisseye sahip ...'ın ortalıktan ayrılması sonucunda sözleşmenin F2 maddesi gereğince eşit bölünerek davacı ...'e (%12,50) ve davalı ...'e (%12.50) devredildiğinin kabul edilmesinde aykırılık bulunmamaktadır.Bu durumda ortaklıkta davacının % 37,50 , davalının %62,50 oranında adi ortaklıkta payının bulunduğu açıktır. Bu paylar esas alınarak devir edilen işletmenin devir tarihindeki devir bedelinin adi ortaklarca paylaştırılması gerektiği, bu haliyle ...'ün davacı ile birlikte ... Balıkçısı ... Balık Lokantası olarak Mimarsinan Mah. ....Sokak No..Üsküdar adresinde 02/02/2012 tarihinde başlattığı ticari işletme faaliyetinin 30/06/2020 tarihinde sonlandırıldığı, o tarihte adi ortaklık olarak ticari işletmenin devri karşılığında ne kadar devir bedeli alabileceği bilirkişi marifetiyle 2.500.000,00 TL olarak tespit edildiği, söz konusu bedelin davacı hissesine düşen % 37,50'lik dilimin 937.500,00 TL olduğu anlaşılmakla mahkemenin kararı usul ve hukuka uygun bulunmuştur,Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davacı ve davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.

K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Davacının ve davalının istinaf başvurularının HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı reddine,Davacıdan alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Davalıdan alınması gereken 64.040,62 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 16.011,00 TL harcın mahsubu ile 48.029,62 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)İstinaf yargılama giderlerinin istinaf edenler üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edenlere ilk derece mahkemesince iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 361.madde uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 23/10/2025

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı