T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/916
KARAR NO : 2024/359
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 11/08/2022
KARAR TARİHİ : 28/03/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 16/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının ".......com" haksız bir şikayet de bulunarak haksız rekabet hükümlerini uymadığını bu nedenlerle; https://www.....com/......-gayrimenkul-...... projesi linkinin dava sonuna kadar tedbiren yayından kaldırılmasına, ilgili linke erişim engeli getirilmesine, müvekkili şirketin uğradığı zararlardan ötürü fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000 TL maddi ve manevi tazminatın davalı tarafça ödenmesine, haksız rekabetin meni ve refi taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında davalının hissedarı bulunduğu İstanbul İli, ...... İlçesi, ...... Ada, ..... Parsel üzerinde mesken niteliğinde inşaat yapılması adına ...... Gayrimenkul A.Ş. ile eser sözleşmesi tanzim edilmiştir. İş bu eser sözleşmesi 26/07/2019 tarihinde imza altına alındığını, ilgili Sözleşmenin 16. maddesine göre Sözleşmenin imza tarihinde yürürlüğe gireceği kararlaştırılmıştır. Sözleşmeye göre davacı, ortaya çıkacak taşınmazdan Güneydoğu-Güneybatı yönünde, brüt 118,5 m2 net 80 m2, 6. Katta bulunan ve 241 daire niteliğinde olan D Blok'ta mukim 48 numaralı daireyi davalıya Sözleşmenin 3.1. maddesine göre en geç 31.12.2019 tarihinde teslim etmesi gerektiğini, huzurdaki davanın açıldığı tarih itibariyle eser sözleşmesine konu daire hala davalıya teslim edilmediğini, davalı, sözleşmeden doğan borçlarını tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, davalının herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı, davalı tarafından yaşanan olumsuzlukların aktarıldığı "......com" uzantılı internet sitesinde yapılan paylaşımları haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle huzurdaki davayı ikame ettiğini, ancak en geç 31.12.2019 tarihinde davalıya teslim edilmesi gereken konutun 2023 yılı itibariyle neden teslim edilmediğine ilişkin herhangi bir açıklamada bulunulmadığını belirterek, öncelikle davacının taraf sıfatı bulunmadığından huzurdaki davanın usulden, aksi halde esastan reddini talep etmiştir.
Mahkememiz dosyasına SMM bilirkişisi ...... 'dan rapor aldırılmış, bilirkişi düzenlemiş olduğu 05/06/2023 tarihli raporda özetle; "Davacı tarafından dosya muhteviyatına sunulan belge, bilgi ve banka kayıtlarıyla dava dışı taraflardan alınan ve geri ödenen toplam tutarın 4.049.346,96 TL olduğu" belirtilmiştir.
Mahkememiz dosyasına SMM bilirkişisi ......, Gayrimenkul Değerleme Uzmanı ......, İnşaat Mühendisi ...... ve Haksız Rekabet Uzmanı Dr. ......'den rapor aldırılmış, bilirkişi düzenlemiş olduğu 22/02/2024 tarihli raporda özetle; "Dosya kapsamında davacının kötüleme teşkil ettiği iddia olunan beyanlarının olduğu ...... sitesi kayıtlarına rastlanmadığı, Kötüleme hususunun tespiti için iddia olunan beyanların bütünsel olarak değerlendirilmesi gerekeceğinden bu beyanların dosyaya ibraz edilmesinin gerekli olduğu, Ancak Sayın Mahkemece görevlendirme ara kararında davacının yabancı işçi çalıştırıp çalıştırmadığı, yağmur sebebiyle inşaat duvarlarının çöküp çökmediği, binaların yüksek fiyatlarla satılıp satılmadığı” hususlarının değerlendirilmesi görevi verilmiş olup bu kapsamda dosyada davacının yabancı işçi çalıştırdığına( Esenyurt Sosyal Güvenlik Merkezi'nin gönderdiği SGK kayıtlarından mülteci işçi çalıştırılıp çalıştırımadığı anlaşılamamıştır), yağmur sebebiyle inşaat duvarlarının çöktüğüne (davalı dilekçelerinde ekte görüntü sunduğunu belirtmiş ise de dosyada bu hususa ilişkin görüntülere rastlanmamıştır), binaların yüksek fiyatla yabancılara satıldığına lişkin bir delile rastlanmadığı, bununla birlikte davalının taşınmazının süresinde teslim edilmemesi, bu hususta davalının karşı tarafa dava açması, davalının sunduğu davalıdan taşınmaz satın alan üçüncü kişilerin şikayet var isimli siteye mağduriyetlerine ilişkin şikayetlerde bulunmaları dikkate alındığında davalının söylendiği iddia olunan beyanlarının ifade özgürlüğü kapsamında eleştiri sınırları içerisinde olduğunun Sayın Mahkemece kabulü halinde haksız rekabetin gerçekleşmeyeceği, davalının açıklamalarının ifade özgürlüğü kapsamında olmayıp eleştiri sınırlarını aşıp gereksiz yere incitici açıklama olduğunun Sayın Mahkemece kabulü halinde ise vaki açıklamaların TTK 55/1-a-1 anlamında kötüleme sayılacağı, Sayın Mahkemece haksız rekabetin gerçekleştiği kanaatine ulaşılması ihtimalinde; Davacı maddi tazminat talebinde bulunmuş davalının beyanlarından sonra sözleşme iptallerinin gerçekleşmesi iddiasıyla maddi tazminat talebinde bulunmuştur. Davacı tarafça dosyaya sunulan sözleşme fesihlerinin davalının beyanları sebebiyle olduğu fesih sözleşmelerinde belirtilmemiştir. Fesihlerin davalı beyanlarıyla yapıldığı hususunun ispata muhtaç olduğu, Somut olayın özelliği nedeniyle zarar miktarı net tespit edilemediğinden TBK 50 ve 51. maddelerinde yer alan ilkeler uyarınca uygun bir tazminatın Sayın Mahkemece takdir edilmesinin gerektiği, Yargıtay'ın yerleşik kararlarına göre, hâkimin haksız rekabet eylemi dolayısıyla manevi tazminata hükmedebilmesi için davacının iktisadi menfaati yönünden zararın veya tehlikenin ve kusurun mevcudiyetinin yeterli olduğu, davaya konu olayda da vaki haksız rekabet fiilinin gerçekleşmesi ihtimalinde davacının manevi tazminat talebi hususundaki Takdirin Sayın Mahkemeye ait olacağını" belirtilmiştir.
Dava haksız rekabete dayalı maddi manevi tazminat talebine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalının "......com" isimli platform üzerinden davacı aleyhine asılsız iddialarda bulunarak, davacı şirketin zararına hareket edip etmediği, bu durumun haksız rekabet teşkil edip etmediği, davalının bu iddialarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığı, davacının maddi manevi zarara uğrayıp uğramadığı konularında olduğu anlaşılmıştır.
TTK'nun 54. Maddesinde; haksız rekabete ilişkin bu kısım hükümlerinin amacının bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması olarak nitelendirilmiştir. Kanunun lafzına göre; dürüst davranma kuralı haksız rekabetin tanınmasında belirleyicidir. Hukuka uygun ve bozulmamış rekabet ortamında tüm katılanlar piyasanın tüm aktörlerinin dürüst davranış kuralına göre hareket edeceğine güvenir ve güvenmek hakkını haizdir. Yine kanun lafzına göre, hukuka uygun rekabet oyunun dürüstlük kurallarına, centilmenliğe uygun olarak oynandığı katışıksız, saf bir rekabettir. Bozulmamış rekabet ise güven duyulan, bir anlamda hilesiz demektir. Dürüstlük kuralını ihlal eden bu güvene aykırı hareket edilmiş olur ve bu da haksız rekabet oluşturur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 54/2. maddesinde rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır denilerek haksız rekabetin tanımı yapıldıktan sonra 55. maddede dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ve ticari uygulamalar tahdidi olmaksızın sayılmış, hukuki sorumluluk başlıklı 56. maddede de haksız rekabet nedeniyle açılabilecek çeşitli davalar ve yapılabilecek talepler gösterilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanun’un 56. maddesinde haksız rekabet halinde fiilin haksız olup olmadığının tesbiti, haksız rekabetin meni, haksız rekabet sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması ve diğer taleplerin yapılabileceği belirtilmiştir.
Buna göre haksız rekabetin oluşması için öncelikle haksız rekabet teşkil eden eylemlerin ve maddi vakıaların ispat edilmiş olması ve varlığının kanıtlanması gereklidir.
6102 Sayılı T.T.K nun 56/1-d maddesi uyarınca haksız rekabet eyleminde kusur varsa zarar ve ziyanın tazmini istenebilir hükmü uyarınca, mevcut olayımızda hükme esas alınan bilirkişi raporunda; dosya kapsamında davacının kötüleme teşkil ettiği iddia olunan beyanlarının olduğu şikayetvar sitesi kayıtlarına rastlanmadığı, davacıdan taşınmaz satın alan 3. kişilerin "......com" isimli siteye mağduriyetlerine ilişkin şikayetlerde bulunmaları dikkate alındığında davalının söylendiği iddia olunan beyanlarının ifade özgürlüğü kapsamında eleştiri sınırları içerisinde olduğunun bildirildiği, ispat yükünün davacıda olduğu tanık deliline de dayanılmadığı göz önüne alınarak davalının eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin ve davalının kusurunun ispatlanamadığı, davacının maddi ve manevi tazminat talebi koşullarının oluşmadığı kanaatine varılarak ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın maddi tazminat talebi yönünden reddine,
2-Davanın manevi tazminat talebi yönünden reddine,
3-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 427,60TL ilam harcından peşin alınan 1.707,75TL harcın mahsubu ile bakiye 1.280,15TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
6-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.28/03/2024
Katip ......
¸e-imzalıdır
Hakim ......
¸e-imzalıdır
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında e-imza ile imzalanmıştır.