1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Bölge Adliye Mahkemeleri
  4. İstinaf Kararları
İstinaf/BAM Kararı (Hukuk/Ceza) Kesinleşti

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2021/1755 E., 2025/535 K.

Bölge Adliye Mahkemeleri 17.04.2025 Sayı: 2021/1755 E. - 2025/535 K. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2021/1755 Esas

KARAR NO:2025/535

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ:06/07/2021

NUMARASI:2019/640 Esas, 2021/582 Karar

DAVANIN KONUSU:KAYIT KABUL

KARAR TARİHİ:17/04/2025

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müflis .... Ltd. Şti. ile müvekkili şirket arasında ticari ilişki bulunduğunu, iflas tarihi olan 11/07/2019 tarihi itibariyle müvekkilinin toplam 247.420,00 TL alacağının mevcut olduğunu, iflas masasına yapılan alacak kayıt başvurularının iflas idaresince reddedildiğini, müvekkilinin, müflis şirketten alacaklı olduğunun ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile sabit olacağını belirterek alacak kayıt taleplerine ilişkin iflas idaresinin ret kararının kaldırılarak müvekkilinin, müflisten olan alacağının iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmadan açılan davanın reddi gerektiğini, davanın yasal 15 günlük süresi içerisinde açılmadığını, davacının iflas masasına alacak kayıt talebinde yazılı belge aslı veya tasdikli sureti, senet veya belge sunmadığını, müflisin ticari kayıtlarına davacıya ilişkin bir kayıt bulunmadığını, alacak talebinin yargılamayı gerektirdiğini belirterek davanın öncelikle usulden aksi halde esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; davacının ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede, alacağın dayanağı olarak gösterilen ...bank AŞ ... Şubesi muhataplı 14/06/2016 keşide tarihli keşidecisi müflis .... Ltd. Şti. olan ... nolu, davacı adına keşide edilmiş olan 250.000,00 TL'lik çek ile ilgili olarak, davalı hesabına borç kaydının yapılmış olduğu, söz konusu çekin iadesi sonrasında davalı taraftan ...Bankası ... Şubesi muhataplı 50.000,00 TL'lik çekin 24/11/2016 tarihinde alındığına dair davacı defterlerinde alacak kaydının yapıldığı ve sonrasında aynı çek ile ilgili olarak 26/12/2016 tarihinde borç kaydının yapılmış olduğu, taraflar arasındaki ilişkinin 30/04/2012 tarihinde başladığı, davacının faturaları karşılığında davalının nakit havale ve çek ödemeleri sonrasında taraflar arasındaki hesabın 16/06/2016 tarihi itibariyle sıfırlanmış olduğu, daha sonra davaya konu çekin kayıtlara işlendiği, ancak buna ilişkin ticari defterlerde herhangi bir mal alım satımı ile hizmete ilişkin bir faturanın kaydının yapılmadığı, taraflar arasındaki cari hesap sıfırlandıktan sonra alınan çekin dayanağının kayıtlardan anlaşılamadığı, davalının ticari defterlerini sunmadığı, davanın niteliği gereği sadece çeke dayalı olarak yaratılmış borç kaydının başlı başına davaya konu alacağı ispata elverişli olmadığı, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçelerine istinaden davanın reddine dair karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dosyada mübrez bilirkişi raporunda açıkça müvekkilinin alacaklı olduğu tespit edilmesine rağmen Mahkemece hukuka, yasaya ve usule aykırı bir karar verildiğini, müvekkili ile müflis şirket arasında 2012 yılından 2016 yılına kadar ticari ilişkinin sürdürüldüğünü, müvekkilinin alacağının dayanağı olan ...bank AŞ'nin ... Şubesine ait ... numaralı çekin 06/06/2016 tarihinde cari hesap ekstresine kaydının yapıldığını, çekin bankaya ibrazı üzerine karşılığı olmadığından arkası yazdırılarak sadece banka sorumluluk tutarının tahsil edilebildiğini, çekin karşılıksız çıkması nedeniyle aynı çekin cari hesap ekstresine müflis şirketin borcu olarak işlendiğini, çekin dayanağının müvekkilinin kayıtları ile sabit olduğunu, müvekkilinin muhasebe programında "karşılıksız çek iade çıkış bordrosu" terimine yer verilmesinin bu çekin müflis şirkete iade edildiği/edilmesi gerektiği anlamına gelmediğini, bu açıklamanın karşılıksız çeklere ilişkin olarak müvekkilinin muhasebe programında kullanılan standart bir açıklama olduğunu, kaldı ki, bu çekin şüpheli alacak hesabına da kaydedildiğini, ayrıca müflis şirket ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmediğinden yerleşik Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere ticari defterlerini sunmayan tacirin karşı taraf alacağının varlığını kabul etmiş sayılacağının da açık olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, İİK'nun 235. maddesi gereğince açılmış olan sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasıdır. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.2004 sayılı İİK'nun 235. maddesinde, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223. maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Maddede düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür. Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar. İİK 166. maddedeki gazetelerde yapılan ilanlardan en son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar. İflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabulü elverişli adres gösterilerek, Adalet Bakanlığınca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, İflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara, alacaklarının kabul veya ret edildiği ayrıca tebliğ edilir (İİK 223. Md). Bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi, sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar.İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... iflas sayılı dosyası üzerinden verilen yazı cevabına göre, İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/810 Esas sayılı dosyası üzerinden 11/07/2019 tarihinde .... Ltd. Şti.'nin iflasına karar verildiği, adi tasfiye usulüne göre tasfiyenin yapıldığı, davacının 14 kayıt numarası ile iflas masasına 247.420,00 TL'nin kaydı talebinin tamamının reddine karar verildiği, dosyaya tebliğ gideri yatıran davacıya sıra cetvelinin 19/12/2019 tarihinde tebliğ edildiği bildirilmiş olup davacı ise kararın kendilerine 09/12/2019 tarihinde tebliğ edildiğini beyan ederek buna ilişkin tebliğ evrakını sunmuştur. O halde davacı masraf avansı yatırdığından dava açma süresi İİK'nun 223 maddesi uyarınca iflas idaresinin red kararının tebliğinden itibaren başlayacağından bahsi geçen 2 ayrı tarihten hangisi baz alınırsa alınsın dava 24/12/2019 tarihinde yasal 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. Bilirkişi tarafından sunulan 01/12/2020 tarihli raporda; davacı tarafından incelemeye sunulan ticari defterlerin sahibi lehine delil niteliğinin bulunduğu, taraflar arasındaki ilişkinin 30/04/2012 tarihinde başladığı, davacının faturaları karşılığında müflisin nakit havale ve çek ödemeleri sonrasında taraflar arasındaki hesabın 16/06/2016 tarihi itibariyle sıfırlanmış olduğu, bu tarihten sonra davacının aldığı çekin (250.000,00 TL) karşılığını tahsil edememesi (2.580,00 TL çek sorumluluk bedeli haricinde) sebebiyle davalıdan olan alacağının (250.000,00 TL - 2.580,00 TL) 247.420,00 TL olduğu, davacının işbu karşılıksız çekten olan alacağı ile ilgili 30/11/2016 tarihinde 200.000,00 TL ve 30/12/2016 tarihinde 50.000,00 TL'nin şüpheli alacaklara virman edildiği, virman sonrasında 2.580,00 TL'nin bankadan tahsil edildiğine dair 08/03/2017 tarihinde kayıt yapılmış olduğu, sonrasında kalan 247.420,00 TL'nin 2017 ve devamında davacı alacağı olarak "128 Şüpheli ticari alacaklar" hesabında kayıtlı olduğunun belirlendiği, bu alacağın dayanağı olan çekin ...bank AŞ ... şubesine ait 14/06/2016 keşide tarihli keşidecisi müflis şirket olan ... çek no.lu davacı adına keşide edilen 250.000,00 TL'lik çek olduğu, bu çekin davacı tarafından davalıdan 06/06/2016 tarihinde alındığına dair davacı defterlerinde kaydın bulunduğu, çekin 22/06/2016 tarihinde bankaya ibrazında karşılığının olmadığına dair şerh düşüldüğü, bu karşılıksız işlemi sonrasında davalı hesabına 28/06/2016 tarihinde 250.000,00 TL borç kaydı yapıldığı, bu çekin iadesi sonrasında davalı taraftan ...bankası ... Şubesine ait ... no.lu 50.000,00 TL'lik çekin 24/11/2016 tarihinde alındığına dair davacı defterlerinde davalı hesabında alacak kaydı yapıldığı ve akabinde aynı çek ile ilgili 26/12/2016 tarihinde borç kaydı yapıldığı, davacının sahibi lehine delil niteliği bulunan yasal defterlerine göre davacının alacağının dayanağının 250.000,00 TL'lik çek olduğu, söz konusu çek ile ilgili davalı hesabına çekin iade edildiğine dair borç kaydı yapılmış olmakla birlikte çekin davalıya iade edilip edilmediği hususunun dosya kapsamındaki vesaiklere göre tespit edilemediği, söz konusu çekin müflis şirkete iade edildiğini ispat edici mahiyette vesaikin ve/veya karşılıksız kalan çekin aslının iflas idaresine ibraz edilmesi halinde davacının iş bu davaya konu ettiği 247.420,00 TL'lik alacağını ispat etmiş sayılacağının kabulünün gerektiği bildirilmiştir.Bilirkişi incelemesinin yapılacağı 06/11/2020 tarihi için davalının mesleki mazeret bildirerek katılmadığı gibi defter ve belge de ibraz etmediği ayrıca yerinde inceleme talebinin de bulunmadığı anlaşılmıştır.Mahkemenin 09/02/2021 tarihli celsesinde davalının yerinde inceleme talebinde bulunması üzerine Mahkemece talep kabul edilerek bilirkişi incelemesi yönünde ara karar tesis edilmiştir.Bilirkişi tarafından sunulan 18/03/2021 tarihli ek raporda; davalı iflas idaresinde yapılan yerinde incelemeye karşın müflisin defterlerinin tarafına sunulamadığı, sunulan vesaiklerin içeriklerinin boş olduğu gibi davaya konu davacı alacağının dayanağı olan çekin ödendiğini ispat edici mahiyette bulunmadığı, davacının, müflis ile olan ticari ilişkisini sahibi lehine delil niteliği bulunan yasal defterleri ile ispat ettiği, davalı ifas idaresi ve müflis tarafından davacının alacağının dayanağı çeki tahsil ettiğine dair herhangi bir vesaikin sunulmadığı bildirilmiştir.Mahkemenin 15/06/2021 tarihli celsesinde davacıya dava konusu alacağın dayanağı olan çeki sunması için süre verilmiş olup davacı tarafından aslı sunulan çekin sureti alınarak iade edildiği, söz konusu çekin ...bank AŞ ... şubesine ait 14/06/2016 keşide tarihli, keşidecisi müflis şirket, lehtarı ise davacı şirket olan ... çek no.lu 250.000,00 TL bedelli olduğu, çekin 22/06/2016 tarihinde ibraz edilmesi üzerine karşılığı olmadığından arkası yazılarak çek sorumluluk bedelinin ödendiği anlaşılmıştır.Mahkemenin 06/07/2021 tarihli celsesinde, dava dilekçesinde "yemin" deliline dayandığından bahisle davalıya yemin teklifinde bulunup bulunmayacağı hususu davacı vekilinden sorulmuş olup davacı vekili yemin teklifinde bulunmayacaklarını bildirmiştir."...Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı HMK’nın 222. maddesinde “ Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır” düzenlemesi yer almaktadır. Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin diğer tarafın defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK`daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır..." (Yargıtay 6 HD'nin 2023/2249 Esas 2024/4733 Karar sayılı ilamı). Yukarıda belirttilen emsal Yargıtay ilamı ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde, mahkemece taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verildiği, davalı vekilinin ilk bilirkişi incelemesine mazeret bildirerek katılmadığı, akabinde yerinde inceleme talebinin Mahkemece kabul edilmesine rağmen yerinde yapılan ikinci bilirkişi incelemesinde davalının müflis şirkete ait ticari defterleri sunmadığı, davacının sahibi lehine delil niteliği bulunan defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile talep edilen alacağın varlığının kanıtlandığı anlaşılmıştır. Davalı taraf, defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nun 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Her ne kadar Mahkemece davaya konu çekin taraflar arasındaki hesabın 16/06/2016 tarihi itibariyle sıfırlandıktan sonra herhangi bir mal alım satımı ile hizmete ilişkin bir fatura kaydı bulunmadan kayıtlara işlendiğinden bahisle dayanağının olmadığı gerekçesiyle davanın ispat edilemediği kanaatine varılmış ise de, karşılıksız işlemine tabi tutulduğu tarihten sonra çek sebebiyle davalı hesabına bu miktarda borç kaydı yapıldığı, daha sonra ise şüpheli alacaklara virman yapılan bu çekten kaynaklı 250.000,00 TL tutarında alacağın şüpheli ticari alacaklar hesabında kayıtlı olduğu anlaşılmakla az önce belirtildiği üzere de davalı ticari defterleri ibraz etmediğinden artık davacının davasını ispatladığının kabulü gerekir. Kaldı ki dava konusu çekin aslı da halen davacı elinde bulunmakta olup çekin ödenmediğine karine teşkil eden bu durumun aksini davalı usulüne uygun delillerle ispat edememiştir. Bu nedenlerle davacı vekili istinaf başvurusunda haklı olduğundan Mahkemece tesis edilen karar isabetli olmamıştır.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nun 353/1-b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın kabulüne karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/640 Esas, 2021/582 Karar sayılı ve 06/07/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,2-a)Davanın KABULÜ ile, 247.420,00 TL davacı alacağının müflis şirketin iflas masasına (İstanbul Anadolu ... İcra ve İflas Müdürlüğünün ... İflas sayılı dosyasında) KAYIT VE KABULÜNE,b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından başlangıçta yatırılan 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 571,00 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,c)Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 44,40 TL başvurma harcı ile 44,40 TL peşin harç ile yapılan 832,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, d)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,İstinaf Başvurusu Yönünden;3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL'nin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,4-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 221,40 TL istinaf harçları ile yapılan 80,10 TL istinaf yargılama gideri olmak üzere toplam 301,50 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,5-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.17.04.2025

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı