T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/1102 Esas - 2026/646
T.C.
Ankara Batı
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO : 2025/1102
KARAR NO: 2026/646
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/11/2025
KARAR TARİHİ : 10/09/2026
K. YAZIM TARİHİ : 21/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili ......Makina ve Sanayi A. Ş. bünyesinde 06.06.2022-09.10.2025 tarihleri arasında montaj personeli olarak çalışan davalı ....'nın, iş sözleşmesinde yer alan rekabet etmeme yasağına aykırı şekilde istifasının hemen ardından savunma sanayi alanında faaliyet gösteren rakip firma ........Otomotiv Sanayi ve Ticaret A. Ş. 'de işe başladığını, davalının görev süresince üretim ve montaj prosedürleri, teknik dokümantasyon, tedarik zinciri bilgileri, test süreçleri ve prototip çalışmaları gibi stratejik ve ticari sır niteliğindeki bilgilere vakıf olduğunu, bu durumun 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 444. maddesi kapsamında korunan rekabet yasağı hükümlerini ihlal ettiğini, davalının rakip firmada çalışmasının müvekkili şirket açısından telafisi imkansız zararlar doğurma riski taşıdığını, Yargıtay içtihatları uyarınca fiili bir zarar gerçekleşmese dahi zarar verme ihtimalinin rekabet yasağının ihlali için yeterli görüldüğünü, taraflar arasındaki belirli süreli iş sözleşmesinin 7. maddesinde düzenlenen rekabet ve sır saklama yükümlülüğünün açıkça çiğnendiğini, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararı uyarınca görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğunu, davalının yerleşim yerinin Ankara olması sebebiyle mahkemenin yetkili kılındığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL tutarındaki tazminatın ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; sözleşmedeki rekabet yasağı hükmünün somut olaya uygulanmasının olanaksız olduğunu, sözleşmede coğrafi alan sınırlaması bulunmadığını ve bu durumun Anayasa'nın 48. maddesindeki çalışma hürriyetine aykırılık oluşturduğunu, davalının basit bir montaj işçisi olup ticari sırları öğrenmesinin mümkün olmadığını, sözleşmedeki cezai şartın sadece işçi aleyhine düzenlendiğini ve TBK'nın 420/1. maddesi uyarınca geçersiz olduğunu, davacının herhangi bir zararının oluşmadığını ve bu zararı ispatlaması gerektiğini, davalı ile ..... Otomotiv Sanayi ve Ticaret A. Ş. 'nin farklı alanlarda faaliyet gösterdiğini, davalının yeni iş yerinde farklı bir birimde görev aldığını, davacının belirsiz alacak davası açma şartlarının oluşmadığını, talep edilen ticari avans faizinin hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER :
Ticaret sicil kayıtları, davalıya ait SGK kayıtları, dava dışı ..... Otomotiv Sanayi ve Tic. A.Ş'nin 22/04/2026 tarihli cevabi yazısı, 12/07/2026 tarihli bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE :
Dava, TBK'nın 444-447 maddeleri gereğince davalı eski işçinin rekabet yasağına aykırı davranışları nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemi ile rekabetten men talebine ilişkindir.
Rekabet yasağına ilişkin olarak somut olaya uygulanması gereken 6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi, "Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.” hükmünü içermektedir. Görüldüğü üzere, Türk Borçlar Kanunu'nun 444/2. maddesi uyarınca rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olacaktır.
Taraflar arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesindeki rekabet yasağının ihlali için öngörülen ceza koşulu ise, borçulun alacaklıya karşı mevcut bir borcu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi halinde ödemeyi üstlendiği, hukuki işlem ile belirlenmiş ekonomik değeri olan geciktirici koşul niteliğinde bir edimdir (Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2023, s.1335) TBK'nın 182. maddesinde, tarafların cezanın miktarını serbestçe belirleyebileceği düzenlenmiştir.
Mahkememizce dosya Rekabet Uzmanı bilirkişiye tevdi edilerek rapor tanzimi istenmiştir.
Dosyaya kazandırılan 12/07/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Davacı ile Davalı taraflar arasında 6.6.2022 tarihli Belirsiz Süreli İş Sözleşmesinde Davalı üzerine getirilen bir rekabet yasağı düzenlemesinin bulunduğu, söz konusu rekabet yasağı kapsamında getirilen yükümlülüklerin süre, konu ve coğrafya itibarıyla orantılılık kriterlerini taşımadığı, Davalı .....'nın Davacı işveren ...... Makina ve Sanayi A.Ş.den ayrıldıktan sonra çalışmaya başladığı .... Otomotiv A.Ş.nin, Davacı ile belirli ürün segmentlerinde rakip teşebbüsler oldukları, bununla birlikte Davalının, Nurol Makina bünyesinde çalıştığı dönemde rekabet yasağını haklı kılacak nitelikte ticari sır, üretim sırrı veya özel teknik bilgiye eriştiği ve bu bilgileri rakip işletme bünyesinde kullanma imkânına sahip olduğu hususlarının somut delillerle ortaya konulamadığı, bu nedenle mevcut dosya kapsamı itibarıyla Davalının yalnızca BMC bünyesinde çalışmaya başlamış olmasından hareketle rekabet etmeme yükümlülüğünü ihlal ettiğinin kabulü için yeterli somut ve kişiselleştirilmiş, teknik, iktisadi ve işletmesel verinin bulunmadığı..." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Dosyaya kazandırılan davalıya ait hizmet döküm kayıtlarının incelenmesinde; davalının davacı şirket bünyesindeki çalışmasının 06.06.2022-09.10.2025 tarihleri arasında olduğu, bu firmadan ayrıldıktan sonra 20/10/2025 tarihinde .......Powermotor ve Kontrol Teknolojileri A.Ş' de işe başladığı anlaşılmaktadır.
Davalıya ilişkin 26.04.1996 tarihli ve 4027 sayılı Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayımlanan “statü tadili”nde “3763 sayılı Kanunun 2. bendi saklı kalmak ve ilgili makamlardan izin almak şartı ile her türlü savaş araç, gereç, mühimmat ve silah tasarımı, imalatı ve ticareti ile iştigal etmek bunlar ile ilgili araştırma ve geliştirme faaliyetinde bulunmak” şirketin faaliyetleri arasında sayılmıştır.
06.04.2017 tarihli ve 9300 sayılı Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayımlanan dava dışı BMC Power
Motor’un tescilinde ise savunma sanayiine yönelik bir faaliyete yer verilmemiştir. Dosyada .....
Otomotiv hakkında ise Ticaret Sicili Gazetesi ve bu şirketin faaliyet alanına ilişkin bilgi bulunmamaktadır.
Diğer yandan, dava dışı .... Otomotiv’in 30.04.2026 tarihinde ulaşılan Web sayfasında bu şirketin savunma sanayiine yönelik zırhlı ve diğer araçları ürettiği görülmektedir. Aynı şekilde
Davalı da zırhlı araç üretimi yapmaktadır. Dolayısıyla Davacı şirket ile ..... Otomotiv’in aynı ilgili pazarda faaliyet gösteren rakip firmalar olduğu; ..... Power Motor’un ise bu pazarda faaliyet göstermediği anlaşılmaktadır.
Dosyadaki mevcut bilgilerden Davalının, Davacı şirketten ayrılmasının hemen ardından farklı pazarda faaliyet gösteren .... Power Motor’da işe girdiği, ancak, akabinde rekabet yasağının devam ettiği yıl içerisinde davacı ile aynı pazardaki ..... Otomotiv’de çalışmaya başladığı görülmektedir.
Diğer taraftan, TBK m. 444/II’de “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.” hükmü yer almaktadır. Buna göre, rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin kurulmasında işverenin korunmaya değer haklı bir menfaatinin söz konusu olabilmesi için, öncelikle işçinin işverenin üretim sırları, yaptığı işler ve müşteri çevresi hakkında bilgi edinme olanağının bulunması gerekir.
Dava konusuyla ilgili ele alınması gereken temel husus, işçi üzerine getirilen rekabet yasağı düzenlemesinin ihlal edilip edilmediğinin değerlendirilmesidir. Davalı, Davacı nezdindeki işinden 09.10.2025 tarihinde istifa ile ayrılmış; ayrıldıktan hemen sonra SGK kayıtlarına göre 20.10.2025 tarihinde .... Motor ve Kontrol Teknolojileri A.Ş. unvanlı şirkette tekrar çalışmaya başlamış; 09.11.2025 tarihinde de grup şirketlerden ...... Otomotiv San. Ve Tic.A.Ş bünyesine geçmiştir.
Davalı, davacı şirket nezdinde montaj hattında boya elamanı olarak çalışmıştır. “Boyacı”nın işinin doğası gereği herhangi bir şekilde Davacının müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davacının da boyacı ünvanına yönelik böyle bir iddiası yoktur. Öte yandan, “Makine Montajcısı”nın da işinin tanımı gereği üretimin montaja ilişkin bölümünde çalıştığı, dolayısıyla başka işçiler/makineler tarafından üretilmiş parçaların birleştirilmesi işini yaptığından daha önceki süreci bilmesi, özellikle savunma sanayi gibi gizliliğin ön planda olduğu bir sektörde mümkün görünmemektedir. Bağlantılı olarak, dosyada bulunan bilgiler çerçevesinde, Davalının; zırhlı araç üretimi hususunda eğitimi ve tecrübesi olmadığı ve yalnızca ürünlerin verilen şema üzerinden montajı işini yaptığı dikkate alınırsa, bir ürünün montaj şemasından yola çıkarak yeni işe girdiği rakip firmada zaten üretilen parçaların teknik vs. olarak değiştirilmesini veya yeni bir ürün üretilmesini sağlamasının söz konusu olamayacağı düşünülmektedir. Ayrıca Davacının, Davalının yaptığı işin niteliği konusunda farklı iddiaları bulunmakla birlikte, dosya içeriğinde söz konusu iddiaları destekleyen herhangi bir bilgi ve belge bulunmaması nedeniyle Davacının bu iddiaları soyut kalmıştır. Dolayısıyla, dosya kapsamında
Davalı işçinin işle ilgili mahrem ve sır niteliğinde bilgilere vakıf olduğu somut olarak ortaya konulmamıştır. Diğer bir ifadeyle Davacı tarafından Davalı işçinin hangi ticarî sırlara vakıf olmak suretiyle takiben işe başladığı dava dışı şirketin menfaatine yarar sağladığı/sağlayacağı ispat edilmemiştir.
Öte yandan, rekabet yasağı; işçinin iş gördüğü sırada öğrendiği, özellikle üretim ve iş sırları gibi bilgileri kendi yararına kullanmasına ilişkindir. Dosyada Davalının, Davacı şirkette çalıştığı dönemde bu şirketin yaptığı işe ilişkin herhangi bir eğitim aldığına veya işi öğrenmesi için bir girişim olduğuna yönelik bir bilgi ve/veya belge bulunmamaktadır. Ayrıca, Davacının da dava dilekçesinde bu konuda iddiası veya açıklaması bulunmamaktadır.
Bu çerçevede, mevcut bilgiler dâhilinde, taraflar arasındaki hizmet ilişkisinin işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlamadığı kanatine varılmıştır.
Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve tarafların ve mahkememizin denetimine açık, hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu dikkate alınarak;
Davalının, özellikle davacı nezdinde çalıştığı süre ve yaptığı görev gözetildiğinde, davacı şirkete ait sır niteliğinde sayılabilecek bilgilere ulaşabilecek konumda olmadığı, davacının müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanına sahip olduğunun ispat edilemediği anlaşılmış olup, davalının sır saklama yükümlülüğünü de ihlal ettiği iddiasının ispatına yönelik delil sunulmadığından, diğer bir deyişle davalının, davacının iş sırlarını kullandığı ya da başka kişilere kullandırttığı somut olarak ispat edilemediğinden, aksi düşünecede dahi söz konusu rekabet yasağı kapsamında getirilen yükümlülüklerin süre, konu ve coğrafya itibarıyla orantılılık kriterlerini taşımadığı söz konusu iddia bakımından davanın ispat edilemediğinin kabulü ile davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 4.600,00 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
4-Davalının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 10/09/2026
Katip ... e-imza Hakim .... e-imza