T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/98 Esas
KARAR NO : 2024/996
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/02/2023
KARAR TARİHİ : 24/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Davacı müvekkil ... Şti. ile borçlu ... Şti. Arasında akdedilen cari hesap sözleşmesi kapsamında mal alım satımı yapmışlardır. Ancak gelinen noktada borçlu, alacaklı müvekkil şirkete olan borcunu ifa etmemiştir. Taraflar arasındaki ticarete ilişkin tüm kayıtlar müvekkile ait ticari defterlerde kayıtlıdır. Sayın Mahkeme tarafından gerekli görülmesi halinde bilirkişiler tarafından yapılacak incelemede de davalı tarafın, müvekkil şirkete borçlu olduğu tespit edilebilecektir. ... tarafından bir pandemi olarak tanımlanan koronavirüs önlemleri kapsamında ülkemizde de tedbirlerin uygulanmaya başlamasından ötürü toplantı telekonferans yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla ıslak imzalı tutanak hazırlanması mümkün olmadığın Arabuluculuk Tutanağı E-İmzalıdır. Dilekçemiz ekinde arabulucu toplantı tutanağının aslını sunuyoruz.Tüm arz ve izah edilen nedenlerle, karşı tarafın haksız ve soyut itirazlarının iptali ile işbu takibin devamına, ilaveten dava konusu alacağın likit olmasından bahisle karşı tarafın kötü niyetli itirazları nedeniyle durmasına sebebiyet verdiği işbu takip ve dava konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini Sayın Mahkeme'den talep etme gereği hasıl olmuştur. Karşı tarafın 3,363,68 TL ve ferileri için haksız ve mesnetsiz itirazlarının iptali ile müvekkil tarafından ... 1. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibin 3,363,68-TL ve ferileri için devamına, dava ve takip konusu alacağın likit olmasından bahisle kötü niyetli karşı taraf aleyhinde dava ve takip değerinin %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini.." talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Müvekkil şirket, tesis yönetim hizmetleri alanında faaliyet göstermekte olup hizmet sözleşmeleri kapsamında Türkiye genelinde çeşitli projelere tesis yönetim hizmeti hizmeti vermektedir. Bu kapsamda bünyesinde birçok personel istihdam etmektedir. Müvekkil şirket ile davacı şirket arasında, SGK tarafından uygulanan ve uygulanacak olan tüm teşviklerden müvekkil şirketin yararlandırılması adına gerekli tüm işlemlerin müvekkil şirket adına davacı şirket tarafından takip edilmesi, raporlanması ve sonuçlandırılması konulu sözleşme akdedilmiştir. Taraflar arasında dava dilekçesinde iddia edildiği gibi mal alım-satımına ilişkin ticari ilişki değil danışmanlık hizmet sözleşmesi kapsamında ticari ilişki mevcuttur.Taraflar arasında akdedilen sözleşme gereğince müvekkil şirket nezdinde sigorta sicil kaydı bulunan teşvik kapsamındaki personellerle alakalı ... nezdindeki sigorta prim iadesi başvuruları ...’nın sorumluluğundadır.Müvekkil şirket, davacı şirket sorumluluğunda olan teşvik ve prim iadesi süreciyle alakalı olarak ...'ya haksız teşvik kullanımı nedeniyle ceza ödemiş olup, davacı şirketin sözleşme ile üstlendiği yükümlülüğünü gerektiği gibi yerine getirmemiş olması nedeniyle faydalanabileceği teşvik ve prim iadesinden faydalanamamıştır.Davacının davasının ve taleplerinin reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini.." savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; fatura ve cari hesaptan kaynaklı olarak davalı aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın İİK 67. madde uyarınca iptali talebine ilişkindir.
Mahkememizce ... 1.İcra Dairesinin ... takip sayılı dosyası getirtilmiş olup incelenmesinde; alacaklısı ... Şirketi tarafından, borçlu ... Şirketi aleyhine 3.363,68TL cari hesap alacağı, olmak üzere toplam 3.363,68TL'nin icra takip tarihinden itibaren asıl alacağa yıllık %15,75 oranında faiz işletilmek kaydı ile tahsili talebi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, yasal süresinde borçlu vekilinin borca ve fer'ilerine itiraz ettiği, itiraz sonucunda icra takibinin durduğu, iş bu itirazın iptali davasının mahkememize İİK.m.67 hükmü uyarınca 1 yıllık yasal süresi içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır.
Bilirkişiden alınan 10/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Raporum içerisinde yapılan açıklamalar muvacehesinde, dosyaya mübrez belge, bilgi, takip dosyası, davacı yana ait 2021-2022 yıllarına ait ticari defterleri ile sınırlı olarak yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; Davacı ....Sti tarafından incelemeye sunulan 2021-2022 yıllarına ait ticari defterlerin TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu görülmüştür. Davacı yanın incelenen Ticari defterlerine ve cari hesap ekstresine göre davalı yandan 30.06.2021 tarihi itibariyle 3.363,68TL alacaklı olduğu , davalı taraf incelemeye gelmemiş ve sonrasında da incelemeye defter ve belge sunmamı tarafların, inkar tazminatı ve diğer benzeri taleplerinin Sayın Mahkemenizin takdiri içinde kaldığı.." rapor edilmiştir.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222.maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK m.222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m.222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
....tarihli ve ... sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle, HMK m.222/3'de yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “DİĞER TARAFIN TİCARİ DEFTERLERİNİ İBRAZ ETMEMESİ” şeklinde değiştirilmiş, tarafların ticari defterlerini sunmaması hali de usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için yeterli görülmüştür.
Nitekim, ... Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi ... Esas, ...Karar sayılı ilamı ile şu şekilde değerlendirmelerde bulunulmuştur: "...Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." demiştir.
Bu itibarla, yukarıda yer verilen ilam ve özellikle gerekçesi ile HMK 220/3.maddesi hükmü uyarınca davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı anlaşılmakla; davacı şirketin ticari defterlerinin TTK 69 ve 213 sayılı Kanunun 216. md gereğince açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, usulüne uygun şekilde tutulduklarından TTK 85. ve HMK 222. maddesi gereğince sahibi olan davacı lehine delil niteliğine haiz olabileceği kanaati oluşmuş ve Mahkememizce davacının usulüne uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtlara itibar edilerek, aralarındaki cari hesaba konu nedeniyle sunulan hizmete karşılık takip tarihi itibariyle davalıdan 3.363,68 TL alacaklı olduğu , davalı tarafın davacının hizmet nedeniyle yolladığı faturalara süresinde itiraz etmediği, davalı tarafın defterlerini de ibrazdan kaçındığı anlaşıldığından davanın kabulüne, takibin aynı şartlarla devamına, itiraz haksız ve alacak likit olduğundan davacı lehine hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kabulüne, davalının ... 1. İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin takip talebindeki hal ve şartlarla devamına,
2-Alacağın %20 si olan 672,73 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60TL harçtan peşin alınan 179,90TL'nin ve davacı tarafça icra dosyasına yatırılan 16,82TL harçların toplamı olan 196,72TL'nin mahsup edilerek bakiye 230,88TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 196,72TL peşin harç, 179,90TL başvuru harcı gideri toplamı olan 376,62TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince dava değeri olan 3.363,68TL üzerinden hesaplanan 3.363,68TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 25,60TL vekalet harcı gideri, 134,00TL tebligat, posta gideri ile 3.000,00TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3159,60TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair davacı tarafın yüzüne karşı kesin olarak karar verildi. 24/12/2024
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır