T.C.
İSTANBUL
22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/403 Esas
KARAR NO : 2026/522
DAVA : Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
DAVA TARİHİ : 15/05/2026
KARAR TARİHİ : 10/07/2026
Mahkememizde görülen davanın dosya üzerinden yapılan incelemesi sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, dava dışı ... A.Ş.'nin hissedarı ve tescil ve ilan edilmiş son yönetim kurulu başkanı ve 28.12.2024 tarihine kadar imza yetkilisi olduğunu, şirketin müvekkilinin babası ...'un hakim hissedarı olduğu, annesi ve kız kardeşi ile müvekkilinin eşinin hissedarları olduğu bir aile şirketi olduğunu, müvekkilinin babasının demans hastalığı nedeniyle kısıtlanması, hakkında vasi atanması ile aile üyeleri arasında yaşanan husumet nedeniyle şirket ve taraflar arasında çok sayıda dava açıldığını, şirketin Ana Sözleşmesi'nin 8. ve 11. maddelerinde ...'un adının geçerek genel kurulda yer alması, aksi halde ittifakla karar alınması, yönetim kurulu başkanının da ... olarak ismen düzenlenmesi ve ...'un akıl hastalığı nedeniyle toplantılara katılamaması sonucu yapılan genel kurullarda alınan kararların Ana Sözleşme'ye aykırı olduğu için Ticaret Bakanlığı tarafından tescil edilemeyeceği görüşü verildiğini ve davalı kurum tarafından da tescilinin reddedildiğini, Ana Sözleşme'nin 11/b maddesinde “…A Gurubu hissedar ... katılmadığı taktirde genel kurul toplantılarının ve alınan kararların geçerli olabilmesi için D, E, F grubu hissedarların tamamının toplantılara katılmaları ve "kararların ittifakla alınması gerekir”. hükmünün, 8. maddesinde "Genel kurul tarafından seçilen dört ila altı üyeden oluşan bir Yönetim Kurulu tarafından idare ve temsil edilir. ... A grubu tarafından seçilen ...'un katılmadığı yönetim kurulu toplantılarının ve alınan kararların geçerli olması için D, E, F grubu hisserdarların temsilcileri olan yönetim kurulu üyelerinin tamamının toplantılarda hazır olması ve kararların ittifakla alınması gerekir." hükmünün olduğunu, bu nedenle .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında TTK'nın 530. maddesi uyarınca yönetim organının oluşturulamaması nedeniyle fesih ve tasfiye davası açıldığını, açılan davada mahkeme tarafından şirkete kayyım atanarak kayyıma yönetim kurulunun seçilmesi için genel kurulun toplaması yetkisi verildiğini, ancak şirket kayyımı tarafından 04.09.2025 tarihli genel kurulda alınan kararlarda ...'un katılmadığı, ittifakla karar alınamadığı için Ana Sözleşme'ye aykırı olduğundan davalı kurum tarafından tescilin reddedildiğini, mahkemenin yeniden ara karara kurması ile bu kez 28.01.2026 tarihinde genel kurul yapıldığını, bu genel kurula ...'u temsilen atanan vasi katıldığını, ...'un yokluğunda yapılan yönetim kurulu seçiminde vasinin aday olduğunu ve muhalefet şerhlerine rağmen oy çokluğu ile şirket yönetim kurulunun müvekkili ve diğer hissedarlar olan ... olarak 4 kişiden oluştuğunu, yapılan genel kuruldan sonra müvekkilinin katılmadığı, usule uygun davet yapılmayan yönetim kurulu toplantısı yapıldığını, bu toplantıda vasinin yönetim kurulu başkanı olduğunu, müvekkiline yönetim kurulu başkanvekili olarak şirketi temsilen müşterek imza yetkisi verildiğinin öğrenildiğini, ancak müvekkilinin, seçilen yeni yönetim kurulunda şirketin imza yetkilisi olma yönünde bir iradesi olmadığından MERSİS sisteminde "imza yetkilisi olma" kısıtı bulunduğunu, bu kısıt nedeniyle şirket kayyımı tarafından genel kurulun tescili için MERSİS'ten başvuru yapılamadığını, kayyım tarafından müvekkiline ihtarname gönderilerek kısıtın kaldırılması istenmişse de, müvekkilinin kendi katılmadığı yönetim kurulu toplantısında imza yetkilisi olmasının usulsüz olduğunu ve bu yetkiyi kabul etmediğini bildirdiğini, şirketin 28.01.2026 tarihli olağanüstü genel kurulunun kararlarının Ana Sözleşme'nin 8. ve 11. maddelerine aykırı olması, devamında ise müvekkiline usulsüz şekilde yönetim kurulu başkanvekilliği görevi ile imza yetkisi verilmesi ve 25.02.2026 tarihinde ...'un vefat ederek vasinin görevinin sona ermesi nedenleri ile tescilinin reddi için davalı kuruma başvurulduğunu, aynı zamanda genel kurul kararlarının yokluğunun tespiti için .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, açılan bu dava da davalı kuruma bildirilerek davanın sonucunun beklenmesi istense de, sicil tarafından davanın sonucu beklenmeden tescil kararı verilmesinin hatalı olduğunu, kayyım tarafından MERSİS'ten 15 günlük yasal süre içinde tescil için başvuru yapılamadığını, bunun üzerine hiçbir zaman imza yetkisi olmayan hissedar ... ile ... tarafından davalı kuruma şirket adına verilen iki başvuru dilekçesi ile davalı kurum genel kurul kararlarını mevcut halini de değiştirerek ve görev taksimi imza yetkisine dair bir yönetim kurulu kararı olmaksızın tescil ettiğini, davalı kurum tarafından hukuka ve davalı şirketin ana sözleşme hükümlerine açıkça aykırı olan genel kurul kararlarını, 3 yönetim kurulu üyesi olacak şekilde, görev taksimi ve imza yetkisine dair bir yönetim kurulu kararı olmadan, müvekkilinin MERSİS'te yetkili olma kısıtı varken, müvekkilinden imza yetkilisi olmaya dair onay alınmadan ve şirketi temsilen imza yetkilisi olmayan ...'nun imzaları ile verilen dilekçeleri kabul ederek açıkça usulsüz tescil işlemi yapıldığını, dava dışı şirketin iki hissedarı ve yönetim kurulu üyesi olan ... tarafından dava konusu tescil ve ilanın aynı gün 08/05/2026 tarihinde müvekkilinin yokluğunda ve dayanak olarak bir yönetim kurulu kararı olmaksızın imza sirküleri çıkarıldığını, bu kişilerin usulsüz imza sirkülerini de dayanak olarak alarak yine aynı gün şirket adına işlem yaparak şirkete avukat vekaleti çıkarttıklarını, müvekkilinin yokluğunda, üç kişilik yönetim kurulundan ikisinin talebiyle ve imza yetkisine ilişkin alınmış bir yönetim kurulu kararı da yokken noterden imza sirküleri çıkarılması hukuken de pratikte de imkansız olduğunu, davalı kurumun açıkça usul ve yasaya aykırı şekilde yaptığı tescil işleminden sonra noterlikçe de yönetim kurulu kararı aranmaksızın verilen imza sirküleri ve vekaletname nedeniyle dava dışı şirketin ve hissedar olan müvekkilinin haklarının tehlikede olduğunu, yaşanan hukuka aykırılık talep konusu ihtiyati tedbirle bu tescilin durdurulmaması halinde iki yönetim kurulu üyesinin keyfiyeti ile şirket hakkında her türlü kararın alınabileceğinin ve davalı şirket yönünden telafisi imkansız zararların oluşma tehlikesinin açık bir göstergesi olduğunu, dava konusu 08/05/2026 tarihinde yapılan tescil ve ilanın yetkisiz kişilerce söz konusu şirket adına hukuka aykırı şekilde karar almalarına yol açacak olması nedeniyle müvekkilinin ve davalı şirketin telafisi imkansız zararlara uğramaması için, işbu davada karar verilinceye dek yapılan tescil işleminin durdurulmasına ve tescile dayanılarak çıkarılan imza sirküleri ve vekaletname başta olmak üzere 08/05/2026 tarihi itibariyle şirket adına yapılan tüm işlemlerin hüküm doğurmayacağına; davalı şirketin yönetim kurulu ve genel kurul karar defterlerinin .... Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından atanan şirket kayyımı ... tarafından mahkemeye teslim edilmesine ve defterlerin dava boyunca koruma altına alınmasına, mahkeme tarafından verilen kararın ve imza sirküleri ile vekaletnamenin, bu tarih itibariyle davalı şirket adına yapılan tüm işlemler hakkında ihtiyati tedbir kararı verildiğinin İstanbul ...'ne gönderilmesine ve Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilmesine, Türkiye Noterler Birliği'ne müzekkere yazılarak tescil işleminin durdurulduğu, bu işleme dayanılarak çıkarılan imza sirkülerinin ve vekaletnamenin verilen ihtiyati tedbir kararı ile karar verilinceye kadar hükümsüz olduğunun bildirilmesine, dava konusu tescilin Ana Sözleşme'nin 8. ve 11. maddelerine aykırı olması, ardından imza yetkisi olmayan kişiler tarafından usulsüz şekilde tescil başvurusu yapılması, dayanak olarak genel kurul kararları dışında bir kararın olmaması, yönetim kurulu üyelerinin görev taksimi ve imza yetkilerine dair bir yönetim kurulu kararı olmaması, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olarak şirketi temsilen imza yetkilisi olma yönünde bir onayının olmaması aksine MERSİS'te yetkili olma kısıtının olması, açılan genel kurul kararlarının yokluğu davasının Yargıtay içtihatlarına aykırı şekilde sonucu beklenmeden tescil ve ilan edilmesi gibi birçok yönden usulsüz ve hukuka aykırı olduğundan öncelikle tescil işleminin durdurulmasına, ardından TTK'nın 34. maddesi uyarınca itirazen inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin, Türk Ticaret Kanunu'nun 32. maddesi hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve söz konusu şirketin esas sözleşmesine uygun şekilde dava konusu genel kurulda yönetim kurulu seçimine dair karar alındığını, 28/01/2026 tarihli genel kurulda alınan yönetim kurulu seçimine dair kararın, müvekkili müdürlük tarafından mevzuata uygun olarak 08/05/2026 tarihinde tescil işleminin tamamlandığını, nitekim söz konusu genel kurulda, davacının, kendisinin yönetim kurulu üyesi olarak seçimine ilişkin vekili aracılığı ile olumlu oy kullandığını ve davacının, yönetim kurulu üyesi olarak seçiminin oybirliği ile kabul edildiğini, diğer yönetim kurulu üyelerinin seçimine dair davacı tarafça olumsuz oy kullanılmışsa da toplantı ve karar nisabı bulunduğundan ve esas sözleşmenin ilgili maddesine uygun şekilde yönetim kurulu üyeleri de belirlendiğinden genel kurulda yapılan yönetim kurulu seçiminin tescilinde hukuka aykırılık bulunmadığını, bu doğrultuda, T.C. Ticaret Bakanlığı'nın 08/04/2026 tarih ve E-...-431.04-... sayılı yazısı ekinde gönderilen ... sayılı görüş çerçevesinde de söz konusu genel kurulun tescilinin mevzuata uygun olduğu yönünde görüş verildiğini, davacın dilekçesinde belirttiği ve dilekçesi ekinde ibraz ettiği T.C. Ticaret Bakanlığı yazısının ise, huzurdaki davadaki tescil işleminin dayanağı genel kuruldan önce verildiğini, yani huzurdaki davadaki tescilin dayanağı genel kurulla söz konusu yazının ilgisinin bulunmadığını, yönetim kurulunun yetki şeklinin 370/f.1 gereğince tescil edildiğinden, davacının temsil şekline dair alınan yönetim kurulu kararına ilişkin itirazlarının mesnetsiz olduğunu, zira tescil işleminin dayanağının, doğrudan anılan 370/f.1 hükmü olduğunu, dava konusu tescil işleminin dayanağının, temsil şeklinin belirlenmesine ilişkin bir yönetim kurulu kararı olmadığını, müvekkilinin dava konusu edilen tescil işleminin mevzuata uygun olduğunu, müvekkilinin dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığını belirterek, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Feri müdahil vekili dilekçesinde özetle; işbu dosyada müvekkili şirket nezdinde gerçekleşen 28.01.2026 tarihli olağanüstü genel kurulun ... nezdinde 08.05.2026 tarihinde tescil edilmiş olmasına karşı davacı tarafça iptal davasının haksız şekilde ikame edildiğini, huzurdaki davanın sonucunun müvekkili şirketi doğrudan etkileyeceğinden ve müvekkili şirketin menfaatlerini etkilediğinden davaya müdahale etme taleplerinin kabulünü talep etmiş; feri müdahale talebi kabul edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, dava dışı feri müdahil ... A.Ş.'nin genel kurul toplantısında alınan yönetim kurulu üyelerinin seçimine dair kararın ...'nce 08/05/2026 tarihinde tescil işleminin iptaline ilişkindir.
TTK'nın 32. maddesinin üst başlığı, "Sicil müdürlüğünün görevleri" şeklindedir. "İnceleme görevi ve geçici tescil" başlığı ile Kanun'un 32/1 fıkrasında, sicil müdürünün tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. TTK'nın 34. maddesinde ise itiraz düzenlenmiştir. Madde içeriğinde ilgililerin tescil, değişiklik veya silinme istemleriyle ilgili olarak sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı tebliğden itibaren sekiz gün içinde sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine itiraz edebileceği düzenlenmiştir.
Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 1. maddesinde "Bu Yönetmeliğin amacı, ticaret sicili kayıtlarının tam ve sağlıklı tutulmasını ve emredici hukuk kuralları çerçevesinde kayıtların aleniyetinin ve üçüncü kişiler dahil tarafların hukuki güvenliğinin teminat altına alınmasını sağlamaktır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 21. maddesinde ise; tescile ilişkin genel hükümler başlığı ile "(1)Tescil, kural olarak istem üzerine yapılır. Resen ya da yetkili kurum veya kuruluşun bildirmesi üzerine yapılacak tescillere ilişkin hükümler saklıdır. (2) Tescil edilecek bütün kayıtların, sicildeki değişikliklerin ve kayıt silme işlemlerinin doğrulayıcı belgelere dayanması esastır. Kayıtların dayanağı olan belgeler yazılı şekilde veya elektronik imzalı olarak elektronik ortamda müdürlüğe verilir.(3) Bu Yönetmelikte ve Bakanlıkça yürürlüğe konulan diğer düzenlemelerde işlem türüne yöre belirlenen belgelerin müdürlü; zorunludur. Müdürlük, ihtiyaç duyulması halinde tamamlayıcı diğer belgelerin de müdürlüğe verilmesini isteyebilir." düzenlemesi; Tescile İlişkin Genel Hükümler üst başlığı ile gerçeklik ilkesi, aldatma yasağı ve kamu düzenine uygunluk başlığı ile 27. maddede "Sicile yapılacak tescillerin, gerçeği tam olarak yansıtması, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımaması ve kamu düzenine aykırılık oluşturmaması gerekir." düzenlemesi; sicil işlemlerinin tabi olduğu hükümler başlığı altında 28. maddede "Sicile ait tescil, değişiklik ve silinmeler ile diğer iş ve işlemler Kanun ve bu Yönetmelik hükümlerine göre yapılır. Tescil, bir olgunun sicile geçirilmesini; değişiklik, tescil edilmiş bir olgudaki değişiklik dolayısıyla sicildeki kayıtların değiştirilmesini veya düzeltilmesini; silinme ise tescil edilmiş olan bir olgunun ortadan kalkması veya sona ermesi sebebiyle ona ait kayıtların silinmesini ifade eder. Müdürlüğün tescile ilişkin kararları ile tescile davetleri, 1/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Teblişat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir. Kararların veya davete ilişkin yazıların imza karşılığında tebliğ konusu belirtilerek müdürlükte eklen verilmesi de tebliğ hükmündedir." düzenlemesi yer almaktadır.
34. maddede ise inceleme yükümlülüğü düzenlemiştir. İlk fıkrada, müdür ve müdür yardımcıları ile tescile yetkili personelin tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını maddede sayılan hususları da dikkate alarak inceleyeceği belirtilmiştir. Söz konusu hususlar yedi bent olarak sıralanmıştır. Bunlar, tescili istenen olgunun kanuni olarak sicile kaydı gereken bir olgu olup olmadığı, tescil isteminin kanun ve bu yönetmelikte öngörüldüğü şekilde ve ilgililer tarafından yapılıp yapılmadığı, tescil için kanun, yönetmelik ve ilgili mevzuatta öngörülen belgelerin harç makbuzunun bulunup bulunmadığı vb. gibi hususlardır. İkinci fıkrada ise; tescil için aranan şartlardan bazılarının eksik olması halinde, bu olguların ilgiliye yazı ile bildirilmesi ve bunların kanuna ve/veya Yönetmeliğe uygun hale getirilmesi veya şartlara ait eksikliklerin veya belgelerin tamamlanması için, otuz günden fazla olmamak üzere, uygun bir süre verileceği, sürenin en çok iki defa uzatılabileceği, uygun hale getirilmediğinde veya belgeler tamamlanmadığında tescil isteminin reddedileceği belirtilmiştir.
TTK'nın 359 ve 373. maddelerinde anonim şirket yönetim kurulu üyeleri ile temsilcilerinin ve temsil şeklinin sicile tescil edilmesi zorunlu olduğu, tescil edilmiş hususlarda gerçekleşen her türlü değişikliklerin de TTK'nın 33. maddesi uyarınca tescil olunacağı hususu düzenlenmiştir. Yine; yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiği tüm hallerde durumun ticaret siciline tescil edilmesi gerekir. Yönetim kurulu üyeliğinden istifa, bozucu yenilik doğuran bir hak olması itibariyle iç ilişkide bu beyanın şirkete ulaşması ile hüküm ve sonuçlarını doğurur. Dış ilişkide ise, üçüncü kişilere karşı ancak sicile tescil ile hüküm ifade eder. TTK'nın 28. maddesinde sicile tescil isteminin ilgiler tarafından yapılabileceği kabul edilmiştir. Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin sicile tescil talebinde bulunabilecek ilgilileri düzenleyen 22. maddesinin anonim şirketlere ilişkin genel düzenlemesi olan 2/d-1 fıkrası uyarınca sicile tescil talebinde bulunmak üzere şirket kuruluşunda şirket sözleşmesi ile belirlenen yönetim kurulu veya temsile yetkilendirilen üye ya da üyeleri yetkili kabul edilmiştir.
Yukarıda açıklanan kanuni düzenlemeler ve tüm dosya kapsamı ile somut olay değerlendirildiğinde; dava dışı feri müdahil şirketin esas sözleşmesine ve TTK'ya uygun şekilde dava konusu genel kurulda yönetim kurulu seçimine dair karar alındığı, 28/01/2026 tarihli genel kurulda alınan yönetim kurulu seçimine dair karara yönelik davalı ...'nün Türk Ticaret Kanunu'nun 32. maddesi hükmü çerçevesinde işlem yaptığı ve 08/05/2026 tarihinde tescil işleminin tamamlandığı, söz konusu genel kurulda, davacının, kendisinin yönetim kurulu üyesi olarak seçimine ilişkin vekili aracılığı ile olumlu oy kullandığı ve davacının, yönetim kurulu üyesi olarak seçiminin oybirliği ile kabul edildiği, diğer yönetim kurulu üyelerinin seçimine dair davacı tarafça olumsuz oy kullanılmışsa da toplantı ve karar nisabı yeterli olduğundan esas sözleşmenin ilgili maddesine uygun şekilde yönetim kurulu üyelerinin de belirlendiği, bu doğrultuda, TC Ticaret Bakanlığı'nın 08/04/2026 tarihli yazısıyla da söz konusu tescilinin mevzuata uygun olduğu yönünde görüş verildiği, TTK'nın 359,370 ve 373. maddelerinde anonim şirket yönetim kurulu üyeleri ile temsilcilerinin ve temsil şeklinin sicile tescil edilmesi zorunlu olduğu, tescil edilmiş hususlarda gerçekleşen her türlü değişikliklerin de TTK'nın 33. maddesi uyarınca tescil olunacağı hususunun düzenlendiği, yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiği tüm hallerde durumun ticaret siciline tescil edilmesinin gerekli olduğu, TTK'nın 28. maddesinde sicile tescil isteminin ilgiler tarafından yapılabileceğinin kabul edildiği, bu doğrultuda yönetim kurulunun yetki şeklinin TTK'nın ilgili maddeleri uyarınca davalı Ticaret Müdürlüğü'nce tescil edildiğinden, davalı ...'nün Türk Ticaret Kanunu'nun 32. maddesi hükmü çerçevesinde mevzuata uygun işlem yaptığı, kaldı ki davalının tescile konu genel kurul kararının iptali ve butlanı istemli dava açtığı ve davaya konu iddialarının genel kurul kararının iptali davasında irdelenmesi gerektiği anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli harç peşin ve yeterli alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettiğinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacı taraftan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderleri düşüldükten sonra geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde resen davacı tarafa iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 341. maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır