1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Bölge Adliye Mahkemeleri
  4. İstinaf Kararları
İstinaf/BAM Kararı (Hukuk/Ceza) Kesinleşmedi

Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2025/737 E., 2026/966 K.

Bölge Adliye Mahkemeleri 01.07.2026 Sayı: 2025/737 E. - 2026/966 K. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

T.C.

ERZURUM

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/737

KARAR NO : 2026/966

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 12/05/2025 (Karar)

NUMARASI : 2025/... Esas, 2025/... Karar

DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

KARAR TARİHİ : 01/07/2026

KARAR YAZIM TARİHİ : 01/07/2026

Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, söz konusu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın, ...'nin ortağı ve aynı zamanda temsile yetkili yöneticisi iken şirketin diğer hissedarı ... tarafından Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi 2024...Esas sayılı dosya ile yönetici olan müvekkilin azli istenerek şirkete kayyım atanmasının talep edildiğini ve Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi 2024...Esas sayılı dosyasında ...tarihinde şirkete kayyım olarak ...'ın tayin edildiğini ve sonrasında davanın usulden reddine karar verilerek ihtiyati tedbir kaldırılarak kayyım olan ...'ın görevine son verildiğini, müvekkilinin kayyım ile iletişime geçerek şirkete ait defter ve belgelerin, resmi hesapların kendisine teslim etmesini talep etttiğini, bu talebe müteakip, dava dilekçesi ekinde sunulan belgede de görüleceği üzere ...'ın ... tarihinde kayyımlık görevi son bulmasına rağmen ...'ın kayyım sıfatıyla apar topar 03.02.2025 tarihinde olağanüstü genel kurul yapılacağından bahisle müvekkil ...'ın toplantıya çağırdığını, usul ve yasaya aykırı olarak 20.02.2025 tarihli genel kurulda alınan kararların iptali gerektiğini, tüm bu nedenler açılan davanın kabulü ile 20.02.2025 tarihli genel kurul kararının iptaline, ihtiyati tedbir olarak şirkete ... haricinde bir kayyım atanmasına, diğer tüm maddi ve manevi tazminat hakları saklı tutarak karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

CEVAP :

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; şirket eski müdürü davacı ...'ın, ... tarihinde şirketi terkederek, diğer ortak ... ve şirketimiz hakkında asılsız ve mesnetsiz iddiları ileri sürerek işten ayrıldığını, tanık anlatımları HTS kayıtları ve whatsapp mesajlarından da anlaşılacağı üzere şahısa yapılan çağrılarının sonuçsuz kaldığını ve bunun üzerine mahkememizde yürütülen 2024...Esas sayılı davası ile ...tarihinde şirkete kayyım olarak ...'ın atandığını, bu süre zarfında şirkette olmayan ve şirketten götürülen kamera hafıza kartı, şirket genel kurul defteri, şirket kasasında bulunan nakit para vb. eşyaların şirkete teslim edilmemesi üzerine ortak ... ve kayyım tarafından ayrı ayrı suç duyurusunda bulunulduğunu, şirket eski müdürünün, kendi kullanıcı kodu ile şirketin e-fatura sistemini defalarca kapattığını, diğer kullanıcı kodlarını sildiğini ve şiflerini değiştirdiği, bu suretle şirketin fatura kesmesi engelleyerek şirket faaliyetlerini durdurma çabasına giriştiğini, bu olay sebebiyle de şirket kayyımı tarafından suç duyurusunda bulunulduğunu, davacı tarafın, kendisi hakkında genel kurulda alınan ortaklıktan çıkarma ve tazminat davasında bekletici sebep yapma adına işbu davayı kötüniyetli olarak açtığını, söz konusu kayyım kararına davacının 28.01.2025 tarihindeki itiraz sonucu tarihinde kayyımın görevden alınmasına yönelik ... tarihinde kesin olmayan karar verildiği, 10.02.2025 tarihinde ise taraflarınca bu karara itiraz edildiğini ve bu kararın kesin olmaması sebebiyle mahkemenin bu duruma ilişkin 24.03.2025 tarihinde duruşma tebliği ve çağrısında bulunduğunu, sonut olayda, şirket müdürünün azli davasında mahkeme ihtiyati tedbirle müdürü görevden alıp kayyım atadığını, sonrasında davalı müdürün itirazı üzerine bir ara kararla kayyımın görevine son verildiğini ancak mahkemenin bu ara kararla ilgili itiraz/istinaf süresi içinde kararın kesinleşmediğini vurgulayarak, ticaret siciline bildirimini kesinleşmeye kadar ertelediğini, bu durumunda kayyımın görevden alınmasına dair kararın henüz kesinleşmediği ve fiilen uygulanmadığı anlamına geldiğini ve söz konusu karar kesinleşmediğini, Ticaret Sicil Müdürlüğünde ilan edilmediğini, bu şartlar altında, kayyımın görevden alınması kararı kesinleşinceye kadar kayyımın yetkilerinin devam edeceğini, tüm bu nedenlerle kötü niyetli davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

Mahkemece yapılan yargılama sonunda;"6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 622. maddesinde anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına veya iptaline ilişkin hükümlerinin kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanacağı belirtilmiştir. Nitekim 6102 sayılı TTK'nın anonim şirketlerle ilgili 445. maddesinde, 446. maddede belirtilen kişilerin kanun veya esas sözleşme hükümlerine göre ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine karar tarihinden itibaren 3 ay içerisinde şirket merkezinin bulunduğu yer Asliye Ticaret Mahkemesinde iptal davası açabileceği belirtilmiş; aynı Yasa'nın 446/1-d maddesinde ise, kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her birinin genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabilecekleri belirtilmiştir.

Dosya kapsamına katılan Erzurum Ticaret Sicili Müdürlüğünün ... havale tarihli yazısı ve eklerine göre davalı şirketin 08.10.2020 tarihinde kurulan tek ortaklı limited şirket olduğu, aşamalarda davacının %1 hissesini davacı ortağa devrettiği; yine aşamalarda %2 hissenin dava dışı ...'a devredildiği ve hali hazırda şirketin 3 ortağının bulunduğu, buna göre halen davacının %1 pay sahibi ortak olduğu, dosya kapsamında davacıya gerekli çağrının yapılmış olmasına rağmen davacının dava konusu iptali istenen kararların alındığı 20.02.2025 tarihli genel kurul toplantısına katılmadığı ve davanın 3 aylık yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır.

Öncelikle davacının, eldeki davayı açabilip açamayacağı; eş deyişle aktif dava ehliyetinin olup olmadığının tartışılması gereklidir.

Yukarıda da açıklandığı üzere, kural olarak bir ortağı genel kurul kararının iptali istekli davayı açabilmesi için 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesi uyarınca toplantıda hazır bulunması, karara olumsuz oy vermesi ve muhalefetini tutanağa geçirtmesi gerekir. Ancak, aynı Yasa'nın 446/1-d maddesinde, kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her birinin genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabilecekleri de belirtilmiştir.

Anonim şirketlerdeki yönetim kurulu üyelerinin karşılığının, limited şirketlerde müdür ya da müdürler olduğu hususunda kuşku yoktur. Yine, 6102 sayılı TTK'nın 622. maddesinde anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına veya iptaline ilişkin hükümlerinin kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanacağı belirtilmiş olup 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesinin limited şirketler için de uygulanması mümkün bir yasal düzenleme olduğu açıktır.

Davadaki iddianın ileri sürülüş şekline ve iptali istenen genel kurul kararlarının bütününe bakıldığında, özellikle hükme konu edilen 7'nci maddesi ile bu madde ile bağlantılı 8'inci ve 9'uncu maddeleri doğrultusunda alınan kararların yerine getirilmesinin, toplantı tarihi itibariyle davalı şirketin müdürü olan davacının kişisel sorumluluğunu doğuracak nitelikte olduğu anlaşılmaktadır.

Bu haliyle mahkememizce, dava konusu 20.02.2025 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların bütünü için olmasa dahi hükme konu edilen 7'nci maddesi ile bu madde ile bağlantılı 8'inci ve 9'uncu maddeleri doğrultusunda alınan kararların iptalini istemekte davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğu değerlendirilmiştir.

Her ne kadar dava dilekçesinde yer vakıaların temeli "çağrıda usulsüzlük" iddiasına dayandırılmış ise de, ortada usulsüz bir çağrı bulunmadığından 6102 sayılı TTK'nın 446/1-b maddesinin somut uyuşmazlıkta uygulanma olanağı yoktur. Zira, dava dilekçesindeki açıklamalar kısmının 2 ve 3 numaralı paragraflarına göre; mahkememizin 2024...Esas sayılı dosyasında davalı şirkete atanan yönetim kayyımının görevinin anılan dosyadaki ... günlü ara karar ile son bulduğu iddia edilmiş ise de, anılan ara kararın itiraz yasa yolu açık olarak verilmiş olduğu ve 24.02.2025 tarihinde kesinleşmiş olduğu anlaşılmakla davacının bu iddiasına değer verilmemiş; buna göre ortada yetkisiz kişilerce yapılmış bir çağrı tespit edilmemiştir.

Hâl böyle olunca, 6102 sayılı TTK'nın 446/1-d maddesinin atfı ile davacının huzurdaki davayı açabileceği ve aktif dava ehliyetinin bulunduğu değerlendirilmiştir.

Davadaki bu ön koşulların sağlanmış olduğu anlaşılmakla mahkememizce işin esasına dair inceleme yapılmış ve fakat; her ne kadar davadaki talep sonucu genel bir iptal isteğini içerse de yalnızca dava dilekçesinde yer verilen somut vakıalar ile ilişkili genel kurul kararları yönüyle değerlendirme yapılmıştır.

Bu kapsamda; Her ne kadar mahkememizin 2024...Esas sayılı dosyasında davalı şirkete atanan yönetim kayyımının görevi, iptali istenen genel kurul kararlarının alındığı tarih itibariyle devam etmekte ve ortada usulsüz bir çağrı yok ise de; yöneticinin (davacının) azli istekli bir davada (mahkememizin 2024...Esas sayılı dosyasında) tedbiren kayyım olarak atanan bir kimsenin, olağan yönetim işlerini aşan bir konuda (şirket müdürünün azli) apar topar genel kurul tertip edip şirket müdürünün (davacının) azline dair karar alınmasına sebep olması iyi niyetli ve dürüst bir yaklaşım olarak görülmemiştir. Esasen mahkememizin 2024...Esas sayılı dosyasında şirkete yönetim kayyımı olarak atanan kayyımın bu davranışının, anılan dosyadaki uyuşmazlık konusu itibariyle dava yolu ile elde edilmek istenen bir sonucun (yöneticinin azli) idari yoldan elde edilmesine zemin sağlamak suretiyle görevinin gerekleri dışına çıkıldığını ve dahi yetkisinin kötüye kullanıldığını da göstermektedir.

Gerçekten de, dava konusu 20.02.2025 tarihli genel kurul toplantısına ilişkin sürece bakıldığında, her şeyin görünüşte usulüne uygun şekilde ve fakat apar topar yapıldığı görülmektedir. Zira, yöneticinin (eldeki dosya davacısının) azli istekli istekli davanın (mahkememizin 2024...Esas sayılı dosyasının) "usulden red" ile sonuçlanmasına ve aşamalarda ... tarihli ara karar ile kayyımın görevine son verilmiş olmasına rağmen kayyım aracılığıyla olağan yönetim işlerini aşan bir konuda genel kurulun toplantıya çağrılmasının ve davacı olan şirket müdürünün azline dair karar alınmış olmasının başka bir izahı yoktur.

Hâl böyle olunca, 6102 sayılı TTK'nın 446/1-d maddesi uyarınca aktif dava ehliyeti bulunan davacının, ... tarihli Genel Kurul Toplantısının iyi niyet ve dürüstlük kuralına açıkça aykırı olan 7'nci, 8'inci ve 9'uncu maddeleri doğrultusunda alınan kararların iptalini istemekte haklı olduğu değerlendirilmekle anılan maddelerin ayrı ayrı iptali cihetine gidilmiştir.

Yukarıda ele alınan ve tartışılan 7-8-9 numaralı kararlar dışındaki ortaklar kurulu kararları yönüyle dava dilekçesinde herhangi bir somut vakıa ve gerekçeye yer verilmediği gibi mahkememizce de herhangi bir kanuna aykırılık tespit edilmediğinden fazlaya ilişkin istek yerinde görülmemiştir. " gerekçesiyle " davanın kısmen kabulü ile; Erzurum Ticaret Sicili Müdürlüğünün .../...sicil numaralarında kayıtlı ...'ne ait ... tarihli Genel Kurul Toplantısının 7'nci, 8'inci ve 9'uncu maddeleri doğrultusunda alınan kararların ayrı ayrı iptaline; fazlaya ilişkin isteğin reddine, karar kesinleştiğinde, tescil ve ilân bakımından kararın bir örneğinin Erzurum Ticaret Sicili Müdürlüğüne gönderilmesine,

karar vermiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının talebinin genel kurul kararının iptali olup, tek delilinin kayyım ...'ın görevinin son bulması olduğunu, bütün dava dilekçesinin buna dayandırıldığını, mahkemenin tarafların talebi ile bağlı olup, resen delil araştırması yapamayacağını, davacının iddiası ve delillerin aşılarak vakaya bağlı kalınmadığını ve inceleme yapıldığını, kayyımın genel kurulu şirket ortağı ...'nın başvurusu üzerine olağanüstü olarak gerçekleştirildiğini, genel kurula çağrının kayyım tarafından yapılmasında kanuni bir zorunluluk bulunmadığını, bahsi geçen işlemlerin hiç birinin kayyım tarafından yapılmadığını, genel kurulunun kayyım tarafından değil ortak ... tarafından talep edildiğini, pay sahibi olmayan tedbiren atana kayyımın oy kullanma ve diğer ortakları etkileme gibi bir durumunun olmadığını, davacının halen rakip bir firmada asgari ücretle çalıştığını bunun bile davanın kötü niyetli ve sistemi kitleme niyetiyle davanın açıldığını gösterdiğini, mahkemenin önceki verdiği karar ile çeliştiğini, şirketin yönetim boşluğu içerisine düştüğünü, kötü niyetli iş bu davanın reddi gerektiğini, belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:

Dava, genel kurul kararı iptali istemine ilişkindir.

İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.

Kural olarak bir ortağın genel kurul kararının iptali istemiyle dava açabilmesi için TTK'nın 446. maddesi uyarınca toplantıya katılarak olumsuz oy kullanması ve muhalefetinin tutanağa geçirmesi gerekir ise de, aynı yasanın 446/1-d maddesi gereğince kararın yerine getirilmesi davacının kişisel sorumluluğuna sebep olacağından, davacının genel kurul kararının iptali için dava açabileceği yani aktif husumet ehliyetinin bulunduğu yönündeki ilk derece mahkemesi gerekçesine Dairemizce de iştirak edilerek dosyanın esasının incelenmesine geçilmiştir.

Somut uyuşmazlıkta; Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024...Esas, 2024/...Karar sayılı dosyasında davacı ... tarafından davalı ... aleyhine, limited şirket müdürünün haklı sebeple müdürlükten azli istemiyle dava açıldığı, yapılan yargılamada ... tarihli ara karar ile ...'ın tedbiren yönetim kayyımı olarak atanmasına karar verildiği, ... tarihli ara karar ile ...'ın yönetim kayyımlığı görevine son verildiği, yapılan yargılamada neticeten davacının % 99 pay sahibi olduğu, davalının % 1 pay sahibi olduğu, TTK'nun 630/1. maddesi uyarınca davacının hisse oranı nazara alındığında genel kurulu toplayarak genel kurul kararı ile davalı şirket müdürünün görevini sona erdirmesinin mümkün olduğu, bu itibarla anılan yola başvurmaksızın doğrudan müdürlük görevinin kaldırılmasına ilişkin olarak dava açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği, iş bu karara karşı davacı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulduğu, Dairemizce yapılan inceleme sonucunda Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'ni 2024...Esas, 2024/...Karar sayılı dosyasında; ...'ın yönetim kayyımlığı görevine ... tarihli ara karar ile son verilmiş olup, bu karar ... tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmiştir. Dava konusu genel kurul için çağrı kayyım tarafından yapılmış, şubat 2025 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesinde ilan yapılmış, ... tarihinde davaya konu genel kurulun yapıldığı, %1 pay sahibi olan davacının genel kurula katılmadığı, genel kurul da davacının müdürlük görevine son verilerek, ortaklıktan çıkarılması ve sorumluluk davası açılması konusunda oy çokluğu ile karar alındığı anlaşılmıştır.

Her ne kadar ilk derece mahkemesince, yönetim kayyımının görevinin iptali istenen genel kurul kararlarının alındığı tarih itibariyle devam etmekte olduğu ve ortada usulsüz bir çağrı bulunmadığı kabulü ile, şirkete yönetim kayyımı olarak atanan kişinin görevinin gerekleri dışına çıkarak ve dahi yetkisinin kötüye kullanılarak işlem yaptığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yönetim kayyımının görevine son verilen ve taraflara bildirilen ... tarihi ara kararın taraflar için bağlayıcı ve geçerli olduğu, kararın verildiği tarihte kayyımın görevinin son bulduğu, kararın kesinleşmesi için itiraz süresinin dolması gerekmediği, Ticaret Sicil Gazetesinde yapılan ilanın 3. kişiler yönünden bağlayıcı olduğu anlaşıldığından, ilk derece mahkemesinin gerekçesine iştirak edilmemiştir.

Bununla birlikte, ... tarihinde yapılan genel kurula davalı şirkette %99 pay sahibi olan ...'nın asaleten katıldığı, kararların oy çokluğu ile alındığı, davacının pay oranı %1 olup, etki prensibi gereğince toplantıya katılıp oy kullanması halinde de karar sonucunun değişmeyeceğinin açık olduğu, toplantıda davalı şirkete ait 100 hisseden 99'unun temsil edildiği, kararın da toplantıda temsil edilen %99 hissenin olumlu oyuyla alındığı, alınan kararların kanun, esas sözleşme hükümleri veya dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmediği, bu durumda davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK'nın 353/(1)-b-2. maddesi uyarınca davalının istinaf itirazlarının kabulüne, mahkemece verilen kararın kaldırılarak davanın reddine ilişkin yeniden hüküm tesisine dair aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

I-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353-1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

II-KALDIRILAN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;

"1-DAVANIN REDDİNE,

2- Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL peşin harçtan alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5-Artan gider avansı bakiyesinin HMK.'nun 333. Maddesi gereği karar kesinleştiğinde talep beklenmeksizin yatıran tarafa iadesine," şeklinde HÜKÜM TESİSİNE,

III-Davalıdan alınan istinaf karar peşin harcının davalıya iadesine,

IV-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan 1.683,10-TL başvuru harcı, 430,00-TL dosya masrafı olmak üzere toplam 2.113,10-TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

V-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

VI-Gerekçeli kararın taraflara tebliği ile harç tahsil müzekkeresi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,

VII-Kararın kesinleştirme ve gider avansı ikmali/iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 01/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Şirket kuruluşu ve şirket işlemleri

Şirket kuruluşu, pay devri, sermaye artırımı, genel kurul ve tasfiye işlemlerinde SMMM ekibimize danışın.

Şirket kuruluşu hizmetimiz

Mesajınız SMMM ekibimize iletilir.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı