T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/341 Esas
KARAR NO : 2025/793
/
DAVA : Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ : 14/05/2025
KARAR TARİHİ : 15/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 10.05.1999 tarihinden 30.02.2000 tarihine kadar...Anonim Şirketi' nde "son kalite kontrolcü" olarak kesintisiz çalıştığını, ancak davacının sigorta giriş bildirgesi verilmesine rağmen sigorta primlerinin yatırılmadığını, nitekim dava dilekçesi ekindeki belgelerden davacının 4a tescil başlangıcının 10.05.1999 olduğu görülmekte olup iş bu tarih aynı zamanda müvekkilin hizmet başlangıç tarihi olduğunu, ancak davacının emeklilik durumunu hakkında SGK nezdinde başvurular yapması akabinde hizmet başlangıcının 10.05.1999 olması gerekirken 19.07.2001 olduğu fark ettiğini, bu hususta davalı aleyhinde İstanbul ... İş Mahkemesi nezdinde... E. Dosyası ile tespit davası ikame edildiğini, davacının davalı nezdindeki çalışmalarının ve hizmet başlangıç süresinin 10.05.1999 olarak tespiti, davacının davalı nezdinde geçen tüm hizmet süresi içerisinde eksik yatırılan primlerin davalı tarafından yatırılması, davacının bu hizmetlerinin sigortalılık hizmetinden sayılması ve davacının bu hizmetlerinin diğer hizmetler ile birleştirilmesi taleplerimizin kabulü için ikame ettikleri dava dosyasında mübrez... Ticaret Sicil Müdürlüğü 19.03.2025 tarihli müzekkere cevabında; "Şirketin sicil kaydı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Geçici 7.maddesine göre 31/07/2013 tarihinde resen terkin edilmiştir. " dendiğini, akabinde İstanbul ... İş Mahkemesi nezdinde ... E. Dosyasından 09.05.2025 tarihli ara karar ile şirketin ihyası hususunda dava açmak üzere taraflarına süre verildiğini, nitekim davalı şirketin terkin edilmeden önce sorumluluğunu gerektirecek borcunun mevcut olduğunu, davacının sigorta başlangıcının doğru tarih olarak tespit edilmesi ve eksik primlerinin yatırılması emeklilik işlemleri açısından önem arz etmekte olup huzurdaki davayı açmakta hukuki yararının olduğu izahtan vareste olduğunu, şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilden terkin ile sona erdiğini, tüzel kişiliğin sona ermesi için de tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerektiğini, şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa, tüzel kişilik ticaret sicilden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulünün olanaksız olduğunu, şirketin borcunun çıkması ve bunun tasfiye aşamasında dikkate alınmadan sicilce resen kaydının silinmesi usule aykırı ve ihya sebebi olduğunu, somut davada ihyası gereken ve istenen ... Ticaret Anonim Şirketi' nin ticaret sicilden terkin edilmesinin ilan edildiği tarihten önce borcunun varlığı sabit olduğundan ve borç tasfiye dışı bırakıldığından şirketin sorumlu olmasını gerektirebilecek bu durumdan dolayı şirket usulsüz ve hukuka aykırı olarak tasfiye ve teskin edildiğini, 6335 Sk ile 6102 Sk eklenen geçici madde 7 hükmü gereğince ( Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.) iş bu davanın açılması zaruretinin doğduğunu belirterek 31.07.2013 tarihinde resen terkin edilen ...Anonim Şirketi' nin ihyası ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün TTK. 32. Maddesi ve Ticaret sicili yönetmeliğinin 34. Maddesi hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, davalı ... Müdürlüğünün re’sen terkin işlemi, “6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi”, “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi”, “6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi” ve “Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. maddesi” kapsamında olup, tesis edilen işlemde hukuka aykırılığın bulunmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Geçici 7’nci Maddenin 15’nci fıkrası, “Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” hükmünün haiz olduğunu, davalı ... Sicil Müdürlüğünün, mahkeme hükmü olmaksızın bir şirketi tekrar sicile tescil yükümlülüğünün bulunmadığını, söz konusu şirketin ihyası istenmekte ise de; “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 16’ncı maddesinin 2’nci fıkrasında yer alan “Bu Tebliğ hükümlerine göre, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” hükmü gereğince, bu işlemin madde hükmünde de belirtildiği üzere ancak bu hususta mahkemeye başvurulmak suretiyle gerçekleştirileceğinin açık olduğunu, davalının davanın açılmasına sebep olmamıştır, bu nedenle “yargılama giderleri” ve “vekalet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağını, re'sen terkin işlemi hukuka ve kanuni prosedüre uygun olduğu gibi, davacı tarafça re'sen terkin işleminin eksik veya usulsüz olduğuna dair bir iddia ileri sürülmediğini, son bir husus olarak da Yargıtay içtihatları gereğince sermaye artırımı yükümlülüğünü yerine getirmediği için ticaret sicilinden resen terkin edilen şirketin, tekrar ticari faaliyetlerine devam edebilecek şekilde ihyasına (ek tasfiyesine) karar verilmesi mümkün olmadığından; taleple bağlı kalınarak sınırlı olarak dava konusu şirketin ihyasına (ek tasfiyesine) karar verilebileceği ve tasfiye memuru atanması gerektiği hususunun Mahkeme takdirinde olduğunu, son olarak 29.05.2024 tarihinde resmi gazetede yayımlanıp yürürlüğe giren 7511 sayılı türk ticaret kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun'un konuyla ilgili 16. maddesi gereğince de, davalı müdürlüğün yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilemeceğinin belirtilmesi gerektiğini belirterek haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, ihyası istenen ...Anonim Şirketi'nin ticaret sicil kayıtları, ..., ..., ...'un nüfus kayıt örnekleri dosyamız içerisine alınmıştır.
Davacı vekili 16/09/2025 tarihli dilekçesi ile ..., ..., ...'un davaya dahil edilmesini talep etmiş, Mahkememizce davaya dahil edilmiştir.
İhyası istenen ...Anonim Şirketi ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; şirket ana sözleşmesinin 10/03/1995 tarihinde tescil edildiği, şirketin son yetkililerinin ..., ..., ..., ...olduğu, şirketin son tescilini 31/07/2013 tarihinde yaptırdığı, şirketin tasfiyesinin sona erdiği 31/07/2013 tarihinde tescil edildiğinden sicil kaydının terkin edildiği görülmüştür.
Dava, şirket ihyası davasıdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, sicilden terkin edilen şirketin davacının taraf olduğu alacak davasına mahsus taraf teşkili amacıyla ihyası noktasında toplandığı, 6102 sayılı TTknun 547.maddesinde; "(1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir. " denilmekte olup, davacının ihyası talep edilen şirketler ile karşılıklı davası olduğu yaklaşık olarak ispat edildiğinden, anılan yasa hükmü gereğince davacının ihya talebinin anılan dava ile sınırlı olmak üzere davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Şirket kayıtlarının geçmişe dönük incelenmesinden, dahili davalı ...'in şirketin son yetkilisi olduğu, bu kimsenin tasfiye memuru tayin edilmesi maslahata uygun görülerek tasfiye memuru olarak atanması gerekmiştir.
Davalı ... sicil müdürlüğü kanuni hasım olduğundan, diğer davalıların da eksik tasfiye yapıp yapmadığı İstanbul 19. İş Mahkemesinin 2024/524 E. sayılı davasındaki yargılama neticesinde belli olacağından, yargılama masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE,
-...Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde ...sicil numarasıyla kayıtlı ... A.Ş'nin İstanbul... İş Mahkemesinin... E sayılı dosyasındaki iş ve işlemlere münhasır ihyasına,
-Tasfiye memuru olarak dahili davalı ...'in tayinine,
2-Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.15/10/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır