1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Bölge Adliye Mahkemeleri
  4. İstinaf Kararları
İstinaf/BAM Kararı (Hukuk/Ceza) Kesinleşmedi

İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/486 E., 2025/265 K.

Bölge Adliye Mahkemeleri 24.04.2025 Sayı: 2022/486 E. - 2025/265 K. İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

T.C.

İSTANBUL

8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/486

KARAR NO : 2025/265

DAVA : ALACAK

DAVA TARİHİ : 21/07/2022

KARAR TARİHİ : 24/04/2025

Mahkememizde görülmekte olan tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirket ile davalı şirketlerden oluşan ...Ortaklığı arasında 31/08/2016 tarihinde ve 22/10/2015 tarihlerinde bir kısım sözleşmeler imzalandığını, imzalanan 6 adet sözleşme ile müvekkili şirketin davalı adi ortaklığın mülkiyetinde bulunan ... İli, ... ilçesi, ......, ... adresindeki ... AVM projesindeki AVM ve ... kapsamında elektrik tesisat sistemlerini ve işlerini üstlendiğini, müvekkili şirketin tarafı olduğu sözleşmeler kapsamında üstlenmiş olduğu edimlerini yerine getirdiğini ancak davalı şirketler ve yöneticilerinin hileli işlemler yaparak müvekkili şirketin sunmuş olduğu ... Bank ... seri nomuralaı 20/10/2016 tarihli 1.777.500,00 bedelli kesin teminat mektubunu, ... Bankası AŞ ... Seri numaralı, 29/03/2024 tarihli 547.500,00-TL bedelli kesin teminat mektubunu, ... Bank ... seri numaralı 20/10/2016 tarihli 1.733.000,00-TL bedelli kesin teminat mektubunu ve ... Bankası AŞ ... seri numaralı 17/10/2016 tarihli 617.000,00-TL bedelli kesin teminat mektubunu, ... Bankası AŞ ... vadeli 2.190.000,00-TL bedelli avnas teminat mektubunu ve ... Bankası AŞ 29/06/2018 vade tarihli 2.468.000,00-TL bedelli avans teminat mektubunu haksız olarak paraya çevirdiğini ve uhdesine geçirdiğini, ayrıca davalı adi ortaklık tarafından hukuka aykırı şekilde müvekkili şirketten AVM mekanik işleri için 874.525.84-TL AVM elektrik işleri için 856.816,21-TL, ... mekanik işleri için 109.638,92-TL, ... elektrik işleri için 142.076,16-TL, AVM şantiye elektrik işlerinden 39.152,35-TL, ... elektrik işlerinden 32.033,76-TL olmak üzere toplam 2.054.243,24-TL nakit teminat kesintisi yapıldığını, bu tutarların da geri ödemesinin müvekkiline yapılmadığını, müvekkili şirket tarafından davalı adi ortaklığa ve şirketlere keşide edilen ... 3.Noterliği'nin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıların haksız şekilde nakde çevirdikleri teminat mektubu bedellerinin iadesi talep edilmesine rağmen davalıların nakde çevirdikleri teminat mektupları için müvekkili şirkete ödeme yapmadıklarını, bu nedenlerle öncelikle alacaklarının muaccel olması ve rehinle temin edilmemiş olması nedeniyle müvekkili şirkete ait 550.000,00-TL alacak üzerinden davalılar aleyhine İİK 257. maddesi uyarınca teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesini, davalıların kötü niyetli olarak müvekkili şirkete ait nakit teminat mektuplarının iade etmeyerek haksız kazanç elde etmiş olmaları ve müvekkil şirkete verdikleri zarardan dolayı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 550.000,00-TL'lik kısmi alacaklarının 12/10/2020 tarihinden başlayacak avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili dosyaya sunduğu 20/03/2024 tarihli dahili dava dilekçesi ile; yargılama sırasında davalı Adi ortaklığı oluşturan taraflardan birisinin ...A. Ş. Olduğunun anlaşıldığını belirterek, adi ortaklığın tarafı olan ... A.Ş.'nin davaya dahil edilmesini talep etmiştir.

Davalı ... A. Ş. vekili vekili cevap dilekçesi ile; davada sıfatın dava konusu sübjektif hak ile taraflar arasındaki ilişki olduğunu, bir alacak davasında davalı tarafta yer alabilme sıfatının o alacağın gerçek borçlusuna ait olduğunu, bu kapsamda dava dosyasının içeriğinin incelenmesinden, davanın tarafı olarak gösterilmiş kişilerin maddi hukuk bakımından gerçekte bu niteliği taşımadıklarının anlaşılması halinde hakimin taraf sıfatı yokluğunu resen göz önünde bulundurması gerektiğini, müvekkili şirketin huzurdaki davada taraf sıfatına sahip olmadığını, nitekim davacı şirketin iddiaların aksine, ... projesi ile hiçbir ilişkisi bulunmadığını, projenin işsahibi olmadığı gibi diğer davalılar ile arasında herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığını, davacı tarafın da bu durumun aksini kanıtlar nitelikte hiçbir bilgi ve belgeyi dosyaya sunamadığını, müvekkili şirketin davacı ve diğer davalı ... Adi ortaklığı ile de herhangi bir hukuki bağlantısı bulunmadığını ve bu ortaklığın ortağı olmadığını, müvekkili şirketin huzurdaki dava dosyasında herhangi bir taraf sıfatı bulunmadığından davanın müvekkili şirket yönünden husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini, adi ortaklık ile davacı şirket arasındaki sözleşmesel ilişkide davacı şirketin, sözleşmeye konu işlerin devamını yerine getirebilecek ekonomik gücünün bulunmadığını ve/veya inşaatın tamamlanması noktasında sorunlar yaşadığını, ileride de aynı veya daha büyük nitelikte sorunlar yaşayacağını/yaşamaktan endişe duyduğunu adi ortaklığa bildirdiğini, davacı şirketin söz konusu bildiriminin ardından da tarafların, serbest ve özgür iradeleriyle kendi aralarında 11/07/2018 tarihli Fesih Protokolünü imzalayarak davaya konu 6 (altı) adet Sözleşmeyi karşıklı rızaen feshettiklerini, söz konusu Fesih Protokolünün 3.9. maddesine göre taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkide ana yüklenici konumunda olan davacı şirketin, geliştirmeci Adi Ortaklıktan ve dolayısıyla bu Adi Ortaklıkın ortaklarından sözleşmeler kapsamında yaptığı işlerin karşılığı olarak başta hakediş ve ücret olmak üzere her ne ad altında olursa olsun herhangi talebinin bulunmadığını, söz konusu alacakların da Adi Ortaklıka olan borçlardan mahsup edileceğini ve en nihayetinde Protokolün imzalandığı 11/07/2018 tarihi itibariyle Adi Ortaklığı ibra ettiğini kayıtsız ve şartsız bir şekilde kabul ettiğini, 6098 Sayılı TBK'nın 132. maddesinde ibra kurumunun düzenlendiğini, bu maddenin "Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir." şeklinde düzenlenmiş olduğunu, anılan hüküm uyarınca tarafların, yapacakları ibra sözleşmesi ile birlikte borcu tamamen ortadan kaldırma yetkisine sahip olduklarını, Fesih Protokolünün 3.9 maddesi de Adi Ortaklıkın ve dolayısıyla adi ortaklığın ortaklarının, davacı Şirkete karşı sözleşmeden doğan her türlü borcunun ibra yoluyla sona erdiğini düzenlediğinden davacı Şirketin Adi Ortaklıktan ve adi ortaklığın ortaklarından tek kuruş alacağı bulunmamakta olduğunu, dolayısıyla tek başına, taraflarca imzası hiçbir şekilde inkâr edilmemiş söz konusu Fesih Protokolünün dahi davacı Şirketin taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun ve haksız olduğunu kanıtlamakta olduğunu, ayrıca, davacı Şirketin, Adi Ortaklıka karşı 6 (altı) adet sözleşmede taahhüt ettiği edimlerini eksiksiz, zamanında, tam ve gereği gibi ifa etmediğini, bu nedenle adi ortaklıktan talep hakkını haiz olmadığını, zira davacı Şirketin davaya konu projeler kapsamında işin süresinde ve eksiksiz bir şekilde tamamladığı iddiasını ispatlayabilmiş durumda olmadığını, davacı Şirketin sözleşmelere konu işleri gereği gibi yerine getirememesi nedeniyle Adi Ortaklıkın işi üçüncü kişilere yaptırmak zorunda kalmış olduğunu, davacı Şirketin, Fesih Protokolünün imzalandığı 11/07/2018 tarihi itibariyle sözleşmeden ve mevzuattan doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle banka teminat mektuplarının nakde çevrileceğini ve bunlarla birlikte nakit teminatın irat kaydedileceğini, söz konusu işlemlere peşinen muvafakatinin bulunduğunu ve bunların sonuçlarını kabul ettiğini, hiçbir şekilde bakiye tutar kalsa dahi bunların Adi Ortaklıkın uğradığı zararların tazmini için kullanılarak kendisine tek kuruş iade edilmeyeceğini ve Sözleşme konusu işlerin büyük oranda tamamlanmadığını; bu işlerin garanti sorumluluğunun Fesih Protokolünün imzalanmasından sonra da devam edeceğini kabul ettiğini, dolayısıyla davacı Şirketin dava dilekçesinde iddia ve talep ettiği hususların, hem sözleşme hem de protokolde düzenlenen açık hükümlerin inkârı niteliğinde olduğundan hukuki dayanaktan yoksun ve haksız olduğunu, ayrıca, davacı Şirket ile Adi Ortaklık ve ortakları arasında çok uzun yıllardır herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığı dikkate alındığında, davacı Şirketin hileye ilişkin bir iddiası varsa da bu kapsamda bir yıllık hak düşürücü sürenin yıllar önce dolmuş olduğunu belirterek, öncelikle usul yönünden, aksi takdirde esas yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Dahili davalı...Şirketi vekili cevap dilekçesi ile; Adi Ortaklık ile davacı Şirket arasındaki sözleşmesel ilişkide davacı Şirketin, sözleşmeye konu işlerin devamını yerine getirebilecek ekonomik gücünün bulunmadığını ve/veya inşaatın tamamlanması noktasında sorunlar yaşadığını, ileride de aynı veya daha büyük nitelikte sorunlar yaşayacağını/yaşamaktan endişe duyduğunu Adi Ortaklığa ve dolayısıyla müvekkil Şirkete bildirdiğini, davacı Şirketin söz konusu bildiriminin ardından da tarafların, serbest ve özgür iradeleriyle kendi aralarında 11/07/2018 tarihli Fesih Protokolünü imzalayarak davaya konu 6 (altı) adet Sözleşmeyi karşıklı rızaen feshetmiş olduklarını, söz konusu Fesih Protokolünün 3.9. maddesinin; "Ana yüklenici geliştirmeciden sözleşmeler kapsamında yaptığı işlerin karşılığı olarak hak edişler dışında ücret, hak ediş ve bunlarla sınırlı kalmamak kaydıyla hiçbir nam ve şart altında başkaca bir talebinin bulunmadığını, bu hakedişlerin de geliştirmeciye olan borcuna mahsup edildiği/edileceğini işbu protokolün imzası ile birlikte geliştirmeciyi gayrikabili rücu ibra ettiğini kabul, beyan ve taahhüt etmiştir." şeklinde olduğunu, anılan hükümde açıkça düzenlendiği üzere tarafların arasındaki sözleşmesel ilişkide ana yüklenici konumunda olan davacı Şirketin, geliştirmeci Adi Ortaklıktan ve dolayısıyla bu Adi Ortaklığın ortaklarından müvekkili Şirketten sözleşmeler kapsamında yaptığı işlerin karşılığı olarak başta hakediş ve ücret olmak üzere her ne ad altında olursa olsun herhangi talebinin bulunmadığını, söz konusu alacakların da müvekkili Şirketin ortağı olduğu Adi Ortaklıka olan borçlardan mahsup edileceğini ve en nihayetinde Protokolün imzalandığı 11/07/2018 tarihi itibariyle müvekkili Şirketi ve ortağı olduğu Adi Ortaklığı ibra ettiğini kayıtsız ve şartsız bir şekilde kabul etmiş olduğunu, 6098 Sayılı TBK'nın 132. maddesinde ibra kurumunun düzenlendiğini, bu maddenin "Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir." şeklinde düzenlenmiş olduğunu, anılan hüküm uyarınca tarafların yapacakları ibra sözleşmesi ile birlikte borcu tamamen ortadan kaldırma yetkisine sahip olduklarını, nitekim Fesih Protokolünün 3.9 maddesi de Adi Ortaklıkın ve dolayısıyla adi ortaklığın ortaklarından müvekkili Şirketin, davacı Şirkete karşı sözleşmeden doğan her türlü borcunun ibra yoluyla sona erdiğini düzenlediğinden davacı Şirketin Adi Ortaklıktan ve adi ortaklığın ortaklarından müvekkili Şirketten tek kuruş alacağı bulunmamakta olduğunu, dolayısıyla tek başına taraflarca imzası hiçbir şekilde inkar edilmemiş söz konusu Fesih Protokolünün dahi davacı Şirketin taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun ve haksız olduğunu kanıtlamakta olduğunu, davacı Şirketin, müvekkili Şirketin ortağı olduğu Adi Ortaklıka karşı 6 (altı) adet sözleşmede taahhüt ettiği edimlerini eksiksiz, zamanında, tam ve gereği gibi ifa etmediğini, zira davacı Şirketin davaya konu projeler kapsamında işin süresinde ve eksiksiz bir şekilde tamamladığı iddiasını ispatlayabilmiş durumda olmadığını, davacı Şirket tarafından sözleşmelere uygun olarak yapıldığı iddia edilen işler yapılmadığından müvekkili Şirketin ortağı olduğu Adi Ortaklıkın işi üçüncü kişilere yaptırmak zorunda kalmış olduğunu, davacı Şirketin, Fesih Protokolünün imzalandığı 11/07/2018 tarihi itibariyle sözleşmeden ve mevzuattan doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle banka teminat mektuplarının nakde çevrileceğini ve bunlarla birlikte nakit teminatın irat kaydedileceğini, söz konusu işlemlere peşinen muvafakatinin bulunduğunu ve bunların sonuçlarını kabul ettiğini, hiçbir şekilde bakiye tutar kalsa dahi bunların Adi Ortaklıkın uğradığı zararların tazmini için kullanılarak kendisine tek kuruş iade edilmeyeceğini ve Sözleşme konusu işlerin büyük oranda tamamlanmadığını; bu işlerin garanti sorumluluğunun Fesih Protokolünün imzalanmasından sonra da devam edeceğini kabul ettiğini, dolayısıyla davacı Şirketin dava dilekçesinde iddia ve talep ettiği hususların, hem sözleşme hem de protokolde düzenlenen açık hükümlerin inkârı niteliğinde olduğundan hukuki dayanaktan yoksun ve haksız olduğunu, ayrıca, davacı Şirket ile Adi Ortaklık ve ortakları arasında çok uzun yıllardır herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığı dikkate alındığında, davacı Şirketin hileye ilişkin bir iddiası varsa da bu kapsamda bir yıllık hak düşürücü sürenin yıllar önce dolmuş olduğunu belirterek, öncelikle usul yönünden, aksi takdirde esas yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı tarafça, Mahkememizin 2022/486 esas sayılı dosyası ile davalılar ...., ...Şirketi ve... Anonim Şirketi aleyhine alacak talebiyle dava açılmış, Mahkememizin 2022/486 esas sayılı dosyası kapsamında, 28/03/2024 tarihinde verilen 1 nolu ara kararı ile davalı... Şirketi ve ... Ortaklığı hakkında açılan davanın dosyadan tefrikine karar verilmiş, tefrik edilen dosya Mahkememizin 2024/199 esas sırasına kayıt edilerek yargılamaya devam olunmuştur.

Mahkememizce taraflar arasında imzalanan sözleşme, davacı ve davalı şirketlerin ticaret sicil kayıtları, ... 29.Noterliğinin ...tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi, ... 3.Noterliğinin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi vs. dosyamız arasına alınmış ve hep birlikte değerlendirilmiştir.

Mahkememizce tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre; davacı şirket(ana yüklenici) ile ...(... A. Ş.-...A. Ş.(sonradan ... A. Ş. İle birleşmiştir)) Adi Ortaklığı(Geliştirmeci) arasında düzenlenen 22/10/2015 ve 31/08/2016 tarihli 6 adet sözleşme ile, davacı şirketin, adi ortaklığın mülkiyetinde bulunan .. İli, ... ilçesi, ... adresindeki ...projesindeki AVM ve ... inşaatı kapsamında elektrik tesisat sistemlerini ve işlerini yapmayı üstlendiği, davacı şirketin imzaladığı sözleşmeler kapsamında adi ortaklığa ... Bank ... seri numaralı, 20/10/2016 tarihli, 1.777.500,00-TL bedelli kesin teminat mektubunu, ... Bankası A.Ş. ... seri numaralı, 17/10/2016 tarihli, 547.500,00-TL bedelli kesin teminat mektubunu, ... Bank ... seri numaralı 20/10/2016 tarihli 1.733.000,00-TL bedelli kesin teminat mektubunu ve ... Bankası A.Ş. ... seri numaralı 17/10/2016 tarihli 617.000,00-TL bedelli kesin teminat mektubunu, ... Bankası A.Ş. 29/06/2018 vadeli 2.190.000,00-TL bedelli avans teminat mektubunu ve ... Bankası A.Ş. 29/06/2018 vadeli 2.468.000,00-TL bedelli avans teminat mektubunu sunduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafça, tarafı oldukları sözleşmeler kapsamında üstlenmiş oldukları edimlerini yerine getirmiş olmalarına rağmen davalı şirketler ve yöneticilerinin hileli işlemler yaparak, sunmuş oldukları ... Bank ... seri numaralı, 20/10/2016 tarihli, 1.777.500,00-TL bedelli kesin teminat mektubunu, ... Bankası A.Ş. ... seri numaralı, 17/10/2016 tarihli, 547.500,00-TL bedelli kesin teminat mektubunu, ... Bank ... seri numaralı 20/10/2016 tarihli 1.733.000,00-TL bedelli kesin teminat mektubunu ve ... Bankası A.Ş. ... seri numaralı 17/10/2016 tarihli 617.000,00-TL bedelli kesin teminat mektubunu, ... Bankası A.Ş. 29/06/2018 vadeli 2.190.000,00-TL bedelli avans teminat mektubunu ve ... Bankası A.Ş. 29/06/2018 vadeli 2.468.000,00-TL bedelli avans teminat mektubunu haksız olarak paraya çevirdiğini ve uhdesine geçirdiğini, ayrıca davalı adi ortaklık tarafından hukuka aykırı şekilde kendilerinden, AVM mekanik işleri için 874.525,84-TL, AVM elektrik işleri için 856.816,21-TL, ... işleri için 109.638,92-TL, ...işleri için 142.076,16-TL, AVM şantiye elektrik işlerinden 39.152,35-TL, ... şantiye elektrik işlerinden 32.033,76-TL olmak üzere toplamda 2.054.243,24-TL nakit teminat kesintisi yapıldığını ve bu tutarın da geri ödemesinin yapılmadığını belirterek, şimdilik, davalı tarafın, davacı şirkete ait nakit teminat mektuplarını iade etmeyerek haksız kazanç sağlamış olmaları ve davacı şirkete verdikleri zarardan dolayı 550.000,00-TL alacağın tahsili talebiyle eldeki kısmi davanın açılmış olduğu görülmektedir. Davalı taraflar, davacı şirketin, düzenlenen sözleşmeler kapsamında yükümlülüklerini yerine getiremediğini, bu nedenle kendilerine başvurulması üzerine aralarında 11/07/2018 tarihli "Fesih Protokolü" düzenlendiğini, söz konusu fesip protokolü ile, davacı tarafın, adi ortaklığı ibra ettiğini, adi ortaklıktan herhangi bir alacağı kalmadığını belirterek, davanın öncelikle bu nedenle reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. Dosya kapsamına sunulan 11/07/2018 tarihli "Fesih Protokolü"nün incelenmesinden; protokolün ... Adi Ortaklığı(Geliştirmeci) ile ... A. Ş.(Ana Yüklenici) arasında düzenlendiği, konusunun taraflar arasında daha önce 22/10/2015 ve 31/08/2016 tarihlerinde düzenlenen sözleşmelerin feshi ve tarafların yükümlülüklerine ilişkin olduğu, protokolün 2. maddesi ile, tarafların, protokol hükümleri uyarınca protokolün imza tarihinde sözleşmelerin feshedildiği hususunda tam ve kesin olarak anlaşmaya vardıklarının belirtildiği, protokolün 3.1. maddesi ile, Geliştirmecinin(Adi Ortaklık), ana yüklenici(...A. Ş.) tarafından verilen teminat mektuplarının ve nakit teminat kesintilerinin, Ana Yüklenicinin, doğmuş doğacak borcuna ilişkin tutarı teminattan nakit blokajda tutma ve bu tutarlara ilişkin ödemeleri yapma hakkına sahip olacağı, Geliştirmecinin, ayrıca Ana Yüklenici ile arasındaki hukuki ilişkiden, kanundan, sözleşmeden doğam zarar, ziyan, tazminat, faiz ve cezai şart ve bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla doğmuş/doğacak alacaklarını da bu teminatlar yettiği müddetçe bunlardan tahsil edeceği, Ana Yüklenicinin, işbu hüküm kapsamında Geliştirmeci tarafından nakde çevrilen teminat mektubu bedelinin bloke edilen kısmı ile irat kaydedilen kısmının sözleşmeye, fesih protokolüne ve hukuka uygun olduğunu gayrikabili rücu kabul, beyan ve taahhüt etiği, protokolün 3.4. maddesi ile; Ana Yüklenicinin, sözleşmeler gereği Geliştirmeciye teslim ettiği ve teminat güvencesini oluşturan olayların vukuu bulması nedeniyle nakde çevrilen avans ve kesin teminat mektuplarının ve irat kaydedilen nakit teminat kesintilerinin Geliştirmeci tarafından haksız yere nakde çevrildiğini/irat kaydedildiğini ileri sürerek herhangi bir tedbir, itiraz, iade ve menfi tespit talebinde bulunmayacağını, bankalar nezdinde Geliştirmeciyi ibra ettiğini gayri kabili rücu kabul, beyan ve taahhüt ettiği, protokolün 3.9. maddesi ile, Ana Yüklenicinin(davacı), Geliştirmeciden, sözleşmeler kapsamında yaptığı işlerin karşılığı hakettiği hakedişler dışında ücret, hak ediş ve bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla hiçbir nam ve şart altında başkaca bir talebinin bulunmadığını, bu hak edişlerin de Geliştirmeciye olan borcuna mahsup edildiği/edileceğini iş bu protokolün imzası ile birlikte Geliştirmeciyi gayri kabili rücu ibra ettiğini kabul, beyan ve taahhüt ettiği, protokolün 5.5. maddesi ile, protokolün, tarafların sözleşmenin feshine ve koşullarına ilişkin gerçek niyetlerini ve iradelerini yansıtıp daha önce bu hususta yapılmış olan yazılı ve sözlü tüm irade açıklamalarının yerine geçeceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. 6098 Sayılı TBK'nun "İbra" başlıklı 132. maddesi; "Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir." hükmünü içermektedir. Bilindiği gibi "ibra" borcu sona erdiren hallerden birisidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında, taraflar arasında eser sözleşmeleri yapılmış ise de, yine tarafların bir araya gelerek düzenledikleri 11/07/2018 tarihli "Fesih Protokolü" ile aralarındaki tüm sözleşmeleri feshettikleri, yine protokol hükümleri ve özellikle protokolün 3.9. maddesi dikkate alındığında, davacının(Ana Yüklenici), adi ortaklığı(Geliştirmeci) gayri kabili rücu ettiği, bu anlamda, davalı taraftan herhangi bir alacağı bulunmadığı sonucuna varılmış ve davacı tarafça açılan davanın reddine karar verilmiştir. Davacı taraf, davalı adi ortaklık ve yöneticilerinin hileli işlemler yaptığını, sözleşmenin feshinin davacının özgür iradesi ile yapılmadığı ileri sürmektedir. Davacı taraf, davalı adi ortaklık ve yöneticilerinin hileli işlemlerinin ne olduğuna ilişkin somut bir açıklama yapmadığı gibi herhangi bir delil de sunmamıştır. Yine davacı taraf, feshin davacının özgür iradesini yansıtmadığını belirtmektedir. Taraflar arasında düzenlenen "Fesih Protokolü"nün 5.5. maddesi ile, protokolün, tarafların sözleşmenin feshine ve koşullarına ilişkin gerçek niyetlerini ve iradelerini yansıtıp daha önce bu hususta yapılmış olan yazılı ve sözlü tüm irade açıklamalarının yerine geçeceğinin kararlaştırıldığı görülmektedir. Davacı taraf, iradelerinin ne şekilde fesada uğratıldığı yönünde somut bir beyanda bulunmadığı gibi bu hususta herhangi bir delil de sunmamıştır. Davacı taraf anonim şirket statüsünde bir şirket olup, anonim şirket statüsünde tacir olan davacı yönünden düşüncesizlik ve deneyimsizlik şartlarının oluşmasının mümkün olamayacağı, davacı tarafın zor durumda(müzayaka halinde) olduğuna ilişkin dosyada herhangi bir delilin bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri incelendiğinde sözleşme hükümlerinin hukuka, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka ve adaba aykırı bir yönünün bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yine fesih protokolü 11/07/2018 tarihinde düzenlenmiş olup, dava tarihi ise 21/07/2022'dir. Davacı tarafın, 6098 Sayılı TBK'nun 39. maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içinde, fesih protokolünün, iradesi fesada uğratılmak suretiyle düzenlendiği yönünde herhangi bir irade beyanının, bu yönde bir girişiminin de bulunmadığı görülmektedir. Bu nedenlerle, davacı tarafın, davalı adi ortaklık ve yöneticilerinin hileli işlemler yaptığı, sözleşmenin feshinin davacının özgür iradesi ile yapılmadığı iddialarına itibar edilmemiştir.

Tüm bu nedenlerle davacı tarafça açılan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacı tarafça açılan davanın REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40-TL karar ve ilam harcının, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 9.392,63-TL'den mahsubu ile, fazladan yatırılan 8.777,23‬-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,

3-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 86.500,00-TL vekâlet ücretinin, davacı taraftan alınarak davalılara verilmesine,

4-Arabuluculuk görüşmelerinde arabulucu olarak atanan ...(...)'a 1.360,00-TL ödeme yapılmasına karar verildiği, ödemenin suçüstü ödeneğinden karşılandığı anlaşıldığından 1.360,00-TL arabuluculuk ücretinin, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu madde 18/A-13'e göre davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,

5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,

6-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avansının, kararın kesinleşmesi sonrası yatıran tarafa iadesine,

Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/04/2025

Başkan

¸

Üye

¸

Üye

¸

Katip

¸

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı