T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/564
KARAR NO : 2025/803
DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
DAVA TARİHİ : 01/02/2023
KARAR TARİHİ : 22/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilin 07.08.2007 tarihinden bu yana ...'nin ortağı olduğunu, ortaklığın başladığı tarihten bugüne kadar şirketin iş ve işleyişiyle ilgili diğer ortaktan bilgi alamadığını, kâr dağıtımı yapılmadığını, bilançoların gösterilmediğini, şirketin sicilde kayıtlı gösterilen adreslerde faaliyette olmadığının tespit edildiğini, müvekkilin T.T.K. gereğince haklı sebeplerle şirketin ortaklığından ayrılmak istediğini,"TTK. nin 638'inci maddesinin ikinci fıkrasında 'Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir.' denildiğini belirterek, müvekkilin haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiş, mahkememizce 28/02/2024 tarih ve ------ Esas - ----- Karar sayılı kararla"
''1-Davanın davalı ... üzerinden pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE ,
2-Davanın davalı şirket yönünden KABULÜNE;
Davacının ------- %50 oranındaki ortaklıktan çıkma koşullarının oluşması nedeniyle TTK'nun 638/2. Maddesi uyarınca çıkma talebinin KABULÜNE ve bu şirketin ortaklığından çıkmasına,
3-Karar kesinleştiğinde kararın ÖZETİNİN TİCARET SİCİL TESCİL VE İLANINA,'' şeklinde karar verilmiş, tarafların kararı istinaf etmemesi üzerine hükmün 30/05/2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.Davacı vekili 04.10.2024 tarihli dilekçe ile; ----- Ticaret Sicil Müdürlüğünün 23/09/2024 tarihli yazısında şirketten ayrılan ortağın payının ne şekilde tasarruf edileceğine ilişkin hüküm bulunmadığından tescil ve ilan işleminin yapılamadığından şirketten ayrılan ortağın payının diğer ortağa devrine ve bu hususun da tescil ve ilanına karar verilmesini talep etmiş, Mahkememizce 24/10/2024 tarih ve ----- esas sayılı ek kararı ile;"Mahkememiz dosyasında 28/02/2024 tarihli karar ile davanın davalı ... üzerinden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı şirket yönünden kabulüne, davacının ------- %50 oranındaki ortaklıktan çıkma koşullarının oluşması nedeniyle TTK'nun 638/2 maddesi uyarınca çıkma talebinin kabulüne ve bu şirketin ortaklığından çıkmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.HMK 305/A maddesi "...Taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir. Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir..." hükmünü içermekte olup, davacı vekili tarafından 1 aylık süre içerisinde bir talepte bulunulmadığı, dava dilekçesinde iş bu talep dilekçesindeki hususları ileri sürmediği ve talep etmediği gibi davacının talebinin şirketin iç işleyişiyle ilgili olduğu anlaşılmakla Mahkememiz dosyasında ek karar verilmesi şartları oluşmadığından davacı talebinin REDDİNE, " karar verilmiş ve ek karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf başvurusu üzerine -----.HD ----Esas ------ Karar nolu kararla "...------- Ticaret Sicil Müdürlüğününden ilk derece mahkemesine gönderilen 23/09/2024 tarih ve ----- sayılı müzekkere içeriğinden ilk derece mahkemesinin ------ Esas sayılı 28.02.2024 tarihli kararında,şirketten ayrılan ortağın payının ne şekilde tasarruf edileceğine ilişkin hüküm bulunmadığından tescil ve ilan işleminin yapılamadığı ve kurulan hüküm fıkrasında infazda tereddüt yarattığı, açık ve net olmadığı belirtilmiştir.Hukuki nitelendirme mahkemeye ait olup ------- Ticaret Sicil Müdürlüğününden ilk derece mahkemesine gönderilen 23/09/2024 tarih ve ------ sayılı müzekkeresi ile davacı vekilinin talebi birlikte değerlendirildiğinde davacı vekilinin talebinin mahiyeti itibariyle 6100 Sayılı HMK. nın 305/A Maddesinde düzenlenen hükmün tamamlanması değilde tavzih talebi olduğu, bu durumda mahkemece davacı vekilinin Mahkemenin ----- Esas sayılı 28.02.2024 tarihli kararında,şirketten ayrılan ortağın payının ne şekilde tasarruf edileceğine ilişkin hüküm bulunmadığından bu yönde karar verilmesine ilişkin talebinin tavzih talebi olarak kabul edilip talebin tavzih hükümlerine göre değerlendirilmesi gerekirken yukarıdaki gerekçe ile talebin reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. .." sonucuna varılarak mahkememiz kararı kaldırılarak dosya yeniden karar verilmek üzere mahkememize gönderilmiş ve mahkememizce dosya istinaf kaldırma kararı çerçevesinde yeniden incelenmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 305. maddesinde tavzihin hangi şartlarda ve nasıl yapılacağı düzenlenmiştir. Buna göre, hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. Tavzih yolu ile hükmün değiştirilmesi değil yalnızca açıklanması imkanı vardır. Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez. Hakim hükmü verdikten ve davadan elini çektinden sonra temyiz edilerek hüküm bozulmadıkça o davaya yeniden bakamayacak ve verilen hükmü değiştiremeyecektir. Dosya kapsamına göre, dava dilekçesinde davacının talebi açık ve net olup mahkememizce bu talep doğrultusunda şartları oluştuğundan davanın kabulüne karar verilmiş ve karar kesinleşmiştir. Kararda infazda tereddüt yaratacak ve açıklanmaya muhtaç bir durum bulunmamaktadır. Dava dışı ----- Ticaret Sicil Müdürlüğünün 23/09/2024 tarih ve ------ sayılı müzekkeresinde talep edilenin, davacıya ait şirket hisselerin ne şekilde tasarruf edileceği hususunda bir açıklama değil, bu hisselerin aidiyeti ve bu hususun tescil ve ilanı konusunda mahkemece verilecek bir karar olduğu, oysa yukarıda da açıklandığı üzere, mahkememizce verilen karar dosya kapsamına göre ve talebe uygun olarak verildiği, hükümde yasanın aradığı anlamda tavzihi gerektiren bir durumun bulunmadığı, infazda tereddüt hasıl olmuşsa bu durumun, hükümden değil, mevzuat boşluğundan kaynaklanmış olabileceği, bu tereddütü gidermenin bir yolunun Ticaret Sicil Müdürlüğünce 6102 sayılı TTK'nın 33.maddesi ile Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 36.maddesinde öngörülen prosedürün uygulanması ve işlemlerin gerçek- leştirilmesi olabileceği, sonuç olarak yukarıda da açıklandığı üzere, hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği kanaatine varılmakla davacı vekilinin tavzih talebinin reddine dair aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-)HMK m.305 uyarınca tavzih şartları oluşmadığından davacı vekilinin tavzih talebinin reddine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı ,gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ------ Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.