T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1706
KARAR NO:2026/699
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:09/11/2021
NUMARASI:2015/1030 Esas, 2021/773 Karar
DAVANIN KONUSU:Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:03/06/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili;Davalı şirket ile davacı müvekkili arasında 21/02/2014 tarihinde davalının ... Zincirlikuyu-İstanbul adresindeki stüdyo binasına zemin katına ait çıkma bölümleri alüminyum kompozit kaplama, alüminyum doğrama, cam giydirme, seramik kaplama ve çıkma çatı işlerinin uygulanması ve montaj işçiliği için USD üzerinde eser sözleşmesi imzalandığı, sözleşmede yapılması istenen ,şlerin yabancı para(USD) üerinden birim fiyat + KDV baz alınarak belirlendiği, iş sonunda birim fiyat m2, adet, yaoılan iş ile çarpılması üzerinden toplam iş bedelinin ödeneceğinin kararlaştırıldığı, USD üzerinden akdedilen bu sözleşmenin ödeme şeklinin sözleşmenin 10. Maddesinde belirtildiği, sözleşme ilişkisi boyunca tarafların birim fiyat üzerinde n imzalanmış olan ana sözleşmede belirtilen işlerin metraj ve adetleri yönünden karşılıklı mutabakat ile yaoılan işin nitelik ve niceliklerini karalaştıdıklarını, sözleşmede belirtilmeyen sözleşme dışı işlerin yapımı konusunda da karşılıklı anlaştıklarını, ana sözleşmenin eki niteliğinde olan 21/02/2014 tarihli "... ek binası silikon cephe ve kompozit kaplama işleri teklifimiz" başlıklı iş listesi uyarınca başlangıçta sözleşme dahilinde yapılacak olan işlerin 18 kalem üzerinden 49.000 USD + KDV olarak belirlendiği, ancak daha sonra davalı tarafından söz konusu ana işlerin nitelik ve niceliklerinde değişime gidildiği, metraj arttırım ve eksiltmeleri sonucunda yapılacak işlerin 17 kalem üzerinden 49.867,65 USD +KDV olarak belirlendiğini, daha sonra davalı ile yapılan görüşmeler ve mailleşmeler neticesinde sözleşme dışı ek işlerin yapılmasının karalaştırıldığı, ekte sundukları ek işler listesindeki ek işlerin yapıldığı, gerek sözleşme ile kararlaştırılan, gerekse ek talepler neticesinde yapılan işlerin tamamlandığı ve ek hak ediş tabloları ve ödeme taleplerini davalı şirketin sözleşmede konu mail adresine 08/10/2014 tarihinde göndererek bakiye bedel talebinde bulunulduğunu, ödeme yapılmaması üzerine davalının adresine 03/11/2014 tarihli fatura tebliğ edilmişse de davalı şirketin bu faturaya içeriği gerçeği yansıtmadığı gerekçesiyle itiraz ederek geri iade ettikleri ve ödeme yapmadıklarını, dolayısıyla müvekkili yüklenici ile iş sahibi davalı arasındaki sözleşme ilişkisi nedeniyle gerek sözleşme dahilindeki ana işler, gerek değişiklikler sonucu oluşan işler, gerekse yapılan ek işler neticesinde totalde 49.867,65 USD + 70.890,88 USD +KDV'lik iş gerçekleştirildiği, müvekkili yüklencinin söz konusu iş kapsamınd alacağının 70.890,88 USD + 12.760,36 USD (KDV) olmak üzere toplam 83.651,24 USD olduğu, ancak davalı tarafın eksik ödeme yaptığı, davalının sözleşme kapsamında yabancı para borcunu TL olarak ödediği, davalı tarafında yapılan ödemelerin yabancı para karşılığının 52.045,86 USD olduğu, yapılan işlerin KDV dahil toplam tutarının 83.651,24 USD olduğundan mğvekkilinin 31.605,38 USD'lik alacağı bulunduğunu, yapılan işlere ilişkin bu durumun tespitinin İstanbul 7. Sulh Hukuk Mahkemesi 2014/144 D.İş nolu delil tespiti talepli dosyada atanan bilirkişice yerinde yapılan keşif sonucu hazırlanan raporla tespit edildiği, İstanbul 7. Sulh Hukuk Mahkemesi 2014/144 D.İş nolu dosyasının 27/05/2015 tarihinde yapılan keşfinde davalı şirket yetkilisi İdrsi Üstün'ün de keşif mahallinde hazır bulunduğuna dair fotoğrafların bilirkişi raporunun ekinde yer aldığını, bilirkişinin sunmuş olduğu 13/07/2015 tarihli raporun davalıya tebliğ edilmesine rağmen herhangi bir itirazda bulunmadıkları, davacı yüklenicinin davalı iş sahibinden alacağının 31.605,38 USD olduğu, TBK m.99/3 uyarınca söz konusu borcun müvekkili davacının seçimlik hakkı nedeniyle fiili ödeme tarihindeki rayiç üzerinden TL olarak ödenmesi gerektiğini, müvekkili yüklencinin söz konusu işleri eksiksiz ve işin niteliğine uygun şekilde tamamladığını, bakiye bedelin ödenmesini 08/10/2014 tarihinde davalı şirketten talep ettiğini, davalı şirketce ödenmesi gereken 31.605,38 USD'nin hali hazırda ödenmediğini, Yargıtay 12.H.D.'nin 08/05/2007 tarihli, 6900/9369 sayılı kararı ve 3095 sayılı kanunun 4-a maddesi uyarınca söz konusu bakiye 31.605,38 USD'nin bakiye bedelin talep edildiği 08/10/2014 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar işleyecek ticari yabancı para borcu faiziyle beraber tahsilinin gerektiği, davacı müvekkilinin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirerek işi işin niteliğine uygun teknik ve şartlarda teslim ettiği ancak davalı şirketin bakiye ödemeyi yapmayarak temerrüde düştüğü, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı şirket tarafından bakiye 31.605,38 USD'nin 08/10/2014 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar işleyecek ticari yabancı para borçlarına uygulanan ticari temerrüd faizi ile birlikte alacaklının seçimlik hakkı dolayısıyla fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden TL olarak davacıya ödenmesini talep etmiştir.Davalı taraf vekili cevap dilekçesinde, Taraflar arasındaki 21.02.2014 tarihli sözleşme mucibince davalı şirket ile davacı şirketin, “... Zincirlikuyu, İST.” adresindeki binada sözleşme ve ekleri ile belirlenen iş kalemlerinin yapılması hususunda anlaşmıştığı, sözleşmenin ifası için davalı şirkete yer teslimi yapılmadığı, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere, tarafların birden fazla kez sözleşme mucibince yapılacak iş kalemleri ve bedelleri üzerinde değişikliğe gittikleri, yapılması kararlaştırılan iş kalemlerinin bedelleri hususunda ise 1. Madde bakımından mutabık kalınamadığı ancak 2. , 3. ve 4. maddeler için şu şekilde anlaşıldığı, tarafların ek işler toplamında 14.017,00 USD + KDV olarak mutabık kalmış olduğu dava dilekçesi ile ek işler toplamının 20.942,23 USD + KDV olarak talep edilmesinin kabul edilemez nitelikte olduğu, zira tarafların ek işler toplamının 14.017,00 USD + KDV bedel olarak anlaşması üzerine, davalı şirketin ek işlerin yapılmasına rıza gösterdiği ve davacı şirketin ek iş kalemlerini inşa ettiği, iş tamamlandıktan sonra, müvekkili şirket tarafından kabul edilmeyen 20.942,23 USD + KDV bedelin dava yoluyla talep edilmesinin hukuka aykırı olduğu, basiretli tacir olarak hareket ettiği kabul edilen tarafların 14.017,00 USD + KDV olarak mutabık kalınan ve imza altına alınan bedel ile bağlı olmasına rağmen davacı şirketin 20.942,23 USD + KDV bedel talebinin iyiniyetli olmadığını, davacı şirketin hakediş listesinde belirtilen 17 iş kaleminin tamamını ifa etmiş olmayıp ifa etmiş olduğu iş kalemlerinden bazılarını ise ayıplı ifa etttiği, bu hususların tespiti için İstanbul 10. Sulh Hukuk Mahkemesi 2015/9 D.İş dosyası ve İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi 2015/8 D.İş dosyası ile delil tespiti talep edildiğini, ancak mahkemeler tarafından taleplerinin farklı gerekçeler ile yerine getirilmediğini, dilekçelerinde davacı tarafça eksik bırakılan işleri belirttikkleri ve belirttikleri iş kalemlerinden 1,2,3 nolu işlerin davacı şirket tarafından farklı malzeme kullanılarak yerine getirildiğini, taraflar arasında anlaşma sağlanmadan evvel davacı şirket tarafından keşif yapıldığını, işin projesinin hazırlanmış ve silikon cephe sistemi yapılması hususunda anlaşılmdığını, davacı şirketin, iş mahalline şantiye kurulduktan ve inşa işlemleri öncesinde cephe duvarlarında gerekli yıkım işlemleri yapıldıktan sonra silikon cephe sistemlerinin yapılamayacağını, teknik olarak imkansız olduğunu ifade ettiğini ve davalı müvekkilini alüminyum doğrama sistemine yönlendirdiğini, esasında silikon cephe sistemlerinin modern ve estetik bir görünüme sahip olup alüminyum doğrama sistemlerine göre daha maliyetli ve yeni sistemler olduğunu, neticede alüminyum silikon cephe doğraması yerine ısı yalıtımlı alüminyum doğrama cephe sistemi, silikon cephe camı yerine doğrama cephe camı, silikon cephe iç kanat aksesuarları yerine doğrama cephe aksesuarlarının kullanıldığını, bu hususlara ilişkin imalat ve işçilik maliyetlerinin farkının sözleşme tarihi olan 21/02/2014 tarihi rayiç bedelleri üzerinden bilirkişi marifetiyle tespiti gerektiğini, bilirkişi incelemesi esnasında alüminyum doğrama sistemi için birim fiyatın 35 USD x metretül olarak hesaplanmasının kesinlikle hatalı bir işlem olacağını, zira davalı müvekkili tarafından kabul edilen bu fiyatın silikon cephe sistemi yapımı esnasında, atıl kalan ufak alanlar için yapılacak alüminyum doğrama sistemİ fiyatı olarak kabul edildiği, iş konusu binanın tüm dış cephe kaplaması için alüminyum doğrama sisteminin birim fiyatı olarak kesinlikle kabul edilmediğini, aksi takdirde metrekare hesabı yapılması gerekirken mertetül hesabı ile birim fiyat olarak 35 USD'nnin fahiş olacağını, dilekçelerinde belirtilen iş kalemlerinden 4,5,6,7,8,9,10,11 ve 12 nolu işlerin ise davacı şirket tarafından yapılmadığını, işbu kalemlere ilişkin toplam maliyetin 11.855 USD + KDV olduğu, yapılmayan bu iş kalemlerinin maliyet hesabının bilahare bilirkişi marifetiyle tespiti gerektiği, davacı şirketin eksik işleri haricinde ayıplı imalatları da olduğunu, özellikle çatıların hatalı montajı yüzünden binanın iç kısımları (yemekhane, müdüriyet ve otopark ve bodrum kat.. kısımları) su aldığı, tavan ve duvarlarda hasar meydana geldiği, bu hususlara ilişkin davacı şirket ile iletişime geçildiği, davacı şirketin de iş mahalline bir kez gelerek hatalı imalatı düzelttiğini ifade ettiğini ve tekrarlanmayacağını taahhüt ettiğini ancak tadilat sonrası ilk yağmurda aynı hasarın tekrar meydana geldiği, bu hususların tespiti için İstanbul 10. Sulh Hukuk Mahkemesi 2015/9 D.iş dosyası ve İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi 2015/8 D.İş dosyası ile delil tespiti talep edildiği ,işbu dosyaların celbi gerektiği, davacı şirketin delil tespiti talebi doğrultusunda İstanbul 7. Sulh Hukuk Mahkemesi 2014/ 144 D.İŞ dosyası kapsamında yapılan bilirkişi incelemesinde de bu hususlara yer verildiği, binanın su alan iç kısımları (yemekhane, müdüriyet ve otopark ve bodrum kat kısımları, tavan ve duvarlarda hasar meydana geldiği, hasarın giderilmesi için boya, badana vesair işlemlerin müvekkil şirket tarafından bilahare yaptırıldığı, davacı şirketin yapmış olduğu işler ve bedeli üzerinde mutabık kalınan ek işler mucibince dava dilekçesinde de ikrar edildiği üzere 115.133,95 TL ödeme yapıldığı, müvekkili şirketin davalı şirkete başkaca bir borcu bulunmadığını, bakiye borçları bulunmadığını düşünmekle birlikte, yargılama esnasında yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde davacı şirket tarafından yapılan işler ve ödenen bedeller kıyaslandığı zaman alacaklı oldukları hususunun dahi ortaya çıkabileceği kanaatinde olduklarını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, ikinci bilirkişi heyeti raporunun döviz cinsinden sözleşme yapılamayacağına ilişkin olup bunun değerlendirilmesi gerektiği, gerçekten de 12/09/2018 tarihli ve 85 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı yayımlandığı, buna göre sözleşmenin taraflarının Türkiye’de yerleşik olması halinde bazı tür sözleşmeler (dava konusu Eser Sözleşmesi dahil) döviz cinsinden yapılamayacağı, dava tarihinin ise bu tarihten önceki bir tarih olan 27/10/2015 olduğu, her davanın dava tarihindeki mevzuata göre değerlendirilmesi gerektiği, aksini düşünmenin hukukumuzda geçerli olan kazanılmış hak ilkesine aykırı olacağı, bahsi geçen Cumhurbaşkanlığı kararında dövizle sözleşme yasağının yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan sözleşmeler için bu kararın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 30 gün içinde taraflarca Türk parası olarak yeniden belirlenecektir hükmü taşıyor ise de bu mevzuatın henüz devam eden sözleşmeler için geçerli olduğu, halbuki davaya konu eser sözleşmesinin bitmiş olup bedelin tamamının ödenmediği gerekçesiyle döviz cinsinden bedel davası açıldığı, dolayısıyla dava tarihi nazara alındığında ikinci bilirkişi heyetinin görüşüne katılmanın mümkün olmadığı, yine davalının bir savunmasının da ayıplı mal olduğu şeklinde olduğu, tarafların tacir olup basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek durumunda oldukları, ayıplı mal halinde nasıl hareket edileceğinin TBK ve TTK ‘da düzenlendiği, davalının yasaya uygun ayıp ihbarı ve diğer yükümlülüklerini yerine getirmediği gibi yerinde inceleme yapan birinci bilirkişi heyetince de herhangi bir ayıp tespit edilemediğinden davalının bu itirazları kabul görmediğini, gerek içeriği gerekse tarafların tüm itirazlarına karşı mevzuata uygun cevap veren birinci bilirkişi heyetinin kök raporu ve 26/09/2018 tarihli ikinci ek raporun hükme esas alındığı,buna göre davacının yaptığı işin toplam bedelinin 82.359,16 USD yaptığını, davalının yaptığı TL cinsinden ödemelerin ödeme günündeki döviz kuru üzerinden yapılan bedellerin toplamının ise 52.045,86 USDolduğu, davalının henüz ödenmemiş borcunun ise 30.313,30 USD olduğu, bu döviz cinsinden borca temerrrüt tarihi olan 08/10/2014 tarihinden itibaren yabancı paralara ilişkin ticari temerrüt faizi uygulanmak suretiyle davalıdan tahsili ve davacıya verilmesi gerektiği kanaatiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, hükmün 4. paragrafı ile taraflarına 12.243,09 TL vekalet ücreti takdir edildiği, hükmün vekalet ücreti yönünden hukuka aykırı olduğu, mahkemece 30.313,30 USD kabul rakamı üzerinden taraflarına vekalet ücreti takdir ederilirken döviz kurunu karar tarihindeki kur üzerinden alması gerekirken dava tarihindeki kur üzerinden aldığı, oysa Yargıtay 9. H.D. 2019/6569 E. 2019/16794 K. Sayılı 26/09/2019 tarihli kararında ve yerleşik içtihatlarda yer aldığı üzere, döviz borçlarında hüküm kurulurken, vekalet ücretinin yabancı paranın karar tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden çevrilerek hesap edilmesi gerektiği, 09/11/2021 karar tarihine ilişkin TCMB kur listesinde görüleceği üzere karar tarihinde, USD efektif satış kurunun, 9,7350 TL olduğu, dolayısıyla taraflarına hükmedilecek vekalet ücretinin (30.313,30 usd x 9,7350 tl = 295.099,97 TL) üzerinden hesap edilmesi gerekmektiğini mahkemenin iş bu yöndeki kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bu yönüyle kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesi ile, bilirkişi raporları arasında çelişki bulunmasına rağmen bu çelişkinin giderilmeden hüküm kurulması, ikinci bilirkişi heyeti raporunda davalı şirketin yalnızca 6.639,59 TL borçlu olduğunun belirtilmesine rağmen mahkemece 30.313,30 USD alacak üzerinden karar verilmesi, ikinci bilirkişi heyeti raporunun davacı tarafa tebliğ edilmesine rağmen rapora itiraz edilmemesi nedeniyle davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu, taraflar arasında imzalı mutabakat belgeleri ve ... kasa numaralı evrakların mahkemece dikkate alınmadığı, tarafların ek işler toplamı bakımından 14.017,00 USD + KDV üzerinde mutabık kaldıkları, davacı tarafından düzenlenen faturalar ile ihtarnamenin TL cinsinden olduğu, sözleşmenin ödeme şekline ilişkin maddesinde ödemelerin TL olarak kararlaştırıldığı, davacının USD üzerinden alacak talep edemeyeceği, bazı iş kalemlerinin eksik veya hiç yapılmadığı, silikon cephe sistemi yerine farklı sistem ve malzeme kullanıldığı, ayıplı imalatlar bulunduğu, ikinci bilirkişi heyeti raporunda eksik ve yapılmayan işler ile malzeme farklarının dikkate alınmasına rağmen mahkemece bu hususların değerlendirilmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığı ve kararın usul ile yasaya aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddeleri gereğince düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Davada davacı, taraflar arasında 21.02.2014 tarihli eser sözleşmesi imzalandığı, davalının Zincirlikuyu’daki stüdyo binasına ilişkin alüminyum kompozit kaplama, doğrama, cam giydirme, seramik kaplama, çıkma çatı işleri ile montaj işlerinin davacı tarafından tamamlandığı, davalı tarafından bir kısım ödemenin TL olarak yapıldığı, toplam 83.651,24 USD alacaktan bakiye 31.605,38 USD alacağın kaldığı ileri sürülerek 31.605,38 USD’nin 08.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari yabancı para borcu faiziyle birlikte davalıdan tahsili talep edilmiştir.Davalı, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında iş kalemleri ve bedellerinde değişiklik yapıldığı, davacı tarafından ayıplı ve eksik imalatlar gerçekleştirildiği, davacı tarafından düzenlenen faturaların ve ihtarnamenin TL cinsinden olduğu, taraflar arasında ıslak imzalı mutabakat belgeleri bulunduğu, bilirkişi raporları arasında çelişki mevcut olduğu, ikinci bilirkişi heyeti raporuna davacı tarafça itiraz edilmediği, sözleşmenin ödeme şekline ilişkin maddesinde ödemelerin TL cinsinden kararlaştırıldığı ileri sürülerek davanın reddi ile yerel mahkeme kararının kaldırılması talep edilmiştir.Mahkeme, taraflar arasında eser sözleşmesi bulunduğu, bilirkişi raporları doğrultusunda davacının yaptığı işin toplam bedelinin 82.359,16 USD olduğu, davalının yaptığı ödemelerin toplamının 52.045,86 USD olduğu, davalının bakiye 30.313,30 USD borcunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 30.313,30 USD’nin 08.10.2014 tarihinden itibaren yabancı para borçlarına ilişkin ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin 1.292,08 USD talebin reddine karar verilmiştir.Taraflar arasında 21.02.2014 tarihli sözleşme imzalandığı, sözleşme kapsamında davacı yüklenicinin davalıya ait Zincirlikuyu İstanbul adresindeki binanın zemin kat çıkmaları, alüminyum kompozit kaplama, alüminyum doğrama, cam giydirme, seramik kaplama ve çıkma çatı işlerine ait uygulama ve montaj işlerini üstlendiği, sözleşmenin 9. maddesinde yüklenicinin proje hazırlama, malzeme temini, imalat ve montaj işlerini eksiksiz yerine getirme yükümlülüklerinin düzenlendiği,işveren tarafından beğenilmeyen işçilik ve malzemelerin değiştirileceği, eksiklikler nedeniyle ek bedel talep edilemeyeceğinin kararlaştırıldığı, 10. maddesinde ise sözleşmenin imzalanmasından 3 gün sonra 10.000,00 TL nakit ödeme, yemekhane çelik karkası aşamasında 5.000,00 TL nakit ödeme, cephe alüminyum doğramalarının şantiyeye gelişinde 1 ay vadeli 30.000,00 TL çek verilmesi, parapet ve kolon yüzeylerinin seramik kaplaması ile cephe camlarının takılmasından sonra 10.000,00 TL nakit ödeme, müştemilat çatı kaplama işlerinin bitiminden sonra 20 gün vadeli 10.000,00 TL çek verilmesi, bakiye iş bedelinin ise iş bitiminde 3 ay vadeli çek ile ödenmesinin kararlaştırıldığı, sözleşme eki 21.02.2014 tarihli teklif tablosunda toplam iş bedelinin 49.000,00 USD + KDV olarak belirlendiği, ölçüm alınarak hesaplama yapılacağı, net metrajın proje bitiminde hesaplanacağı, ek işler için ayrıca fiyat teklifi verileceği ve ek işlerin tamamlanma süresinin ayrıca belirleneceğine ilişkin dipnotların üzeri çizilerek taraflarca imzalandığı anlaşılmıştır.Y. Doç. Dr. ..., ... ve...’ndan oluşan 1. bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 24.04.2017 tarihli kök raporda taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında davacının bakiye 25.487,40 USD alacağının bulunduğu ve bunun dava tarihi kuru üzerinden 80.715,28 TL’ye karşılık geldiği yönünde görüş bildirildiği, 26.02.2018 tarihli 1. ek raporda taraf vekillerinin kök rapora yönelik itirazlarının değerlendirildiği ve kök rapordaki hesaplama ile kanaatin korunduğu, 26.09.2018 tarihli 2. ek raporda ise taraf itirazları doğrultusunda çeşitli iş kalemleri ve birim fiyatlar yeniden değerlendirilerek toplam iş bedelinin KDV dahil 82.359,16 USD olduğu, yapılan ödemeler mahsup edildiğinde davacının bakiye 30.313,30 USD alacağının bulunduğu ve bu alacağa 08.10.2014 tarihinden itibaren yabancı para borçlarına ilişkin ticari temerrüt faizi uygulanması gerektiği yönünde görüş ve kanaat bildirildiği anlaşılmıştır. ..., ... ve Dr. İnş. Müh. ...’dan oluşan 2. bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 16.06.2020 tarihli kök raporda, mahkeme kasasına sunulan taraf imzalı ...ve ... nolu belgeler esas alınarak yapılan incelemede bazı iş kalemlerinin yapılmadığı, bazı iş kalemlerinde cephe sistemi ve malzeme farkı bulunduğu, ek işler toplam hakediş tutarının 14.017,00 USD + KDV olarak taraflarca kabul edildiği, dava konusu işlere ilişkin kesin hakediş tutarının KDV dahil 54.989,18 USD veya 121.773,54 TL olduğu, davalı tarafından yapılan 115.133,95 TL ödemenin mahsubu sonrasında davacının bakiye 6.639,59 TL alacağının bulunabileceği yönünde görüş bildirildiği, 21.06.2021 tarihli ek raporda ise taraf vekillerinin kök rapora yönelik itirazlarının değerlendirildiği, önceki bilirkişi heyeti raporlarının taraflarca imzalı kasa evrakları ile örtüşmediği, kök raporda teknik değerlendirme ve hesaplama hatası bulunmadığı, tarafların yabancı para alacağı, iskonto uygulanması ve ayıp ihbarına ilişkin itirazlarının hukuki takdir kapsamında mahkemeye ait olduğu belirtilerek kök raporda açıklanan kanaatin korunduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği anlaşılmıştır.Birinci bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 24.04.2017 tarihli kök rapor ile 26.02.2018 ve 26.09.2018 tarihli ek raporlarda davacının yaptığı işlerin büyük ölçüde tamamlandığı kabul edilerek toplam iş bedelinin KDV dahil 82.359,16 USD olduğu ve davacının bakiye 30.313,30 USD alacaklı bulunduğu yönünde görüş bildirildiği, ikinci bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 16.06.2020 tarihli kök rapor ile 21.06.2021 tarihli ek raporda ise mahkeme kasasına sunulan taraf imzalı ...ve ... nolu belgeler esas alınarak bazı iş kalemlerinin yapılmadığı, bazı imalatlarda farklı cephe sistemi ve malzeme kullanıldığı, bu nedenle indirim uygulanması gerektiği değerlendirilerek davacının bakiye alacağının 6.639,59 TL olabileceği yönünde kanaat bildirildiği, bu kapsamda bilirkişi heyetleri arasında yapılan işlerin kapsamı, eksik veya yapılmadığı kabul edilen iş kalemleri, cephe sistemi ve malzeme farkı nedeniyle uygulanacak indirim oranı, taraflar arasındaki mutabakat belgelerinin hesaplamaya etkisi, kesin hakediş hesabında esas alınacak yöntem ile bakiye alacağın USD veya TL cinsinden değerlendirilmesi hususlarında çelişki bulunduğu anlaşılmıştır.O halde mahkemece, birinci bilirkişi heyeti ile ikinci bilirkişi heyeti raporları arasında yapılan işlerin kapsamı, eksik veya yapılmadığı kabul edilen iş kalemleri, cephe sistemi ve malzeme farkı nedeniyle uygulanan indirimler, taraflar arasındaki mutabakat belgelerinin hesaplamaya etkisi ile bakiye alacağın TL veya USD cinsinden belirlenmesi hususlarında ortaya çıkan çelişkilerin giderilmesi amacıyla önceki raporları denetlemeye elverişli, taraf ve mahkeme denetimine açık, gerekçeli, karşılaştırmalı ve ayrıntılı şekilde değerlendirme yapan, konusunda uzman yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmekte iken mahkemece yazılı şekilde hüküm vermiş olması hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, taraf vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KISMEN KABULÜNE,
2-İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 09/11/2021 tarih, 2015/1030 Esas, 2021/773 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,
5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 03/06/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.