T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/764
KARAR NO : 2026/824
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/11/2022
NUMARASI : 2020/593 Esas 2022/761 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 22/10/2020
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/04/2026
Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; müvekkili şirketin emlak komisyonculuğu işleriyle iştigal ettiğini, davalı şirketin depo ihtiyacı için müvekkili şirkete başvurması üzerine müvekkili ile davalı arasında 27/05/2020 tarihinde yer gösterme sözleşmesi imzalandığını, sözleşme ile müvekkilinin ...'a ait taşınmazın kiralanması işinde sözleşme imkanının hazırlanması yükümlülüğünü üstlendiğini, davalının ise taşınmazın simsar vasıtasıyla kiralanması halinde bir kira bedeli+KDV ödemeyi taahhüt ettiğini, ayrıca sözleşmede kiralamanın komisyoncu devre dışı bırakılarak gerçekleştirilmesi durumunda davalının sözleşmede kararlaştırılan hizmet bedelinin iki katının ödenmesinin kararlaştırıldığını, bu kapsamda müvekkilince ilgili depo davalıya gösterilerek üzerine düşen borçların yerine getirildiğini, ancak davalının müvekkili şirketi devreden çıkararak deponun maliki ile doğrudan temasa geçip depoyu kiraladığını, sözleşme uyarınca müvekkili şirketin bir kira bedeli ve KDV tellaliye ücretine hak kazandığını, davalının müvekkilin devre dışı bırakarak taşınmazı kiralaması nedeniyle sözleşmede kararlaştırılan hizmet bedelinin iki katı olan 540.000-TL'yi ödeme borcu altına girdiğini, bu nedenle davalı şirket aleyhine İstanbul 9. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin icra takibine itiraz ettiğini belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili; müvekkili şirket çalışanı ... tarafından imzalanan sözleşmede ... olarak geçen taşınmaz yazılı olduğu halde sonradan sözleşmeye davacı tarafından gerçeğe aykırı olarak ... deposunun eklendiğini, bu nedenle davacının vermediği hizmeti vermiş gibi göstermeye çalıştığını, oysa ... deposunun hiç bir şekilde müvekkili şirket çalışanına gösterilmediğini, taşınmazın kiralanması ile ilgili olarak davacı tarafından müvekkiline hiç bir hizmet verilmediğini, müvekkili şirketin bizzat kendi çabaları ve ilişkileri ile söz konusu taşınmazı kiraladığını, davacı şirket tarafından ... adresindeki kiralık taşınmazın müvekkili şirket çalışanına gösterildiğini, ancak müvekkilinin kiraladığı taşınmazın bizzat müvekkilince bulunduğunu,sözleşmeyi imzalayan ...'ın müvekkili şirket yetkilisi olmadığını ve sözleşme imzalama yetkisi bulunmadığını, davayı kabul anlamına gelmemekle beraber davacının talebinin fahiş olduğunu belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; sözleşme üzerinde yaptırılan yazı incelemesi sonucu düzenlenen 14/10/2021 tarihli bilirkişi raporunda, sözleşmenin “Taşınmaz Adresi” bölümündeki “... Depo Akse Mh. ... Sok/Çayırova” şeklindeki yazı ve rakamlarla “Kira Bedeli” bölümündeki “m² 27 TL+KDV” yazı ve rakamlarının davacı tarafın kabul ettiği adres yazı ve rakamları ile kalem evsafi farkı saptanmadığı, ancak üst bölümde “Özellikleri” bölümündeki “10.000 m² Depo” yazı ve rakamları ile satır başlarındaki “1)” ve “2 Y rakamları ve “Özellikleri” bölümündeki daire içine alınmış (1) ve (2) rakamları, keza kira bedeli bölümünde daire içine alınmış (1) ve (2) rakamlarının diğer bölümlerdeki yazı ve rakamlardan mürekkep renk tonu ve kalem ucu kalibresi bakımından farklı fiziki evsafta kalemle yazılmış bulunduklarından, diğer yazı ve rakamlarla birlikte ve sırası dahilinde yazılmış olmayıp, bulundukları yerlere sonradan ilave edildikleri, ancak tükenmez kalemlerin yazılış tarihlerini zaman birimleri itibariyle tespite yönelik bilimselliği kanıtlanmış bir yöntem bulunmadığından, aradaki zaman farkının tespit edilemediğinin bildirildiği, sözleşmede sözko nusu taşınmazın 1 (bir) yıl içinde şahsı, eşi, ortağı veya çalışanı bulunduğu şirket, şirket ortakları veya temsil ettiği şirket ve kurumlar adına veya sair ilişkiler içinde olduğu kurum adına alım-satım halinde satılık mülklerde satış bedelinin 2 katının ve KDV, kiralık mülklerde ise 1 (bir) kira bedeli+ KDV hizmet bedeli ödenmesinin kabul ve taahhüt edildiği, yukarıda belirtilen şartların emlak komisyoncusunu devre dışı bırakılarak gerçekleşmesi halinde müşterinin tellaliye bedelinin iki katını ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğinin düzenlendiği, 27/05/2020 tarihli sözleşmeyi davalı ... ... adına şirket çalışanı ...'ın imzaladığı, bu kişinin sözleşmeyi imzalarken vekaletnamesinin yahut temsil yetkisinin bulunmadığı, davalı vekilinin cevap dilekçesinde açıkça sözleşmenin şirket çalışanı ... tarafından imzalandığını, ... taşınmazı için sözleşme akdedildiğini, sonradan davacı tarafından matbu sözleşmedeki boş yerlerin gerçeğe aykırı şekilde doldurularak ... taşınmazının sözleşmeye eklendiğini bildirdiğinden, sözleşmenin ... ... adına temsilen ... tarafından imzalandığının kabul edildiği, davalının sözleşmeye ikinci taşınmazın sonradan eklendiği iddiasını, yani sözleşmenin iradesine aykırı doldurulduğunu yazılı delille ispatlaması gerektiği, ancak bu hususun ispatlanamadığı, davalının davacı komisyoncuyu devre dışı bırakarak taşınmazı kiraladığının dinlenen davacı tanıklarının beyanları ve dosyaya delil olarak sunulan e-mail yazışmalarından anlaşıldığı, davalının sözleşme gereğince üstlendiği ücreti ödemesi gerektiği, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca, simsarlık ücretinin belirlenmesinde tarafların sözleşmede belirlediği değerin esas alınması gerektiği, davacı simsarın ücrete hak kazanabilmesi için mal sahibi ile aracılık konusunda bir sözleşme yapma zorunluluğunun bulunmadığı, buna göre davalının sözleşmede yazılı olan 10.000 metrekarex27-TL+KDV bedelinin 2 katı tutarındaki cezai şartı ödemekle yükümlü olduğu, bu bedelin 540.000-TL ye tekabül ettiği, davacının talebinin sözleşmede belirlenen cezai şart alacağına ilişkin olduğu ve alacağın likit olduğu, davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz edildiği, icra inkar tazminatının talep edilebilir nitelikte bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının itirazın iptaline, takibin 540.000-TL üzerinden devamına, alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, alacağın %20'si oranında 108.000-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili; sözleşmenin ... tarafından imzalandığı sabit olup, aksi yönde bir iddiaları olmadığını, ancak ...'ın müvekkili şirketi borçlandırıcı imza yetkisinin bulunmadığını, müvekkili şirkette bir tek şirketin sahibi Taner ...'un münferit imza yetkisi bulunduğunu, bunun dışında mutlaka ikili veya üçlü şekilde yetkili imzalarının gerektiğini, davacının sunmuş olduğu e-postalar tek taraflı ve ...'ta yetkisi ve konumu bilinmeyen bir şahsa gönderilmiş olup, müvekkilini bağlamadığını, deponun müvekkili şirket üst yönetimi ile ... üst yönetiminin bir araya gelmesi sonucu kiralandığını, bu depo ile ilgili olarak emlak ofisinden hizmet alınmadığını, nitekim deponun maliki ... tarafından mahkemeye gönderilen yazı ile de bu hususun teyit edildiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, simsarlık sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.
TBK'nın 520. maddesi uyarınca; taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz. Simsarlık sözleşmesi simsar ile sözleşme yapan arasında kurulur. Simsarlık, fırsat gösterme veya aracılık etme tellallığı olmak üzere iki şekilde gerçekleşebilir. Fırsat gösterme tellallığında; sözleşmenin kurulması fırsatına ait bilginin sağlanması söz konusu olur. Fırsat gösterme tellallığında simsarın ücrete hak kazanabilmesi için ayrıca alım satım sözleşmesinin kurulmasına da aracılık etmesine gerek yoktur. Aracılık etme tellallığında ise; aracılık tellalı iki tarafı bir araya getirmek ve olası düşünce uyuşmazlıklarını gidermek için çalışmak zorundadır. Aracılık etme tellallığında simsarın ücrete hak kazanabilmesi için, ilgili sözleşmenin kurulmasına aracılık etmesi gerekir.
Somut olayda; davacı şirket ile davalı şirket çalışanı ... arasında 27.05.2020 tarihli yer gösterme beyanı ve taahhütname başlıklı sözleşmenin düzenlendiği, sözleşmede sözleşme konusu taşınmazların ... ve ... depo olarak gösterildiği, taşınmazların alanlarının ve metrekare kira bedelinin sırasıyla 12.654 metrekare ve 30-TL+KDV, 10.000 metrekare ve 27-TL+KDV olarak belirlendiği, özellikleri yazılı taşınmazların görüldüğü, söz konusu taşınmazı şahsı, eşi, ortağı, veya çalışanı bulunduğu şirket, şirket ortakları veya temsil ettiği şirket ve kurumlar adına kiralaması halinde bir kira bedeli+KDV tellaliye bedeli ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, kiralama işleminin emlak komisyoncu devre dışı bırakılması suretiyle gerçekleşmesi halinde müşterinin tellaliye bedelinin iki katını ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği düzenlenmiştir.
Sözleşme davacı ile davalı şirket çalışanı ... tarafından imzalanmış ve sözleşmedeki müşteri başlığı altında ... ... ibaresi yer almakta olup, ...'ın e-posta adresi, telefon numarası, adı ve soyadı ile imzası bulunmaktadır. Davalı vekilince, sözleşmeyi imzalayan şirket çalışanı ...'ın müvekkili şirketi temsil yetkisinin bulunmadığı, bu nedenle sözleşmenin müvekkili açısından bağlayıcı olmadığı ileri sürülmüştür. Ticari şirketlerde şirket adına sözleşme yapma yetkisi, şirketi temsil ve ilzama yetkili temsilciye aittir. 6098 sayılı TBK'nın 40. maddesi uyarınca yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları, doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar. Yasanın 46. maddesine göre "Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar." Aynı yasanın 47. maddesine göre ise de; "Temsil olunanın açık veya örtülü olarak hukuki işlemi onamaması hâlinde, bu işlemin geçersiz olmasından doğan zararın giderilmesi, yetkisiz temsilciden istenebilir." Somut olayda simsarlık sözleşmesini imzalayan davalı şirket çalışanı ...'ın davalı şirketi temsil yetkisi bulunmamaktadır. Ancak davalı vekilinin cevap dilekçesinde bu kişinin şirketi temsil yetkisinin bulunmadığı ileri sürülmekle birlikte, davacı şirket tarafından ... adresindeki taşınmazın müvekkili şirket çalışanına gösterildiği kabul edilmiş, kiralanan ... taşınmazının ise davacı şirket tarafından değil müvekkilince bulunduğu belirtilmiştir. Bu beyanlar dikkate alındığında, yetkisiz temsilci tarafından imzalanmış olan sözleşmenin davalı şirket tarafından onandığının kabulü gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle,şirket çalışanına açık yetki verilmese de sözleşmenin davalı tarafça onandığı anlaşılmakla sözleşme davalı şirketi bağlayıcı olup, sözleşmeye sonradan eklendiği iddiası davalı tarafça ispat edilemeyen ... taşınmazının davalı tarafça davacı simsar devre dışı bırakılmak suretiyle kiralandığı da sabit olduğundan davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken 36.887,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 9.222-TL harcın mahsubu ile kalan 27.665,40-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 20-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,
HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 30/04/2026