T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/459 Esas
KARAR NO :2024/833
DAVA:Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
DAVA TARİHİ:07/08/2024
KARAR TARİHİ:27/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davacı ... ile .... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin tek ortağı olan ... arasında .... Noterliği'nde ... yevmiye numaralı ve 09/05/2022 tarihli, davacı ... ile ... arasında ... yevmiye numaralı ve 09/05/2022 tarihli limited şirket pay devri sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşmeler ile ... 50 adet payını ...'e, 50 adet payını ise ...'e devrettiğini, bununla birlikte 09/05/2024 tarihinde davalı şirket yetkilisi ... ile müvekkiller arasında ortaklık sözleşmesi imzaladığını, işbu sözleşme uyarınca her bir davacı için %10 olmak üzere toplam %20 şirket hissesinin davacılara devredildiği hususunda davacılar ile şirket sahibi ... ile anlaşmaya varıldığını ve bu pay devri karşılığında 2 kişi için toplam 72.400 USD ödeme yapılacağının belirtildiğini, akabinde 10/05/2022 tarihinde davacı ...'in banka hesabından 35.000 USD ve 37.400 USD olmak üzere toplam 72.400 USD'nin, şirket sahibi ...'nın hesabına gönderildiğini, davacılar, limited şirket pay devri sözleşmesi ile şirkette ayrı ayrı %10 ve toplam %20 pay sahibi olup bunun karşılığında 72.400 USD ödemiş olmalarına rağmen müvekkillerin toplam %20 payları oranında şirkete ortak oldukları hususu Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce tescil edilmediğini ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilmediğini, davacılar pay sahibi olmalarına rağmen ticaret sicil kayıtlarında şirketin ortağı olarak görünmediklerini, bu hususun davacılar ile şirketin %80 oranında pay sahibi olan ... arasındaki güven ilişkisini kırdığını, Seri:A 1 Sıra No.lu Tahsilat Genel Tebliği’nin VIII. bölümünde “Ortaklık payının devri; tescil ve ilan edilmese de noter tasdikli devir sözleşmesi, şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse ortaklar genel kurulunun onayı bu onayın bulunmadığı halde üç aylık sürenin geçmesi ile hüküm ifade etmektedir. Bu durumda ortaklık payının devredildiği tarih olarak noter tasdikli devir sözleşmesi tarihinin esas alınması gerekmektedir.” hükmünün yer aldığını, bu hükümden anlaşılacağı üzere ortaklık payının devri hususu tescil ve ilan edilmemiş olmasına rağmen noter tasdikli devir sözleşmesi bulunduğundan ortaklık payının devri hüküm ifade etmediğini, davacılar ile davalı şirket arasında noter tasdikli pay devir sözleşmeleri akdedildiğinden, davacıların resmi olarak şirkette pay sahibi olduklarını, davacıların 09/05/2022 tarihinde davalı şirketin ortağı olmuş ancak o tarihten bu yana davacılara herhangi bir kar payı ödemesi yapılmadığını, bunun yanında davacıların şirket defterlerini inceleme hakkının engellendiğini, davacıların şirket ortağı olmak için çok yüksek bir bedel ödemiş olmalarına rağmen şirketten hiçbir kar elde edemediklerini ve hususta defterler üzerinde inceleme yapmalarına da müsaade edilmediğini, işbu sebeple davacıların şirket ortaklığından haklı nedenle çıkmak istediklerini, TTK 638- (1) Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir.(2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir., haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkma TTK m. 638/2’de düzenlendiğini, haklı sebep genel anlamda, ortaklık ilişkisinin devamını olanaksız kılan bir durum olduğunu, bu durumun ortaklık işlerinden ya da ortakların kişisel ilişkilerinden kaynaklanmış olabildiğini, durumun meydana gelmesinde çıkacak olan ortağın kusurunun bulunup bulunmadığının da çıkma hakkının kullanılması açısından önemli olmadığını, haklı sebep TTK’da tam olarak tanımlanmamış olsa da bazı hallerin haklı sebep olarak sayılmadığını, Yargıtay 11’inci Hukuk Dairesinin 2017 tarihli bir kararında “Limited şirket ortaklığından çıkmak için geçerli haklı sebep kavramının ne olduğu konusunda yasada açıkça bir düzenleme bulunmamakla birlikte, doktrinde ve Dairemiz uygulamasında haklı sebep kavramı; ortaklık ilişkisini çekilmez hale getiren ve dürüstlük kuralına göre ortaklık ilişkisinin sürdürülmesinin ortaktan beklenemeyeceği haller olarak kabul edilmiştir. Haklı sebep kavramının her somut olayda mahkeme tarafından takdir edilmesi gerekmekle birlikte, ortaya konulan haklı sebebin nesnel ve objektif ölçülere uygun olması gerekir.” şeklinde bir hüküm verdiğini, doktrin ve Yargıtay tarafından, ortaklık ilişkisini çekilmez hale getiren ve dürüstlük kuralına göre ortaklık ilişkisinin sürdürülmesinin şirket ortağından beklenemeyeceği hallerin haklı sebep olarak kabul edildiğini, haklı sebep ortaklık ilişkisinin devamını olanaksız kılan bir durum olduğundan bu durum ortakların görev ve yükümlülüklerinden kaynaklanabileceği gibi ortakların birbirleri ile olan kişisel ilişkisinden de kaynaklanabileceğini, haklı sebep kavramının var olup olmadığı değerlendirilirken somut olayın özelliklerinin dikkate alınması gerekmekle birlikte ortaya konulan haklı sebebin nesnel ve objektif ölçülere uygun olması gerektiğini, nitekim Yargıtay, ortak olmayı çekilmez kılacak nitelikteki husumetin, ortaklığın işleyişi, yönetimi ve faaliyetleri hakkında bilgi vermemenin süreklilik kazanmasını, ortakların ortaklıktan dışlanmasını ve kişisel menfaatlerini gözeterek şirketi borca batık hale sürüklemesini, ortaklar arasında sürtüşmeler olmasını ve şirket ortaklığının sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi imkânının kalmamasını, şirketin iş ve işleyişleriyle ilgili davalı ortaklardan bilgi alınamamasını, kar dağıtımı yapılamamasını, şirket bilançolarının gösterilmemesi sonucunda ortağın diğer ortaklara ve şirket müdürüne güveninin kalmamasını, ortaklar kurulu toplantısı yapılamamasını, ortaklardan birinin diğeri hakkında güveni kötüye kullanmaktan dolayı şikâyette bulunmasını, taraflar arasındaki güvenin zedelenmesi sebebiyle ortaklık ilişkisinin devamının çekilmez olmasını ve ortakların bu ilişkiyi devam ettirmelerinin kendilerinden beklenemeyecek olmasını haklı sebep olarak kabul ettiğini, tüm bu kararlar ışığında davacıların şirket hissedarı olmalarından bu yana kar payı elde edememeleri ve şirket defterlerini incelemelerinin engellenmesinin ortaklıktan çıkma için haklı sebep oluşturacağının aşikar olduğunu, TTK m. 638/2, haklı sebeplerin varlığı halinde çıkma hakkının dava yoluyla kullanılmasını öngördüğünü, bu hususta herhangi bir ihtar şartı da aranmadığını ancak öğreti mahkemeye başvuru öncesinde, çıkacak ortağın şirkete çıkma bildiriminde bulunabileceğini kabul ettiğini, şayet şirket bu istemi reddederse, ortağın, talebini mahkeme önünde yineleyebildiğini, taraflarınca .... Noterliği 04/01/2024 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile davalı şirket yetkilisine bu husus bildirilmiş, ortaklıktan çıkma iradesinin beyan edildiğini, ancak davalı şirketten bir cevap alınamadığından dava açma zaruretlerinin doğduğunu, dava yoluna başvurmadan önce Arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşmanın sağlanamadığını, TTK 641/1 "Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir." düzenlemesi gerektiğini, gerçek değerin tespiti konusunda da Yargıtay 11’inci Hukuk Dairesi 2017 tarihli bir diğer kararında, ortaklıktan çıkma payının, şirketin karar tarihine en yakın tarihteki mal varlığının gerçek değeri saptanarak buna göre belirlenmesi gerektiğini ve şirketin defter kayıtlarına göre bilanço esas değeri üzerinden ayrılan ortağın payına isabet eden miktarı belirlenmesinin uygun olmadığını belirttiğini, TTK m. 638/2’nin 2. cümlesine göre, haklı sebeple çıkma davası açılması durumunda hâkim, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarının bazılarını ya da tümünü dondurabilir veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması için diğer önlemleri alabildiğini, davacıların şirket ortağı oldukları tarihten bu yana kar payı alamadıkları gibi TTK 641 uyarınca ayrılma akçesi alma hakkının da bulunduğunu, dolayısıyla davacıların bu alacaklarının teminat altına alınması gerektiğini, işbu sebeplerle davalı şirket adına kayıtlı banka hesapları, tüm taşınır ve taşınmaz malların tespiti ile üzerlerine ihtiyati tedbir konulmasını talep ettiklerini belirterek davacıların davalı şirket ortaklığından ayrılmasına, ortaklıktan çıkmalarının kabulü halinde fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik her bir davacı için 1.000'er TL’nin davacılar lehine ayrılık akçesi olarak ödenmesine, davalı şirket adına kayıtlı banka hesapları, tüm taşınır ve taşınmaz malların tespiti ile üzerlerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin Mahkememizin 12/08/2024 tarihli ara kararı ile reddine karar verilmiştir.
CEVAP: Davalı tarafa usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilmiş ancak davaya cevap verilmemiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, davalı şirketin ticaret sicil kayıtları dosyamız içerisine alınmıştır.
Dava, 6102 sayılı TTK'nın 638/2. maddesine göre ortaklıktan çıkma talebidir.
Bilindiği üzere ortaklıktan çıkma talebinde sadece, pay defterine kayıtlı ortaklar bulunabilir. Celp edilen ticaret sicil kayıtlarına göre davacılar, hiçbir zaman davalı şirkete ortak olarak kaydedilmemişlerdir.
Davacı vekili dava dilekçesinde ve son celse beyanında da davacıların sözleşme ile hisse devraldığını ama ticaret sicile bunun bildirilmediğini belirtmiştir.
O halde, şirketin kayıtlı ortağı ile hisse devri yapılmış olması bir taahhüdi işlem olup, sadece sözleşme yapılması, davalı şirket nezdinde davacıları ortak haline getirmez. Bu taahhütten kaynaklı olarak davacılar pay defterine kaydedilmediği müddetçe davacılar ortaklık sıfatı kazanamazlar. Ortak sıfatı kazanmamış davacıların, ortaklıktan çıkma davası açmaları usulen mümkün olmadığından, davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın USULDEN REDDİNE,
2-Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil etmediğinden hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderleri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına,
5-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
6-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazine adına gelir kaydına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 27/11/2024
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır