T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/1106 Esas
KARAR NO : 2024/1046
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 22/01/2013
KARAR TARİHİ : 30/12/2024
Mahkememizde açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; davalılar ..., ..., ... ve ...'in ... A.Ş.'nin şirket Ana Sözleşmesi ile A Grubu paya sahip ortakları olduğu, davacıların ise 02.07.2009 tarihli Hisse Alım Sözleşmesi gereğince ... A.Ş.'nin bir kısım hisselerini satın aldığı, buna göre davalılardan ...'in %35, ...'ın %5 ...'ın %5, ...'un %5 davacı ...'nun %43, ...'nin ise %7 oranında hissedar olduğu, aynı tarih itibari ile davacıların gerçek kişi davalıların A Gburu hissedarlar olarak ortak olduğu ...A.Ş. ile ..., ... ve ...'in yine A Grubu hissedarlar olarak ortak olduğu ... Tic. A.Ş. şirketlerine de %50 pay ile ortak olduğu, davacıların ortak olduğu bu üç şirketin (... A.Ş., ...A.Ş. ve ... A.Ş.) hakim ortaklarının aynı olması ve şirket yönetim organlarının çoğunlukla aynı kişilerden olması, yönetim kurulu toplantılarının aynı tarihlerde yapılarak şirketler için aynı kararların alınması ve aynı alınlarda faaliyet göstermeleri açısından bir Adi Ortaklık oldukları, ortaklık şirketlerinin iş sahaların krom madenleri üzerine olduğu, bu nedenle ortaklık şirketlerinin her üç şirketlerine gerekli makine ve ekipmanların kiralanması için görüşmeler sonucunda A grubu hissedarların ortaklığı olan “...'un şirketlerinden” bu makine ve ekipmanların piyasadaki kira bedellerinin yarı fiyatına kiralanabileceğinin taahhüdünün alındığı, bu taahhüdün 28.08.2009 tarihli toplantı tutanağında da sabit olduğu, bunun üzerine tamamı ... şiretleri olan ve hakim hissedarlarının ... ve akrabaları olduğu, ... Tic. A.Ş. (14.01.2012 tarihinde bölünmüştür, yeni kurulan şirketin adı ...Tic. A.Ş.), .... A.Ş., (birleşme yolu ile 30.11.2010 tarihi itibari ile ... A.Ş. tarafından devir alınmıştır),... Tic. Ltd. Şti. (o zamanki adı ile ...Ltd. Şti.), ... Tic. A.Ş. ve ... A.Ş. ve ... A.Ş. ile Ekipman Kiralama Sözleşmelerinin imzalandığı, davalı A grubu hissedarların ortak oldukları davalı ... şiretleri ile süresi biten Makine Kiralama Sözleşmelerinin husumet ve iletişimsizlikten kaynaklanan nedenlerle yenilenmediği, bu bağlamda yapılan araştırmaların sonucunda 2009, 2010 ve 2011 yılları için ödenen kira bedellerinin normal piyasa fiyatlarının çok üzerinde fahiş olduğu şüphesinin doğduğu, bu şüpheye dayanılarak ... A.Ş.'den makine kiralama fiyat listesinin talep edildiği, 20.11.2012 tarihinde edinilen “2012 Makine Kiralama Fiyat Teklif Listesi” ile karşılaştırılması neticesinde bu hususunun kesinlik kazandığı, bu davanın konusu olan fahiş ödemelere ilişkin ... A.Ş.'nin 01.09.2009 tarihinde davalılar ...T.A.Ş.ile, 01.03.2010 tarihinde ...A.Ş.ile, 01.09.2009 tarihinde ....Ltd.Şti.ile, 01.09.2009 tarihinde...Taah.San.ve Tic.A.Ş.ile, 01.09.2009 tarihinde ...A.Ş.ile ve ... Maden A.Ş.ile yaptığı Makine Kiralama Sözleşmelerinde belirtilen fiyatlar ve kesilen faturaların emsal makine kiraları ile kıyaslandığında tüm bu fiyatların piyasa değerinin çok üzerinde olduğunun tespit edildiği, hatta aynı cins ve model olarak aynı ekipman için farklı tarihlerde tutar açısından çok büyük farklar ile fahiş faturaların kesildiğinin görüldüğü, davalı pay sahiplerinin hem pay sahibi hem de yönetim kurulu üyeleri olmaları nedeni ile yaptıkları tüm eylem ve hareketler ile davacı pay sapihleri nezdinde ortaklık ilişkisinden kaynaklanan güveni kötüye kullanarak kendi ortak oldukları şirketler lehine sermaye transferlerinde bulunacak şekilde davranmaları hem MK, hem BK çerçevesinde doğruluk ve dürüstlük kuralına ve sözleşmeden doğan güven ilişkisine karşı yükümlülüklerine aykırı olduğu, bu nedenle TTK 553. maddesi kapsamında aynı zamanda kurucu olan davalı A Grubu ortakların ve yönetim kurulu üyelerinin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal etmiş olmaları nedeni ile bu hususta kusurları olmadığını ispat etmedikleri sürece pay sahiplerine ve şirkete karşı sorumluluklarının bulunduğu, bu nedenle hem şirkete hem de pay sahiplerine verdikleri zararı tazmin etmekle yükümlü oldukları, davalı durumundaki ... şirketleri açısından ise imzalanan Ekipman Kira Sözleşmeleri ve bunların eki olan Park Listeleri ile faturalar incelendiğinde sözleşmedeki ve park listelerindeki fiyatların piyasa fiyatlarının çok üzerinde fahiş oldtukları, faturalardaki fiyatların ise bazen sözleşme ve park listelerindeki fiyatlar ile aynı bazen ise bunların da çok üstünde olduğu, aynı makine ve ekipmanlar için bazı faturalarda birbirinin iki katı olacak şekilde fiyatlandırma olduğunun görüldü, tüm bu hususların davalı durumunda bulunan ... şirketleri açısından da sözleşmeye ve borca aykırılık teşkil ettiğinden bahisle dava dilekçesinde ayrıntısı belirtilen diğer nedenler ile birlikte “sonuç olarak ekipman kiralama sözleşmelerine ilişkin fahiş olan fiyat farkının tacirlerin borçlarının ticari olması kuralı çerçevesinde her bir fatura için düzenleme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte ... A.Ş. ye iadesine, ayrıca bu fahiş fiyatlandırma nedeni ile şirketin uğradığı müspet zararın tazmini, tüm bu kalemler için fazlaya ilikşin haklar saklı kalmak üzere şu an için 25.348.504 TL üzerinden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Bir Kısım davalılar vekili ... sunmuş olduğu 13.03.2013 tarihli cevap dilekçesi ile; cevap dilekçesinde ayrıntılı olarak belirtilen nedenlerle öncelikli olarak dava dilekçesinin davacı tarafa açıklattırılması gerektiği, davanın usulsüz vekaletaname ile açıldığı, davacılar tarafından yönetici sıfatı taşımayan şirket ortağı ... hakkında huzurdaki davanın açılamayacağı, yine davalı ...'in yönetici sıfatı ile de huzurdaki davanın açılamayacağı, dava konusu ihtilafa dava konusu olayın meydana geldiği 2009, 2010 ve 2011 yıllarında yürürlükte olan 6762 Sayılı TTK'nun uygulanmasının gerektiği, iş bu davanın 6762 Sayılı Yasanın 341. maddesi gereğince iş bu davanın dava şartı yokluğundan reddinin gerektiği, yine cevap dilekçesinde belirtilen gereçekeler ile genel kurula katılarak yönetim kurulu üyelerini ibra eden şirketlerin bilanço ve kar zarar hesaplarını tastik eden ve hali hazırda ibra kararlarının alınması sırasında iradesinin fesada uğradığına ilişkin bir iddiası ve bu yönde bir ispatı olmayan / olmayacak olan davacıların dava dışı ...A.Ş.'nin ortakları sıfatı ile dava dışı ... A.Ş. yönetim kurulu üyelerine karşı dava açma haklarının bulunmadığı, yine 6762 Sayılı Yasanın 309/4 maddesi gereğince davanın zaman aşımına uğradığı, yine cevap dilekçesinde bilirtilen gerekçeler ile aktif husumet ehliyeti olmayan davacılarca huzurda açılan davanın 6100 Sayılı HMK düzenlemeleri uyarınca dava şartı yokluğundan reddinin gerektiği, yine davacıların yönetim kurulu üyesi ve hissedar sıfatını taşımayan 3. şahıs / müvekkili şirketlere karşı da iş bu davanın açılamayacağı, müvekkili olan davalıların iş bu davada basit husumet ehliyetlerinin bulunmadığı, dava dışı ... A.Ş.'nin yönetim kurulu üyelerinin tamamına husumet yönetilmemesinin usulsüz olduğu, açılan iş bu davanın esasında konusuz bir dava olduğu, davacıların asıl amacının konusu suç teşkil eden fiilleri ile ortak oldukları şirketleri zarara uğrattıklarının ortaya çıkması üzerine suçlarını perdelemek için mesnetsiz iddialar ile müvekkili şirketleri karalamaya çalıştıklarını, dava dışı ... ile yine dava dışı ...ve ... arasında bir adi ortaklık ilişkisinin bulunmadığını, davacıların dayanak olarak sunmak istedikleri 3. şahıstan alınmış sözde teklif metninin de muteber olmadığı gibi bir mizansen görüntüsü çizmekte olduğu, davacıların sözleşmede belirtilen fiyatlardan daha yüksek fiyatlara fatura kesildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığı, yine aynı ekipman için farkli tarihlerde farklı faturalar kesildiği iddiasının da mesnetsiz ve kötü niyetli olduğu, dava konusu edilen hiçbir sözleşme ya da faturada fahiş fiyatlandırmanın bulunmadığı, tacir sıfatını taşıya davacıların basiretli davranma yükümlülüklerini yok sayarak kandırıldıklarını iddia etmelerinin de hukuksal ve fiili dayanaktan yoksun olduğu, davacıların müvekkili şirketler ile ilgili iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğıu, yine tüzel kişilik perdesinin aralanması yönündeki iddiaların yerinde olmadığı gibi davacılarca müspet zararın tazmini talebinde bulunulamayacağı, faiz talep etme haklarının da bulunmadığından bahisle cevap dilekçesinde ayrıntılıarı ile belirtilen nedenlerden dolayı öncelikle usul, sonrasında ise esas yönünden reddi gereken haksız davanın tüm davalılar yönünden esastan da reddine karar verilmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki tahkim şartı nedeni ile öncelikli olarak mahkemenin görevine itiraz edildiği, dava konusu ihtilafa 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 Sayılı TTK'nun uygulanmasının mümkün olmadığı, iş bu davada davacıların aktif husumet ehliyetleri bulunmadığından aktif husumet yokluğundan davanın reddinin gerektiği yine müvekkillerinden ...'ın ortaklık şirketlerinde yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmadığı gibi bunun haricinde de herhangi bir görev ve yetkisinin bulunmadığı, ortak olmak dışında şirket ile hiçbir ilişkisinin bulundığı, davalı ...'in ise 6102 Sayılı TTK'nun 553/1 maddesi kapsamında kurucu ortak olarak mesuliyetine gidilemeyeceğinden müvekkilleri yönünden pasif husumet yokluğu nedeni ile de davanın reddinin gerektiği, yine ... şirketinin dava dışı ...ve ... ile adi ortaklık ilişkisi içinde olduğu iddiasının gerçek dışı olduğu, davalı şirketlerin ... şirketlerine fahiş fiyat ile iş makinesi kiralamış olmaları nedeni ile şirketi zarara uğrattıkları yönündeki davacı iddialarının yerinde olmadığı, davalı şirketlerin kira faturalarını aradaki sözleşmelerin hilafına yüksek ve fahiş fiyatlar ile kestiği ve bu suretler ile ... şirketini zarara uğrattığı yönündeki iddiaların yerinde olmadığı, yine dava dilekçesinde davalı şirketlerin ortaklarının A grubu hissedarlar olduğu yönündeki beyanların davalılar yönünden isabetsiz olduğu, bu hususun ticaret sicil kayıtları ile sabit olduğu, şirketin olağan genel kurulu tarafından yönetim kurulu ibra edildikten sonra tazminat talebi ile dava açılabilmesinin yasal olarak mümkün bulunmadığı, TTK.'nun 560. maddesi kapsamında işin geç ödendiği iddiası veya zararın geç ödendiği iddiasının dosya kapsamındaki alacak iddiaları yönünden yapılamayacağı, bu iddiaların hukuki dayanaktan yoksun olduğu, yine davacıların ...sorumluluğuna dayandıklarına ilişkin iddilarının yerinde olmadığı gibi A grubu hissedarlar tarafından 31.08.2010 tarihine kadar ... şirketlerinin bazı makinelerinin piyasa değerinden %50 daha az fiyat ile kiralanacağının taahhüt edildiğini ve bu surette kendilerinin aldatıldığı iddiasının davalı müvekkilleri ile ilişkisinin bulunmadığındaın bahisle cevap dilekçesinde ayrıntıları belirlenen nedenlerden dolayı “sonuç alarak, öncelikle davalılar ile davacılar arasındaki Hissedarlar Sözleşmesi gereğince uyuşmazlık konusunun tahkim yargılamasına tabi olduğundan mahkemenin görevsizliğine karar verilmesi aksi halde aktif ve pasif husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verilmesi, mahkemenin aksi kanaat ile hareket etmesi halinde ise terditli olarak öncelikle davanın zamanaşımı ve yönetim kurulunun ibraz edilmiş olduğu hususları ile red edilmesi aksi halde ihtilafın esasına ilişkin haksız taleplere karşı verilen cevaplar kapsamında davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında özetle; açılan davanın yasal dayanağının bulunmadığı, davalı şirketin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı, zira davalı şirketin bir grup şirketi olmadığı gibi dava dışı ... A.Ş.'nin zarara uğratılması ile Hiçbir ilişkisinin bulunmadığı, yine davacıların iş bu davada aktif husumet ehliyetlerinin de olmadığı, kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an için varsayımsal olarak ... A.Ş.'nin bölünen ... A.Ş. ile olan sözleşmesel ilişkiden dolayı zarar görmesi söz konusu olmuş olsa dahi bu davayı ancak ... A.Ş.'nin açabileceği, dolaylı sorumluluk davası açmanın koşullarını dahi yerine getirmeyen davacıların dolaylı sorumluluk davasını zarar veren yöneticilerden başka Hiçbir kimseye yöneltmek anlamında sıfatlarının bulunmadığı, bu gerekçeler ile davanın akif ve pasif husumet yokluğundan dolayı reddinin gerektiği, davacıların istemlerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğu gibi hangi hukuki sebebe dayandırdıklarının da belirsiz olduğu, yine davacıların hukuki sebepleri birbirine karıştırdıkları, yöneticilere açılan sorumluluk davası ile şirketlere açılan tazminat davasının sebeplerinin birbiri ile özdeş olmadığı gibi birbiri ile de ilişkili olmadığı yine ortada bir borca aykırılığın bulunmadığı, yine somut olan uyuşmazlıkta bir hilenin bulunmadığı, davacıların davalı şirkete yönetlliği istemin ancak bir gabin davasına konu olabileceği, davacıların gabin davası açma yönünde sıfatlarının bulunmadığı gibi gabin koşullarının da oluşmadığı, bir an için varsayımsal olarak gabin davasının davalı şirkete yöneltilebileceği kabul edilse dahi BK 28. maddesi gereğince bir yıllak hak düşürücü sürenin geçtiği, davacıların iddia ettiği .... sorumluluğunun davalı şirkete karşı yöneltilmesinin söz konusu olmadığı gibi bu sorumluluğun dava ile de bir ilişkisinin bulunmadığı, yine davacıların tüzel kişilik perdesinin aralanmasına dair iddiaların yerinde olmadığı gibi sebepsiz zenginleşmeye ilişkin iddiaların da yerinde olmadığından bahisle cevap dilekçesinde belirtilen ayrıntılı gerekçeler ile birlikte “sonuç olarak, başta gerek davacıların gerek davalı şirketin sıfat yokluğu olmak üzere davanın dava temelinden yoksun bulunması ve davacılar tarafından ileri sürülen hukuki sebeplerden hiçbirinin varit olmaması nedeni ile haksız olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında davalılar ... ve ... vekilinin tahkime ilişkin itirazının dosyaya sureti sunulan 01.07.2009 tarihli Hissedarlar Sözleşmesi'nin 7.4.1 maddesinin Hissedarlar Sözleşmesinden doğacak ihtilafların tahkimde görüleceğine dair bir düzenleme getirdiğinden yerinde görülmediğinden reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Davacı vekili dava dilekçesi ile davacı şirketlerin hissedarı olduğu dava dışı ... A.Ş. ile davalı olarak gösterilen şirketler arasında imzalandığı belirtilen Ekipman Kiralama Sözleşmelerinin sona ermesinden sonra yapılan piyasa araştırmaları neticesinde 2009, 2010 ve 2011 yılları için davalı olarak gösterilen şirketlere ödenen kira bedellerinin normal piyasa fiyatlarının çok üzerinde fahiş olduğunun tespit edildiği iddiası ile fahiş olduğu bildirilen fiyat farkının herbir faturanın düzenleme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ve yine dava konusu fahiş olduğu iddia olunan fiyatlandırma nedeni ile ... A.Ş.'nin uğradığı iddia olunan müspet zararın, dava dilekçesinde açıklanan nedenlerle sorumlu olduğu bildirilen Ekipman Kiralama Sözleşmelerinin tarafı olduğu iddia edilen davalı şirketlerden ve aynı zamanda dava dışı ... A.Ş.'de yönetim kurulu üyesi ve ortağı olarak A grubu hissedarlardan olduğu iddia olunan davalı gerçek kişilerden tahsili ile davacıların hissedar olduğu ... A.Ş.'ye ödenmesini talep ettiği, ancak daha sonra davacılar vekili tarafından dosyaya sunulan 15.05.2013, 22.05.2013 ve 10.06.2013 tarihli cevaba cevap dilekçeleri ile her ne kadar dava dilekçesinde talep edilen tazminatın dava dışı ... A.Ş.'ye ödenmesine karar verilmesi talep edilmiş ise de bu yöndeki taleplerini, mahkemece yapılacak yargılama neticesinde hükmedilecek tazminatın şirkete değilde davacı ortaklara ödenmesi yönünde taleplerini değiştirdiklerini bildirdikleri ve mahkememizce yapılan yargılama sırasında da davacılar vekili tarafından 09.12.2013 tarihli 1.ön inceleme duruşmasında da dava dilekçesindeki taleplerinin cevaba cevap dilekçelerinde belirtildiği üzere bu yönde değiştirildiği beyan edilerek dava dilekçesinde talep edilen 25.348.504-TL'nin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesi talep edilmiştir.
Dava dilekçesi ekindeki Kira Sözleşmelerinin incelenmesinden; dava dışı ... A.Ş. ile davalı ... A.Ş. (14.012.2012 tarihinde bölünerek yeni kurulan şirketin adının ... Tic. A.Ş. olduğu) arasında 01.09.2009 tarihli, davalı ... Tic. A.Ş.(Birleşme yoluyla 30.11.2010 tarihinde ... A.Ş.tarafından devralındığı belirtilen) ile 01.03.2010 tarihli, davalı ... Tic.Ltd.Şti. (Önceki ünvanıyla ...Ltd.Şti.) arasında 01.09.2009 tarihli, davalı ...Tic.A.Ş.arasında 01.09.2009 tarihli, davalı ...A.Ş.arasında 01.09.2009 tarihli, davalı ... A.Ş. arasında 31.01.2011 tarihli “Ekipman Kiralama Sözleşmeleri”nin imzalandığı anlaşılmıştır.
Davaya konu ... A.Ş.'nin ... Ticaret Sicil Memurluğundan ticaret sicil dosyası getirtilmiş olup sicil dosyasının incelenmesinden; davalılar ..., ..., ... ve ...'un bu şirkette A Grubu hissedarlar olduğu, yine davacı ... Şirketi'nin bu şirkette B Grubu hissedar olduğu, davacı ...'in bu şirkette C Grubu hissedar olduğu anlaşılmıştır.
Dava, TTK’nun 553. maddesine dayalı olarak, bir kısım davalı yönetim kurulu üyelerinin dava dışı anonim şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı sorumluluk ve diğer davalı şirketlerin aşırı fiyatla dava dışı anonim şirkete araç ve ekipman kiraladıkları iddiasına dayalı TTK'nun 309. maddesi kapsamında tazminat istemine ilişkindir.
Uyuşmazlığın çözümü için davacıların aktif dava ehliyetinin olup olmadığının, davalıların pasif dava ehliyeti olup olmadığının, davaya konu kiralama sözleşmeleri nedeni ile dava dışı ... A.Ş.'nin zararının bulunup bulunmadığının, zararı var ise dava tarihi itibari ile miktarının, zarardan yönetim kurulu üyesi olan gerçek kişi davalıların ve kiralama sözleşmesinin tarafı olan davalı şirketlerin sorumlu olup olmadıklarının, sorumlu iseler her bir davalının sorumlu olduğu miktarın tespiti hususunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. 29.04.2022 tarihli bilirkişi heyeti kök raporunun sonuç kısmında "...Davacı yanın sunmuş olduğu ıslah dilekçesi bakımından Bilirkişilerin hukuki ve özel uzmanlık gerektirmeyen (hakimin mesleki bilgi, tecrübe ve birikimi ile çözmesi gereken) hususlarda, görüş beyan etmeleri hukuken kanuna uygun ve adil olmayacağı için, ıslah konusunda bir değerlendirme yapmamızın mümkün olmadığı, Sorumluluk davasına konu kira sözleşmeleri eski kanun zamanında gerçekleşmiş olduğu için yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu davasında 6762 sayılı Kanun hükümleri uygulanması gerektiği, Yönetim Kurulu üyelerinin sorumluluğuna gidilebilmesi için davacı şirketin bu sözleşmeden kaynaklı zararının ispatlanması gerektiği, 28.08.2009 tarihli tutanağın 5.maddesinde ... şirketlerinin bazı makinalarını 31.08.2010 tarihine kadar daha az fiyattan kiralanacağı bu hususun A grubu Hissedarlar ... ve ... tarafından taahhüt edildiği ileri sürüldüğü, söz konusu taahhüdün 28.08.2009 ve 31.08.2010 tarihleri arasındaki kiralanan makinalar için ön görüldüğü, sonraki dönem için kiralanan makinalar yönünden bu şekilde bir taahhüt bulunmadığını, Davalı şirketler tarafından kesilen faturalarda kiralanan makine sayıları tek tek gösterilmediği, Ayrıca davaya konu ... A.Ş. nin sadece ...'daki maden sahasında faaliyet gösterdiği dolayısıyla ... A.Ş.'nin uğramış olduğu zararın tespiti için Erzincan da faaliyet gösteren Loader (2 adet )ve kamyon ( 6 adet ) için söz konusu taahhütnamenin geçerli olabileceği, diğer kiralanan makine ve ekipmanlar için bu şekilde bir taahhütnamenin bulunmadığı oysa faturalara konu kiralama sözleşmelerinin bu sayılan ve taahhüt edilen iki adet Loader ve 6 adet kamyondarı çok daha fazla olduğu, kiralanan makine ve ekipmanların faturalarda her bir Loader ve kamyon için ayrıştırılmadığı bu nedenle özellikle taahhüt edilen bu dönem için kiralama bedellerin fahiş olup olmadığının tespit edilemediği, .... tarihli ... sayılı ve ... tarihli ... yönetim kurulu kararında da raporumuzda açıklandığı üzere, kiralanan makine bedellerinin yönetim kurulu toplantısında kararlaştırıldığı ve bu kararda davacı şirket temsilcilerin de dahil tüm yönetim kurulu üyelerinin imzalarının bulunduğu, Kira sözleşmelerinin de bu yönetim kurulu kararına uygun olarak düzenlendiği ve kesilen faturaların da kira sözleşmesinde ve yönetim kurulu kararında belirtilen bedeller ile uyumlu olduğu, dolayısıyla davaya konu kiralama sözleşmelerinden kaynaklı dava dışı ... A.Ş. nin herhangi bir zararının bulunmadığı, Ayrıca tüm yönetim kurulu üyeleri tarafından imzalanmış bir yönetim kurulu kararı ile (çoğunluğu davacı şirket temsilcilerinden oluşan tüm yönetim kurulu üyeleri tarafından) alınan yönetim kurulu kararı uyarınca kira sözleşmesi akdeden davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin bu sözleşmelerden kaynaklanan herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, aynı karara imza atan davacı şirketlerin temsilcileri olar yönetim kurulu üyeleri dışındaki sadece davalı iki yönetim kurulu üyesinin sorumluluğuna gidilmesinin eşitlik ilkesine de aykırı olduğu - Huzurdaki yargılamada davacının yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu davasına dayandığını, bu sebeple davalı şirketlerin dava ehliyeti bulunmadığı, ancak Mahkemece ıslah dilekçesinin kabul edilip davanın sebepsiz zenginleşme davası olduğu kanaatine varılması halinde, davalı şirketlerin taraf ehliyeti bulunduğunun kabul edilebileceğini, ancak bir zararın varlığı tespit edilemediği için davacının alacak (tazminat) talep edemeyeceği..." şeklinde görüş belirtilmiştir. Davacı tarafça dosyaya delil olarak sunulan her bir faturanın sıralı liste halinde yazılmak sureti ile; faturanın karşısına hangi davalı şirket tarafından hangi tarihte düzenlendiğinin, faturanın dava dışı ...'un dosyaya celp edilen BA formlarında yer alıp almadığının, ...'un faturaya itirazının olup olmadığının, faturanın faturayı düzenleyen davalı şirketin defterlerinde kayıtlı olup olmadığının, fatura bedelinin ödenip ödenmediğinin, ödenmiş ise ödemenin hangi tarihte ve hangi davalı şirkete yapıldığının, ... 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... E.K. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporları da incelenmek sureti ile fatura konusu kiralamanın fahiş olup olmadığının değerlendirilmesi, ayriyeten davacı taraf vekilinin rapora karşı itirazlarını içeren dilekçe ekinde yer alan belgelerin incelenmesi sureti ile rapora itirazlarının değerlendirilmesi için bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiştir. 27.01.2023 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda özetle "...20.10.2022 tarihli ara kararı kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirmeler şu şekildedir; Dava dışı ... A.Ş nin ticari defterlerine ulaşılamadığından ticari defter üzerinden inceleme yapılamamış olup dava dosyasında yer alan belgeler çerçevesinde dava dışı ... A.Ş. BA-BS formaları incelendiğinde davalı şirketlerin kesmiş olduğu faturaları usulüne göre BA formalarında bildirilmiş olduğu, Davalı şirketin ticari defterleri incelendiğinde kesiler fatura bedellerinin tahsilatının yapıldığı bu hususta bir cari hesap alacağı olmadığı, Dosyaya mübrez evraklarda davalı şirket tarafından dava dışı şirketlere kesilen faturalara itirazın ihtarname ile yapılmadığı, Davalı şirketlerin ticari defteri, dava dışı ... A.Ş. nin BA BS formaları karşılıklı olarak incelendiğinde tarafların cari hesap yönünden bir çekişmesinin mevcut olmadığı, Dava konusunun davacıların hissedarı olduğu ... A.Ş. ile ... Şirketleri arasında akdedilen makine kiralama sözleşmelerinin fahiş fiyatla yapılıp yapılmadığı bu sözleşmeler kaynaklı dava dışı ... A.Ş. nin uğradığı zararının tespiti üzerinde toplandığı, 03.07.2019 tarihli Uzman görüşünde fiyat farklılığını ortaya çıkaran ... A.Ş. ve ... Tic. Ltd. Şti., ... Tic. Ltd. Şti. nezdinde yapıldığı bildirilen araştırmada, dava dosyası kapsamında bulunmayan kiralanan iş makinalarının ilgili dönemdeki marka model ve yılı, makinaların özelliği ve kapasitesi, kira sözleşmesi şartları, kiralama süresi, iş makinalarının günlük kaç saat çalışacağı, kullanılmış makine olup olmadığı, bakım ve onarım masrafları, yedek parça ve yakıt tüketiminin, Operatör ve yardımcı personel masraflarının kime ait olacağı gibi bilgilerin tespit edilemediği görülmüş olup davalıların dosyaya sunmuş olduğu beyan dilekçelerinde de bu yönde itirazlarının mevcut olduğu görülmekle ve dava konusu iş makinalarının kiralama bedeli fiyat araştırması yapılan şirketlerin envanterlerinde bulunup bulunmadığı, bu şirketler tarafından aynı koşullarda aynı modei ve özellikte olan iş makinalarının kiralamasının yapıldığını gösteren emsal fatura örnekleri veya kiralama sözleşmeleri mevcut olmadığından Uzman Mütalaasında yer alan hesaplamaların kabul edilip edilemeyeceği ile ilgili son karar Mahkemenize ait olduğu, Kök raporda belirtildiği üzere; kiralayan şirketlerin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde iş makinalarının maktu fiyatı olmadığı, serbest piyasada değişkenlik gösterebileceği, kiralamaya esas teşkil eden hususlar bilinmeden fiyat belirlemesi yapılamayacağı davacı tarafın 28.08.2009 tarihli toplantı tutanağı 5.maddesinde ... şirketlerinin bazı makinalarını 31.08.2010 tarihine kadar daha az fiyattan kiralanacağı bu hususun A grubu Hissedarlar ... ve ... tarafından taahhüt edildiği ileri sürüldüğü, söz konusu taahhütün 28.08.2009 ve 31.08.2010 tarihleri arasındaki kiralanan belirli sayıda makinalar için öngörüldüğü, sonraki dönem için kiralanan makinaları konu olan bir taahhüt bulunmadığı Davalı şirketler tarafından kesilen faturalarda kiralanan makine sayıları tek tek gösterilmemiş olup davaya konu ... A.Ş. nin sadece ...'daki maden sahasında faaliyet gösterdiği dolayısıyla ... A.Ş. nin uğramış olduğu zararın tespiti için ... da faaliyet gösteren ... için söz konusu taahhütnamenin geçerli olabileceği, diğer kiralanan makine ve ekipmanlar için bu şekilde bir taahhütmamenin bulunmadığı oysa faturalara konu kiralama sözleşmelerinin bu sayılan ve taahhüt edilen iki adet Loader ve 6 adet kamyondan çok daha fazla olduğu, kiralanan makine ve ekipmaların faturalarda her bir Loader ve kamyon için ayrıştırılmadığı bu nedenle özellikle taahhüt edilen bu dönem için kiralama bedellerin fahiş olup olmadığının tespit edilemediği Kira sözleşmelerinin de bu yönetim kurulu kararına uygun olarak düzenlendiği ve kesilen faturaların da kira sözleşmesinde ve yönetim kurulu kararında belirtilen bedeller ile uyumlu olduğu dolayısıyla davaya konu kiralama sözleşmelerinden kaynaklı dava dışı ... A.Ş. nin herhangi bir zararının bulunmadığı Ayrıca tüm yönetim kurulu üyeleri tarafından imzalarımış bir yönetim kurulu kararı ile (çoğunluğu davacı şirket temsilcilerinden oluşan tüm yönetim kurulu üyeleri tarafından) alman yönetim kurulu kararı uyarınca kira sözleşmesi akdeden davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin bu sözleşmelerden kaynaklanan herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, aynı karara imza atan davacı şirketlerin temsilcileri olan yönetim kurulu üyeleri dışındaki sadece davalı iki yönetim kurulu üyesinin sorumluluğuna gidilmesinin eşitlik ilkesine de aykırı olduğu Kiralama Sözleşmesi tarafı olan davalı şirketlerin sorumluğu yönünden inceleme; kiralama sözleşmeleri özel hukuk tarafları arasında arz ve talep duruma ve serbest piyasa ekonomisine göre serbestçe kararlaştırılabilmektedir. Gerek kira sözleşmesinde kiralanan malzemelerin davaya konu olan ... A.Ş. nin kiraladığı iddia olunan 2 adet Yükleyici ve 6 adet Kamyon dışında birden fazla yükleyici kamyon ve bunlara ait ekipmanlardan oluşması fatura içeriğinin kaç adet makine ve ekipmanları kapsadığının tespit edilememiş olması sebebi ile sözleşme serbestisi kapsamında sözleşme imzalayan ve verdiği hizmet karşılığı fatura düzenleyip bedelleri tahsil eden ve defteri ibraz edilmemiş olsa da ba- bs formlarından bu faturaların taraflarca ticari defterlere işlendiği sabit olan kira sözleşmesinden kaynaklı yapılmış ödemelerden dolayı diğer kiralamayı yapan şirketlerin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı..." şeklinde görüş belirtilmiştir. Davacı tarafın bilirkişi heyeti 22.04.2024 tarihli 2. ek raporunun sonuç kısmında özetle "...1-Dava dışı ... A.Ş nin ticari defterlerine ulaşılamadığından ticari defter üzerinden inceleme yapılamamış olup dava dosyasında yer alan belgeler çerçevesinde dava dışı ... A.Ş. BA-BS formaları incelendiğinde davalı şirketlerin kesmiş olduğu faturaların usulüne göre BA formalarında bildirilmiş olduğu, Davalı şirketlerin ticari defterleri incelendiğinde kesilen fatura bedellerinin tahsilatının yapıldığı bu hususta bir cari hesap alacağı olmadığı, Dosyaya mübrez evraklarda davalı şirketler tarafından dava dışı şirkete kesilen faturalara itirazın ihtarname ile yapılmadığı, Davalı şirketlerin ticari defteri, dava dışı ...A.Ş. nin BA BS formaları karşılıklı olarak incelendiğinde tarafların cari hesap yönünden bir çekişmesinin mevcut olmadığı, 2- Dava konusunun davacıların hissedarı olduğu ... A.Ş. ile ... Şirketleri arasında akdedilen makine kiralama sözleşmelerinin fahiş fiyatla yapılıp yapılmadığı bu sözleşmeler kaynaklı dava dışı... A.Ş. nin uğradığı zararının tespiti üzerinde toplandığı, 03.07.2019 tarihli Uzman görüşünde fiyat farklılığını ortaya çıkaran ... A.Ş. ve ... Ltd. Şti., ... Tic. Ltd. Şti. nezdinde yapıldığı bildirilen araştırmada, dava dosyası kapsamında bulunmayan kiralanan iş makinalarının ilgili dönemdeki marka model ve yılı, makinaların özelliği ve kapasitesi, kira sözleşmesi şartları, kiralama süresi, iş makinalarının günlük kaç saat çalışacağı, kullanılmış makine olup olmadığı, bakım ve onarım masrafları, yedek parça ve yakıt tüketiminin, operatör ve yardımcı personel masraflarının kime ait olacağı gibi bilgilerin tespit edilemediği görülmüş olup davalıların dosyaya sunmuş olduğu beyan dilekçelerinde de bu yönde itirazlarının mevcut olduğu görülmekle ve dava konusu iş makinalarının kiralama bedeli fiyat araştırması yapılan şirketlerin envanterlerinde bulunup bulunmadığı, bu şirketler tarafından aynı koşullarda aynı model ve özellikte olan iş makinalarının kiralamasının yapıldığını gösteren emsal fatura örnekleri veya kiralama sözleşmeleri mevcut olmadığından Uzman Mütalaasında yer alan hesaplamaların kabul edilip edilemeyeceği ile ilgili son karar Mahkemenize ait olduğu, ... tarafından alınmış uzman mütalaasına kök raporda belirtildiği üzere; kiralayan şirketlerin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde iş makinalarının maktu fiyatı olmadığı, serbest piyasada değişkenlik gösterebileceği, kiralamaya esas teşkil eden hususlar bilinmeden fiyat belirlemesi yapılamayacağı, alınan uzman mütalaasında fiyat farklılığını ortaya çıkaran bilimsel yönden denetime elverişli bir verinin bulunmadığı, Taraflar arasında yapılan sözleşme ile kiralanan ve üç yıl sorun ve anlaşmazlık çıkmadan kiralama işleminin sürdi ü olgusu da dikkate alındığında, olaydan 10 yıl sonra ve 15 yıl sonraki piyasa koşullarının çok farklı olacağından, kiralama bedellerinin rayiç değerlerin üstünde olduğunun söylenebilmesi uygun görülmediği, 3-Davacı tarafın 28.08.2009 tarihli toplantı tutanağı 5.maddesinde ... şirketlerinin bazı makinalarını 31.08.2010 tarihine kadar daha az fiyattan kiralanacağı bu hususun A grubu Hissedarlar ... ve ... tarafından taahhüt edildiği ileri sürüldüğü, söz konusu taahhütün 28.08.2009 ve 31.08.2010 tarihleri arasındaki kiralanan belirli sayıda makinalar için ön göri , sonraki dönem için kiralanan makinaları konu olan bir taahhüt bulunmadığı, Davalı şirketler tarafından kesilen faturalarda kiralanan makine sayıları tek tek gösterilmemiş olup davaya konu ... A.Ş. nin sadece ... daki maden sahasında faaliyet gösterdiği dolayısıyla ...A.Ş. nin uğramış olduğu zararın tespiti için ... da faaliyet gösteren ... (2 adet )ve kamyon ( 6 adet ) için söz konusu inamenin geçerli olabileceği, diğer kiralanan makine ve ekipmanlar için bu şekilde bir taahhütnamenin bulunmadığı oysa faturalara konu kiralama sözleşmelerinin bu sayılan ve taahhüt edilen iki adet Loader ve 6 adet kamyondan çok daha fazla olduğu, kiralanan makine ve ekipmaların faturalarda her bir ... ve kamyon için ayrıştırılmadığı bu nedenle özellikle taahhüt edilen bu dönem için kiralama bedellerin fahiş olup olmadığının tespit edilemediği, Kira sözleşmelerinin de bu yönetim kurulu kararına uygun olarak düzenlendiği ve kesilen faturaların da kira sözleşmesinde ve yönetim kurulu kararında belirtilen bedeller ile uyumlu olduğu dolayısıyla davaya konu kiralama sözleşmelerinden kaynaklı dava dışı...A.Ş. nin herhangi bir zararının bulunmadığı, Ayrıca tüm yönetim kurulu üyeleri tarafından imzalanmış bir yönetim kurulu kararı ile (çoğunluğu davacı şirket temsilcilerinden oluşan tüm yönetim kurulu üyeleri tarafından) alınan yönetim kurulu kararı uyarınca kira sözleşmesi akdeden davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin bu sözleşmelerden kaynaklanan herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, aynı karara imza atan davacı şirketlerin temsilcileri olan yönetim kurulu üyeleri dışındaki sadece davalı iki yönetim kurulu üyesinin sorumluluğuna gidilmesinin eşitlik ilkesine de aykırı olduğu, 10.02.2011 tarih ve 7749 sayılı Türk Ticaret Sicil Gazetesinde,2009 ve 2010 yılları Yönetim Kurulu faaliyet raporu ile denetçi raporlarının okunduğu ve müzakere edilerek oy birliği ile tasvip edildiği, 2009 ve 2010 yılları bilanço ve gelir tabloları hesaplarının okunduğu ve müzakere edildiği, yapılan oylama sonucunda bilanço ve kar zarar hesaplarının oy birliği ile tasdik edildiği, tüm yönetim kurulu üyeleri ve denetim kurulu üyelerinin 2009 ve 2010 yılları faaliyetlerinden dolayı oy birliği ile ayrı ayrı ibra edildiği, Davacıların hissedarı olduğu ... A.Ş. ile ... Şirketleri arasında madenlerin araştırılması çıkarılması ve işlenmesi için gereken çeşitli makine ve ekipmanların ... şirketlerinden kiralanması konusunda anlaşma yapıldığı, ekipmanların kiralamasına ilişkin fatura tanzim edilerek ücret talebinde bulunulduğu ve ödendiği, davacı şirketlerin belirtilen safhada karar alıcı ve denetleyici mekanizmada görev aldığı, fatura ve kira tutarlarına itiraz ve ekipman sözleşmesi fesh etme olanaklarının olduğu, 4-Kiralama Sözleşmesi tarafı olan davalı şirketlerin sorumluğu yönünden inceleme; kiralama sözleşmeleri özel hukuk tarafları arasında arz ve talep duruma ve serbest piyasa ekonomisine göre serbestçe kararlaştırılabilmektedir. Gerek kira sözleşmesinde kiralanan malzemelerin davaya konu olan ... A.Ş. nin kiraladığı iddia olunan 2 adet Yükleyici ve 6 adet Kamyon dışında birden fazla yükleyici kamyon ve bunlara ait ekipmanlardan oluşması fatura içeriğinin kaç adet makine ve ekipmanları kapsadığının tespit edilememiş olması sebebi ile sözleşme serbestisi kapsamında sözleşme imzalayan ve verdiği hizmet karşılığı fatura düzenleyip bedelleri tahsil eden ve defteri ibraz edilmemiş olsa da ba- bs formlarından bu faturaların taraflarca ticari defterlere işlendiği sabit olan kira sözleşmesinden kaynaklı yapılmış ödemelerden dolayı diğer kiralamayı yapan şirketlerin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, 5-Davacıların aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığını noktasında; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 553 /1 md uyarınca kurucular yönetim kurulu üyeleri yöneticiler ve tasfiye memurları kanundan veya esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurları ile ihlal ettikleri taktirde hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. TTK 555/1 md göre ise şirketin uğradığı zararın tazminini her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler hükümleri mevcuttur. Bu iki hüküm dikkate alındığında pay sahipleri kendilerinin uğramış oldukları doğrudan zararları isteyebilecekken şirketin uğradığı iddia edilen zararı ise ancak şirket namına isteyebilecektir. Davacılar tarafından ıslah öncesi ilk dava dilekçesinde zararın dava dışı ... A.Ş.ye ödenmesini talep edilmiş ise de Mahkemece verilen dava dilekçesinin açıklanması kararı sonrasında davacılar 04.05.2013 tarihli dilekçeleri ile zararın doğrudan kendilerine ödenmesi talep edilmiştir. Mahkeme tarafından dava dilekçesi görev nedeni ile red edilmiş Yargıtay 3 Hukuk Dairesinin ... esas... bozma ilamı ile davanın Asliye Ticaret Mahkemesi ne görev alanına girdiğinden bahisle karar bozulmuştur. Bozma sonrası bila tarihli ıslah dilekçesi ile davacılar dava konusunu ıslah etmiş ve tazminatın dava dışı ... A.Ş. ye ödenmesini talep etmiştir. Davacının ıslah talebinin Mahkemece kabul edilip edilmemesi durumuna göre iki farklı sonuç çıkmaktadır. 6100 sayılı HMK nın 177 md. Islah müessesi düzenlenmiştir. Bu maddede ... tarih ... sayılı yasanın 18. maddesi eklenmeden önce ıslah ancak tahkikat aşamasında yapılabileceği, Bölge Adliye Mahkemesi ya da Yargıtay bozmasından sonra yapılamayacağının düzenlendiği görülmüştür. Islahın yapıldığı tarihte yürürlükte olan HMK hükümlerine göre usulüne uygun yapılmış bir ıslah bulunmamaktadır. Bu taktirde davacıların kendi adlarına doğrudan uğradıkları bir zarar bulunmadığından aktif dava ehliyetinin bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. 7251 sayılı kanunun 18. Maddesi ile 6100 sayılı kanunun 177 maddesine eklenen 2 fıkra ile Yargıtay ın bozma kararına ve Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya İlk derece Mahkemesine gönderildiğinde ilk derece Mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması halinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz düzenlemesi getirilmiştir. Mahkemece 22.07.2020 tarihinde yapılan bu değişikliğin geçmişte yapılan ve yapıldığı tarih itibari ile kanuna uygun olmayan ıslah dilekçesini de geçmişe şamil olarak kapsadığı sonucuna varılacak olursa bu taktirde davacı tarafından yapılan ıslah dilekçesinin Mahkemece kabul görebileceği bu durumda davacı tarafın aktif husumet ehliyetinin bulunduğu sonucuna varılabilecektir. Ancak bu durumda da değerlendirmesi ve taktiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere ve fakat davalılar tarafından davacının islah dilekçesine karşılık süresi içerisinde zamanaşımı itirazında bulunduğu değerlendirildiğinde bu kez de davacı alacağının zamanaşımına uğradığı değerlendirilebilecektir. Aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı bulunuyorsa alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususunda nihai taktir mahkemenindir. 6- Davalıların pasif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı Yapılan ıslah dilekçesi ile dava sebebi Türk Ticaret Kanunu 553 md dayalı üyelerinin sorumluluğu esasına dayandırılmıştır. Dava konusu ... A.Ş. nin belirtilen sözleşme dönemindeki Yönetim kurulu üyeleri ;... ,..., ... , ... , ... ,... dir. Bu yönetim kurulu üyelerinden sadece ... ve ... davalı konumundadır. Dolayısıyla sadece bu iki davalı teorik olarak davada pasif husumet ehliyetleri bulunmaktadır. Diğer davalıların Mahkemece davanın sorumluluk esasına dayandığının kabul edilmesi halinde pasif husumet ehliyeti bulunmamaktadır. Mahkemece dava dayanağının Türk Borçlar Kanunu 36 maddesinde düzenlenen hile- aldatma deliline dayandığının kabul edilmesi halinde , teorik olarak diğer davalılarında pasif husumet ehliyetinin bulunduğu sonucuna varılabilecektir. Bu durumda da davacı şirketlerin yetkililerinin aynı zamanda yönetim kurulu üyesi oldukları yönetim kurulunda çoğunluğun davacı şirket temsilcilerinde olduğu şirketin en az 4 yönetim kurulu üyesi ile temsil edildiği nitekim kira sözleşmelerine ilişkin alınan yönetim kurulu kararlarında, davalı ... ve ... yanında diğer tüm yönetim kurulu üyeleri tarafından da kira sözleşmelerinin onaylandığı davacı şirket temsilcilerinden oluşan diğer 4 yönetim kurulu üyesinin de kira sözleşmelerini onayladığı, basiretli bir tacir olan davacı şirketlerin hile iddiasında bulunamayacakları ve açılan davanın da hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı..." şeklinde görüş belirtilmiştir.
Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi sonucunda; Davacılar; bir kısım davalılar ile birlikte şirket ortağı olduklarını, ortaklık şirketlerinin iş sahalarının krom madenleri üzerine olduğunu, şirketin ihtiyaçları için kiralama sözleşmeleri yapma konusunda yetkili olan bir kısım davalıların, şirketi zarara uğratma ve kendilerine haksız kazanç sağlamak amacı ile yine kendilerinin ortak oldukları diğer davalı şirketlerle Ekipman Kiralama Sözleşmeleri imzaladıklarını, söz konusu kiralama işlemleri sonucu şirketin zarara uğradığını bu nedenle TTK'nun 553. maddesi kapsamında aynı zamanda kurucu olan davalı A Grubu ortakların ve yönetim kurulu üyelerinin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal etmiş olmaları nedeni ile bu hususta kusurları olmadığını ispat etmedikleri sürece pay sahiplerine ve şirkete karşı sorumluluklarının bulunduğu belirtilerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 25.348.504 TL maddi tazminat bedelinin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Türk Ticaret Kanunu'nun "Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu" başlıklı 553. maddesi şöyledir:
" (1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.
(2) Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar.
(3) Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz."
Aynı Kanun'un "Zamanaşımı" başlıklı 560. maddesi şöyledir:
"(1) Sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, bu fiil cezayı gerektirip, Türk Ceza Kanununa göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da bu zamanaşımı uygulanır."
Yukarıda yer verilen mevzuat hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, sorumluluk davası kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları veya bunların görev ya da yetkilerini devrettikleri kişilere karşı açılabilmesi mümkündür. Bu çerçevede, davalı sayısının çokluğu ve tüm davalıların anılan şirketin yöneticisi olmadığı bir başka ifadeyle pasif husumet yokluğu yönündeki savunmalar nedeniyle öncelikle davacıların anılan davayı açmakta yetkisi ve hukuki yararı bulunup bulunmadığının, ardından davalıların taraf ehliyetinin olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.
Dava dilekçesinde, davacılar ... ... Şirketi ve ...Şirketi, zarara uğratıldığı belirtilen dava dışı ... A.Ş.nin hissedarı olduklarını ve şirketin uğradığı zararın tazminat olarak kendilerine verilmesini talep etmiştir. Davacı bu kez 13.03.2019 UYAP giriş tarihli ıslah dilekçesi ile ekipman kiralama sözleşmelerine ilişkin fahiş olan fiyat farkının tacirlerin borçlarının ticari olması kuralı çerçevesinde her bir fatura için düzenleme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte ... Anonim Şirketi’ne iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava tarihi olan 22.01.2013 tarihi itibarıyla, davacıların dava dışı ... A.Ş.nin hissedarı oldukları, dava dışı şirketin Ticaret Sicil kayıtları ve dava dilekçesi ekinde sunulan ortaklık belgeleri ile sabittir. Bu nedenle, davacıların hissedarı oldukları şirketin zarara uğratıldığı iddiasıyla o tarihteki yöneticilere karşı sorumluluk davası açmakta hukuki yararlarının olduğu ve dava ehliyetlerinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Diğer taraftan, bir kısım davalılar, dava dışı şirkette yönetici sıfatını haiz olmadıklarını, anılan işlemlerin gerçekleştirilmesinde yetki ve sorumluluklarının bulunmadığını belirterek davanın husumet yönünden reddi gerektiğini savunmuştur. Dava dilekçesinde husumet yöneltilen davalılar, başlık kısmındaki sıraya göre aşağıda listelenmiştir:
1- ... (HİSSEDAR) - (YÖNETİM KURULU ÜYESİ)
2- ... A.Ş. (KİRAYA VEREN)
3- ... A.Ş. (KİRAYA VEREN)
4- ...A.Ş. (KİRAYA VEREN)
5- ... A.Ş. (KİRAYA VEREN)
6- ... (HİSSEDAR)
7- ... LTD.ŞTİ. (KİRAYA VEREN)
8- ... A.Ş. (KİRAYA VEREN)
9- ... LTD. ŞTİ. (HİSSEDAR)
10- ... (ESKİ HİSSEDAR)
11- ... (HİSSEDAR) - (YÖNETİM KURULU ÜYESİ)
Yukarıda yer verilen mevzuat hükmünden anlaşılacağı üzere, yönetim kurulu üyeleri, şirkete verdikleri zararlardan dolayı hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı sorumludur.
Somut uyuşmazlıkta, davalılardan ... ve ..., zarar iddiasına konu kiralama sözleşmelerinin yapıldığı dönemde şirketin yönetim kurulu üyesidir. Dolayısıyla, şirketin hissedarı konumunda olan davacıların bu davalılara husumet yöneltmesi mümkündür. Ancak, bu iki davalı dışındakilerin, isimlerinin yanlarında belirtildiği üzere, şirketin hissedarı veya kiralama sözleşmesinin tarafı oldukları anlaşılmaktadır. Bu kişilerin, yöneticinin sorumluluğu davası yönünden taraf ehliyetleri bulunmamaktadır. Bir başka ifadeyle, TTK'nın 553. ve devamı maddeleri uyarınca, sorumluluk davasının ... A.Ş.nin yönetim kurulu üyesi pozisyonunda olmayan bu kişilere yöneltilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, ... ve ... dışındaki davalılar yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Her ne kadar davalılar tarafından, dava tarihindeki mevzuata göre Yargıtay Bozma İlamından sonra ıslah dilekçesi sunulamayacağı ve sorumluluk davasında tazminat bedelinin doğrudan hissedarlara ödenmesinin talep edilmiş olması nedeniyle davanın tamamen usulden reddi gerekeceği ileri sürülmüş ise de karar tarihi itibarıyla halen yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 177. maddesi uyarınca tahkikat bitene kadar her aşamada ıslah mümkün olduğundan bu itiraz dikkate alınmamıştır. Öte yandan, kiralama işlemlerinin 2009ve 2010 yıllarında yapıldığı, bunlara ilişkin faturaların ve kiralama işlerinin 2012 yılına kadar devam ettiği, davanın 13.01.2013 tarihinde açıldığı, yukarıda yer verilen zamanaşımına ilişkin TTK'nın 560. maddesine göre zararı ve sorumluyu öğrendikten sonra 2 yıl, her halde 5 yıllık zamanaşımı süresi öngörüldüğü, ayrıca ceza zamanaşımının daha uzun olması halinde bunun dikkate alınacağının belirtildiği görülmektedir. Dolayısıyla, 2 yıl Davacıların olaya ilişkin suç duyurusunda bulunmuş olmaları ve soruşturma yürütülmesi, dava tarihinin 13.01.2013 olması karşısında zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihin net olarak tespiti ve dolayısıyla iki yıllık sürenin dolduğunun kabulü mümkün görülmemiş; davalılar da bu konuda zamanaşımının başlangıcına ilişkin somut bir veri ortaya koyamamıştır. Bu edenle, zamanaşımı itirazları yerinde görülmemiştir.
Diğer taraftan, anılan tarihlerde dava dışı ... A.Ş.nin yönetim kurulunun ... ve ...'ın şirketi zarara uğrattığı ileri sürülmekle birlikte anılan şirkette toplam 6 yönetim kurulu üyesi olduğu, bunların dördünün davacılar tarafından belirlenen..., ..., ...ve ....den oluştuğu anlaşılmaktadır. Davacılar, hile yoluyla 01.09.2009 ve 01.02.2010 tarihli kira sözleşmelerinin bedellerinin çok yüksek olduğu, kiralanan malların kullanılıp kullanılmadığının bile belirli olmadığı iddiasında bulunup bu yönde uzman görüşü de sunmuş iseler de dava dışı şirketin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde, defterlerin usulüne uygun şekilde düzenlendiği, kiralamaya ilişkin düzenlenen faturaların şirketin mali tablolarında ve bilançosunda yer aldığı, defterlere kaydının yapıldığı, 2009 ve 2010 yıllarına ait genel kurul toplantılarında gelir tablosu, bilançolar ve denetim raporlarının onaylandığı, yönetim kurulunun ibra edildiği, bu kararların 10.02.2011 tarihli ve 7549 sayılı Ticaret Sicil gazetesinde yayınlandığı anlaşılmaktadır.
Davacıları temsilen yönetim kurulunda dört farklı yönetim kurulu üyesinin olması, yönetim kurulu kararıyla yapılan kiralama işlerinin şirketin bilançolarına kaydedilmesi, bunlara ilişkin hissdarlardan bilgi, harcama ya da belge gizlendiğine dair herhangi bir tespitin bulunmaması, yönetim kurulunun tamamen ibra edilmesi karşısında, davacıların TTK'nın 558. maddesi uyarınca dava haklarının olmadığının kabulü gerekmektedir. Biran için davacıların hukuki durumunun ibraya ilişkin hükümlerin dışında kaldığı kabul edilse bile, hileli işlemlerle menfaat sağlandığı ve TBK'nın 36. maddesi uyarınca tüm davalılara karşı tazminat haklarının bulunduğunu iddiasının, dosya kapsamında mevcut bilirkişi raporlarından ekipmanların fahiş fiyatla şirketin zararına ve bir kısım davalıların menfaatine kiralandığının mali hesaplamalarla ortaya konulamamış olması, şirket ticari kayıtlarının usulüne uygun tutulması karşısında davacıların bu yöndeki iddialarının ispatlanamadığı değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM / Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-₺ maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 432.889,10-₺ harçtan mahsubu ile bakiye 432.461,50-₺ harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı ... tarafından yapılan 150,00-₺ yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı ...'ye verilmesine,
5-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalılar vekilleri lehine hesaplanan 30.000,00-₺ maktu vekalet ücretinin davacılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile her bir davalıya ayrı ayrı verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca taraflara iadesine,
Dair; Davacı vekili ... ile davalı ... ve ... vekilinin yüzlerine karşı, diğer tarafların yokluğunda kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/12/2024
Başkan e-imza
Üye e-imza
Üye e-imza
Katip e-imza