T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Antalya 4.Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:17/03/2026
DAVANIN KONUSU:Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:09/07/2026
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili; müvekkilinin ... ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nden, 07.09.2007 tarihinde noter kanalıyla ve ortaklar kurulu kararıyla onaylanarak toplam 80.000 adet pay (%13 oranında) hisse devraldığını, bu devir işleminin Kemer 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı kararıyla hükme bağlandığını, hükmün Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07.02.2018 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile okunarak 30.04.2018 tarihinde kesinleştiğini, tescil ve ilan işlemlerinin hisse devrinin geçerliliğini değil, üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilirliğini sağladığını, bu nedenle tescil ve ilan yönünden ayrı bir dava açılması gerektiği ifade edildiğinden bu davayı açmak zorunda kaldıklarını, yapılması gereken işlemin yalnızca ilamın idarece tescil ve ilanla infazına yönelik usuli bir işlem olduğunu, bu nedenle tescile elverişli ve kesinleşmiş olan mahkeme kararı uyarınca şirket pay devrinin Ticaret Siciline ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanına karar verilmesi gerektiğini, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün bu kararı uygulamamasının Anayasa'ya aykırılık teşkil ettiğini belirterek Kemer 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı onama ilamı ile kesinleşmiş mahkeme kararının, Antalya Ticaret Sicili Müdürlüğü nezdinde tesciline ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanına, yargılama giderleri ve vekalet ücreti alacağının davalı idareye yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece; "... eldeki davanın şirket adına açılması gerektiği, davacının kendi adına davayı açtığı görülmekle, tescil ve ilan isteme hakkı bulunmayan davacı yönünden aktif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi'nin eldeki davayı limited şirkette pay devrine ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararının Antalya Ticaret Sicili Müdürlüğü nezdinde tescili ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilanı istemi olarak tanımladığını buna rağmen davayı aktif husumet dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddettiğini, bu yaklaşımın, dosyanın maddi vakıa örgüsüyle önceki kesin hüküm silsilesiyle, ticaret sicili başvuru sürecinin resmi belgeleriyle ve şirketler hukuku bakımından uyuşmazlığın gerçek karakteriyle bağdaşmadığını, davacının şirket dışından ve uyuşmazlıkla ilgisiz üçüncü bir kişi olmadığını, davacının Kemer 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı hükmü ile davalılar ... ve ...'a ait 40.000'er payın 07/09/2007 tarihinden itibaren kendisine ait olduğunun hükmen tespit edildiğini, pay sahibi olduğunu, anılan hükmün Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiğini, uyuşmazlığın yanlış hukuki nitelendirmeye tabi tutulmuş olduğunu, Kemer 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı ilamında yalnızca pay sahipliğinin tespiti ile yetinilmediğini, ayrıca davacı tarafın tescil ve ilan talebi hakkında şirket ve Ticaret Sicil Memurluğu aleyhine dava açmakta muhtariyetine karar verildiğini, davacının TTK'nın 28. maddesi anlamında "ilgili" sıfatına haiz olduğunu, kanunun tescil isteminin yalnız şirket tüzel kişiliğine özgülendiğini, 6102 sayılı TTK'nın 28. maddesi uyarınca tescil isteminin ilgililer, temsilcileri veya hukuki halefleri tarafından yapılacağını, kanun koyucunun burada yalnız şirket tüzel kişiliğini değil, tescilden doğrudan etkilenen ve tescil sonucunda hukuki menfaati bulunan kişileri kapsayan geniş bir kavram kullandığını, davacı bakımından bu "ilgili" sıfatının tartışmasız olduğunu, çünkü pay sahipliğinin kesin hükümle sabit olduğunu, sicile yansımayan hakkın doğrudan davacının ortaklık haklarını etkilediğini, davacının 02/07/2018 tarihinde bizzat sicil müdürlüğüne başvurduğunu, başvuru işleminin alındığını ve yazılı cevap verildiğini, mahkemenin "ilgili" kavramını fiilen yalnız şirket organlarına indirgeyen yorumunun TTK'nın 28. maddesinin lafzını ve amacını aşırı daraltan, dosya somutuna aykırı bir yorum olduğunu, TTK'nın 28/2. maddesi ve Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 22/4. maddesi uyarınca bir hususun tescilini istemeye birden çok kimse zorunlu ve yetkili ise, aksine hüküm bulunmadıkça bunlardan birinin talebi üzerine yapılan tescilin tümü tarafından istenmiş sayılacağını, İlk Derece Mahkemesi'nin ise tam aksine, tescil istemini fiilen yalnız şirket tüzel kişiliğine özgülediğini, tescili istenen pay devrinin zaten şirket ve pay devrini gerçekleştiren şirket müdürü / şirket yapısı tarafından sicile taşınmadığı için önceki davaya konu olduğunu, davacının bu nedenle kesin hüküm elde etmenin zorunda kaldığını, davanın tam anlamıyla bir tescil ve ilan davası olduğunu, işbu davanın şirkete karşı açılmış yeni bir tespit davası olmadığını, ret işlemini ve ret gerekçesini yargısal denetime taşıyan bir tescil ve ilan davası olduğunu, davacı vekili tarafından 02/07/2018 tarihinde Antalya Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne başvuru yapıldığını, bu başvurunun 18/07/2018 tarihinde kayda alındığını, müdürlüğün 24/07/2018 tarih ve .....sayılı yazı ile cevap verdiğini, bu yazıda müdürlüğün başvuruyu kabul ettiğini, şirket kayıtlarını incelediğini, ilamı değerlendirdiğini, ilamda tescil ve ilan hakkında hüküm kurulmadığı gerekçesiyle tescilin gerçekleştirilemeyeceğini bildirdiğini, buna karşılık ilan ücreti ödenmesi halinde kararın Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'ne gönderilebileceğini açıkça ifade ettiğini, müdürlüğün 2018 yılında davacıyı başvuru yapmaya ehil olmayan kişi olarak görmediğini, başvuruyu kabul ettiğini, incelediğini ve esastan cevap verdiğini, sicil müdürlüğünün 2018 tarihli cevabının özünün, hükümde açıkça "tescil ve ilan" ibaresinin yer almadığı için tescilin gerçekleştirilemeyeceği yönünde olduğunu, oysa Kemer 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ilamı ile pay sahipliğinin hükmen tespit edildiğini, pay devrinin geçerliliğinin kesinleştiğini, pay defterine kayıt şartının gerçekleştiğinin kabul edildiğini, tescil ve ilan safhası için ayrıca dava yolunun açık olduğunun kabul edildiğini, İlk Derece Mahkemesi'nin geçici tescil dahil tamamlayıcı araçların uygulanabilirliğini değerlendirmek zorunda olduğunu, TTK'nın 33. maddesi ve Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 36. maddesinde tescilli zorunlu olduğu halde başvurulmayan hususların öğrenilmesi halinde sicil müdürlüğünün ilgilileri başvuruya davet edeceğini, yükümlülük yerine getirilmezse durumun Asliye Ticaret Mahkemesi'ne taşınacağını, mahkemenin tescile hükmetmesi halinde olgunun re'sen tescil edileceğinin düzenlendiğini, mahkemenin şirketin 17/09/2015 tarihi itibariyle iflasına karar verildiğini gerekçesine aldığını, ancak bu olgunun neden davacının dava hakkını ortadan kaldırdığı, neden davanın aktif husumet yokluğundan reddini zorunlu kıldığının açıklanmadığını, iflas olgusunun davacı aleyhine otomatik sonuç doğuran bir veri gibi kullanılmasının isabetsiz olduğunu, iflasın somut olayda tescil ve ilan talebinin neden doğrudan yargısal korumaya ihtiyaç duyduğunu gösteren güçlendirici bir vakıa olduğunu, oysa anılan emsalde tartışılan hukuki tipin, şirketin yönetim kurulu üyeliğinden istifa ve temsil yetkisinin sona ermesinin sicile yansıtılması ekseninde olduğunu, somut olayın ise kesin hükümle tespit edilmiş limited şirket pay devrinin ticaret siciline ve ilana yansıtılması meselesi olduğunu, somut olayda, kesinleşmiş ilamla sabit hale gelen pay sahipliği sonucunun sicile taşınmamasına yol açan pasifliğin, sonradan davacı aleyhine mutlak usul engeli olarak yorumlanmasının TMK'nın 2. maddesi ile bağdaşmadığını, yükümlünün işlem yapmamasının hak sahibinin yargısal korunmasını ortadan kaldıran bir bariyere dönüştürülemeyeceğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, limited şirket hisse devrinin Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde tescil ve ilanı istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın aktif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
6102 sayılı TTK'nın 595. maddesi "Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. Ayrıca devir sözleşmesinde, ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri, rekabet yasağı ağırlaştırılmış veya tüm ortakları kapsayacak biçimde genişletilmiş ise, bu husus önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları ile sözleşme cezasına ilişkin koşullara da belirtilir. Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş ise esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayı şarttır. Devir bu onayla geçerli olur. Şirket sözleşmesinde başka türlü düzenlenmemişse, ortaklar genel kurulu sebep göstermeksizin onayı reddedebilir. Başvurudan itibaren üç ay içinde genel kurul reddetmediği takdirde onayı vermiş sayılır. ..." hükmünü içermektedir.
6102 sayılı TTK’nın 598. maddesi gereğince, esas sermaye paylarının geçişlerinin tescil edilmesi için şirket müdürleri tarafından ticaret siciline başvurulacağı, başvurunun 30 gün içinde yapılmaması halinde ise ayrılan ortağın bu payla ilgili olarak kendi adının silinmesi için ticaret siciline başvurabileceği düzenlemesi yer almaktadır.
Yine Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 103. maddesinin ikinci fıkrasında esas sermaye paylarının geçişinin tescili için şirket müdürlerinin süresi içinde ilgili müdürlüğe başvuruda bulunmaması halinde ayrılan ortağın, esas sermaye payının devrine ilişkin noter onaylı devir sözleşmesini ibraz etmek kaydıyla bu paylarla ilgili olarak adının sicilden silinmesini isteyebileceği düzenlenmektedir.
HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenler, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, HMK'nın 355/1. maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken kamu düzenine aykırılığın bulunmadığı, Kemer 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı kararı ile davacı ... tarafından davalılar ..., ..., ... ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi ve Ticaret Sicil Memurluğu aleyhine açmış olduğu tespit davasında; davacının, davalılar ..., ..., ... ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi yönünden davasının kabulü ile davalı şirkette ... ve ...'e ait 40.000'er payın 07/09/2007 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere davacıya ait olduğunun tespitine karar verildiği, verilen kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07.02.2018 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, işbu kararda davacının tescil ve ilan talebi hakkında Ticaret Sicil Memurluğu aleyhine dava açmakta muhtariyetine karar verildiği, öncesinde Mahkemenin ... Esas ... Karar sayılı ilamını inceleyen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05.05.2014 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamında "pay devirlerinde pay devrinin geçerliliğinin ticaret sicilinde tescil ve ilanının geçerlilik koşulu olmadığı ve 6762 sayılı yasanın 515. maddesi uyarınca yapılması gereken tescil ve ilan talebinin ancak şirket adına ve Ticaret Sicil Memurluğu aleyhine açılacak bir davada inceleneceğinin nazara alınması" gerekçesine yer verildiği, dava dışı şirkete 2008 yılından itibaen 10 yıl süreyle ...'ün müdür olarak atandığı Kemer Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı dosyası ile şirket hakkında iflas erteleme kararı verildiği ve şirket yönetim kurulu yetkilerinin kayyum heyetine devrine karar verildiği anlaşılmakla pay devrinin ticaret siciline tescili, devredenin ve üçüncü kişinin korunması yönünden gerekli görülmüş olup, söz konusu tescilin de kurucu değil açıklayıcı nitelikte olduğu ve pay devir işleminin tescil ve ilanı için ticaret siciline başvurabilecek kişilerin TTK'nın 598. ve Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 103/2. maddesine göre davalı şirket müdürleri / yetkilileri ve payı devreden ortak olup, davacıya ait pay tespitine ilişkin verilen kesinleşmiş mahkeme kararı bulunsa da yine Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 26. maddesi gereği başvuru şartının arandığı, sicile başvuracak kişilerin de ilgili şirket müdürü / yetkilileri olduğu anlaşılmakla, davacının işbu davayı açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmış olmakla; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli harç peşin alındığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde başvurulmak suretiyle Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 09/07/2026
...