T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/382
KARAR NO : 2025/713
DAVA : Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)
DAVA TARİHİ : 17/04/2025
KARAR TARİHİ : 17/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Öncelikle ve ivedilikle davalı şirkete ait menkul ve gayrimenkuller ile banka hesaplarına ihtiyati tedbir şerhi işlenmesini talep ettiklerini, keza huzurdaki davanın açılmasıyla birlikte davalı şirket tarafından tüm kazançların başkalarına devredilme ve haklı alacaklarını sürüncemede bırakma kastı mevcut olduğunu, tarafların dava konusu ------ isimli şirkette birlikte ortak olduklarını, 2014 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında şirket müdürlüğüne çoğunluk pay sahibi (%79) olan davalı ...'ün atandığını, halen dahi müdürlük görevini üstlendiğini, ancak davalının atandığı tarihten sonra uzun süreler boyunca genel kurul toplantılarını usulüne uygun yapmadığını, müvekkili olan davacının kâr payının dağıtılmasına müsaade etmediğini, TTK m.617 vd. Hükümleri uyarınca her yıl tapılması gereken genel kurul toplantıları uzun süre boyunca yapılmadığını, müvekkili olan davacının şirket defterlerini incelemesini engellediğini, daha sonrasında ise taraflarınca ----- Noterliği'nin 02.06.2021 tarih, ------ yev. Numaralı ihtarnamesi ile şirket defterlerinin incelenmek üzere taraflarına tesliminin talep edildiğini, ancak bu taleplerin de sonuçsuz kaldığını, Taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin çekilmez hale gelmesi nedeniyle taraflarınca TTK m.636 vd. Hükümleri uyarınca şirketin feshi veyahut müvekkili olan davacının ortaklıktan çıkarılması için -----Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ------ Sayılı dosyasından dava açıldığını, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında davalı şirket müdürü ...'ün dağıtmadığı kar payının 19.657.851,80-TL olduğu, müvekkili olan davacının %21 hissesine karşılık gelen 4.128.148,87-TL kazancından mahrum kaldığının tespit edildiğini,kararın istinaf incelemesinde olduğunu, yapılan yargılama neticesinde davalının şirketi yönetirken ortakların da menfaatini gözetmediğini, müvekkili olan davacının hak kazandığı kar paylarını yıllarca türlü bahanelerle ödemediğinin tespit olunduğunu, her sene büyüyerek kar elde eden şirketin ortaklarına hiç kar payı ödememesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Öte yandan dava konusu şirketin 05.03.2025 tarihli kararına istinaden 25.03.2025 tarihinde olağan genel kurul toplantısı yapılmasına karar verilmiş olmakla yapılacak toplantı davalarında haklı olduğunu ortaya koyduğunu, davalının her sene yapması gereken olağan genel kurul toplantısı ve şirketin mali durumunun tüm ortaklara hesabının verilmesi işini 12 yıl sonra yapmaya çalışmakta olup davacının haklı alacaklarını sürüncemede bırakmak suretiyle gasp etmeye devam ettiğini, 25.03.2025 tarihli olağan genel kurul toplantısında ' A.2012 -2013- 2014- 2015- 2016- 2017- 2018- 2019- 2020- 2021- 2022-2023-2024 yıllarına ait faaliyet raporları ve Bilanço ve kar/ zarar hesaplarının okunduğunu ve müzakere edildiğini,yapılan oylamada ... tarafından kabul edildiğini, davacı tarafından reddedildiğini, ------ sayılı mahkeme kararı uyarınca her ne kadar kar payı dağıtımına ilişkin bir karar oluşturulmuş ise de karar taraflarca istinaf edildiğini ve kesinleştirilmediğini, Kesinleşmemiş mahkeme kararlarının süre bakımından da kesinleşmesi gerektiğinden şirketin elde etmiş olduğu kar payının şirketin artan iş hacmi, kur ve enflasyon artışlarından dolayı artan maliyetler sebebi ile işletme kaynağı olarak şirket bünyesinde kullanılması yönünde '' kararı verildiğini, davalı tarafın sadece müdürlük yetkilerini kullanarak davacının haklı kazancını kanunu dolanmak suretiyle gasp etmekte olduğunu, ----- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ------- Sayılı dosyasından verilmiş olan karara rağmen (karar kesinleşmese dahi) karara uyulmayarak davacının hak etmiş olduğu 12 senelik kar paylarını şirketin maliyetlerine mahsup etme kararı alan davalının iyi niyetli olduğu ve şirketi iyi yönettiğinin düşünülemeyeceğini, dava konusu şirket her yıl giderek büyüyen ve sürekli kar eden bir şirket olmasına rağmen davacının yıllarca hiç kar payı almadığını, davalı şirketin özellikle yargı yoluyla inceleme fırsatı buldukları 2022 ve 2023 kurumlar vergisi beyannamelerinde aktiflerin değeri düşük gösterilmekte iken pasiflerinin daha yüksek gözüktüğünü,Örneğin, 2022 yılına ilişkin kurumlar vergisinde kısa vadeli yab. Kaynaklar toplamı 635.279,28-TL iken, 2023 yılında aynı kalem neredeyse 5 katına çıkarak 3.462.129,80-TL olarak gösterildiğini, 1 sene içerisinde 5 katı borçlanma ve vergi yükünün gösterilmiş olması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Dolayısıyla yargılama sırasında davacının ortaklıktan çıkma akçesinin ödenmesi gerektiği kanaatiyle şirket defterlerinde ederinden fazla harcamalar gösterilmiş olabileceğini düşündüklerini, Davalı şirket müdürünün, görevi olmasına rağmen her yıl yapılması gereken şirketin genel mali durumuna ilişkin raporu hazırlamayarak hesap verme yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeniyle müvekkilin şirket müdürüne güveni kalmamış olmakla müdürün azli gerekli olduğunu, davacı ile kardeşi ...'ün şirket ortaklığını yürütmesi veyahut davacının ...'e güvenmesinin beklenemeyeceğini, iki kardeş arasında yıllardır devam eden husumet de bulunduğunu, tarafların birbirlerine karşı 6284 Sk. Gereğince koruma kararı almakta olduklarını, Yine aynı şekilde;----- Sulh Hukuk Mahkemesi ----Tereke, -----. Sulh Hukuk Mahkemesi ------Asliye Ceza Mahkemesi -----, vs. Sayılı dosyalarda husumetleri yargı önüne taşındığını, açıklanan sebeplerle dava konusu şirkette %21 ortak olan davacıya yıllarca türlü bahanelerle kar payının dağıtılmamış olması, bu hususun mahkeme kararıyla tescil edilmiş olması ve yine şirket müdürünün müdürlük görevini layıkıyla yerine getirmeyerek hesap vermekten ve şirket defterlerini incelemeye sunmaktan kaçınması ve hatta 12 yıllık kar payını hiçbir izahat yapmadan şirket maliyetlerine mahsup etmesi nedeniyle Öncelikle dava konusu şirkete ait tüm malvarlıkları ile banka hesaplarına ihtiyati tedbir şerhi işlenmesine, haklı davanın kabulüne, TTK m.630 vd. Hükümlerince davalı şirket müdürü ...'ün müdürlük yetkilerinin kaldırılmasına, şirketin layığıyla yönetilmesi için kayyım atanmasına, mahkeme aksi kanaatte ise davalının müdürlük yetkilerinin sınırlandırılmasına,yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça dava konusu edilen ------ Genel Müdür dahil 4 çalışanı ve 2 kardeş ortağı olan bir aile şirketi olduğunu, Davalı şirket müdürü olan müvekkili olan davalının davacının kardeşi olup, ------- Makine Mühendisliği üzerine eğitim aldığını, çeşitli sanayi şirketlerinde üst düzey görevlerde çalıştıktan sonra aile şirketini eğitim ve tecrübelerine dayanarak sanayi şirketlerine özel performans makine yağlayıcıları temini konusuna yönlendirdiğini ve bu iştigal konusunda 30 yılı aşkın mühendislik ve satış yetenekleri ile şirketi yönettiğini, yıllar içinde becerisi ile edindiği 2 adet ---- ve 1 adet ------ yağ üreticisi firmaların mümessilliklerini alarak bu ürünlerin ithalat ve toptan satışını yaptığını, şirketin en önemli fonksiyonu olan satış faaliyeti de mühendislik bilgisi ve tecrübesi ile Genel Müdür faaliyetleri yanı sıra kendisi tarafından yapıldığını, Şirket müşterilerinin çoğunun Türkiye’nin önde gelen kurumsal şirketleri olduğunu, tarafların ortağı olduğu dava konusu------ Belediyesi’nce Hizmet Beratı verildiğini, ----- ve benzeri sertifikalara sahip, vergisini zamanında ve eksiksiz olarak ödeyen, aksine Vergi Dairesi’nden alacağı olan bir şirket olduğunu, halihazırda E-Fatura ve E-Defter mükellefi olup, bu uygulamalar ile şirket kayıtları her an Gelir İdaresi Başkanlığı’nın sistemine kayıtlı ve incelemesine açık olduğunu, şirket kayıtları ise sözleşme kapsamında bir özel Mali Müşavirlik şirketi tarafından ve sorumlulukları altında tüm vergi kanun ve kurallarına uygun olarak yapılmakta ve tüm beyannameler de yine Mali Müşavirlik şirketi tarafından verildiğini, huzurdaki davanın , davacının şahsi husumetinden kaynaklı ikame edildiğini, Davacı kardeş ... ile müvekkil ... kardeş olup, Davacı ...’ün şirkete açmış olduğu ----- Asliye Ticaret Mahkemesi ------ Esas sayılı fesih davasına kadar da kardeşlik ve iş ilişkileri samimi bir şekilde ve güven içerisinde sürdüğünü, Davacının 2021 yılında müvekkili olan davalı ...’e ailesel miras sebepli husumeti başlamış olup, bu tarihten sonra davacı taraf kötü niyetli olarak gerçek dışı kurgularla, şahsi davaların yanı sıra ...’ün çoğunluk ortağı olduğu şirketin de fesih edilmesini veya konulacak tedbirlerle çalışmasının imkansız hale gelmesine çalıştığını, davacı tarafın, şirket kayıtlarının incelenmesine müsaade edilmediğine ve davalı müvekkilinin şirketi yönetirken şirketin menfaatini gözetmediğine ilişkin iddiaları haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, Davacı tarafından -----. Noterligi 02.06.2021 tarihli ve ------- yevmiye numaralı ihtarname ile şirket defterlerinin tarafına teslimi talebinde bulunulduğunu, Buna karşılık şirket tarafından davacı tarafa gönderil----Noterliği 24.06.2021 tarihli ve ----- yevmiye numaralı cevabı ihtarname ile şirket defter ve belgelerinin incelenmek üzere şirket dışına çıkartılmasının mümkün olmadığı, şirket defter ve kayıtlarının oldukça kapsamlı olduğu, şirket merkezinde her zaman incelemesine açık olduğu kendisine bildirilmiş ancak davacı herhangi bir şekilde defter ve kayıtları inceleme yoluna gitmemiştir. Davacının iddia ettiğinin aksine, şirket çalışanları ve şirketin mali müşaviri, davacının şirkete sıklıkla gelip gittiğine ve faaliyetlerden birebir bilgi sahibi olduğunu bilhassa bildiğini, davacının iş bu davalarını ikame edinceye kadar şirkete geldiğini, genel kurullara katıldığını, şirketin faaliyet ve işleyişine ilişkin tüm bilgilere vakıf olduğunu, Davacı tarafın, şirket müdürü olan davalının "müdürlük yetkilerini kullanarak davacının haklı kazancını kanunu dolanmak suretiyle gasp ettiği ve kar pay dağıtmadığı" na ilişkin iddiaları son derece asılsız olup, bu iddiaların tamamının haklı ve yasal bir dayanağı bulunmadığını, davacının şirkete açmış olduğu-----.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ------ Numaralı fesih davası dosyasında alınan Bilirkişi raporlarında da ifade edildiği şekilde şirketin her yıl kar üreterek büyüyen bir şirket olduğunu, ---- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ------. Sayılı dosyasında da şirketin kayıtları bilirkişilerce defalarca incelendiğini ve davacının iddialarını doğrular bir tespit ve değerlendirmeye yer verilmediğini, Ancak, aile şirketi olması sebebiyle yıllar içinde sermaye artışı yapılmadığını, sermaye TL 70.000 (Yetmişbin Türk Lirası) olarak kaldığını ve şirketin finansman ihtiyaçları gerçekleşen karlarından karşılandığını, kârların ofis ve depo amaçlı sabit kıymet yatırımı için ve şirketin büyümesine ve kur artışlarına paralel artan ithal mallardan oluşan stok finansmanını karşılamak üzere 2 ortağın da bilgisi ve onayı dahilinde kullanıldığını, Şirketin Genel Kurul kararlarında ve Bilançolarında bu durumun görülebildiğini, fesih davasında Şirket tarafından yapılan itirazlarda bilirkişilerce belirtilen ‘dağıtılmamış karların’ dağıtımı sonucunda şirketin hangi kaynakla, nasıl faaliyetine devam edebileceği konusuna hiç değinilmemiş olup, bu durum mahkeme heyetince görülmüş ve birikmiş karların dağıtılmayıp şirkette tutulması yönünde karar verildiğini, bunun yanı sıra diğer bir konu da karların sadece davacıya değil, aynı sebeple şirketin diğer ortağına da dağıtılmamış olması gerçeği olduğunu, huzurdaki davada iddia edilen kar payı dağıtılmas konusunda yetki Müdür’de değil, Genel Kurul’da olduğunu, her ne kadar bu davanın konusu olmasa da şirketin kar dağıtımı iddia edildiği gibi "keyfi" olarak değil aksine kanun ve ana sözleşmeye uygun olarak ‘sermayenin %51’inden fazlasına sahip ortakların kararı’ ile alınabildiğini, bu nedenle davacının hak kazandığı kar paylarını yıllarca türlü bahanelerle ödemediği gibi bir iddiada bulunulmasının mümkün olmadığını, dava konusu şirketin halka açık bir Anonim Şirket değil, müdür dahil 4 çalışanlı limited aile şirketi olduğunu, bu doğrultuda şirketin mali kayıtlarının bağımsız bir denetçi tarafından incelenmesi gerekliliği de olmadığını, davacı tarafın genel kurul toplantılarının yapılmamış olduğu iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, Anonim Şirketlerde olduğu gibi Limited Şirketler de olağan genel kurul zorunluluğu bulunmadığını, Ayrıca yine aynı şekilde kural olarak limited şirket olağan genel kurul toplantılarına ilişkin tutanakların Ticaret Sicili'ne tescil ve ilan yükümlülüğü de bulunmadığını, davacının Davacı 2014 yılından sonra da, Ticaret Sicil’e kaydı gerekmeyen, sonuncusu 2019 yılında olmak üzere 2 adet karara daha imza attığını,2015 yılında ----- Bankası ile imzalanan kredi sözleşmesinde müteselsil sorumlu kefil olarak imza attığını, davacı tarafın katılım gerçekleştirdiği toplantılar haricinde 28.01.2022 tarihli ve 12.06.2024 tarihli genel kurullara da çağrılmasına rağmen katılmadığını, davacının genel kurul yapılmadığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, Davacı tarafın şirket defterlerinde ederinde fazla harcamalar gösterilmiş olabileceğine ilişkin iddialarının da son derece kötü niyetli olduğunu,davacının her ne kadar kardeşi ... ile husumetli oldugunu iddia etmişse de, bu durumun asılsız olduğunu, Ticari Şirketin Feshi konulu ----- Asliye Ticaret Mahkemesi ------ Esas sayılı davaya zemin hazırlamak için olduğunu düşündükleri asılsız ve yalan tanığa dayanan bu şikayet sonrası ... hakkında verilen beraat kararının kesinleştiği davacı ...'ün Cumhuriyet Savcılıgı tarafından re'sen açılan sorusturma sonrası ceza aldığının görüleceğini, davacının işbu davalarının ailesel miras sebepli kendisinin tek taraflı husumetinden kaynaklı olduğunu, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, TTK m.630 vd. Hükümleri uyarınca davalının dava dışı----- Şirketindeki müdürlük yetkilerinin kaldırılmasına ve yerine yönetim kayyımı atanması ya da müdürlük yetkilerinin sınırlandırılması koşullarının bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkindir.-----. Sulh Hukuk Mahkemes----- Tereke dosyası, ----- Sulh Hukuk Mahkemesi ------ Esas sayılı dosyası,----. Asliye Ceza Mahkemesi ---- Esas sayılı dosyası------ Asliye Ticaret Mahkemesi ------- Esas sayılı dosyası UYAP sisteminden celp edilmiştir.
Ticaret sicil kayıtları ile vergi dairesi kayıtları celp edilmiştir.
Ticaret sicil kayıtlarına göre; davalı şirketin iki ortaktan oluştuğu, davacının %21 payı , davalı ortak ...'ün ise %79 payı bulunduğu, davalı ortak ...'ün aynı zamanda davalı şirketin münferiden müdürlük görevinde bulunduğu görülmektedir.
Davacı taraf , 2014 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında şirket müdürlüğüne çoğunluk pay sahibi (%79) olan davalı ...'ün atandığını, halen dahi müdürlük görevini üstlendiğini, ancak davalının atandığı tarihten sonra uzun süreler boyunca genel kurul toplantılarını usulüne uygun yapmadığını, müvekkili olan davacının kâr payının dağıtılmasına müsaade etmediğini, TTK m.617 vd. Hükümleri uyarınca her yıl yapılması gereken genel kurul toplantıları uzun süre boyunca yapılmadığını, müvekkili olan davacının şirket defterlerini incelemesini engellediğini, daha sonrasında ise taraflarınca------ Noterliği'nin 02.06.2021 tarih, -------yev. numaralı ihtarnamesi ile şirket defterlerinin incelenmek üzere taraflarına tesliminin talep edildiğini, ancak bu taleplerin de sonuçsuz kaldığını, Taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin çekilmez hale gelmesi nedeniyle taraflarınca TTK m.636 vd. Hükümleri uyarınca şirketin feshi veyahut müvekkili olan davacının ortaklıktan çıkarılması için ---- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin -------. Sayılı dosyasından dava açıldığını, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında davalı şirket müdürü ...'ün dağıtmadığı kar payının 19.657.851,80-TL olduğu, müvekkili olan davacının %21 hissesine karşılık gelen 4.128.148,87-TL kazancından mahrum kaldığının tespit edildiğini,kararın istinaf incelemesinde olduğunu, yapılan yargılama neticesinde davalının şirketi yönetirken ortakların da menfaatini gözetmediğini, müvekkili olan davacının hak kazandığı kar paylarını yıllarca türlü bahanelerle ödemediğinin tespit olunduğunu, her sene büyüyerek kar elde eden şirketin ortaklarına hiç kar payı ödememesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunmuş ve delil olarak ayrıca ----- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ------. Sayılı dosyasını göstermiştir.Davalı taraf ise, davacı tarafın, şirket müdürü olan davalının "müdürlük yetkilerini kullanarak davacının haklı kazancını kanunu dolanmak suretiyle gasp ettiği ve kar pay dağıtmadığı" na ilişkin iddiaları son derece asılsız olup, bu iddiaların tamamının haklı ve yasal bir dayanağı bulunmadığını, davacının şirkete açmış olduğu ----Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ------. Numaralı fesih davası dosyasında alınan Bilirkişi raporlarında da ifade edildiği şekilde şirketin her yıl kar üreterek büyüyen bir şirket olduğunu, ---- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ------ Sayılı dosyasında da şirketin kayıtları bilirkişilerce defalarca incelendiğini ve davacının iddialarını doğrular bir tespit ve değerlendirmeye yer verilmediğini, Ancak, aile şirketi olması sebebiyle yıllar içinde sermaye artışı yapılmadığını, sermaye TL 70.000 (Yetmişbin Türk Lirası) olarak kaldığını ve şirketin finansman ihtiyaçları gerçekleşen karlarından karşılandığını, kârların ofis ve depo amaçlı sabit kıymet yatırımı için ve şirketin büyümesine ve kur artışlarına paralel artan ithal mallardan oluşan stok finansmanını karşılamak üzere 2 ortağın da bilgisi ve onayı dahilinde kullanıldığını, Şirketin genel kurul kararlarında ve bilançolarında bu durumun görülebildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
----- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin--------. Sayılı dosyasının yapılan incelemesinde, dosyamız davacısının ortağı, dava dışı ve dosyamız davalısının yetkili müdürü olduğu dava dışı şirketin fesih ve tasfiyesi, olmadığı takdirde ortaklık payının kendisine verierek ortaklıktan çıkmaya karar verilmesi talebiyle açılan bir dava olduğu, bu dosyadan 23.11.2023 tarihli asıl ve 20.06.2024 tarihli ek bilirkişi raporları alındığı, raporların dosya kapsamına uygun görülerek davacının taleplerinin reddine ve uygun çözüm olak kar opayı dağıtımına karar verildiği, kararın istinafta aşamasında olduğu görülmüştür.
TTK'nın 630/2 maddesi; ''Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.'' hükmünü, maddenin 3.fıkrası ise, ''Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur'' hükmünü haizdir.
Davacılar tarafından dava tarihi itibariyle; şirket genel kurul toplantılarının yapılmaması, bilgi alma ve inceleme haklarının kullandırılmaması ve kâr payı dağıtılmaması haklı neden olarak ileri sürülmüştür.TTK'nun 617/3 fıkrası uyarınca limited şirketlerde, toplantıya çağrı, azlığın çağrı ve öneri hakkı, gündem, öneriler, çağrısız genel kurul, hazırlık önlemleri, tutanak, yetkisiz katılma konularında anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır. TTK'nun 411/1 maddesi uyarınca; sermayenin en az onda birini oluşturan pay sahipleri, yönetim kurulundan, yazılı olarak gerektirici sebepleri ve gündemi belirterek, genel kurulu toplantıya çağırmasını isteyebilirler. TTK'nun 412/1 maddesi uyarınca; pay sahiplerinin çağrı veya gündeme madde konulmasına ilişkin istemleri yönetim kurulu tarafından reddedildiği veya isteme yedi iş günü içinde olumlu cevap verilmediği takdirde, aynı pay sahiplerinin başvurusu üzerine, genel kurulun toplantıya çağrılması talebiyle ilgili uyuşmazlığa şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi bakar. Yine TTK'nun 616/1-e bendi uyarınca kar payı dağıtımı hususunda karar verilmesi limited şirket genel kurulunun devredilemez yetkileri arasındadır.Limited şirketlerde bilgi alma ve inceleme hakkı ise TTK 614-617 maddelerinde düzenlenmiş olup bu hakkın ortak tarafından nasıl kullanılacağı ayrıntılı olarak açıklanmıştır.
Görüleceği üzere limited şirketlerde ortaklıktan ayrılma veya fesihten önce ortağın azlık olarak şirketteki haklarını yönetime karşı korumaya dönük şirket içi çeşitli hak arama yolları bulunmaktadır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında, tüm dosya kapsamına göre, davacının dava sebebi olarak gösterdiği, genel kurulun toplanmaması, kar payının ödenmemesi, şirket hakkında bilgi almasının engellenmesi gibi hususların TTK'da şirket içinde çözümüne yönelik yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan düzenlemelerinin mevcut olduğu, davacının bu düzenlemeler çerçevesinde etkin ve uygun bir başvurusu olduğuna dair dosyada delilin bulunmadığı, ------ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ------ sayılı dosyasında da şirketin feshi yada ortaklıktan çıkma sebepleri olarak ileri sürüldüğü ve tartışıldığı, niteki bu mahkemeninde şirketin kar ettiğini, büyüdüğünü gözeterek şirket feshi ve ortaklıktan çıkma yerine davacının temel talebi doğrultusunda kar payı dağıtılmasına karar verdiği, bu dosyaya sunulan bilirkişi raporlarına göre şirketin sürekli büyüdüğü ve kar ettiği, büyüyen ve kar eden şirketin kötü yönetildiğinin söylenemeyeceği, davacı tarafından ortak olarak genel kurul toplanması, bilgi alma ve inceleme hakkı veya kar dağıtımına yönelik karar alınması hususlarında şirkete TTK'da bulunan ve yukarıda açıklanan düzenlemeler çerçevesinde usulüne uygun yollar tüketilmeden, bu haklar kullanılmadan, TTK 630 maddesi kapsamında yöneticinin azli koşullarının oluşmayacağı, davalının müdürlükten azlini yada yöneticilik yetkilerinin kısıtlanmasını gerektirecek yeterlilik ve mahiyette şirketin kötü yönetildiğine ve davacının bundan zarar gördüğüne dair dosyaya başka delilde sunulmadığı anlaşılmakla kanıtlanmayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-)Kanıtlanamayan davanın REDDİNE,
2-)Yeterince karar ve ilam harcı alınmış olmakla bu aşamada yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-)Davalı vekille temsil olunmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-)Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesini müteakip HMK madde 333/1 uyarınca yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı , gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ------ Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.