1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Bölge Adliye Mahkemeleri
  4. İstinaf Kararları
İstinaf/BAM Kararı (Hukuk/Ceza) Kesinleşmedi

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/501 E., 2026/493 K.

Bölge Adliye Mahkemeleri 11.06.2026 Sayı: 2024/501 E. - 2026/493 K. İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

T.C.

İSTANBUL

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/501 Esas

KARAR NO : 2026/493

DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli)

DAVA TARİHİ : 19/08/2024

KARAR TARİHİ : 11/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı ... vekili dava dilekçesi ile; davalı... Şirketi'nin 23/03/2013 tarihinde kurulduğunu, 25/11/2013 tarihinde hisse devri ve tadil sözleşmesi ile şirket ortağı ...'nin ayrılıp yerine ...'ın geldiğini, ...'nin 700,00-TL sermaye ve komandite ortak olup aynı zamanda şirket temsilcisi müdürü ve sorumlusu olduğunu, davacının ise komanditer (sınırlı sorumlu) orta olarak 300,00-TL sermayeye sahip olduğunu, sorumlu müdür davalı ...'nin keyfi davranışlarda bulunduğunu, yasal yükümlülüklerini yerine getirmediğini, idari para cezalarının geldiğini, davacıya ödeme emirlerinin geldiğini, vergi borçlarının olduğunu, şirketin borca batık hale geldiğini, bunun davalıca bildirilmediğini, şirketin gayri faal durumda olduğunu, tüm bu nedenlerle şirketin feshine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı tarafa yapılan tebligata rağmen cevap vermemiştir.

Şirket temsilcisi ...'a tebligat yapılmış duruşmada beyanı alınmıştır.,

Dosyada Mali Müşavir ve Şirketler Hukuku Konusunda Uzman 2 kişilik bilirkişi heyetinden alınan 02/04/2026 tarihli raporda: "Sayın Mahkeme tarafından verilen inceleme kararında özetle; davacının talepleri doğrultusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, bu çerçevede şirketin mali yapısı, faaliyet durumu ve fesih şartlarının mevcudiyeti hususunda rapor hazırlanması istenmiştir. Heyetimizce yapılan incelemede, davalı şirketin kanuni defter ve belgelerine ulaşılamamış, davacı vekili tarafından verilen beyanda müvekkilinin şirket evraklarına erişiminin olmadığı ve tüm bilgilerin dava dilekçesinde sunulduğu ifade edilmiştir. Bu bağlamda, yukarıda heyetimiz mali uzmanlarınca yapılan tespitlerde, ... Vergi Dairesi’nden gelen 29.11.2024 tarihli yazı uyarınca davalı şirketin mükellefiyet kaydının 30.09.2020 tarihinde resen terk edilerek kapatıldığı belirlenmiştir. Ayrıca şirketin ...’ya 6.003 TL idari para cezası borcunun, vergi dairesine ise toplam 182.656,53 TL tutarında vergi aslı ve gecikme zammı borcunun bulunduğu, bu borçlar nedeniyle davacı komanditer ortağa da ödeme emirleri gönderildiği tespit edilmiştir. Şirketin uzun süredir gayrı faal olduğu ve yönetim organının işlevsiz kaldığı dosya kapsamındaki belgelerle tespit olunmuş durumdadır. Adi komandit şirketlerin sona erme sebepleri Türk Ticaret Kanunu’nun 329. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 245. maddesinde düzenlenen kollektif şirket hükümlerine tabidir. Esasen haklı sebep, en geniş tarifiyle, sürekli bir borç ilişkisine devam etmeyi, dürüstlük kuralı gereği çekilmez hale getirdiği kabul edilebilecek hukuki olgudur. Gerek haklı sebebin tanımı, gerekse örneklendirilmesi bakımından, tıpkı haklı sebeple feshin öngörüldüğü diğer ortaklık tiplerinde olduğu gibi, kollektif ortaklığın haklı sebeple feshini düzenleyen TTK. 245 önem arzetmektedir. Söz konusu hüküm, kollektif ve komandit ortaklıklarla beraber, haklı sebep kavramı için bir genel hüküm niteliğinde görülür ve hükmün diğer ortaklıklar bakımından da gerek ortağın çıkarılmasında gerekse ortaklığın haklı sebeple feshinde örnekseme yoluyla yararlanılabilecek bir düzenleme olduğu öğretide kabul edilir (bkz. Halil ARSLANLI/ Hayri DOMANİÇ, Ticaret Kanunu C. III, Limited ve Hisseli Komandit Şirketler, İstanbul, 1989, s. 734; İrfan BAŞTUĞ, Limited Şirkette Ortağın Çıkma ve Çıkarılma Hakkı, İzmir, 1996, s. 44; Ersin ÇAMOĞLU, Kollektif Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi, § 3, s. 23, Reha POROY/ Ünal TEKİNALP/ Ersin ÇAMOĞLU, Ortaklıklar Hukuku, N. 1678b; Nihat TAŞDELEN, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa Göre Limited Ortaklıklarda Çıkma, Çıkarılma ve Fesih, Ankara, 2012, s. 180). Maddeye göre, “haklı sebep, şirketin kuruluşuna yol açan fiili veya kişisel sebeplerin şirketin işletme konusunun elde edilmesini imkânsız kılacak veya güçleştirecek şekilde ortadan kalkmış olmasıdır”. Haklı sebebin, genel manada, sürekli bir borç ilişkisine devam etmeyi dürüstlük kuralı gereği çekilmez hale getirdiği kabul edilebilen hukuki olgular olarak ifade edildiği göz önünde bulundurulacak olursa; ortaklıklar hukukunda haklı sebep tanımı yapılırken “çekilmezlik” olgusunun, yukarıda da belirttiğimiz gibi, “paydaşları ortak olmaya yönelten nedenlerin ortaklık maksadının gerçekleşmesini imkânsız yahut aşırı miktarda güçleştirecek biçimde ortadan kalkması” olarak somutlaştırıldığını söyleyebiliriz. (Nuri ERDEM, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi, Güncelleştirilmiş ve Genişletilmiş 2. Bası, İstanbul, 2019, s. 23 vd). Kanunda, sözü geçen maddede, haklı sebep örneklerine de yer verilmiştir. Bir ortağın “şirketin yönetim işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında şirkete ihanet etmiş olması, kendisine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmemesi, kişisel menfaatleri uğruna şirketin ticaret unvanını veya mallarını kötüye kullanması, uğradığı sürekli bir hastalık veya diğer bir sebepten dolayı, üstüne aldığı şirketin işlerini yapmak için gerekli olan yeteneği ve ehliyetini kaybetmesi” gibi haller maddede sayılan haklı sebep örnekleridir. Fakat bu sayılan haller, haklı sebep kavramının niteliği göz önünde bulundurulursa doğaldır ki sınırlayıcı değildir. Bu bakımdan dosya kapsamında olguların yasada sayılanlara birebir benzerlik göstermesini aramamak gerekir. Özellikle az ortaklı şirketlerde ortaklar arasındaki güven ilişkisinin zedelenmesi, yönetim organının görevini yapmaması, şirketin uzun süre gayrı faal kalması ve kamu borçları nedeniyle ekonomik olarak batık hale gelmesi yerleşik yargı kararlarında haklı fesih sebebi sayılmaktadır. Tüm bu tespit ve değerlendirmeler ışığında; davalı şirketin vergi kaydının yıllar önce resen silindiği, şirketin ticari faaliyetini sürdürdüğüne dair hiçbir emarenin bulunmadığı, aksine yüksek kamu borçları altında kalarak kuruluş amacını gerçekleştirmesinin imkansız hale geldiği anlaşılmaktadır. Davalı yanın herhangi bir cevap yahut savunmada bulunmaması da somut olay özelliğine göre Yargı kararlarında kanaat verici görülebilmektedir. Davacı ortağın şirket işleyişine dair bilgi alamaması ve komandite ortağın yönetim sorumluluklarını terk etmesi hususları birlikte nazara alındığında, ortaklık ilişkisinin devamının dürüstlük kuralı uyarınca davacıdan beklenemeyeceği, dolayısıyla şirketin feshi için yasal "haklı sebep" koşullarının oluştuğunun değerlendirilebileceği kanaatine varılmıştır. Nihai takdir ve hukuki tavsif Sayın Mahkemededir. SONUÇ : Sonuç olarak tarafımıza iletilen, tüm dosya münderecatı ve yukarıda paylaşılan bilgiler ışığında nihai karar Sayın Mahkeme’nize ait olmak üzere; Dava döneminde Davalı tarafın Kanuni Defterlerin Açılış ve kapanış kayıtlarına ulaşılamamıştır. T.C. Gelir İdaresi Başkanlığı,... Defterdarlığı, ... Vergi Dairesi, 29.11.2024 tarihli yazısında, Davalı şirketin “mükellefiyet kaydının 30.09.2020 yılında resen terk edilerek kapatıldığı” nı paylaşmıştır. Davacının komanditer ortak olduğu Davalı şirketten kaynaklı Kamu idarelerinden SGK ‘na 6.003 TL ve Vergi Dairesine Anapara+ Gecikme Zammı 182.656,53 TL olmak üzere tarafına tebliğ olan Borç yükü oluştuğu, Paylaşılan bilgi ve belgeler ışığında “Davalı şirketin kuruluş amacını gerçekleştirmesi mümkün” olmayacağı, Tüm bu tespit olunan hususlar birlikte nazara alındığında, olaya uygulanacak TTK 245 hükmü ve yargı kararları nazara alındığında, davalı şirketin feshi için yasal "haklı sebep" koşullarının oluştuğunun değerlendirilebileceği Mevcut paylaşımlar ışığında Davacının talep ettiği “Davalı şirketin feshi” konusunda nihai kararın Sayın Mahkemeye aittir." denilmiştir.

Davanın konusu komandit şirket ortağı olan sınırlı sorumlu komanditer ortağın davalı şirketin faaliyetinin devam etmediği, şirket müdürü olan diğer ortağın sorumluluklarını yerine getirmediği iddiasıyla haklı sebebe dayalı fesih davasıdır. Komandit şirket feshi davaları TTK 328 maddesi yollamıs ile kollektif şirketin feshine ilişkin kurallara tabidir.

Kollektif şirketin 2 ortaklı olması halinde haklı sebeplerle fesih davası TTK 257 maddesinde düzenlenmiştir. Şirket sicil kayıtları incelendiğinde davalı şirketin 2 ortaklı olduğu davacının sınırlı sorumlu komanditer ortak olduğu, kardeşi olan ...'ın ise sınırsız sorumlu komandite ortak olduğu anlaşılmıştır. Alınan bilirkişi raporu ile haklı sebeplerin var olduğu sabittir. Bu durumda TTK 257 maddesi gereği iki ortaklı şahıs şirketinde fesih yerine alternatif çözüm yolu olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Ancak davacı ortak şirket feshini talep ettiği gibi davalı şirketin diğer ortağı ise üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmemektedir. Yani şirketin devamında hukuki yarar olmadığından fesih yerine davacının çıkarılması veya diğer ortağın çıkarılması şeklinde alternatif bir çözüm yolu da bulunmamaktadır. Bu durumda tek çözüm yolu davanın kabulü ile dava konusu şirketin feshidir.

Davacı her ne kadar diğer ortağa karşı da dava açmış ise de bu dava tefrik edilerek Mahkememizin 2025/916 Esasına kaydı yapılıp pasif husumet yokluğundan red kararı verilmiştir. Gerekçeli karar sureti dosya arasına alınmıştır.

Yine şirketi temsil etmek üzere ... 15. ATM...Esas...Karar sayılı karar ile davalı şirketi temsilen ticari şirkete kayyım olarak ... atanmış, kendisine tebligat yapılarak beyanı alınmıştır.

Dava konusu şirketin devamında hukuki yarar olmadığı, davacının açtığı fesih davasında haklı nedenler olduğu sabit olduğundan davalı şirketin feshine karar verilmiştir. Feshedilen şirketin tasfiyesini gerçekleştirmek üzere ...'ın tasfiye memuru olarak atanmasına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının davasının Kabulü ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ...sicil nosuna kayıtlı ... Şirketi'nin FESİH ve TASFİYESİNE,

2-Tasfiye memuru olarak SMMM ...'ın atanmasına,

3-Tasfiye memuru için aylık 25.000,00-TL ücret takdirine, ücretin davalı şirketten tahsili ile tasfiye memuruna ödenmesine,

4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcından peşin olarak yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile eksik 304,40-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca takdir olunan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

6-Davacının harcadığı, 427,60-TL başvurma harcı, 427,60-TL peşin harç, 12.000,00-TL bilirkişi ücreti, 15.120,00-TL basın ilan ücreti, 2.700,50-TL tebligat ve posta masrafın olmak üzere toplam 29.820,50-TL yargılama giderinin davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine,

7-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının taraflara iadesine,

Dair, davacı vekili ile davalı temsilcisinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF YOLU açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.11/06/2026

Başkan ...

Üye ...

Üye ...

Katip ...

Şirket kuruluşu ve şirket işlemleri

Şirket kuruluşu, pay devri, sermaye artırımı, genel kurul ve tasfiye işlemlerinde SMMM ekibimize danışın.

Şirket kuruluşu hizmetimiz

Mesajınız SMMM ekibimize iletilir.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı